KAMUOYUNA VE DHMİ ÜYELERİMİZE DUYURU
KOR SAV adlı sendikamsı yapının DHMİ Ulusal Güvenlik Şirketi bünyesinde 7/24 özveri ile ülkemizin hava sahasına en önemli katkıyı veren üyelerimiz özel güvenlik meslektaşlarımızın toplu iş sözleşmesi hakkına, hukuku eğip bükerek işçilerin özgür iradesiyle ortaya koyduğu sendikal tercihe, toplu iş sözleşmesi hakkına yaptıkları itiraz asla ve asla masum değildir.
Açılan bu yetkiye itiraz davası, hukuki bir gereklilikten değil; kaybetmenin yarattığı hazımsızlığın ve sahada karşılık bulamamanın doğurduğu başarısızlık duygusunun bir sonucudur.
22 Ocak 2015 tarihli ve yürürlükte bulunan Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik son derece açıktır. Yönetmeliğin 4’üncü maddesinin ikinci fıkrası; personel çalıştırılmas��na dayalı hizmet alımlarında her bir ihale sözleşmesinin ayrı bir işyeri sayılacağını ve yetki tespitlerinin işyeri düzeyinde yapılacağını açık ve tartışmasız biçimde hüküm altına almıştır.
Buna rağmen dava dilekçesinde, sanki söz konusu yetki tespiti şirketin Türkiye genelindeki tüm işyerlerini ve tüm personelini kapsıyormuş gibi, hukuki ve fiilî gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmayan hayali rakamlar üzerinden bir çoğunluk hesabı yapılmaya çalışılmıştır. Bu yaklaşım; basit bir yorum farkı değil, bilinçli ve kasıtlı bir gerçeği çarpıtma girişimidir. Açıkça görülmektedir ki bu dava, maddi gerçeği ortaya koymak için değil; yetki sürecini uzatmak, toplu iş sözleşmesini bilerek geciktirmek ve işçileri belirsizlik içinde tutarak yıldırmak amacıyla açılmıştır.
Özel güvenlik görevlilerinin birleştirici gücü ve iradesi olan Güvenlik-İş Sendikamız bu zamana kadar hiçbir sendikaya karşı ne olursa olsun yetki tespitine itiraz yapmamıştır, çünkü bizim işimiz de gücümüz de özel güvenlik görevlisi meslektaşlarımızdır.
Kamuoyunun ve emekçilerin şu gerçeği net biçimde görmesi gerekir: Bağımsız ve etkisiz, tek bir işyerinde dahi anlamlı ve sürdürülebilir bir temsiliyet ortaya koyamayan, saha da ve sanal dünyada her türlü rezilliği yapan KOR-SAV Sendikası, sahada işçinin karşısına çıkamadığı için şimdi masa başında hukuki boşluk aramaktadır.
Bu tutum sendikal rekabet değildir; işçilerin açık iradesini cezalandırma, kazanılmış yetkiyi itibarsızlaştırma ve işçiye “tercihinin bedelini ödetme” girişimidir. İşçilerin üyeliğiyle ve kararlı duruşuyla kazanılmış bir yetkiyi dava dosyalarıyla gasp etmeye çalışmak, sendikal mücadele değil; irade inkârıdır.
Mevcut sendikamsı yapının yetki sürecinde sendikamız yöneticilerine, şirket ve DHMİ yöneticilerine yaptıkları ahlaksızca çirkinliklerden, yalan ve iftiraların bu yapının kaynağı olarak tespit edildiklerinden dolayı hukuk önünde hesap vermeleri yargı sürecinde başlamış bulunmaktadır.
Bu noktada bir hususun özellikle altını çizmek isteriz:
Bu tür oyalama, sürüncemede bırakma ve istismar girişimlerinin önüne geçilmesi için, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde yetki tespit komisyonunun ivedilikle hayata geçirilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Şeffaf, denetlenebilir ve hızlı işleyen bir mekanizma kurulmadığı sürece; işçilerin iradesi dava süreçleriyle rehin alınmaya, toplu pazarlık hakları bilinçli şekilde geciktirilmeye devam edilecektir.
Bizim durduğumuz yer nettir:
Bu mücadelede tarafımız hukuktur, dayanağımız mevzuattır, gücümüz ise işçilerin özgür iradesidir. Oyalama davalarıyla, çarpıtılmış rakamlarla ve temsiliyetten uzak iddialarla bu gerçek değiştirilemez.
Hayat şartlarının ve alım gücünün zor olduğu bir dönemde DHMİ’de çalışan üyelerimizin toplu iş sözleşmesi ile alacağı ücrete göz koyanları ve süreci bilerek uzatanları tarihte, özel güvenlik görevlileri de affetmeyecektir.
Malum sendikamsı yapının, özel güvenlik görevlileri tarafından da hak ettiği cezayı her alanda alacağından şüphemiz yoktur…
Sendikal mücadele; masa başında değil, sahada kazanılır.
İrade burada.
Hukuk burada.
İşçi burada..
https://t.co/1CQS6ixdvV
“Özel Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme Çalıştayı” İzmir’de Gerçekleşti
Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı tarafından düzenlenen “Özel Güvenlik Hizmetlerini Geliştirme Çalıştayı”, 10-14 Kasım 2025 tarihleri arasında İzmir’de başladı.
Çalıştaya, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Güvenlik Denetleme Başkanı Sn. Suat Çelik, Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanımız Ömer ÇAĞIRICI, TOBB Özel Güvenlik Hizmetleri Meclis Başkanı Sn. Serdar Gökhan Arıkan, Güvenlik Servisleri Organizasyon Derneği (GÜSOD) Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Turgay Şahan, ÖGED Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Dilek Oran, Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı yöneticileri ve müdürleri, özel güvenlik eğitim kurumlarının temsilcileri, özel güvenlik şirketleri, sektör paydaşları ve özel güvenlik görevlileri katıldı.
Programın açılış konuşmasını EGM Özel Güvenlik Denetleme Başkanı Suat Çelik gerçekleştirdi. 2025 yılına ait faaliyetlere ilişkin sunumlar yapılarak özel güvenlik hizmetlerinin mevcut durumu değerlendirildi. Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığı, Özel Güvenlik Denetleme Şube Müdürlüğü, Özel Güvenlik Eğitim Şube Müdürlüğü, Özel Güvenlik Şube Müdür Yardımcılığı tarafından özel güvenlik sektörü ile ilgili bilgilendirme ve sunum gerçekleşti. Ayrıca ÖZGE Projesi ile ilgili katılımcılara bilgilendirme yapıldı. Çalıştayın ikinci gününde ise, özel güvenlik görevlileri ve özel güvenlik sektörün genel yapısına ilişkin bir panel gerçekleştirildi. Panelde, özel güvenlik mesleğinin gelişimi, çalışma koşulları, eğitim süreçleri ve sektörün geleceğine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.
Güvenlik-İş Sendikası olarak, özel güvenlik hizmetlerinin daha etkin, nitelikli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için özel güvenlik sektörünün tüm paydaşlarıyla ortak çalışmalar yürütmeye devam edeceğiz.
👇👇👇
https://t.co/HDfePfQHdm
@EGMozelguvenlik@EmniyetGM
Havacılık Güvenliğinde TPSS Sınavı Hakkında Önemli Kazanım: Sınava Giriş Hakkı Artık Sınırsız! | Güvenlik ve Savunma İşçileri Sendikası https://t.co/JoV96jrDyF
Havacılık Güvenliğinde TPSS Sınavı Hakkında Önemli Kazanım: Sınava Giriş Hakkı Artık Sınırsız!
Türkiye genelindeki havalimanlarında görev yapan özel güvenlik görevlilerinin mesleki yeterlilik süreçlerinde büyük önem taşıyan TPSS (Tarayıcı Personel Sertifikasyon Sınavı) uygulamasında kritik bir değişiklik daha sendikamızın yoğun çalışmaları sonucunda hayata geçti.
Bilindiği üzere mevcut uygulamada, TPSS’de 5 kez sınavdan kalan özel güvenlik görevlilerinin tekrar sınava girememesi ve buna bağlı olarak iş akitlerinin feshedilmesi riski ortaya çıkmaktaydı. Bu durum, çalışanlarımızın geleceğini doğrudan etkileyen ve telafisi güç sonuçlara yol açabilecek nitelikteydi.
Uzun Süren Girişimlerimiz Sonuç Verdi!
Güvenlik-İş Sendikası olarak üyelerimizin hak ve geleceğini tehdit eden bu uygulamanın değiştirilmesi için uzun süredir kapsamlı bir çalışma yürüttük.
Bu süreçte:
• SHGM nezdinde yoğun bürokratik temaslar kuruldu,
• Sahadan gelen şikayetler ve risk analizleri raporlaştırılarak ilgili makamlara sunuldu,
• Çözüm süreci sürekli olarak takip edildi ve ısrarla gündemde tutuldu.
Tüm bu çabaların sonucunda Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, TPSS’de 5 sınavdan kalanların yeniden sınava girememesi uygulamasını kaldırarak, sistemde çok önemli bir düzenlemeye imza attı.
Yeni Düzenleme: Sınava Giriş Hakkı Sınırsız!
Alınan karar doğrultusunda artık:
• TPSS’ye giriş hakkı sınırsızdır.
• Üyelerimiz tekrar sınava girememe nedeniyle iş akdi feshi riski ile karşı karşıya kalmayacaktır.
• Havalimanlarında çalışan özel g��venlik görevlilerinin mesleki sürekliliği güvence altına alınmıştır.
Bu değişiklik, tüm havalimanlarında görev yapan özel güvenlik görevlileri için büyük bir fırsat ve önemli bir sendikal kazanım niteliği taşımaktadır.
Üyelerimizin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz!
Güvenlik-İş Sendikası olarak, çalışanlarımızın haklarını korumak amacıyla yürüttüğümüz kararlı mücadelemizin somut bir sonucu olan bu düzenlemenin üyelerimize güç ve güven vereceğine inanıyoruz.
Yeni dönemde yapılacak TPSS’ye girecek tüm meslektaşlarımıza şimdiden başarılar diliyoruz.
Bu süreçte katkı sunan DHMİ Genel Müdürlüğü yetkililerine ve çözüm iradesi ortaya koyan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yetkililerine teşekkür ederiz.
👇👇👇
https://t.co/6ZGsfKyjHE
#DHMİ #SHGM #TPSS #havacılıkgüvenliği #GüvenlikİşSendikası
TÜRK-İŞ BAŞKANLAR KURULU TOPLANDI
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, 4 Kasım 2025 Salı günü Konfederasyon Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantıya TÜRK-İŞ'e bağlı Sendika Genel Başkanları ile Güvenlik-İş Sendikası Genel Başkanımız Ömer Çağırıcı katılım sağladı.
Toplantıda asgari ücret ve vergi başta olmak üzere çalışma hayatının güncel sorunları görüşüldü.
Toplantının ardından Genel Başkan Ergün Atalay, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
ATALAY: “Yönetmelik değişmezse biz aynı noktadayız. Biz katılmıyoruz. Ama asgari ücretlilerin problemini, sorunlarını her gün söylemeye devam ederiz. Bir an evvel yönetmelik değişirse gene Başkanlar Kurulunu toplarız. Kurulun alacağı karara göre hareket ederiz.”
Atalay'ın açıklamasının tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu Bildirisi:
4 Kasım 2025 Salı, Ankara
Konfederasyonumuz yapılan değerlendirmeler sonrasında aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulmasına karar vermiştir:
1. Konfederasyonumuz, Asgari Ücret Tespit Komisyonunda 1974 yılından bu yana “bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşu” olarak görev yapmaktadır. Komisyonda kararlar ağırlıklı olarak işveren ve hükümet kesimi temsilcileri tarafından alınmakta, işçi kesimi çoğu zaman alınan kararlara muhalefet şerhi koymak durumunda kalmaktadır. 2000 yılından bu yana geçen 24 yılda alınan 29 karardan yalnızca 6’sı oybirliği ile alınmıştır. İşçi kesimi hükümetle sadece 2 kez birlikte oy kullanmış, asgari ücreti ise 21 kez hükümet ve işveren tarafı birlikte belirlemiştir.
2025 yılında geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için toplanan Asgari Ücret Tespit Komisyonunda, TÜRK-İŞ’in teklifine karşılık hükümetten ve işverenden herhangi bir karşı teklif gelmemiş; Komisyon, 24 Aralık 2024 günü akşamı “karar için” doğrudan toplantıya çağrılmıştır. Konfederasyonumuz, asgari ücret teklifi konusunda herhangi bir bilgilendirme yapılmadan düzenlenen bu toplantıya katılmama kararı almış ve Asgari Ücret Tespit Komisyonu demokratik bir yapıya kavuşturulana kadar Komisyon çalışmalarına katılmayacağını beyan etmiştir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, Komisyonun yapısında bir değişiklik olmadığı sürece 2026 yılı geçerli olacak asgari ücretin belirlenmesi için toplanacak olan Asgari Ücret Tespit Komisyonuna Konfederasyon olarak katılım sağlanmayacaktır.
2. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu Yüksek Hakem Kurulu’nun mevcut yapısının temsil adaleti ve demokratik katılım ilkeleri bakımından önemli eksiklikler içerdiğini değerlendirmektedir.
Yüksek Hakem Kurulu; 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu uyarınca, toplu iş sözleşmesi uyuşmazlıklarında son karar mercii konumundadır. Ancak Kurulun mevcut yapısında işçi tarafının sınırlı temsil edilmesi ve devlet ağırlıklı bir yapıya sahip olması sebebiyle karar alma süreçlerinde taraflar arasında denge ve eşit katılım ilkesi sağlanamamaktadır. Yüksek Hakem Kurulu temsiliyetinde işçiler adına yaşanan sorunların bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
3. Gelir dağılımındaki adaletsizlik her geçen gün daha da derinleşmektedir. Ekonomik büyümeden elde edilen kazanç, toplumun tüm kesimlerine adil biçimde yansımamakta; zengin daha zenginleşirken, geniş halk kesimleri yoksullaşmaktadır. Çalışanların önemli bir bölümü, açlık sınırının dahi altında olan asgari ücretle geçimini sürdürmek zorunda kalmıştır. Asgari ücret, adeta bir taban ücret olmaktan çıkmış, ülkenin genel ücret standardı hâline gelmiştir. Bu durum, gelir adaletsizliğini yapısal bir soruna dönüştürmekte ve emek kesiminin refah payından giderek daha az pay almasına yol açmaktadır. Bu nedenle, asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir düzeyde belirlenmesi gerekmektedir.
4. Ücretli çalışanlar üzerinde, hem doğrudan gelirlerinden hem de dolaylı olarak harcamalarından kaynaklanan ağır bir vergi yükü bulunmaktadır. ��cretlerin vergilendirilmesinde mevcut tarife ve oranlar çalışanları mağdur etmektedir. İşçilerin yılın başında aldığı net ücret, ilerleyen aylarda vergi dilimlerindeki düzenlemeler nedeniyle giderek azalmaktadır. Bu durum, toplu iş sözleşmeleriyle elde edilen ücret artışlarının anlamını yitirmesine neden olmaktadır. İşçilerin vergi nedeniyle uğradıkları gelir kaybının önlenmesi için acilen düzenleme yapılması gerekmektedir. Sosyal devlet olmanın gereği olarak vergide adalet sağlanmalı, gelir vergisi tarifesi ve oranı ücretliler lehine yeniden düzenlenmelidir.
5. Sendikal hakların hayata geçirilmesinin önünde hâlâ ciddi engeller bulunmaktadır. Yasal güvencelere rağmen sendika üyesi oldukları için işçilerin işten çıkarılmaları önlenememekte; bu durum örgütlenme özgürlüğünü fiilen zayıflatmaktadır. Toplu iş sözleşmesi sürecinde karşılaşılan uzun yargı süreçleri, işverenlerin yetki itirazlarını bir oyalama aracı olarak kullanmaları ve yetki tespitlerinin bekletici unsur hâline gelmesi, çalışanların toplu sözleşme hakkından zamanında yararlanmalarını engellemektedir. Öte yandan, grev hakkının kullanımına yönelik yasal ve fiilî sınırlamalar, temel sendikal hakların özünü aşındırmaktadır. Bu nedenle, çalışma mevzuatının Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarıyla uyumlu hale getirilmesi ve sosyal tarafların ortak beklentilerini karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmesi zorunludur. Demokrasi ve sosyal diyalog kültürünün güçlenmesi, ancak sendikal hakların tam anlamıyla güvence altına alınmasıyla mümkün olacaktır.
6. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kadroya geçirilen işçilerin, ücret, ikramiye ve diğer özlük hakları ile çalışma koşulları bakımından hâlen önemli eksiklikler bulunmaktadır. Bu eksiklikler, hem çalışanların yaşam standartlarını olumsuz etkilemekte hem de işyerlerinde çalışma barışını ve verimliliği zedelemektedir. Kamu kurum ve kuruluşlarında kalıcı bir huzur ortamı ve adil bir çalışma düzeni tesis edilebilmesi için, söz konusu sorunların ivedilikle giderilmesi ve gerekli düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kamuda hâlen taşeron işçisi olarak çalışanlar bulunmaktadır. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) düzenlemesi dışında bırakılan işçilerin bir an önce kamuda kadroya alınmasını ve kamuda taşeron işçisi sorununun tamamen çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
7. 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında Tamamlayıcı Emeklilik Sisteminin (TES) kurulacağı belirtilmektedir. TES uygulaması, sosyal güvenliğin finansman sorunlarını çözmekten ziyade kamusal sosyal güvenlik yükümlülüğünü bireylere devretme riski taşımaktadır. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşulları, gelir seviyesi ve işgücü piyasasının yapısı dikkate alındığında, sosyal güvenliğin bireyselleştirilmesi yönünde atılacak bu adımlar son derece risklidir. Bu yaklaşım, gelir eşitsizliklerini derinleştirme ve çalışan kesimi gelecekteki belirsizliklere karşı korumasız bırakma tehlikesi taşımaktadır. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, kamusal emeklilik sisteminin güçlendirilmesi ve devletin sosyal güvenlik alanındaki sorumluluğunun artırılması yönünde adımlar atılmasını talep etmektedir.
8. Çırak ve stajyerlerden yalnızca iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık sigortası primleri alınmakta, emeklilik açısından belirleyici olan uzun vadeli sigorta primleri ise mevzuat gereği yatırılmamaktadır. Bu nedenle, çıraklık ve stajyerlik döneminde yapılan sigorta girişleri emeklilik koşullarının belirlenmesinde dikkate alınmamakta ve bu durum erken yaşta çalışma hayatına adım atan gençlerin emeklilik haklarını olumsuz etkilemektedir. Çalışma hayatına fiilen katılan bu kişilerin emeklerinin karşılığını alabilmesi ve sosyal güvenlik sisteminde adaletin sağlanabilmesi için, çıraklık ve stajyerlik dönemlerinin emeklilik hesabında başlangıç olarak kabul edilmesini sağlayacak yasal bir düzenleme yapılması gerekmektedir.
9. 2023 yılında yürürlüğe giren Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi, 8 Eylül 1999 öncesinde sigortalı olan çalışanlara yaş şartı aranmaksızın emeklilik hakkı tanıyarak önemli bir sorunu çözmüştür. Ancak bu tarihten yalnızca bir gün sonra sigorta girişi yapılan çalışanlar, mevcut mevzuata göre kadınlarda 58, erkeklerde 60 yaş koşuluna tabi olmaya devam etmektedir. Bu durum, aynı dönemde çalışma hayatına katılmış işçiler arasında ciddi bir adaletsizlik duygusu yaratmakta; “bir gün farkla” emeklilik hakkından mahrum kalan yüz binlerce emekçiyi mağdur etmektedir. Yasal düzenleme yapılarak bu mağduriyetin bir an önce giderilmesi gerekmektedir.
10. Banka promosyonları, işçilerin maaş ödemelerinin belirli bir banka aracılığıyla yapılması karşılığında, banka tarafından işyeri adına ödenen maddi katkılardır. Özel sektörde ve kamuda bulunan alt işverenlerin büyük bölümü, promosyon bedellerini kendi uhdesinde tutarak çalışanlara yansıtmamaktadır. Bu uygulama, eşitlik, hakkaniyet ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğu gibi, işçinin emeğinden doğan mali haklarının da ihlali anlamına gelmektedir. Bu nedenle, özel sektör işyerlerinde yapılan banka promosyon anlaşmalarından doğan tutarların, tamamının çalışanlara aktarılması gerekmektedir.
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu olarak, yukarıda belirtilen tüm sorunların takipçisi olacağımızı, çalışanların haklarını koruma ve emek dünyasında adaletin sağlanması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
👇👇👇
https://t.co/SBQ7nOctMM
TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu toplantısının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Genel Başkan Ergün Atalay, “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) kapsamında maaşlardan yüzde 3 kesinti yapılmasını kabul etmiyoruz. Biz, çalışanların gelirinden yeni kesintiler değil, vergide adalet istiyoruz.” dedi.
@turkiskonf #ErgünAtalay #TES #VergideAdalet
Genel Başkanımız Ömer ÇAĞIRICI açıklamalarda bulundu, 'Özel Güvenlik Görevlileri Zorda! Geçinemiyor!'
Çağırıcı, ''Asgari ücret görüşmeleri bugün başlıyor. Biz Güvenlik İş Sendikası olarak “hissedilen enflasyonun” emekçilere yansımasını bekliyoruz. Buna ek olarak ağır ekonomik şartlar ve enflasyon altında ezilen emekçilere ,özel güvenlik görevlilerine geçinmek adına refah payı düzenlemesi verilmeli, bunun için kanun düzenlemesi yapılmalıdır.
Ağır vergi yükünden kurtulmamız için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bir çalışma yapmalıdır. Biz sendika olarak özel güvenlik görevlisi üyelerimizin hakkını sonuna kadar arayacağız. Konfederasyonumuz TÜRK-İŞ her zaman olduğu gibi bugün de işçi ve emekçilerin yanındadır.
Bütün bu düşüncelerle asgari ücret görüşmelerinin hayırlara vesile olmasını diliyorum'' dedi.
👇👇👇
https://t.co/hyfmbShShC
#asgariücret #GüvenlikİşSendikası #ömerçağırıcı