Kaygı duymanın ne kadar yorucu olduğundan pek bahsedilmiyor; ne kadar uyursanız uyuyun, beyniniz asla dinlenmez ve bu nedenle her zaman yorgun olursunuz.
iyilesebilmek bir sürectir. üc ileri bes geri, iki geri dört ileri, kin, nefret, özlem, pismanlık, sevgi, kabullenme, bol bol aglama gibi bircok duyguyu yasatır ve sonrasında nötr hale gelmekle son bulur. kimseye bir gecede bahar gelmez, sert bir ayazı yemedikten sonra..
mesela ben çok gülerdim çok konuşur saatlerce aynı konudan bahsedebilirdim. ama bir şeyler oldu sonra gerçi bir şeyler hep oluyordu ama ben geç fark ettim işte. bazı konuları aşamadım bazı şarkıları susturamadım bazı cümleleri unutamadım ve kalbimi yaşanmışlıklardan arındıramadım
Hayatımın öyle bir dönemindeyim ki; konuşacak, küsecek, kavga edecek, barışacak ve uğraşacak halim yok. Devran dönmüş dönmemiş ne fark eder ki? Ben artık çok başka bir evredeyim. Kim ne demiş, ne yapmış, hakkımda ne düşünmüş hiç ilgilenmiyorum. Ben kendimden, iyi niyetimden emin olduktan sonra siz ne demişsiniz bir önemi yok benim için.
Birini aynı yerden defalarca incitirseniz, artık karşınızda aynı kişiyi bulamazsınız. Değişimi sorgulayan, ne yaptığına iyi baksın. Defalarca incinen insan, kendini korumayı öğrenir. Bu değişim aslında bir nefsi müdafaadır.
başka şehirde tek yaşamak çok güzel özenilecek bişi gibi duruyo olabilir ama bugün ben kapıda kaldım ve gelebilecek kimsem yoktu ne anne ne baba ne yakın arkadaş ve yalnızca bi aydır tanıdığım insanlar geldi yetişkinlik evreleri çok garip sadece kendinle olmayı öğrenmen gerekiyor
en zor ama en geniş kapı kabullenmekmiş. değişmek ve değiştirmek için o kadar çırpınmışım ki geriye yalnızca yorgunluk kalmış. durunca fark ettim. mesele bunlar değilmiş. asıl mesele, bütün bu telaşta kendimden ne kadar uzaklaştığımmış.