■ BİR MENDERES
GÜZELLEMESİ/
CAHİT ÇATALOĞLU
▪︎Günün birinde adamın biri sizi karşınıza çektirse ve aynen... "Karını seviyorum ve onunla birlikteyim, seni aramızda görmek istemiyorum. Karından derhal boşanacaksın" derse tepkiniz ne olur?..
Bu, yerli bir dramada film repliği değil, yaşanmış gerçek bir hikayedir. Olayın kahramanı, gözü dönmüş kart zampara, dönemin kudretli Başbakanı Adnan Menderes'tir. Yeryüzünde çok az evli erkeğin başına gelebilecek bu olayda açık tehdit alan adam donar kalır. Çaresizdir.
Şiddetli bir kroşe alan boksörün abandone haline döner. Karısıyla birlikte olduğunu, onu sevdiğini ve aralarından çekilmesi gerektiğini yüzüne tokat gibi haykıran kişi muktedir bir tek adamdır. Direktifi havada asılı kalmayacak sevilen, sayılan, korkulan bir Başbakan'dır.
***
▪︎Genç bir avukat olan 1899 doğumlu Adnan Menderes, İzmir'in saygın ailelerinden Evliyazadelerin eğitimli, güzel kızları Fatma Berin hanımla 1929 yılında evlenir.
Adnan bey 30, Berin hanım 24 yaşındadır. 1905 doğumlu Berin hanım zarif, bakımlı, güzel bir kadın olması yanısıra evinde hamarat, şefkatli bir annedir. Biri bebek sayılabilecek (Aydın Menderes) sağlıklı 3 erkek çocuk annesidir.
Adnan Bey 2 yıl sonra 1931 yılında CHP Milletvekili olarak parlamentoya girmiş ve peşpeşe 4 ayrı seçimde Aydın Milletvekili seçilmiş, 1945 yılında toprak reformu konusundaki aykırı çıkışları sonucu CHP'den ihraç edilmiştir.
Onu siyasete sokan ise ulu önder Atatürk'tür.Bir toplantıda izlediği genç hukukçuyu beğenir ve etrafındakilere "Bu çocuğa sahip çıkın. Önemli vazifelere gelebilir.." demiştir ve dedikleri de kısa yaşamının her evresinde görüldüğü gibi aynen gerçekleşmiştir..
Adnan Menderes bir süre sonra kendisi gibi CHP'ye küskün Celal Bayar, Fuad Köprülü, Refik Koraltan ve Fatin Rüştü Zorlu ile Demokrat Parti'yi kurar. Türkiye'nin çok partili ilk seçimi olan 1950'de yüzde 52.7 oy almalarına rağmen seçim sisteminin bir lütfu olarak 420 milletvekiliyle Meclis'e girerler. Türkiye artık -izleri bugün de net görülen- yeni bir döneme adım atmıştır.
Türkiye'nin sevk ve idaresi hızla değişmekte, kamu yönetimini DP yandaşları doldurmaktadır. Aynı yıl, 1950'nin Sonbaharı'nda Ziraat Bankası Genel Müdürü Mithat Dülge Ankara'da görkemli bir resepsiyon verir. Onur konuğu olarak Başvekil Menderes'te davetliler arasında... Gözleri salonda genç bir kadına zumlanır. Ceylan görünümlü bu afet, Adnan beyin adeta kalp ritmini bozar. Kimdir bu eşsiz peri kızı?..
Yanındaki DP Sakarya Milletvekili Rıfat Kadızade'ye sorar. Rıfat bey, daveti veren Mithat beyin yeğeni, henüz tanınmayan opera sanatçısı Ayhan Aydan olduğunu söyler. Adnan bey cazibeli, güzel kadına yönelir, akşam Ayhan hanımla sohbeti koyulaştırır ve protokol kurallarını bir yana bırakıp yanına kimseyi yanaştırmaz, birlikte bahçeye çıkıp içkilerini yudumlarlar. Romantik birliktelik ve drama senaryolarına konu olacak görülmemiş aşkın ilk adımı atılmıştır.
Menderes henüz öğrenmemiş ama Ayhan hanım evlidir, 6 yaşında bir de oğlu vardır. Sıhhıye semtinde Sağlık Bakanlığı yanındaki sokakta, bir apartmanın giriş katında kiracı olarak oturmaktadır. Ertesi güne başka bir Ayhan olarak başlar.
* * *
Sabah kapı çalar. Takım elbiseli, asker gibi saygılı duran kişi, önüne bakarak, Başvekilin selam ve hürmetleriyle, naçizane hediyesini getirdiğini söyler.
Hediye dediği şey, kapıda duran son model bir otomobildir. 1950 yılında Ankara kaşık kadar bir yerdir. Bir ucundan diğer ucuna yarım saatte yürünebilir. Ulus, Sıhhıye ve Kızılay.. Hepsi bu.
Nüfus desen sahil köyü kadar. Birbirini tanımayan yok. Özel aracı olan insan sayısı parmakla sayılacak kadar az.
Buzdolabının bile henüz evlere girmediği 1950 yılıdır.
Bugün bir çılgın aşığın sevgilisine Boeing uçak hediye ettiğini düşünün. Aynen bu. Bu beklenmedik yıldırım aşk kısa sürede Ankara'da duyulurken Başvekilimiz de çocuklu, evli bir kadına aşık olduğunu öğrenmiştir.
Ancak gönül ferman dinlemez, sevda şerbetini içmiştir artık. Adnan bey 51 yaşında, 21 yıllık evlidir. Bu ilişki onu bir anda 30 yaşına döndürmüştür. Ayhan hanımla her gün görüşmeye başlar. Bazı önemli resmi görüşme ve randevuları bile iptal edip makam aracıyla sevgilisine gidip saatlerce kalmaktadır.
Devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşmayan bu davranışları Başbakan'ın yakın çevresi de onaylamaz, ancak kimse ona dur deme cesaretini gösteremez.
Sadece Ayhan hanımın annesi kızını kenara çekerek bu ümitsiz aşktan kopmasını, yoksa herkes için katlanılması zor sonuçlar doğacağını söyler.
Ana hissiyatıdır bu. Kimsenin görüp bilemediği, duyamadığı ve hissedemediğini görebilen bir anne hissiyatı. Öyle bir terazidir ki, gerçekleri miligramla tartar. Asla şaşmaz. Ve tarihin akışında anne haklı çıkacaktır.
* * *
Ayhan hanımın kocası evden uzaklaşır, oğlu Londra'ya gönderilir ve 14 yaşında trafik kazasında ölür. Opera sanatçısı Ayhan hanımla Adnan beyin aşklarının meyvesi beklenenden çok erken dünyaya gelir. Evde doğan erkek bebek 7-8 saat yaşadıktan sonra gözlerini kapar. Bu bebek halen Cebeci Asri Mezarlığı'nda yatmakta. Mezarlık ve defin kayıtlarında sadece annesi Ayhan Aydan'ın adı geçer.
Bu olay Yassıada'nın "Bebek Davası" olarak yerini korumaktadır. Bu davada sanık Adnan Menderes, kendine yöneltilen kasıtlı suçlamalara rağmen suçsuz görülüp, beraat etmiştir.
Duruşmada tanık olarak dinlenen anne Ayhan Aydan, mahkeme heyeti karşısında dimdik durarak Menderes'i çok sevdiğini, ondan çocuk sahibi olmayı arzu ettiğini, ancak kaderin önüne geçilemeyeceğini, yaralı ama gururlu bir kadın olarak mertçe dile getirir.
Bu korkusuz ve yürekten gelen dürüst ifadenin hem mahkemeyi hem tribünlerdeki dinleyicileri etkilediğini, salonda duygusal anlar yaşandığını anımsarız.
Zaten o günlerin gazete haberleri ile yorumlardan da kamuoyunda "Keşke yaşanmasaymış. Ne talihsizlikmiş bu böyle.." havasının estiği hatırlardadır.
* * *
Gelelim işin bir başka yönüne.. Ayhan hanımın talihsiz kocası o dönemin ünlü müzisyeni Hasan Ferit Alnar'dır. Dünya klasik müziğinin mabedi Viyana'da eğitim görmüştür. Kanun virtüözüdür. Telleri okşamaya başladığı zaman kanun bazan hüzünle, bazan coşkuyla adeta konuşmaya başlar.
O dönemde dünya müzik otoriteleri "Muhteşem Türk Beşlisi"nden söz etmekte ve yetişen bu müzisyenlerin yeni eserler sunmasını beklemektedir. Bu yetenekli grubun abisi, kıdemlisi, hocası Hasan Ferit Alnar beydir. Grubun gelecek vaadeden dört müzisyeni ise; Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey, Ulvi Cemal Erkin, Necip Kazım Akses'tir.
Bu dört müzisyenimiz genç yaşta "Devlet Sanatçısı" ünvanını almış ancak Menderes'in talimatıyla Hasan Ferit Alnar'ın hakkı yenmiştir. Atatürk, ilk operanın bestelenmesini emretmiş, sofrasında her fırsatta sanatçılara yer vermiş ve sanatı olmayan bir toplumun asla yücelmeyeceğini defalarca tekrarlamış bir önder.. ve onun aramızdan ayrılışından 13 yıl sonra bir Başbakan'ın sevgilisinin kocasını cezalandırmak adına aldığı basit, aptalca, haksız bir karar.
Hasan Ferit Alnar sanatçı duygusallığı ve yaşamın kendisine sunduğu çarpıklık içinde doğal olarak hayata küser.
Bu olay Cumhuriyet tarihimizde bir siyasinin bir sanatçıyı keyfi cezalandırdığı ilk kötü örnektir. Ne yazık ki; İyi örnekleri kopyalamakta acemi ama kötü örnekleri kopyalamakta usta olan bazı siyasetçiler, günümüzde de sırf kendi meşreplerine uymadığı için, makul ve mantıklı bir açıklama bile yapmaktan aciz şekilde sanat insanına karşı gaddar ve kindar olabiliyorlar.Her neyse.. tarih en yüce hakemdir.
* * *
Adnan Menderes Yassıada'da vatan ihanetinden idama mahkum edildi. Maliye Bakanı Hasan Polatkan ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile İmralı adasına nakledildi. Tarih 17 Eylül 1961. Öğlen saat 13.20 sularında Adnan Menderes beyaz kefeni ve, boynunda idam fermanıyla darağacına çıkarıldı.
Bir dönem kapanmıştı artık. İmralı'da izbe bir köşeye Polatkan, Zorlu ve son olarak Menderes'in naaşları gömüldü.
Kimdi bu Adnan Menderes? Çok eşli olabilen hiperaktif bir doyumsuz erkek mi? Seksüel fantazileri sınır tanımayan bir maceraperest mi? Gerçek mutluluğa erişememiş, kişiliğini bulamamış, arayış içindeki zavallı, çocuksu bir aşk kölesi mi?
Gizli ilişkilerden müthiş keyif ve heyecan duyarak iç dünyasında yarattığı fırtınalarla kendini fenomen yerine koyan bir manyak mı? Her çiçekten bal toplamaya yatkın, sıradan, bildik bir kart horoz zampara mı? Yoksa daha farklı, daha renkli bir hasta, bir klinik vaka mı?
Bunları bilemiyoruz. Öğrenmek için vakit artık çok geç. Zira Menderes'in tutkulu aşkı sadece Ayhan hanımla sınırlı değil. Onunla tanışmadan önce, evli olmasına rağmen Ankara'da milletvekili olmadığı 1946 yılında Mukaddes isimli bir kadınla bir süre kaçamak aşk yaşıyor. Dönemin derin devleti bunu belirliyor.
Menderes'in beklenmedik, şaşırtıcı aşk bombası ise İstanbul'da 1953 yılında patlıyor. İstanbul Emniyet Müdür muavini Ferit Avni Sözen'in normal tayini çıkar. Karısı Suzan hanım bu tayini isterse Başbakan Menderes'in durduracağını öğrenince ricacı olur.
Suzan hanım Rus anneden ve Türk babadan olma, sarı saçlarıyla, ince belli fiziğiyle erkeklerin rahatça başını döndürebilecek fiziki kapasiteye sahip bir kadındır.
Roman yazarıdır. Genellikle aşk romanları kaleme alır. Menderes ilk görüşte Suzan hanıma da adeta vurulur. Polis kocasının tayinini durdurmakla kalmaz, emniyet teşkilatında ona derece kazandırır.
Suzan hanım romantik olduğu kadar gücü seven, ihtiraslı bir kadındır. Çok kısa sürede ikisi arasında ilişki başlar. Suzan hanım Teşvikiye'de, İstanbul'un en gözde apartmanlarından biri olan Belveder Apartmanı 4. katta oturur. Menderes sık sık eve gelmektedir.
Bu apartmanın kapıcısının şimdilerin holding patronu İbrahim Polat olduğu, süreç içinde Menderes sayesinde o dönemler bomboş olan Beşiktaş Fulya'da arsalar ve yüklü bahşişler aldığı ve hatta oğlu Adnan Polat'ın adının Menderes'in izniyle konulduğu, dedikodusu yaygındır. Taksim'de İstanbul'un panoramik manzarasına sahip ünlü Park Otel'in kral dairesi de Menderes'in çok sık kullandığı mekanlardan biridir.
Burada Suzan hanımla rakısını yudumlayıp İstanbul'un imarı konusunda sohbet ederken, eşi polis müdürü resmi kıyafetiyle aşağıda nöbet beklemektedir. Sonuç olarak Adnan Menderes nikahlı karısını aldatan, kaçamak aşk yaşayan hercai bir erkektir.
Daha sonra evli ve çocuklu bir kadına aşık olur. Sevgilisini paylaşamayacağını belirterek nikahlı kocayı tehditle uzaklaştırır.
Gözü kimseleri görmeyen kazanova Başbakan bir süre sonra İstanbul'da bu kez yine evli bir kadına sırılsıklam aşık olur. Gönül maceraları dizi filmlere senaryo olacak kadar ilgi çekicidir.
Hayatına giren farklı kadınlarla mutlu bir beraberelik ve yaşam kuramamış, bu fırtınaları doğal olarak kimi zaman görevine yansıtmış kişidir.
Yargılanırken, özel hayatı ve sevgilileri elbette konu olmuş, bu kadınlar ile yakın çevresine milletin parası olan örtülü ödenekten nasıl harcamalar yaptığı sorulmuştur.
Kararı verecek hakimlerin, yargılanan kişinin özel hayatından veya konumundan artı veya eksi yönde etkilenmemesi söz konusu olabilir mi? Bu durumda; Menderes'in kaderini belirleyen mahkeme kararında, ortalığa saçılan özel hayatındaki renkli yaşamın acaba etkisi var mıdır? Hayır demek mümkün mü?
Yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen Adnan Menderes'i görmemiş, tanımamış, o günlere, olaylara tanık olmamış pek çok kişi onu bugün "Demokrasi şehidi" olarak tanımlamaktadır.
Bu tamamen anlamsız, tutarsız ve cahilce bir yaklaşımdır. O günün muhalefet partisi olan CHP ile lideri İnönü'yü yıpratmayı, karalamayı hedef alan ucuz bir propaganda taktiğidir.
Menderes, kendisinden kaynaklanan inanılmaz hatalarla sonunu hazırlamış, kudretli ama çok talihsiz, mutsuz bir insandır. "Demokrasi şehidi" ünvanını alacak tek bir girişimi veya olayı yoktur.
O'nu rahmetle ve siyasi geçmişimizde izler bırakan bir Başbakan olarak anmak, yaşanmışlardan dersler çıkarmak, tarihimiz adına sanırım daha yerinde ve gerçekçi olacaktır.
(*) OSK / 18.09. 2026 (18.08.2018/ Cahit Çataloğlu)
NOT...Ölünün arkadından kötü konuşulmaz denir ama, kimse de ölünce melek olmuyor...Menderesin ülkemize yaptığı kötülükler için asılması yetmez bile .Kişisel ahlaksızlığını bir tarafa bırakırsak ; Türkiye Cumhuriyeti'ni ABD'ye mahkum etti. Marshall yardımıyla Türk toplumunun köküne dinamit koydu. İlkokullara zehirli sütlerle 😶... tüm Türkiye genelinde çocuk felci salgını oldu, hemen sonra İsrail'den çocuk felci aşısı geldi.Köy enstitülerini kapattı .😔 .Vs.. vs..
Kısaca içimizdeki vatan hainlerinin öncüsü ...
@eczozgurozel Hani bu partiyi halk olarak biz kurmuştuk. Yarın gidip evet mi diyeceksiniz. Bu yanlışı yaparsanız, o halk sizinle olmayacaktır.
Biz böyle "adama özel" demokrasi istemiyoruz.
80 yaşıma kadar muhalefet koltuğunda oturacağıma, yarın sabah bırakır, iktidar koltuğu için yola çıkarım.
Size söz veriyorum…
Ne emekliyi, ne çiftçiyi, ne emekçiyi, ne esnafı…
Kimseyi çaresiz bırakmayacağız.