Berna Laçin şöhretin zirvesindeyken,onurlu ve sorumlu bir sanatçı olmayı seçerek çok bedel ödemiş, ödetilmiş bir sanatçı
Doğru bildiğini söylemekten, haksızlıklara taraf olmaktan vazgeçmemiş güçlü bir kadın
Tek suçu yok
Trollerin direktifiyle yapılanlar ülkeyi karanlığa sürüklüyor
#BernaLaçiniBırakın
İLBER ORTAYLI DİYORKİ
FİLİSTİNLİLERİN TÜRKLERE YAPTIGI ZULÜM VE KÖTÜLUKLERDEN DOLAYI BENİM FİLİSTİN DİYE BİR DAVAM YOKTUR...
Buyurun okuyun...
💥
Yıl 1837...
Filistin nüfus sayımı yapılıyor, Filistin’de bulunan Yahudiler'in toplam nüfusu 9 bin olarak kayıtlara geçiyor.
💥
Filistinli Araplar'ın, Yahudiler'e toprak satması ile bu rakam elli bine yükseliyor.
Böylece 1882'de ikinci Yahudi yerleşimi kurulmuş oldu...
💥
1908'de Yahudi nüfusu yüz binin üzerine çıkmıştı.
Bu topraklar devlet tarafından satılmıyordu.
Bizzat o bölgede yaşayan Arap şeyhlerin şahsi mallarıydı.
Ederinin çok üstünde fiyatlara satmak için Filistinli Araplar adeta yarışıyordu.
💥
Hâlbuki Osmanlı Padişahı'nın bu konuda açık emri vardır. Hiçbir Yahudi'ye toprak satılmayacaktır.
💥
Her şeyi kılıfına uyduran Yahudiler, Alman kimliği ile, İngiliz kimlikleri ile toprak satın alıyorlardı.
Filistinli Araplar'ın ise gözü doymak bilmiyordu. Yani öyle işgal ederek başlamadı hiç bir şey!
Adamlar bastılar parayı aldılar toprakları.
💥
Demek ki neymiş?
Vatanın her bir karışı kutsal imiş, kutsalı satar isen başına bunlar gelir imiş!
Osmanlı dönemi sonrası Filistin İngiliz himayesi altına girdi ve toprak satışı yasağı kalkınca Yahudiler satın aldıkları toprakların tapularını kendi üzerlerine aldılar.
💥
1925'te 944 bin dönüm olan arazi satılmıştı!
💥
1927'de 1 Milyon 124 bin dönüm arazi satılmıştı.
💥
1930'da satılan arazi miktarı 1 Milyon 700 bin dönüme çıkmıştı.
💥
Bunlar hep satın alınan arazilerdi. Tapulu belgeliydi!
💥
1948 yılına gelindiğinde bir devlet kurabilecek kadar toprak satın alınmıştı!
💥
Öyle bazılarının söylediği gibi Filistin işgal edilmiş falan değildi!
💥
Peki, bu Filistinliler nasıl insanlar? Türkler ile bağları neymiş, bir de ona bakalım...
💥
Yıl 1915...
Filistin askerleri, Türk askerlerine cephe arkasından saldırmış ve 14 Bin Türk askerinin şehit olmasına, bir çok askerin yaralanmasına sebep olmuştur.
Arap ihaneti ile esir düşen 15 bin Türk askerinin gözleri asit kuyularında kör edilerek eziyet edilmişti.
💥
Kardeş Filistin ha.. !
Yıl 1916...
Filistin bayrağı, Filistin halkını temsil etmek için kullanılan bayraktır...
İlk olarak Şerif Hüseyin tarafından 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne karşı başlatılan Arap ayaklanmasının sembolü olarak dört renkli, “siyah, beyaz, yeşil ve kırmızı" renklerden oluşan bir bayrak tasarlanır...
💥
En üstteki siyah yatay çizgi, Abbasiler'i;
Ortadaki yeşil renk Şii Fatımiler'i;
Alttaki beyaz renk Emeviler'i temsil eder...
Kırmızı üçgen ise 1916 yılında Osmanlı Devleti'ne isyan eden Şerif Hüseyin’in kabilesi Haşimoğulları'nı, temsil etmektedir. (Diğer bir görüşe göre Araplar'ın Osmanlı Devletine karşı bağımsızlığı için dökülen kanı temsil eder...)
💥
Yıl 1917...
Filistinli Araplar İngiliz Lawrance ile bir oluyor ve tarihe Akabe baskını olarak geçecek ihanete imza atıyorlardı.
Akabe'deki tüm Türk askerleri katledilmiştir.
Bugün Ürdün-Filistin arasındaki Wadi Rum çölünde, Lawrance Rölyefi ile Lawrance'ı dağlara taşlara kazımışlardır.
Aynı yıl yani 1917'de Kudüs Filistinliler tarafından İngilizlere teslim ediliyor!
Bunla da kalmıyor İngiliz General Edmund Allenby Kudüs’e girerken Filistinli Araplar tarafından "El-Nebi" yani peygamber olarak karşılanıyor...
💥
Türkiye Cumhuriyetinde bizzat beni şahit olduklarımı da yazayım…;
💥
Yıl 1978...Filistin Kurtuluş Örgütü, terör örgütü PKK'ya kucak açıyor, PKK ile birlikte Türkiye aleyhine faaliyetlere başlıyor...
💥
Yıl 1979...
Ankara'da bulunan Mısır Büyükelçiliği Filistinliler tarafından basılıyor bir polisimiz ve bir bekçimiz şehit oluyor...
💥
Yıl 1980...
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi lideri George Habash, Lübnan'ın Sidon şehrindeki kamplarını Asala terör örgütüne açıyor, Asala'nın diplomatlarımızı katlettiği eylemlerine bu Filistinli teröristler de destek veriyor...
💥
Kardeşe bak kardeşe, siz bu kardeşin ihanetini unutabilirsiniz!
Ben üniversite yıllarımda bunları düşüne düşüne yaşadım...
💥
Yıl 1989...
Yaser Arafat, "Ermenistan'ın haklı davasını destekliyoruz" açıklamaları yapıyor...
Karabağ işgaline ve Ermeni katliamlarına destek veriyor...
Kardeşin ihaneti bitmiyor...
💥
Yıl 1993
Filistinli Araplar, Mesud Barzani'nin "Bağımsız Kürdistan" fikrine de destek oluyor...
Adamlar Türk milletine ihanete doymuyor...
💥
Yıl 2002...
Binbaşı Cengiz Toytunç Batı Şeria'da Barış gücünde görevliyken aracı durdularak şehit ediliyor...
💥
Yıl 2009...
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Kıbrıs'ta Türklerin işgalci olduklarını, Rumların tüm tezlerini desteklediklerini dünyaya açıklıyor...
Siz Filistin için ağlarken, Anadolu da, Filistinlinin sırtından hançerledikleri Türklerin anası ağlıyor...
💥
Yahu sizin gözünüzdeki bu perde nasıl kalkacak!
💥
Bitmedi...
İhanetin dahası var devamm...
Yıl 2012...
Filistin Devleti, Al Nakba kupası adı altında bir organizasyon düzenliyor ve sözde Kürdistan takımını da davet edip, Kürdistan Futbol takımı ile maç yapıyor...
Iyi seyirler futbol severler. Bundan doğal ne olabilir degil mi?
💥
Yıl 2019...
Türkiye'nin Suriye'de başlattığı "Barış Pınarı harekatı" için Filistin’in de içinde olduğu "Arap birliği" kınama mesajı yayınladı.
Tabi bunu da duymadınız...
💥
Yıl 2020...
Filistin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki hak iddialarına karşı olarak kurulan Doğu Akdeniz Gaz Forumuna üye oluyor. (Eastern Mediterranean Gas Forum-EMGF)
Yunanistan, Mısır, Kıbrıs Rum kesimi ve İsrail ile birlikte Türkiye'nin Mavi Vatan tezine karşı cephe alıyor...
Siz Filistin için ağlamaya devam edin...
💥
Aynı yıl yani 2020'de
Filistin, Çin'in Uygur Türkleri'ne yaptığı soykırımı destekliyor ve Çin'in Uygur Türkleri politikasına destek verdiğini söylüyor...
Siz ümmet kardeşleriniz için ağlarken, onlar Türk Milletinin evlatlarının katline onay veriyordu...
💥
Bugün güzel ülkemin güzel sokaklarında bu milletin üzerinde Türk kanının da temsil edildiği Filistin bayrağını şahlandıran bir kesim var.
Onların amaçları nedir bilmiyorum ama.
Türkiye’de; İtalyan, Alman, İngiliz şirketleri adı altında İsrail tarafından binlerce dönüm tarım arazisinin satın alındığını herkes biliyor...
💥
Tıpkı vakti zamanında Filistinli Arap şeyhlerin topraklarını sattıkları gibi bizler de topraklarımızı maalesef ecnebilere sattık, satmaya da devam ediyoruz !..
💥
400 bin dolar veren herkes Türk vatandaşı olabiliyor...
💥
Filistinleşiyoruz, ruhunuz duymuyor!
Çocuklarınız sizi nasıl yâdedecek ben biliyorum da siz bilmiyorsunuz!
💥
Evinizi, toprağınızı, yerinizi yurdunuzu yabancılara satarken Filistinliler gibi siz de hatıra fotoğrafı çektirmeyi unutmayın!
Belki sizin de vakti zamanında İsraillilere toprak satarken çekilen Filistinliler gibi bir fotoğrafınız tarihe geçer...
Sizinde torunlarınız bugünkü Filistinli çocuklar gibi enkaz altından kurtulmayı beklerken dedelerinin tarihi olaylardan ders çıkarmayışının bedelini öder...
💥
Ey Türk Milleti.
Uyan, titre ve kendine dön.
Benim Filistin diye bir davam yoktur.
Tarihçi Prof. İlber Ortaylı
#Türk #Türkler #Arap #Araplar
#Filistin #BilgiGüçtür
Arap ihaneti
https://t.co/YB5J38femG
.
Ders kitaplarından hain Vahdettin’in İngiliz’lere sığınıp ülkeden kaçışını çıkartmaya, tarihi çarpıtmaya kalkan milli olmayan Milli Eğitim bakanı senin için yazmışlar, bak Atatürk anlatmış, oku, doğrusunu öğren, Türk çocuğunun beynini yalanlarınla yıkama.
Kimse kusura bakmasın…
Objektif olmak zorundayım…
Bay kemalin kullandığı aracı, haram diye sergiletme talimatı vereceğini hiç sanmıyorum.
İhtimal bile vermiyorum…
Bunu yapmak; bindiği dalı kesmek olmaz mı?
Seccadeye basmak?
Yürüyen merdivene ters binmek?
Kendine oy vermeyi bile başaramamak olmaz mı?
Bir kişinin kaybettiği seçimde, mühürsüz oy pusulalarına itiraz etmemesi gibi bir durum olmaz mı?
Mümkün değil, inanmam…
Ey Bay Kemal…
Sana verdiğim hiçbir oyu helal etmiyorum…
Hala günde üç saat fizik tedavi görüyorsam senin için de çabalamaktan…
Her seçimde fıtığıma aldırış etmeyip yaşlı, engelli demeden sırtımda kat kat merdivenlerce taşıdığım umutların ağırlığından ağrılarım…
Oy kullanabilsinler diye öğrencilere dayanışarak aldığımız otobüs, feribot, uçak biletlerinin parasını...
Sandık başlarında, çuvalların üstünde geçirdiğim her bir saniyeyi helal etmiyorum…
Yataktan zar zor kalkıp, sürüne sürüne de olsa “beni de sandığa götürün oğlum” diyen engelli büyüklerimin bugün ettiği ahlar da bende saklı…
Umarım ki seni bulmaz!
Benim dileğimse şu…
Daha çok yaşa… Uzun uzun yaşa…
Yuttuğun her bir lokmada, içtiğin bir yudum suda, aldığın her nefeste sana inanıp emek verenlerin yükü gelip hatırlatsın kendini…
Şimdi anladık mı Kılıçdaroğlu'nun niye dün konuştuğunu.
Demek ki mutlak butlan kararı çıkacağını da biliyormuş.
Hiç utanmadan gelip o koltuğa oturur mu?
Emin olun oturur.
Kifayetsiz muhterisler topluluğu...
Kemal Kılıçdaroğlu Bey, yüreğinde zerre kadar insanlık, zerre kadar vicdan kaldıysa bu kızın konuşmasını sonuna kadar dinle,
Yaptığın açıklamayla bu çocukları ateşe atıyorsun. Bu çocukların acısı üzerinde tepinmeye hiç kimsenin hakkı yok.
@kilicdarogluk@ailedayanismagi
Bazen ne olacağımızı anlamak için nasıl “olduğumuzu” bilmektenfayfa var! (İştentürkçesi):
ANNE SÜTÜ
Sütü incelediğini sanıyordu.
Ama ortaya çıkardığı şey bir konuşmaydı.
2008 yılında, evrimsel antropolog Katie Hinde, Kaliforniya'daki bir primat araştırma laboratuvarında, rhesus makak annelerinin anne sütünü analiz ediyordu. Yüzlerce numune ve binlerce veri noktası vardı. Her şey normal görünüyordu, ta ki bir örüntü ortadan kalkmayana kadar.
Oğul yetiştiren anneler, yağ ve protein açısından daha zengin süt üretiyordu.
Kızları yetiştiren anneler ise farklı besin dengelerine sahip daha fazla miktarda süt üretiyordu.
Bu durum tutarlıydı. Tekrarlanabilirdi. Ve bilimsel konsensüs için son derece rahatsız ediciydi.
Meslektaşları hata, gürültü veya istatistiksel tesadüf olduğunu öne sürdüler.
Ancak Katie verilere güveniyordu.
Ve veriler radikal bir fikre işaret ediyordu.
Süt sadece besin değildir.
Aynı zamanda bilgidir.
On yıllardır biyoloji, anne sütünü basit bir yakıt olarak ele almıştır. Kalori al, büyü. Ama süt sadece kalori olsaydı, neden bebeğin cinsiyetine göre değişirdi?
Katie araştırmaya devam etti.
250'den fazla anne ve 700'den fazla örnekleme olayında, hikaye daha da karmaşık hale geldi. Daha genç, ilk kez anne olanlar, daha az kalori ama önemli ölçüde daha yüksek kortizol (stres hormonu) seviyeleri içeren süt ürettiler.
Bu sütü içen bebekler daha hızlı büyüdü.
Ayrıca daha uyanık, daha temkinli ve daha endişeliydiler.
Süt sadece vücutları oluşturmuyordu.
Davranışları da şekillendiriyordu.
Sonra her şeyi değiştiren bir keşif yapıldı.
Bebek emzirildiğinde, mikroskobik miktarda tükürük göğse geri akıyor. Bu tükürük, bebeğin bağışıklık sistemi hakkında biyolojik sinyaller taşıyor. Bebek hastalanırsa, annenin vücudu bunu algılıyor.
Birkaç saat içinde süt değişiyor.
Beyaz kan hücreleri artıyor.
Makrofajlar çoğalıyor.
Hedef antikorlar ortaya çıkar.
Bebek iyileştiğinde, süt normal haline döner.
Bu bir tesadüf değildi.
Bu bir çağrı ve yanıt idi.
Milyonlarca yıl boyunca gelişen biyolojik bir diyalog. Görünmezdi — ta ki biri dinlemeyi akıl edene kadar.
Katie mevcut araştırmaları incelerken, rahatsız edici bir şey fark etti. Erektil disfonksiyonla ilgili bilimsel çalışmalar, anne sütünün bileşimi ile ilgili çalışmaların iki katıydı.
Her insanın tükettiği ilk besin.
Türümüzü şekillendiren madde.
Büyük ölçüde göz ardı edildi.
Bu yüzden cesur bir adım attı.
Kasıtlı olarak kışkırtıcı bir isimle bir blog başlattı: Mammals Suck Milk (Memeliler Süt Emir).
Blog patlama yaşadı. İlk yılında bir milyondan fazla okuyucuya ulaştı. Ebeveynler. Doktorlar. Bilim adamları. Araştırmaların atladığı soruları soran insanlar.
Keşifler devam etti.
Süt günün saatine göre değişir.
Ön süt, arka sütten farklıdır.
İnsan sütü, bebeklerin sindiremediği 200'den fazla oligosakkarit içerir, çünkü bunlar yararlı bağırsak bakterilerini beslemek için vardır.
Her annenin sütü biyolojik olarak benzersizdir.
2017'de Katie bu çalışmasını TED sahnesine taşıdı. 2020'de Netflix'in Babies filmiyle küresel bir izleyici kitlesine ulaştı. Bugün, Arizona State Üniversitesi'nin Karşılaştırmalı Emzirme Laboratuvarı'nda, tıbbın bebek gelişimi, yenidoğan bakımı, mama tasarımı ve halk sağlığı konusundaki anlayışını yeniden şekillendirmeye devam ediyor.
Bunun etkileri şaşırtıcıdır.
Süt, 200 milyon yıldan fazla bir süredir evrimleşmektedir; bu, dinozorların Dünya'da yaşadığı süreden daha uzundur. Bir zamanlar basit bir besin olarak gördüğümüz şey, biyolojinin bugüne kadar ürettiği en sofistike iletişim sistemlerinden biridir.
Katie Hinde sadece sütü incelemekle kalmadı.
Beslenmenin zeka olduğunu ortaya çıkardı.
Konuşmaya başlamadan önce kim olacağımızı şekillendiren, canlı ve duyarlı bir sistem.
Bütün bunlar, bir bilim insanının hikayenin yarısının "ölçüm hatası" olduğunu kabul etmeyi reddetmesi sayesinde oldu.
Bazen en büyük devrimler, herkesin görmezden geldiği şeylere kulak vermekle başlar.
Uzun zamandır dikkatimi çeken bir konu var... Artık gözle görülür seviyeye geldiği ve son yıllarda eğitimde yapılan değişikliklerin en vahimlerinden biri olduğunu düşündüğüm için bahsetmeden geçemeyeceğim.
Matematik eğitim programında yapılan değişiklikler, geçtiğimiz yıllarda çok bahis konusu oldu, herkes bir şey söyledi... Hatta bu mevzu medyada nedense çoğunlukla "İntegral müfredattan kaldırıldı" başlığıyla ele alındı ve yerli yersiz birçok yoruma konu oldu.
Ancak daha ilkokul seviyesinde, yıllar içinde yapılan bazı değişikliklerin çok göze batan bazı sonuçlarını görmekteyiz. Matematikteki en temel 4 işlem teması artık neredeyse 5 yıla yayılmış vaziyette. Örneğin 5. sınıf öğrencileriyle konuşursanız size 6 basamaklı sayılarla 4 işlem yaptıklarından, 3. sınıf öğrencileriyle konuşursanız size 3 basamaklı sayılarla işlem öğrendiklerinden bahsedecektir...
Bu nedenle örneğin 3. sınıf öğrencilerine 4 basamaklı iki sayıyı ilgilendiren herhangi bir işlem verdiğinizde "Biz bu konuya geçmedik" şeklinde bir cevap veriyorlar. Her yıl sanki kuralları farklıymış gibi daha çok basamağa sahip olan sayılarla işlemleri ayrı ayrı konular olarak görüp, bunlarla aylarını harcıyorlar.
Bunu açıkçası şok edici buluyorum...
Bu kadar temel bir konuyu, her basamak sanki ayrı ayrı conceptlermiş gibi yıllara yayarak işlemek, ancak ve ancak bu konuları hiç öğrenmemesini istediğiniz bir kitleye uygulayacağınız bir yöntem olabilir. Çok temel konuları anlamsız mikro parçalara bölerek yıllara yaymak, yeni nesilleri eğitim açığıyla yetişsin diye sanki sömürge ülkelerinde uygulanan bir muamele çağrışımı yapıyor.
Burada verdiğim basit örneği her ders için genele yayabilirsiniz. Çok temel temalar, mikro parçalara bölünüp yıllara yayılıyor... Bu şekilde bir öğrenme süreci olamaz. Eğitimle ilgili son yıllarda yapılan değişikliklerin en vahimlerinden birinin bu olduğunu ve bu işleyiş devam ederse sonuçlarından muhtemelen on yıllarca kurtulamayacağımızı düşünüyorum.
10-
Birkaç ay önce t.rr örg.tü p.k,
açıkça Lozan'ın feshedilmesini istedi ve bunun için Avrupa'ya başvuruyorlar.
Çünkü Lozan ve cumhuriyet yüzünden bizi bölemiyorlar.
Bölemedikleri için
Türk nesillerini düşman ediyorlar.
Hezimet diyorlar,
İngiliz Kemal diyorlar...
Evrenin frekansı değişti.
Bu satıra denk gelen herkes, görünmeyen bir çizgide hizalanıyor.
🌀 Aşk, para ve kader… aynı anda bir noktaya odaklandı.
Bu an tesadüf değil.
Görüp geçen bile etkilenir; ama bazıları var ki…
Tüm kapılar onlara açılacak.
Bir şey başlıyor.
Ve sen, bu frekansa denk gelenlerdensin.
Paylaşan, zinciri tamamlar.