“Benim menfaatime olacaksa isterse bu ülke batsın, bitsin, kaosa girsin” tavrı son derece bencilce bir tavırdır, Türkiye üzerine operasyon hayalleri kuran çevrelere cesaret veren bir tavırdır.
Üç kuruşluk siyasi ikbalini vatandaşı olduğu ülkenin, mensubu olduğu milletin felaketine bağlamak egoist bir zihin dünyasının dışa vurumudur.
24 yıl boyunca ülkenin ayağına ne zaman taş değse umutlandılar, Türkiye’nin sıkıntılarından rant devşirmeye çalıştılar.
24 yıl boyunca tüm umutlarını ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal olarak zayıflamasına, böylece iktidarın kan kaybetmesine bağladılar.
Bugün de aynı ham hayali kuruyorlar.
Libya Temsilciler Meclisi’nin Türkiye ile imzalanan Deniz Yetki Alanları Mutabakatı’nı onaylaması Mavi Vatan davamız adına kıymetli bir adım oldu.
Bu mutabakatın imzalanmasından bugüne sahada ve masada irade koyan, Mavi Vatan’daki haklarımızın kararlılıkla savunulmasında emeği geçen tüm devlet büyüklerimize ve kurumlarımıza teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle, Mavi Vatan davasını milli bir vazife bilen, meselenin hukuki şuurunu yaymak için 100 binden fazla Mavi Vatan kitabı bastırıp hukuk fakültelerine ve kütüphanelere ulaştıran, bu anlaşmanın hayata geçmesini yürekten arzulayan ve bu uğurda var gücüyle çalışan merhum babamız Özdemir Bayraktar’ı rahmetle yâd ediyorum.
Vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun. ⚓️🇹🇷
LEVENT GÜLTEKİN:
Azerbaycan devlet değil demiştim.
Bir aşiret, yani bir adam karısını,
kızını, çoluğunu çocuğunu cumhurbaşkanı
yardımcısı yapıyorsa zaten bir yerde
demokrasi yoksa, kurumlar yoksa,
denge denetleme yoksa, devlet olmanın
bir temel vasıfları vardır.
Kurumlar vardır, işleyiş vardır, bir ciddiyet vardır.
Niye devlet değil diyorum? Devlet olsa böyle bu kadar çocukça işlerle uğraşmaz.
Türkiye'de Twitter üzerinden Aliyev'i eleştirenlere Interpol üzerinden tutuklama kararı çıkarttırıyor. Diktatörlük böyle bir şey, adam alışık değil. Adam kendi ülkesinde kendisine yönelik bir eleştiriye tahammülü zaten sıfır olduğu için diktatörlük ufak, tabii onu zaten bastırmış.
Başka ülkedeki tweet tırlara yani Twitter üzerinden meslekhanara o ülkenin cumhurbaşkanından talep ediyor. Tutuklayın bunları diyor. Sadece isim veriyor, 7 kişinin ismini. Siz nasıl eleştirirsiniz diyor başörtüsü konusunda.
Ulan abi çocuk musun, devlet misin? Yasak yani Azerbaycan hepimizin gönlünde başka bir ülke. Bizim hani kardeş dediğimiz ülkemiz.
Niye bu hale getiriyorsun? Yetmemiş, Cumhurbaşkanı danışmanı Oktay Saral, Azerbaycan'daki başörtüsü meselesini eleştirmişti. Aynen normal bir eleştiri. Küfür yok, hakaret yok, aşağılama yok. Biraz böyle bir sitemkar bir tonda bunun yanlış olduğunu bizim benzer bir tecrübeyi biz de yaşadık. Yani memlekette çok yara açtı.
Kardeş Azerbaycan'ın da böyle şeylere tevessül etmemesi bu kadar. Türkiye ile aramızı düzeltmek için Oktay Saral'ın görevden alınmasını şart koştuğu söyleniyor Aliyev'in.
Abi bu devlet değil ki, bu başka bir şey. Bu başka bir düzey. Ya otoriteryalık kafa kendisine yönelik hiçbir şeyin söylenmesine tahammül edemiyor. Abi bir dünyaya bak, burada basit bir eleştiriye tahammülün yok.
O yüzden sen devlet olamazsın zaten. O yüzden bu haldesiniz zaten. O yüzden kuklaya dönüyorsunuz ya İsrail'in, ya Rusya'nın, ya Amerika'nın kuklasına dönüyorsunuz. Ben Azerbaycan'ın gerginliği tırmandırmak istediğini düşünüyorum. Öyle rastgele değil bu. Tırmandırmak istediği için böyle şeylere tevessül ediyor.
Yani kalkıp Cumhurbaşkanı Erdoğan'a danışmanlığı görevden al, biz de gerginliği indirelim demek delirmek olmak lazım. O gerginliği niye artırdı? Asıl sorunu. İsrail'in ekmeğine yağ sürmek için mi, İsrail'le bir ittifak kurmak için mi, Türkiye'yi yalnızlaştırmak için mi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı her taraftan kuşatmak için mi?
Ama belli ki Azerbaycan tarafı gerginliği tırmandırmayı bir amaç haline getirmiş. Türkiye ise hiç bu konularda konuşmayarak olabildiğince gerginliği düşürmeye çalışıyor.
KORKSANIZ İYİ OLUR
“Ben savunma yapmam. Ben yargılarım” diyerek meydan okumuştu üç ay önce. Sonunda mahkemenin huzuruna çıkıp dört gün süren bir savunma yaptı. Kamuoyu 16 farklı suçtan yargılanan ve toplamda 2.352 yıla kadar hapsi istenen birisinden hakkındaki iddiaları çürütecek bir şeyler söylemesini bekliyordu.
Oysa Ekrem İmamoğlu narsizmin sınırlarında dolaşan pişkinlikle örülü uzun bir metin okudu bu dört gün boyunca. Kanuni’den Fatih’e, Atatürk’ten İstanbul’un mütareke yıllarına kadar her şeyi anlattı. Ancak kendisine yöneltilen suçlamalara cevap niteliğinde “elle tutulur somut bir şey” söylemedi.
Sonunda mahkeme eldeki mevcut delillere göre karar verecek elbette. Mahkeme şovları sadece fanatik taraftarları etkiler. O da birkaç ay.
Fakat asrın en büyük yolsuzluk davasının bir numaralı sanığının “kendisini arzın merkezinde” gören sözleri bir ibret vesikası olarak tarihe geçecek gibi.
İmamoğlu mahkemede İstiklâl Marşı’nın adeta kendisi için yazıldığını söyleyince ülkenin nasıl bir imtihanla karşı karşıya olduğunu anladık.
“Diyorum ya, o dörtlüğü sanki benim için yazmış. “Korkma”yı da benim için yazmış diyorum ya. Bayılıyorum buna ya. Bayılıyorum yani.”
Bundan sonrası psikiyatrinin alanına giriyor. Fakat bu sözlerde derin bir cehaletin izleri de var.
Zira İstiklâl Marşımızın ilk kelimesi olan “Korkma”, Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan’dan Prof. Dr. Abdülhakim Koçin’e kadar pek çok ilim adamımızın da ifade ettiği gibi, Tevbe suresinin 40. ayetine atıfta bulunuyor.
Hz. Muhammed’in (sav), Medine’ye hicret ederken peşindeki müşriklerden korunmak için sığındığı Sevr mağarasında, ölümle burun buruna geldiği sırada endişelenen Hz. Ebubekir’e söylediği “Korkma, üzülme. Allah bizimle” sözleri bu ayetle aktarılır.
Kur’an şairi Akif, Anadolu’nun işgal edildiği ve düşman ordularının Ankara sınırına ulaştığı bir dönemde yazdığı marşa müminlerin gönüllerine umut aşılayan bu ifadeyle başlar. Ve marş, “Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl” cümlesiyle biter.
İmamoğlu nasıl bir ruh hali içindedir ki, kendisini Hz. Muhammed’in öldürülmesinden ve ilahi mesajın son bulmasından korkan Hz. Ebubekir’in şahsında ümmetin ya da Müslümanların işgal edilmemiş son toprağı Anadolu’nun varlık mücadelesi sırasında yurdumuzda tüten son ocak sönmeden al sancağın indirilemeyeceğini söyleyen milletimizin yerine koyabilir?
Daha önce çeşitli suçlardan yargılanan pek çok kişinin mahkemelerde deli taklidi yaptığını görmüştük ama bu kadarını herhalde kimse görmemiştir. Adını tarihe yazdıracağı kesin.
Mahkemede tanımadığını söylediği Murat Gülibrahimoğlu ile telefonlarının neden yüzlerce kez aynı baz istasyonundan sinyal verdiği sorusuna pişkince “Onu Telekom’a sorun” demişti. Hani yardımcısı Ertan Yıldız’ın iddiasına göre Cebeci Döküm Sahası’ndan gelen milyonlarca dolarlık servette ortağı durumundaki firari arkadaşı.
Size “korkulacak” bir haber vereyim. Gülibrahimoğlu Yunanistan’da yakalandı ve iade işlemlerine başlandı.
***
Belediyeler yolsuzluk yüzünden mahkeme kapılarını aşındıran bu yöneticilerle anılırken ismi hayır dualarıyla anılanlar da yok değil.
Üsküdar Belediye Başkanvekili Dündar Ziya Gültekin’in bir trafik kazasında hayatını kaybetmesi herkesi yasa boğdu. Öyle ki ardından sadece Ak Partililer değil, birlikte çalıştığı CHP’liler dahi güzel sözler söylediler. Üstelik fanatik partililerin kendilerini linç etmesine aldırış etmediler.
Genç yaşına rağmen her kesimin, hatta tutuklandığı için vekaletini üstlendiği Sinem Dedetaş’ın dahi hayırla yâd ettiği birisi olabilmek kolay değil. Ancak ömrünü hizmete adayan, kurduğu ilişkilerde nezaketi, hürmeti elden bırakmayan birisi bunu başarabilir. Allah mekânını cennet eylesin. Evlatlarına dünyayı maddeden ibaret sananların anlayamayacağı güzel bir miras bıraktı.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 20 Ekim 2026 Salı.
İnsanlık tarihi böyle vahşi bir sahneye tanıklık etmemiştir!
İsrail işgal ordusunun Refah'ta Gazze'nin manzarasını değiştirerek soykırım izlerini sildiği görüntülendi.
Dünyanın asla unutmaması gereken bir video.
Tamamen öz kaynaklarımızla, ihracattan elde ettiğimiz geliri Ar-Ge’ye dönüştürerek ülkemiz için uzaydaki çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Önümüzdeki 5 yılda 200'ü aşkın uydudan oluşacak Uluğ Bey Takım Uydu Sistemimizin önemli kilometre taşlarından biri olan #FRG100D4 uydumuz uzayda! Bağımsız navigasyon ve haberleşme ağımız ile milli fırlatma aracımızın geliştirme çalışmalarına da hız kesmeden devam ediyoruz.
Vatanımıza ve milletimize hayırlı olsun.
#MilliTeknolojiHamlesi 🛰🌍🇹🇷
Bu aşağılık mahlukatları kimse durduramayacak mı?
Bu nasıl bir katliamdır, nasıl bir cinayettir insanın yüreği dayanmıyor artık!
Bunların yaptıkları katliamlarda boğulacakları günleri görmeden canımızı alma Ya Rab!
Yarım asra yaklaşan siyasi hayatı boyunca demokrasinin evvelemirde yerelde başladığına inanan biri olarak muhtarlık müessesesinin Türk siyasetinde hak ettiği saygıyı görmesinden, bu başarıda naçizane emeğimin olmasından memnuniyet duyuyorum.
Karanlık ve kirli oyunlara karşı çok ama çok dikkatli olacağız.
Müslümanları birbirine düşürmeye çalışanlara karşı uyanık olacağız.
Milletimizin umudunu kırmaya, moralini bozmaya, aramıza nifak duvarları örmeye çalışanlara karşı her zaman teyakkuz halinde olacağız.
Unutmayın, büyük milletlerin imtihanı da büyük olur.
Türk milleti olarak bizim de tarih boyunca mücadelelerimiz, zaferlerimiz gibi imtihanlarımız da gerçekten çok büyük oldu.
Bugün de büyük bir mücadelenin tam göbeğindeyiz.
Bu mücadelede bölgemizi lime lime etmek isteyenlerin tekerine çomak soktukça bizi asla boş bırakmayacaklar.
Tıpkı kahraman ecdadımız gibi zalimlerin değil, hangi inançtan olursa olsun mazlumların yanında cesaretle durduğumuz müddetçe bizimle uğraşmaya devam edecekler.
Kimi zaman FETÖ gibi suretihaktan görünen içerideki ajanlarıyla…
Kimi zaman dışarıdaki lobileriyle…
Kimi zaman ekonomik tetikçileriyle…
Kimi zaman uluslararası basındaki maşalarıyla…
Kimi zaman da sosyal medyadaki aparatlarıyla bizim üzerimize gelecekler.
Allah’ın izniyle onlara bu fırsatı vermeyeceğiz.
Dünyayı sömürerek, bölgemizi kan deryasına çevirerek kendilerine refah düzeni kurmak isteyenlere boyun eğmeyeceğiz.
Muhtarlar Günü vesilesiyle değerli muhtarlarımızla Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde bir araya geldik.
İlk toplantımızı yaptığımız 27 Ocak 2015’ten bugüne kadar Türkiye’nin tüm vilayetlerinden 40 bini aşkın muhtarımızla buluştuk.
Demokrasinin uç beyi olan muhtarlar ile şahikası olan Cumhurbaşkanlığı arasındaki bağı her zaman diri tuttuk.
Bugün bir kere daha muhtar kardeşlerimle kucaklaştık, ahdimizi ve kavlimizi yeniledik.
Milletin Evi’ni şereflendirdiği için her bir muhtarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Muhtarlarımızın vazife yaptığı köy ve mahallelerimizdeki vatandaşlarımızın her birine selamlarımı iletiyorum.
Dost ve kardeş Bosna-Hersek’in İlk Cumhurbaşkanı, Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç’i ebedî âleme irtihalinin 23’üncü yılında rahmetle, hasretle, saygıyla yâd ediyorum. Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Bir dava adamı, bir gönül insanı olan, eşsiz eserleriyle edebiyatımıza, kültür dünyamıza çok kıymetli bir miras bırakan Kudüs Şairi Nuri Pakdil’i ebediyete irtihalinin 7’nci yılında rahmetle yâd ediyorum.
Savunma sanayisinde tam bağımsız Türkiye hedefine ömrünü vakfeden, Millî Teknoloji Hamlemize mihmandarlık yapan değerli dostum Özdemir Bayraktar Beyefendi’yi ebedî âleme irtihalinin 5’inci yılında rahmetle, hasretle, saygıyla yâd ediyorum. Mekânı cennet, makamı ali olsun.