“Benim Türklük idealine daha büyük bir borcum vardı; kanım! Burada ya şerefli, hür bir devletin gazileri olarak yaşayacağız veya bu uğurda öleceğiz!”
Enver Paşa
Ruhu şad olsun.
Bugün, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, önceki dönem Dışişleri Bakanımız ve Antalya Milletvekili Sayın Mevlüt Çavuşoğlu ile Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Genel Başkanı Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım’ı ziyaret ederek bir araya gelme fırsatı buldum.
Nazik kabulleri, samimi misafirperverlikleri ve kıymetli sohbetleri için kendilerine teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Başta yüz binlerce Türk gencini evladı bilip onlara yol gösteren Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi olmak üzere, vatanımız için hayırlı evlatlar yetiştiren tüm babaların #BabalarGünü kutlu olsun. 🇹🇷
LGS’ye girecek tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum.
Azim ve emekle çıktıkları bu yolda Rabbim zihin açıklığı versin, gönüllerine ferahlık nasip etsin.
Yolunuz açık, başarılarınız daim olsun.
#LGS2026 🇹🇷
KURBANINIZ, ÜLKÜ OCAKLARI ARACILIĞIYLA İHTİYAÇ SAHİPLERİNE ULAŞIYOR! 🐏
Bağışladığınız kurbanları vekâleten kesiyor; gönül coğrafyamızdaki soydaşlarımıza ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırıyoruz.
Paylaştıkça büyüyen kardeşlik, Türk milletinin en büyük hazinesidir. 🇹🇷
İsrail’in suç kaydı kabarık, temel insan hak ve özgürlüklerinden bihaber ve demokrasinin düşmanı olan başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan hakkında sarf ettiği seviyesiz ve küstah ifadeler; yalnızca bir siyasi hezeyanın değil, aynı zamanda ahlaki iflasın da tezahürüdür. Netanyahu’nun mesnetsizlik abidesi ifadelerini; dizginlerini yitirmiş bir suçluluk psikolojisinin, kan ve katliam üzerine kurduğu alçak siyasetinin ve köşeye sıkışmışlık korkusunun dışavurumu olarak değerlendirmeliyiz.
Hakikatle bağı kopmuş, vicdan terazisi kırılmış, siyasi aklı esarete düşmüş bir zihnin ürünü olan bu çürük sözler; muhatabını değil, sahibinin içine düştüğü derin meşruiyet krizini gözler önüne sermektedir. Türkiye Cumhuriyeti, kirli ağızların iftiralarıyla sarsılacak, ucuz propagandalarla yönü değiştirilecek bir devlet değildir.
Bugün asıl konuşulması gereken, sözün değil, suçun sahibidir.
Bölgesel ve küresel istikrarsızlık dalgasının her gün daha da sertleştiği; bölgemizdeki huzur ve güvenlik ikliminin siyonist hesaplarla dağıtılmak istendiği, emperyalizmin bu kanlı ve kirli oyuna çanak tuttuğu günümüzde; masum sivilleri hunharca katleden bir terör makinesinin Sayın Cumhurbaşkanımıza, ülkemize, devletimize söz söylemeye kalkışması, utanmazlığın ve küstahlığın ulaştığı yeni bir dip noktadır.
Gazze’de çocukların üzerine yağan bombaların hesabını veremeyenler; Batı Şeria’yı gasp eden, Lübnan’ı işgal eden, Suriye’nin egemenliğini tehdit eden ve İran’da gayrimeşru yollarla rejim mühendisliğine soyunan, çevre ülkelerin iç dengelerini bozmayı alışkanlık haline getiren bu anlayış; bölgeyi ateş çemberine çeviren saldırgan politikalarıyla insanlık vicdanında mahkûm olmuştur ve şimdi dikkatleri başka yöne çekmek için gürültü çıkarmaktadır.
Barışı çalan, güvenliği talan eden, insanlığın ortak değerlerini yağmalayan bu yaklaşım; sadece bir saldırganlık değil, aynı zamanda bir kleptokrasi ve ahlaki çöküştür.
İsrail yönetimi, bölgesel barışı dinamitleyen, uluslararası hukuku ayaklar altına alan, istikrarsızlığı besleyen organize bir kriz odağına dönüşmüş durumdadır. Bu yapı, yalnızca Ortadoğu’nun değil bütün dünyanın huzurunu hedef almaktadır.
Bütün bunların gölgesinde konuşan Netanyahu’nun sözleri, siyasetin değil, panik halinin ürünüdür.
Cumhur İttifakı’nın Türk milletinin dirliğini ve düzenini düstur edinen, hiçbir zorluk ve odak karşısında eğilmeyen, bükülmeyen, değişmeyen tavizsiz duruşu çerçevesinde altını çiziyorum:
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başıdır. O’na yöneltilen hayasız ve hadsiz dil, doğrudan doğruya Türk devletinin hükümranlık haklarına, Türk milletinin itibarına ve milli iradenin bizzat kendisine yöneltilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti; tarihi, devlet aklı ve köklü medeniyet birikimiyle bu tür kirli senaryoların karşısında dimdik durmaya devam edecektir. Hiç kimse Türkiye’yi hedef alarak kendi suçlarını perdeleyemez, kendi karanlığını başkalarının üzerine yıkamaz.
Türkiye’yi hedef alan bu saldırgan üslubun gerisinde; siyonist terör örgütü elebaşının Türkiye’nin artan diplomatik ağırlığından, Sayın Cumhurbaşkanımızın mazlum coğrafyalar lehine yükselttiği hakikat sesinden ve Türkiye’nin milli birlik ekseninde güçlenen duruşundan duyduğu rahatsızlık vardır. Meselenin özü budur.
Netanyahu’nun Cumhurbaşkanımıza dönük sözleri yok hükmündedir.
Cumhurbaşkanımız’ın yanındayız. Devletimizin kudretine ve hürriyet üzerine inşa edilmiş duruşuna yönelen her sinsi ve hain operasyonun, tahriklerin, iftira ve tehditlerin ise karşısındayız.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Bir ülkü etrafında toplanmak için bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, ömrünü Türklük ve Türkiye ülküsüne adamış Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e ve ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.
Partimizin Kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i ebediyete irtihalinin 29’uncu yıl dönümünde rahmet ve saygıyla anıyorum.
Merhum Türkeş Bey, Türk devlet ve siyaset hayatına derin izler bırakmış bir mücadele insanıdır.
Fırtınalı yıllarda, zorlu şartlarda, sıkıntılı dönemlerde ilke ve ülkülerine cesaretle sahip çıkmış, duruşundan ve fikri tutarlılığından taviz vermemiştir.
Merhum Türkeş Bey’in yaktığı meşale sönmeyecek, yaptığı zamanlar üstü çağrısı asla silinmeyecektir.
Ruhu şad, kabri nur, mekânı cennet olsun.
Tüm dava büyüklerimizle birlikte Cenab-ı Hak ondan razı olsun.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ