Her gün kızımı uyuturken ağlıyorum. Bir gün annesini kaybeden bebek için , bir gün evladını kaybeden anne için. Bir gün herşeyini bütün ailesini kaybedenler için. Bir gün ya benimde başıma gelseydi diye…Yetmiyor ağlamak. Acım dinmiyor. Allah büyük hesabını elbet soracağız!
İmar affı diye imzalatılan belgelerde deprem dayanıklılığını kişinin kendi sorumluluğuna bırakmak ve paçayı sıyırmak..kendilerine hep mükemmel planlar, halka kimsesiz mezartaşları. Umut fakirin enkazı olmuş artık böyle diyebiliriz.
Herkes janti giyinmiş televizyonda konuşuyor ama 1 hafta olmuş hala organizasyon yok, ulaşılamamış ilçeler, köyler var! Göçen evlerinden kaçanlar bu sefer soğuktan ve hijyensizlikten perişan..
Sahi bi mercedes için değer miydi çürük beton kullanmaya daha az donatı atmaya? Bir arabayı binlerce bebeğin annesiz, babasız, sevgisiz ve korumasız büyümesine tercih etmek bu kadar kolay mıydı?.. acılar içinde kıvranın ama ölmeyin emi!!
Ben bir kız çocuğunun 6 yaşındayken evlendirilmiş olmasını, annesinin saçlarını tarayıp 29 yaşındaki şerefsizin evine gönderiyor olmasını, o yaşta çekilmiş olan “düğün fotoğraflarının” olmasını kabullenemiyorum, sindiremiyorum…
#çocukistismarı
Bu zenginlerin ve siyasetçilerin kriz dönemlerinde halka akıl vermeye kalkmaları kadar tiksindirici az şey var. “Kemer sıkacağız, simit yenecek, ayağımızı yorganımıza göre…” Hepimiz biliyoruz senin simit falan yemeyeceğini, yoksula “nasıl yoksul yaşanır”ı mı anlatıyorsun?
İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkan herkes tecavüzcü, şiddet savunucusu ve katildir. Bunun başka hiçbir açıklaması yok. Kadınları yaşatın dedikçe kadına şiddeti kolaylaştırıyorsunuz.