Boğaziçi Üniversitesinin efsane hocası Prof. Dr. Oya Başak'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Oya Hocamız, şu yazıyla üniversiteye giriş kartları iptal edilen 10 değerli profesörden biriydi.
Bu belgede geçen her isim kuşaklar boyunca hak ettiği şekilde hatırlanacak.
Boğaziçi mezunlar günü 13 Ekim'de Saat 14.00’te Etiler’de Cüneyt Arkın Sanatçılar Parkında. Güney Kampüste özgürce yapılabilinceye kadar mezunlar, hocalar, öğrenciler bu yakın mekanda bir araya geliyoruz.
Türkiye’de üniversitelere, son 3 yılda Boğaziçi’ne verilen zararı dünya alem gördü, uyarmakta. Ekonomiye verilen zararın faturasını halk son yerel seçimlerde kesti. Gençlerinin geleceğine verilen zararın faturasını da er ya da geç kesecektir. https://t.co/yfUmyOXd8T
Üniversitelerimiz Suriye ve Kuzey Kore ile rekabet ediyor!
Yıllardır Türkiye üzerine sayısız endeksi incelemiş biri olarak söylüyorum, ben bu kadar berbat olduğumuz bir sıralama görmedim. Eskiden ‘toplumsal çürümede dip yoktur’ diyordum. Varmış!
Bu hafta açıklanan Akademik Özgürlük Endeksi’nde “özgürlüğün tamamen kısıtlandığı” en alt kategoride yer alıyoruz. Bizim üstümüzde Mısır bir sıra altımızda İran var. Ama birkaç sıra inince Suriye ve son sırada Kuzey Kore var!
Sokaktaki insanın akademik özgürlük diye bir derdi yok. Millet ekmek derdinde. Biliyorum. Bu şaşırtıcı bir durum değil zira bizim özgürlük algımız politik ve tarihsel nedenlerle sofradaki ekmekten kopartılmış durumda. Bu bağı yeniden kurmadan kimsenin dönüp üniversitelerdeki özgürlük ortamını dert edeceği yok.
Ya Özgürlük Ya Sefalet!
Türkçe yazdığım ilk kitaba isim ararken ‘Ya Özgürlük Ya Sefalet’ adını seçmiştim. Son kitabımın adının ‘Ya Adalet Ya Sefalet’ olması o kitabın devamı olması sebebiyledir. İlk kitap çıktığında sevgili @MirgunCabas harika bir soru sormuştu: “Özgürlüğün karşıtı esarettir, sefaletin karşıtı da zenginlik, siz neden birbirinin karşıtı olmayan bu iki kavramı bir zıtlık olarak sundunuz?’ Kitabımda da uzun uzun anlattığım gibi benim özgürlük ve sefalet kavramları arasında kurduğum denklemin bilimsel bir temeli var. Bir ülkede özgürlük arttıkça o ülkede gelir seviyesi yükseliyor. Tersi de geçerli.
Yani, üniversiteleri özgür bırakmayacaksanız, sefaletten şikayet etmeyeceksiniz. Üniversite açıp sonra orayı üniversitenin gerektirdiği en temel koşul olan özgürlükten mahrum bırakacaksanız ramazan vesilesiyle hatırlatayım: İsraf haramdır. Sofrada bereket istiyorsanız, Kuzey Kore ile rekabet etmekten vazgeçin.
Yazının devamı @gazete.oksijen ‘de!
Boğaziçi mezunları da okullarına yapılanların tüm ülkeye maliyetini anlatmaya devam ediyorlar. Sözcü ve Oksijen’de bugün çıkan ilan. Malum gazeteler bu tür ilanları basmayı kabul etmiyormuş (şaşırtmıyor).
Biz bugün Boğaziçi psikoloji 2020 dönemi olarak çok sevdiğimiz hocamız Ali Tekcan’a veda ettik. Ali hocamızı yıllardır görev yaptığı evinden, Boğaziçi’nden ayrılmak durumunda bırakan düzeni affetmeyeceğiz. Tüm emekleriniz için teşekkür ederiz Ali hocam. Kendinize iyi bakın.
8) yapılması da bana önemli bir ders oldu. Bu haksızlık döngüsünde kaybeden o kadar çok ki. Hem ben, hem Boğaziçi, hem Türkiye… Bu sistemin içinde olan ama sadece hakkıyla ünvanlarını kazanmış ve bilime emek vermeye çalışan bazı hocalarıma ve meslektaşlarıma sabırlar diliyorum.
7) mevkilerde tanıdıklarım yoktu. Kendi çabalarımla kazandığım kariyerimi, uluslararası başvurularımdan gelen teklifleri değerlendirerek zenginleştirmeye karar verip yoluma devam ettim. Ama yabancı olarak yaşadığım ülkelerde bana yapılmayan haksızlığın, kendi ülkem tarafından...
6) tanesi de benim kabul aldığım pozisyonun kadrosunu kapatmıştı. Dünyanın önemli üniversitelerinde 16 yıl boyunca çalışıp, yeterince kalifiye bir altyapı oluşturduktan sonra, ülkeye kazandırmak istediğim özgün teknolojiye rağmen böyle bir muameleye maruz kaldım. Benim yüksek...
5) başvurusu yapabilmem için, rektörlükten bir destek yazısı çıkartıldı. Fakat yaklaşık 9 ay sonra, pozisyona kabul edildiğim bölüm tarafından verilen bilgiyle öğrendim ki, dekanlık ve bölümün de bilgisi dışında, tüm üniversitede farklı bölümlere o yıl 38 kişi atanmıştı ve bir ..
4) bölüm tarafından bu pozisyon bana teklif edildi. Uluslararası düzeyde her prestijli ve güvenilir üniversitede buraya kadarki süreç aynı işliyor. Bu teklifi resmen kabul etmemden sonra, işe alım sürecinin başladığı bildirildi bana. Hatta bir süre sonra bir araştırma fonu...
3) edindiğim deneyimle ve Türkiye’de uygulanmayan bir teknolojiyi getirmek üzere, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü'nde açılan yardımcı doçent pozisyonuna başvurdum. Birkaç aylık süreç sonunda, bana ve öteki adaylara uygulanan mülakat süreci sonunda,...
2) Yukarıya koyduğum yazı, 2005 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde lisans derecemi bitirdiğimde mezuniyet töreninde 5000 kişinin önünde yaptığım konuşmanın metni. Yaklaşık 2.5 yıl önce, bu konuşmadan 16 yıl sonra, akademik heyecanımla 3 farklı ülkede, farklı laboratuvarlarda...
#BoğaziçiKulüpleriYerindenEdiliyor Boğaziçi’nde gençlere özgür düşünce, özgüven ve donanım kazandıran ne varsa yok etmek için görev icra ediliyor. Yerine koyabilecekleri bir şeyleri yok. Dur diyen de yok. Türkiye’ye verilen zarar anlaşıldığında çok geç olacak.
CEBREN ÇIKARILDIK HUKUKEN GERİ DÖNÜYORUZ
Bugün Sarıyer Kaymakamlığı tarafından apar topar çıkarıldığımız tesislerimizin tahliyesiyle ilgili mahkeme "yürütmeyi durdurma" kararı verdi.