Dünya Sistemi ve Cuma Mektupları - İsmet Özel
90'larda TFD'de (Türkisches Fernsehen Deutschland / Almanya Türk Televizyonu) yayımlanan bir İsmet Özel mülakatı.
Ciddiyetimizi koruyacak kadar katılaşmağı, münasebetleri devam ettirebilecek kadar sulanmağı bilelim; ama insanlaşmağa talip isek gaz haline gelmeği bünyemize hiç yaklaştırmayalım.
İsmet Özel, 17 Zilhicce 1447 (3 Haziran 2026)
https://t.co/F6sJllx17S
"Görüldüğü gibi “sahiplenmek” ile “sahip çıkmak” arasında esastan fark var. Aynı kökten türemelerine rağmen “istismar etmek” ile “semerelendirmek”in Türkçede zıt manalar kazanması gibi."
DEVREMÜLK KONAĞIN DEVEKUŞU KONUKLARI
İslâm her nesilde bambaşka şekillerde sunuldu. “Kiralık Konak” esprisini mumla aratacak bir mülksüzleşme ve sahipsizlik süreci yaşadık. Devekuşu tıynetli insanların konup göçtüğü devremülk bir konak oldu Türkiye.
https://t.co/w40aem0sDt
Kavganın göbeğinden şiire uzanan bir yolculuk…
Şiirsel olanın politik ve ontolojik zemini, modern Türk şiirinin, İsmet Özel’in fikrî, estetik kırılmaları ve daha niceleri…
Emeğine yakından tanık olmanın keyfini anlatmak güç. Okuru bol, ardı daim olsun. @salim_nacar
'Başta sanatçılar olmak üzere “kendi rengi”ni bulmak için yıllarca uğraşan her ferd sonunda açık veya örtülü tarzda şunu itirafa mecbur kalır: Bulduğumuz renk “biz”in renginden öte bir şey değil! Çünkü renklilik “ben”in hususiyetidir, “biz”in hususiyeti renktaşlıktır.'
NE ZAMAN KENDİ RENGİMİZE BÜRÜNECEĞİZ?
“Biz” olabilmiş her şeyde kendine mahsus bir koku, bir doku, bir renk bulmak mümkündür. Mürekkep oluştan basit oluşa ulaşmış; karakter, karar ve kıvam bulmuşlardır.
https://t.co/rOHZWwcani
Hem kendisi ile yaptığımız derûni sohbet, hem de Enstitünün ilmî atmosferi bizi gerçekten tazeledi...İhsan Fazlıoğlu hocamıza teşekkürlerimizi ve tebriklerimizi sunarız.Hayırlı ve bereketli olsun..#@ihsanfazlıoglu
İstanbul Bilim Koleji Kampüs Müdürü Engin Bağcı
ve Rehberlik Bölüm Başkanı Murat Ural hocalarımız
Fatih-Semâniye Külliyesinde
İMÜ Bilim Tarihi Enstitüsü'nü ziyaret ettiler.
Kolej ile Enstitü arasındaki işbirliğinin müzakere edildiği
ziyaretleri için kendilerine teşekkür ederiz.
Ne gündelik hayat ne de insanlık tarihi ölçeğinde mutlak bir kaostan veya kozmos söz edebiliriz. Yalnız özel anlarda yaşanan uyanışlardır varlığı amaçlılık içinde “gösteren”, daha doğrusu varoluşun amacını “görmemizi sağlayan.”
GEÇMİŞLE BAŞA ÇIKMAK
Geçmişle başa çıkmanın yolu yeni bir optik yanılgı yaratmaktan yahut kendimizi nostaljik duyarlılığa bırakmaktan geçmiyor. Nesnelerin düzenliliğini ve ilişkiselliği görmemizi sağlayacak yeni bir konum ve mesafe ayarına ihtiyaç var.
https://t.co/gjynuMLwRe
@AltayCemMeric belki de gafletidir. ACM nin gerek uslübü gerek rafizilik üzerinden toptancı tekfirciliği Van'a ya da Urfa' ya kasten düşürülen bir İran balistik füzesiyle eşdeğer tesirdedir, Allah hepimizin ferasetini artırsın.
@AltayCemMeric Asıl mesele, şu an İran hukuksuz ve çok ağır biçimde bombalanırken ve bu tüm dünyadaki haysiyet sahibi insanlara karşı apaçık ve yakın bir tehditken, böyle ayrıştırıcı ve şeytanlaştırıcı bir üslubun yapılan saldırıyı meşrulaştırdığının farkına varamama basiretsizliği+
"Biz Müslümanlar kozamızı örmeye bir sözle başlıyoruz fakat işimiz bununla bitmiyor. Kelime-i şehadetin laftan ibaret kalmaması için günü gelince bizden (en azından bazılarımızdan) bu sözü yeminli ifadeye dönüştürmemiz istenecek."
SÖZLERDEN ÖRÜLÜ KOZA
Bugün şiirimizde ve siyasetimizde eksik olan sadece yeminli ifade verme gözüpekliği değildir. Görgü şahidi olarak kayda geçecek kadar bile hadiselerin müdâhili ve fâili olamayışımızdır.
https://t.co/1YFsXyOH3c
Kudemânın "müstakîmu'l etvar" dedikleri insanlar vardır. Bu terkibin kullanıldığı insanlar, ilmiyle ameli arasında çelişki olmayan zevâttır. Sosyal medya ünlüsü genç hocaların @fikretcetinorg@AltayCemMeric büyük iki sorunu olduğunu düşünüyorum. Birinci sorun, özel-kamusal ayrımını yapamayacak kadar "sosyal zekâ"dan mahrum olduklarını gözlemliyorum. İki arkadaş arasında yapılırken bile tereddüt edilmesi gereken şakaları herkesin gözünün önünde yapabiliyorlar. Üstelik sözün şehvetiyle her konuda kürsüye çıkmaya bayılıyorlar. Eleştirilere yönelik tutumları ise hiç muhasebeye yönelik değil. Bu durumu yaratan en önemli sorun ise bence ikinci büyük sorun olan ekonomi-politiğe ilişkin donanımlarındaki eksiklik. Aslında bireysel tutumalışlarında "partili" olduklarını düşünmüyorum, iki hocanın da mevcut siyasî yapıya eleştirel baktığını satır aralarından anlayabiliyorum ancak ekonomi-politik bağlamın tarih ve konjonktürle ilişkisini sıhhatli kuramıyorlar. Bu da onların taraftar ve karşıtlarıyla laf dalaşına girmelerine, akabinde de taraftarlarıyla aynı politik düzleme entegre olmalarına yol açıyor, mecburen muktedirleşiyorlar. Dünya sisteminin kurucu dinamiklerinin iktisadî ve siyasî tarihini yeterince analiz etmeyerek her şeyi güncelin hararetiyle ele alıyor ve peşin hükümlere varıyorlar. Bu iki temel kusuru gidermeden bu yakışıksız davranışlar ve sosyal medya fanatiklerinin saflarını sıklaştırma sarmalından çıkamayacaklar.
İSMET ÖZEL TARTIŞMALARI VESİLESİYLE
İsmet Özel etrafındaki fikrî ve siyasî tartışmaların etki alanı gün geçtikçe genişliyor fakat bu alanın aynı oranda derinleştiği söylenemez.
https://t.co/LPASZPvKBL
İSMET ÖZEL TARTIŞMALARI VESİLESİYLE
İsmet Özel etrafındaki fikrî ve siyasî tartışmaların etki alanı gün geçtikçe genişliyor fakat bu alanın aynı oranda derinleştiği söylenemez.
https://t.co/LPASZPvKBL
İSMET ÖZEL TARTIŞMALARI VESİLESİYLE
İsmet Özel etrafındaki fikrî ve siyasî tartışmaların etki alanı gün geçtikçe genişliyor fakat bu alanın aynı oranda derinleştiği söylenemez.
https://t.co/LPASZPvKBL
..."Tecrid” safhasındaki okur şairin kendilerine söylediklerine göre, yani lafızlar üzerinden hüküm verir. “Tefrid” safhasındaki okurlar şairin fikirlerinin kendilerine ne yaptığına, yani karakter gelişimleri üzerindeki tesirlerine bakarak hüküm verir...
İSMET ÖZEL TARTIŞMALARI VESİLESİYLE
İsmet Özel etrafındaki fikrî ve siyasî tartışmaların etki alanı gün geçtikçe genişliyor fakat bu alanın aynı oranda derinleştiği söylenemez.
https://t.co/LPASZPvKBL
'Çocuklar dünyayı “zamansallık” üzerinden algılamaya yatkındır, zamanın/hareketin mekânsallığını hemen hemen hiç duyumsamazlar. Mekânı duyumsadıkları an “sıkıldıkları” andır. Canı sıkılan çocuk aslında zamanı değil mekânı algılamaya başlamıştır. Geçmeyen zaman değil, mekândır.'