Ekrem İmamoğlu'nun YouTube kanalı ile Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabı, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. YouTube 787 bin aboneli kanalı, X ise 222 bin takipçili hesabı henüz Türkiye'den görünmez kılmadı. https://t.co/vOOUlFxcdO
Haluk Levent, polise ifade verirken eski İçişler Bakanı Süleyman Soylu hakkında konuşunca tutanağa geçirilmediğini öne sürüyor. Bu nedenle ifadeye ara verilmiş. Süleyman Soylu hakkında sözleri kayda alınmayınca susma hakkını kullanmış. Avukatlar bu konuda tutanak tutmuş.
Haluk Levent ifade tutanağını paylaştı, 'konuşmama izin vermediler' dedi: 'Süleyman Soylu' ayrıntısı dikkat çekti
"Bu konuda az önce tutanağa geçirilmesini istediğim politikacılar, devlet kurumları ile ilgili cevap vermek istediğim konuların soruyla alakalı olmadığı söylendiğinden (benim için konuyla alakası var hem de çok var) ifademi veremiyorum ve bundan sonraki sorulara susma hakkımı kullanıyorum"
https://t.co/DKWoizK0iY
📌Marmaray'da bir intihar vakası daha
Söğütlüçeşme istasyonunda, bir yurttaş intihar girişiminde bulundu.
Marmaray'dan yapılan açıklamada ise, yaşanan acı olayın ardından seferlerin tek hattan yapıldığı ve güzergahta gecikmeler yaşandığı kaydedildi.
https://t.co/5wvyVIzMro
İBB davasında 6 tahliye kararı çıktı:
İnan Güney
Ceyda Kıryak
Serap Karay
Mehmet Karataş
Metin Bal
Seyfullah Demirel
İkinci celse 17 Ağustos 2026’da başlayacak. Tutuksuz yargılananların savunmaları alınacak.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
AB Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, Silivri'de açıklama yaptı:
"AK Parti, belediye başkanı adayları ile yapamadığı şeyi, yani Ekrem İmamoğlu'nu yenmeyi, şu anda savcılarla ve yargıçlarla yapmaya çalışıyor."
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
SONAR, PanoramaTR, ANK-AR, GÜNDEMAR'dan sonra Metropoll Araştırma da "Yeni parti" anketini yayınladı...
Metropoll Araştırma'nın 2026 Haziran Araştırması'na göre;
%33,8 Özgür Özel Yeni Parti
%27,0 AKP
%11,0 DEM
%6,6 MHP
%5,0 Kılıçdaroğlu CHP'si
%4,5 İYİP
%3,5 ZP
%2,3 YRP
%2,3 AP
Yukarıda adları geçen 5 araştırma şirketinin yaptığı anketlere göre Özgür Özel'in kuracağı yeni parti kurulduğu anda birinci parti olabilecek halk desteğine sahip.
Burak Erdoğan’ın Sevim Tanürek’e çarparak onu öldürmesi ve cinayetin polis, belediye ve mahkeme üçgeninde karartılması haberini dün milyonlarca kişi Sol Haber’den okumuştu.
Kapatılma nedeni bu.
🔴 Tutuklanan komedyen Deniz Göktaş, butlancıların 'yalanlamasına' rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu'na "CHP'yi salın" dediğini bizzat doğruladı ve o anları anlattı:
💬 "Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. 'Geçmiş olsun' dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. 'Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın' dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. Avukatımın söyledikleri doğrudur."
https://t.co/vORgp0apa4