Hakkımda arama kararı çıkmasının sebebi 30 milyona yakın insanın verisini çaldırdığını haber yaptığım Yemek Sepeti’nin kurucusu Nevzat Aydın.
Benim aileme küfür edip karşılığını alınca dava edip hakkımda yakalama kararı çıkartılmış.
Dünyanın neresinde olursa olsun bunlar hapse girecekken benim hakkımda yakalama kararı çıkıyor.
Ben milletin verisini korumaya çalışırken devlet beni değil çaldıranları koruyor.
Milletin verisini çaldıran kim varsa hangi deliğe girerse girsin hesap verecek.
➡️Kimyevi maddeler imalatı ile toptan ve perakende ticareti alanında faaliyet gösteren üyelerimizin oluşturduğu 7️⃣. Meslek Komitemizin Genişletilmiş Sektörel Analiz Toplantısı, Oda Hizmet Binamızda gerçekleştirildi.
Yönetim Kurulu Üyemiz İbrahim Gülmez, Kimya Konseyi Başkanımız İlker Duran, Meclis Üyemiz Ömer Tulga Gürsoy, Komite Başkanımız Mehmet Aslanbay ve Komite Üyemiz Mustafa Doğrul ile sektör temsilcilerimizin katıldığı toplantıda sektöre ilişkin güncel gelişmeler, talep ve beklentiler konuşuldu.✅
@iytdernegi@dbdevletbahceli 5216 Yasası ve Güncellenmemiş Eski İmar Planları
Vatandaşa Ruhsat Almak İmkansız
Hale Getirmiştir.Artan Kiralar,Azalan Konut Stoğu, Bireysel Ve Milli Servetin Korunması için,
#deprem ve Zemin Bakımından Yapı Denetimine Tabi Olanlar Kontrollü
#YapıKayıtTorbaya@RTErdogan
İzmir
4
KİMYA SEKTÖRÜNÜN YENİ DURAĞI CAN AZERBAYCAN 🇹🇷🇦🇿
Ticaret Bakanlığı destekleri ile yürütülen UR-GE projemiz kapsamında kimya sektörü temsilcileri, kardeş ülke Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de yaptıkları iş görüşmeleriyle yeni ticaret bağlantılarının yolunu açtı.
Ayrıntılar⤵️
https://t.co/9CLuORvErg
➡️Odamızın, @ticaret Bakanlığı destekleriyle hayata geçirdiği Kimya UR-GE projesi üyelerimiz faaliyetlerini tüm hızıyla sürdürüyor.
Kimya Konseyi Başkanımız İlker Duran ve Meclis Üyemiz Ömer Tulga Gülsoy’un da yer aldığı heyetimiz, yeni ticaret köprüleri kurmak amacıyla 250 milyonluk nüfusa gümrüksüz mal ihraç eden kardeş ülke Azerbaycan’da.
Başkent Bakü’de Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Doç. Dr. @cahitbagci ile bir araya gelen Bursa iş dünyası temsilcileri ardından Azerbaycan Türkiye İş Adamları Birliği’ni ziyaret ederek, ticaret ve yatırım olanaklarına ilişkin detaylı bilgiler edindi.
🇹🇷 🤝 🇦🇿
ARAPLAR BİZİ NEDEN SATTI DİYENLER BU TÜFEĞE İYİ BAKSINLAR!..
Londra'daki Kraliyet Savaş Müzesi'nde Imperial War Museum sergilenen silahlardan biri, üzerindeki irili ufaklı çok sayıda çentik nedeniyle, ziyaretçilerin hemen dikkatini çeker.
“Lee-Enfield Rifle, 7.7 mm” etiketiyle tanıtılan bu piyade tüfeği, Çanakkale Savaşları sırasında İngilizlerden ele geçirildikten sonra Harbiye Nazırı Enver Paşa'ya hediye ediliyor. Enver Paşa da Hicaz Emiri Şerif Hüseyin'e gönderiyor. Silahın son sahibi kim biliyor musunuz?
“Arabistan Kahramanı” olarak ünlenen İngiliz Casusu Lawrence!..
Çentikli tüfeğin tüyler ürperten öyküsü de Lawrence'ın eline geçmesiyle başlıyor!..
1'inci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu Mekke ve Medine gibi kutsal şehirlerin savunması için Cemal Paşa'yı görevlendiriyor.
Hicaz'da ise Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in (SAV) sülalesinden geldiklerini iddia eden Şerif ailesinin hakimiyeti sürüyor. Hicaz kutsal bir yer olduğundan Osmanlı'ya vergi ve asker vermiyor, buna karşılık Osmanlı Hazinesi'nden sürekli altın çekiyor!
Hicaz'ın istediği altınlar, padişahın özel hediyeleriyle birlikte Saray'dan Surra Alayı adı verilen birlikler ve törenlerle yollanıyor.
Şerif ailesi mensupları yaz aylarını Boğaziçi'ndeki muhteşem yalı ve köşklerde geçiriyorlar.
Yani Osmanlı Sarayı'nca adeta baş tacı ediliyorlar. Ama gelin görün ki Saray'ın bir dediğini iki etmediği bu aile, 2 Haziran 1916 günü yukarıda anlattığım tüfeği ateşleyerek Osmanlı'ya karşı isyan başlatıyor. Sonra da silah, isyanın anısı olarak casus Lawrence'a hediye ediliyor.
Dipçikteki bazıları büyük, bir bölümü de küçük olan çok sayıdaki çentiğin dehşet verici hikayesine gelince…
Müzedeki resmi kayıtlara göre; büyük çentikler bizzat Lawrence'ın sıktığı kurşunlarla şehit düşen Türk subaylarını, küçük çentikler ise şehit edilen rütbesiz Türk askerlerini gösteriyor!
Böylece Lawrence bir bakıma Çanakkale'nin intikamını almış oluyor!
Giderek yayılan Hicaz kalkışması öylesine vahşi bir isyana dönüşüyor ki asiler, Mekke'de hastanede yatan Türk askerlerini hasta yataklarında bile şehit etme acımasızlığını gösteriyorlar.
Buna karşılık Fahri Paşa komutasındaki bir avuç Türk askeri Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in (SAV) kabrini, onun sülalesinden geldiklerini söyleyip emperyalistlerle iş birliği yapan, sırtlarını İngilizlere dayayıp Osmanlı'yı sırtından hançerleyen hainlere karşı korumak için I. Dünya Savaşı'nın en zorlu mücadelelerinden birini veriyorlar…
Ve canları pahasına sürdürdükleri bu mücadeleyi insanın okurken gözlerini yaşartan bir marşla anlatıyorlar.
“Bırakmayız Medine'de yatanı, Can veririz, kurtarırız vatanı…”
O tüfek, Çanakkale'de İngilizlerin başını çektiği tarihin en büyük emperyalist saldırılarından birini, bedenini siper ederek, can vererek durduran kahraman vatan evlatlarımızca ele geçirildikten sonra
Hicaz Emiri'ne gönderilen, onların da kalkışmada İngiliz casusuna vererek, Türk askerlerini şehit etmesini sağladıkları Arap ihanetinin simgesidir.
Arap Birliği'nin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Barış Pınarı ve diğer sınır ötesi Harekâtlarını kınamasına hâlâ bir anlam veremeyenler hatta şaşıranlar varsa, bu tüfeğe ve üzerindeki çentiklere iyi baksınlar.
İhaneti apaçık görürler!..
Tüfeğin fotoğrafını ve hikayesini anlatan, resmi bilgileri paylaşan.
Prof. Dr. Cengiz Kuday
Burası Çeşme Alaçatı... Çok sayıda kaçak ülkeye giriş yapıyor.
Denize giden vatandaşlar karşılaştıkları manzarayla şoke olup, o anları böyle kaydediyorlar.
Tam konumu Alaçatı Port-Ovacık siteler bölgesi olarak belirtilmiş.