Kendini çok akıllı sanıp insanları kullandığınızı sanıyorsunuz ,Kullandığınızı sandığınız insanlar Aptal Rölünü Nerede oynayacağını Çok iyi Biliyor oynuyor. Acıyorum Böyle İnsanlara, Aptalsın Ve Bunu Bilmiyorsun...
Son birkaç ay içerisinde, özellikle Ortadoğu ve Anadolu’daki kadınlar ile onların dişil enerjileri üzerine fikirlerim kökünden değişti.
Neden mi?
Daha birkaç ay öncesine kadar, bu coğrafyada kadınların çapkın olmadıklarını, dişil enerjilerinin düşük ve bastırılmış olduğunu düşünüyordum.
Oysa gerçek, gördüğümden çok daha derin ve karmaşıkmış.
İnsan, yaşadığı toprağın gölgesini çoğu zaman kendi doğası sanır; oysa bazen o gölge, ışığın kendisini korumak için giydiği bir perdedir.
Ve dışarı çıkınca farkedilir..
Peki durum gerçekte nasılmış?
Batı’da, özellikle Amerika gibi modern toplumlarda bir kadın, istediği üslupta, istediği kültürel düzeydeki bir erkeği, doğal bir çekicilik ve çapkınlıkla, fazla zorlanmadan bulabilir.
Orada seçim, genellikle özgürlüğün içinde yapılır.
Lakin Ortadoğu coğrafyasında bir kadının, aynı çapkınlıkla doğru erkeği seçebilmesi neredeyse imkânsızdır; çünkü o doğru erkekler yok diye değil.
Modern Batı’daki kadar kültürlü, seçici ve olgun erkekler buralarda da sayıca ve oran olarak mevcuttur;
fakat bu coğrafyadan bir kadının onlara ulaşma şansı, çoğu zaman yok denecek kadar azdır.
Yoktur, çünkü şık bir kıyafetle sokağa çıktığında vasat erkekler hızla etrafını çevreler ve başka bir seçenek bırakmaz.
İş ortamının, sosyo-kültürel çevrenin dışında — bir kulüpte, bir restoranda, bir kafede ya da barda — bir erkeği kendi ölçülerine göre seçme imkânı yoktur; çünkü bunun için çevresindeki vasatlardan oluşan ısrarlı bakışlara, sözlere ve tacizlere direnmesi gerekir.
Batı’da ve modern ülkelerde ise kadın, bu tür bir direnişe gerek duymadan, kendi ritminde hareket edebilir.
Toplum, bazen en parlak olanı en çok yorar; çünkü parlaklık, hem aydınlatır hem de avcıların gözünü çeker.
Bu yüzden fikrim değişti:
Burada kadınlar, içlerindeki dişil enerjiyi bastırmazlarsa, köpekbalıkları gibi vasat erkekler tarafından sarılıp oradan çıkamazlar.
Ve tam da bu sebeple, kendi dişil enerjilerini — Güneş gibi, yıldız gibi parlayan o kadın enerjisini — vasatların dikkatini çekmemek için saklar, kapatırlar.
Bu bir nevi kendini zarurî sabote etmek...
Aslında onlar da çapkındır; dişil enerjileri de yüksektir.
Sadece bu enerji, serbestçe akması gereken bir nehir gibi değil, taşkınlardan korunmak için set çekilmiş bir göl gibi durur.
Dişil enerji, aslında bir zayıflık değil, bir kuvvettir; fakat kuvvet, her ortamda aynı şekilde tezahür etmez.
Bazen en derin ışık, en kalın perdenin arkasında büyür.
Onların sessizliği, yokluk değil; kendini koruma, bilgelik ve hayatta kalma stratejisidir.
Ve bu strateji, dışarıdan bakınca düşük enerji gibi görünse de, aslında içerideki ateşi koruyan bir zırhtır.
Belki de asıl mesele, kadınların enerjisini düşürmek değil; o enerjiyi rahatça taşıyabileceği bir ortamın nasıl kurulacağıdır.
Çünkü ışık, her zaman yanar; yeter ki onu söndürmeye çalışan rüzgârlar, bir gün dursun. VESSELAM 💞🌹💞