Benim yolum, benim anlayışım;
"Muhammedî" liktir!
Bağlı olduğum kaynak; Kuran ve Hz. Muhammed'tir.
Ben hiç kimseye benim "yolum" var, o yoldan gidin, demem!
"İstiyorsanız, çalışmalarımdan yararlanın; ama benim kaynağıma yönelin" derim!
Bunun dışında, gelmiş geçmiş ne kadar hakikate ermiş zât varsa, hepsinden de istifâde ederim.
Hepsi, Allah'ın yarattığı ayrı bir mükemmeliyete sahiptir.
Herkeste olduğu üzere, bendeki mükemmeliyet de, hiçbir insanda yoktur!
Allâh, her bir insanı ayrı bir mükemmeliyetle var etmiştir. Dolayısıyla, her birimiz bir diğerimizden istifâde etmek durumundayız, eğer kendimizi geliştirmek istiyorsak!
Bunun için ben, Ahmed Rufaî'den da istifâde ederim, Abdulkâdir Geylânî'den de istifâde ederim, Muhyiddini Arabî'den de; Abdülkerîm el Ciyli'den de!
Ne kadar tahkike erdiğini fark ettigim kişi varsa
hepsinden de ayrı ayrı istifâde ederim. Her birinde açılan ayrı bir sır vardır.
Dolayısıyla ben, "yol" adamı değilim!
Ben, Muhammedîyim!
Benim tâbi olduğum, bağlandığım, inandığım, yoluna baş koyduğum kimse Hz. Muhammed'dir.
••
Ahmed Hulûsi
İnsanların birbirlerine ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaçtan dolayı, ne yaptıklarını ve nereye varmak istediklerini bilmeden birilerine takılıp giderler. Aslında bu bilinçli bir hareket değil, aksine bir zihin karmaşasına işaret eder.
Bilinmesi gereken şudur ki:
Allah’a kul olmak varken, kulun kula gerçek bir faydası yoktur.
RasûlAllah Efendimiz (s.a.v)
şöyle buyuruyor;
Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır.
(Buhârî, Bed'ü'l-Vahy, 1)
Tüm çevren her an seni dışsallıkta ayrı düşmüşlüğe çekerken "fefirru ilallah/Allaha firar edin" hitabını ne zaman duyup değerlendireceğiz?
Fefırrû ilAllâh* inniy leküm minhu neziyrun mubiyn; "(Bedensellik dünyanızdan) Allâh'a firar edin! Ben kesinlikle, O'ndan size apaçık bir uyarıcıyım!"
ZARİYÂT -50
AHMED HULÛSİ
İki kişiyi birbirinden farklı olarak özleyebilirsiniz… Daha çok önem verdiniz diğer kişiyi de o iki kişiden çok daha fazla özleyebilirsiniz… Ancak ‘asıl özlemek’, ÖZlemektir!…
RasûlAllah Efendimiz (s.a.v)
Şöyle buyuruyor;
Sizden bir kimse cennet ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cennet arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse bu sefer cehennem ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cehenneme girer. Yine bir kimse cehennem ehlinin amellerini öyle işler ki, kendisi ile cehennem arasında sadece bir arşın mesafe kalır; derken kitabın hükmü ön plana çıkar ve o kimse cennet ehlinin amellerini işlemeye başlar ve cennete girer." (Bu hadis, Nesaî hariç bütün kütübü sittede geçmektedir.
BismillahirRahmanirRahıym
("B" işareti kapsamı itibarıyla) Esmâ'sıyla varlığımı yaratan ismi Allâh olanın Rahmâniyeti ve Rahıymiyeti ile...
Li iylâfi Kureyşin
Kureyş'in ülfet ve hürmete mazhariyeti için,
İylâfihim rıhleteş şitâi vas sayf
Kış ve yaz seferinde rahat ve ülfetleri için.
Felya'budû Rabbe hâzelBeyt
Bu Beyt'in Rabbine (tevhid ehli olarak) kulluk etsinler!
Elleziy at'amehüm min cû'ın ve âmenehüm min havf
O ki, onları açlıktan doyurdu ve korkudan emin etti.
KUREYŞ SÛRESİ
AHMED HULÛSİ
Ne kadar şuurlu bir insan!” deriz; beğenmediğimiz bir hareketinde ise onun tam bir şuursuzluk içinde olduğunu ifade ederiz. Bu beşerî vasıfları Allah’a mal etmek mümkün değildir. “Şuurlu bir Allah” veya benzeri ifadeler uygun düşmez. O, her an yeni bir şandadır; bu yaklaşım daha isabetlidir.
“Duydum, gördüm” ifadeleri kişi içindir. Allah için ise bu nitelikler Semi ve Basîr isimleriyle tanımlanır. Ayrıca Semi isminin Basîr isminden önce gelmesi ve bir öncelik taşıması tesadüf olamaz. Ehli olanlar bunun bilincini yaşar.
🔴 Lamine Yamal:
"Ben futbolda asla baskı diye bir şey görmüyorum."
"Çünkü çok daha fazla acı çeken insanlar var."
"Annem beni 16 yaşındayken doğurdu."
"Babam eve yemek getirebilmek için sokaklardan bir şeyler toplamak zorunda kaldı. Gerçek baskı budur."
"Benim yapmam gereken tek şey futbol oynamak."
Aşk ve teslimiyet farklı frekanslardır. Aşkta tepkiler olabilir; çünkü insan umursamaz hâle gelebilir. Teslimiyet ise insanın yaşadığı şeyi birebir idrak etmesi gibidir
“Benim soyumdan.” diye bahsettiği kimsenin Kureyş Kabilesi’nden olduğu kabul edilir. Kureyş Kabilesi ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de bir sure bulunmaktadır.
Ayrıca bir olayda iki kişi itirafta bulunsa ve bu kişilerden biri Kureyşli ise, onun mutlaka haklı olduğunun söylendiği bir hadis de olduğu rivayet edilir