➡️ Bugün, Türk Sermaye Piyasası’ndaki profesyonelleri, yatırımcıları tartışmaya iten, kimilerinin yapılan açıklamayı Ekonomi Yönetimimiz ve SPKımızı sırf eleştirmek adına canlarının istediği yere çekip, hatta politize ettikleri, Türkiye konusunda her bu tür konu gündeme geldiğinde, aslında tipik ‘muhalif fırtına koparma’ operasyonuna çoşkuyla malzeme yaptıkları açıklama, MSCI Inc adlı uluslararası şirketin her yıl yayımladığı 2026 Global Market Accessibility Review (Küresel Piyasa Erişilebilirliği İncelemesi) raporundan ve piyasa sınıflandırma değerlendirmelerinden kaynaklandı.
➡️ MSCI (Morgan Stanley Capital International), uluslararası ölçekte endeks, risk analizi ve yatırım verisi sağlayıcısı bir özel sektör kuruluşu olarak, 1990’lı yılların sonlarından itibaren uluslararası finans piyasalarına hakim kılınan ‘neoliberal küresel finansal kapitalizm’ rüzgarı ile, bir nevi ittire ittire bir “uluslararası referans noktası” haline getirildi.
➡️ 100 trilyon doların üzerindeki küresel yatırım varlığının önemli bir kısmını yöneten, dünyaca tanınınmış uluslararası finans kurumları ve fon şirketleriyle ‘al takke, ver külah’ bir iç içe ilşkiyle, bu uluslararası finans kurumlarının HMV’u (sahibinin sesi) olarak üzerine düşen fonksiyonu icra ediyor. Güney Kore ve Endonezya’ya ayar vermeye kalkmak gibi.
➡️ Ortada, tüm uluslararası finans sisteminin deve kuşu gibi kafasına kuma gömmeyi tercih ettiği, uluslararası finans kurumları ve yatırım fonlarının bilhassa gelişmekte olan ekonomilerde canlarının istediği at koşturmalarını sağlayacak şekilde, gelişmekte olan piyasalara giriş çıkışı etkileyecek bir aktör konumuna yükseltilmiş bir başka özel sektör şirketten aslında bahsediyoruz; MSCI Inc.
➡️ Esasen, MSCI’ın uluslararası hukuka dayalı hiç bir yetkisi yok. Bu şirket, ne IMF, ne Dünya Bankası, ne OECD, ne de FATF. Ama, trilyonlarca dolarlık finansal varlık yöneten uluslararası kurumlarca beslenen bir özel sektör şirket.
➡️ Ortada, son 20 yıldır, bilhassa da 2008 küresel finans krizine sebep olmuş; ama, hiç utanması olmayan uluslararası derecelendirme (rating) kuruluşlarının sebep olduğu sistemik kargaşaya benzer bir pozisyonlanma var MSCI Inc’de.
➡️ Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının (S&P Global; Moody’s; Fitch Ratings) kimlerin temkinleriyle ne raporlara, ne rating raporlarına utanmadan imza attıkları resmi raporlara, kitaplara, filmlere, belgesellere konu oldu.
➡️ MSCI’ın raporlarını hazırlarken dikkate aldığı Goldman Sachs, BlackRock, Amundi, Bank of America, Vanguard gibi uluslararası kuruluşların kendi çıkarlarını gözetmeden MSCI a görüş verdiklerini garanti eden bir uluslararası denetim mekanizması var mı? Yok, tabi ki.
➡️ MSCI’nin veri havuzu ve yatırımcı algısı büyük ölçüde küresel fon endüstrisinin ana aktörlerinin görüşlerinden veya algı boyutunda yönlendirmelerinden beslenir.
➡️ Soru gayet net; Türkiye gibi önde gelen yükselen ülkelerin ‘Orta Güç’ konumuna gelmelerinden rahatsız olan kimi küresel finans aktörlerinin, 21. yüzyıl’ın ikinci çeyreğinde küresel sermaye piyasalarının “notunu” ve “erişilebilirliğini”belirleme hadsizliklerine sus pus kalmayı sürdürecek miyiz? SPK’mıza saygısızca “aba altından sopa gösterme” cüretine, hadsizliğine sağlam bir duruş olarak ‘Siz kim oluyorsunuz’ demiyecek miyiz?
➡️ Bugün, Türk Sermaye Piyasası’ndaki profesyonelleri, yatırımcıları tartışmaya iten, kimilerinin yapılan açıklamayı Ekonomi Yönetimimiz ve SPKımızı sırf eleştirmek adına canlarının istediği yere çekip, hatta politize ettikleri, Türkiye konusunda her bu tür konu gündeme geldiğinde, aslında tipik ‘muhalif fırtına koparma’ operasyonuna çoşkuyla malzeme yaptıkları açıklama, MSCI Inc adlı uluslararası şirketin her yıl yayımladığı 2026 Global Market Accessibility Review (Küresel Piyasa Erişilebilirliği İncelemesi) raporundan ve piyasa sınıflandırma değerlendirmelerinden kaynaklandı.
➡️ MSCI (Morgan Stanley Capital International), uluslararası ölçekte endeks, risk analizi ve yatırım verisi sağlayıcısı bir özel sektör kuruluşu olarak, 1990’lı yılların sonlarından itibaren uluslararası finans piyasalarına hakim kılınan ‘neoliberal küresel finansal kapitalizm’ rüzgarı ile, bir nevi ittire ittire bir “uluslararası referans noktası” haline getirildi.
➡️ 100 trilyon doların üzerindeki küresel yatırım varlığının önemli bir kısmını yöneten, dünyaca tanınınmış uluslararası finans kurumları ve fon şirketleriyle ‘al takke, ver külah’ bir iç içe ilşkiyle, bu uluslararası finans kurumlarının HMV’u (sahibinin sesi) olarak üzerine düşen fonksiyonu icra ediyor. Güney Kore ve Endonezya’ya ayar vermeye kalkmak gibi.
➡️ Ortada, tüm uluslararası finans sisteminin deve kuşu gibi kafasına kuma gömmeyi tercih ettiği, uluslararası finans kurumları ve yatırım fonlarının bilhassa gelişmekte olan ekonomilerde canlarının istediği at koşturmalarını sağlayacak şekilde, gelişmekte olan piyasalara giriş çıkışı etkileyecek bir aktör konumuna yükseltilmiş bir başka özel sektör şirketten aslında bahsediyoruz; MSCI Inc.
➡️ Esasen, MSCI’ın uluslararası hukuka dayalı hiç bir yetkisi yok. Bu şirket, ne IMF, ne Dünya Bankası, ne OECD, ne de FATF. Ama, trilyonlarca dolarlık finansal varlık yöneten uluslararası kurumlarca beslenen bir özel sektör şirket.
➡️ Ortada, son 20 yıldır, bilhassa da 2008 küresel finans krizine sebep olmuş; ama, hiç utanması olmayan uluslararası derecelendirme (rating) kuruluşlarının sebep olduğu sistemik kargaşaya benzer bir pozisyonlanma var MSCI Inc’de.
➡️ Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının (S&P Global; Moody’s; Fitch Ratings) kimlerin temkinleriyle ne raporlara, ne rating raporlarına utanmadan imza attıkları resmi raporlara, kitaplara, filmlere, belgesellere konu oldu.
➡️ MSCI’ın raporlarını hazırlarken dikkate aldığı Goldman Sachs, BlackRock, Amundi, Bank of America, Vanguard gibi uluslararası kuruluşların kendi çıkarlarını gözetmeden MSCI a görüş verdiklerini garanti eden bir uluslararası denetim mekanizması var mı? Yok, tabi ki.
➡️ MSCI’nin veri havuzu ve yatırımcı algısı büyük ölçüde küresel fon endüstrisinin ana aktörlerinin görüşlerinden veya algı boyutunda yönlendirmelerinden beslenir.
➡️ Soru gayet net; Türkiye gibi önde gelen yükselen ülkelerin ‘Orta Güç’ konumuna gelmelerinden rahatsız olan kimi küresel finans aktörlerinin, 21. yüzyıl’ın ikinci çeyreğinde küresel sermaye piyasalarının “notunu” ve “erişilebilirliğini”belirleme hadsizliklerine sus pus kalmayı sürdürecek miyiz? SPK’mıza saygısızca “aba altından sopa gösterme” cüretine, hadsizliğine sağlam bir duruş olarak ‘Siz kim oluyorsunuz’ demiyecek miyiz?
Dış piyasalarda, dot-com döneminden bu yana görülen en güçlü rallilerden birisi yaşanıyor. Goldman Sachs ve Morgan Stanley’nin son raporları, S&P 500 endeksindeki kazanç büyümesinin yaklaşık %40'ının doğrudan yapay zeka yatırımlarından kaynaklandığını ve teknoloji devlerinin yalnızca 2026 yılında bu altyapıya 670 milyar dolar harcayacağını gösteriyor. Kaynak;
https://t.co/BrDyKCJlhz
Yapay zeka rallisi ilk aşamada donanım, çip ve veri merkezlerini uçurdu. Ancak ikinci aşamada, bu yapay zeka altyapısını kullanarak iş modelini dönüştüren, dijital ödeme sistemlerini akıllandıran, siber güvenliği ve veri analitiğini reel sektöre entegre eden şirketlere gidiyor. Kaynak;
https://t.co/zqtSXOZ5I3
Borsa İstanbulda bu iş nasıl olur nasıl olmalı ondan bahsedelim.
1-Küresel trendde ilk dalga çip ve veri merkezleriydi (Nvidia, Micron vs.) İkinci dalga ise: Yapay zekayı kendi iş modeline entegre eden, veriyi işleyen ve finansal teknolojileri dijitalleştiren şirketlerde başlıyor.
Yani bu iş sadece "tabela" teknolojisi değil yapay zeka çağının altyapısını kuran bilişim ve yazılım devlerini, veriyi siber güvenlik zırhıyla işleyen ve kurumsal yazılım mimarisini geleceğe taşıyan şirketleride kapsıyor.
2- işin bir diğer bacağı ise FinTech ve Akıllı Ödeme Sistemleri. Yapay zeka destekli veri analitiğini; dijital kartlara, sadakat programlarına ve hatta toplu taşıma (turnike/ulaşım) ekosistemine entegre edebilen finansal teknoloji vizyonu, geleceğin sektörlerinden birisi.
3- yapay zeka trendini BİST'te ararken gözünüz sadece sığ teknoloji hisselerinde olmasın.
Büyük veriyi yöneten yazılımlar,
Dijitalleşen akıllı kart/ödeme altyapıları,
Siber güvenlik ve veri ağları.. gibi sektörlerde bu trendin bir parçası olacak.
Bistte bu sektörlerde yatırım yapan şirketler mevcut. özellikle geleceğin trendine bir değer yatırımı yapmak istiyorsanız;
#dofrb #netcd #mcard
Emek emek zorluklar ile kazandığınız sermayenizi saçma işlemlerle heba etmeyin. Unutmayın dostlar, bu piyasa sizin 6 aylık birikiminizi sadece yapmış olduğunuz saçma bir işlem ile sizden 3 günde geri alır. Psikolojinizi bozup hata zincirine girmeyin, yoksa elinizde bir TL bile kalmaz. Gerekirse geri çekilip dinlenin ama asla stratejiden sapmayın. Kaybetmemeyi öğrenin ilk başta Çünkü kaybetmemeyi öğrendiğiniz vakit, KAZANMAYA başladığınız vakit olacaktır.
Selametle kalın👋🏻
#tera #tly #halkaarz #borsa #hisse