CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek:
▪️Recep Tayyip Erdoğan içeri girdiğinde, arkadaşları onla yatmak için suç işledi.
▪️Ekrem İmamoğlu içeri girdiğinde, arkadaşları dışarı çıkmak için itirafçı oldu.
Kütüphaneye girebilmek umutlar yere sıraya dizilmiş!
Bu fotoğraf; ders çalışmak isteyen öğrencinin sessiz çığlığıdır.
Bu potansiyeli değerlendirmek, için milli eğt. ve İl kültür Md. ne yapar?
İlçe belediyeleri alın o taziye evlerini başınıza çalın!
Yazık şu gençlere!
Dün Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde yaşananlar, bize “özgürlük” dediğimiz şeyin sınırlarını yeniden konuşmak zorunda olduğumuzu bir kez daha hatırlattı.
Siyasi içerikli pankartlar ifade özgürlüğünün doğal bir parçası olarak kabul edilirken, Kur’an-ı Kerim’den “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.” (Hud Suresi, 112. ayet) ifadesini taşıyan bir pankartın fiziksel müdahaleyle engellenmeye çalışılması, ardından da görünürlüğünün kapatılması, o ayetin kamusal alanda görünür olmasından duyulan rahatsızlığın açık bir ifadesidir.
Daha birkaç hafta önce, Deniz Göktaş’ın Kur’an-ı Kerim’e yönelik saygı sınırlarını zorlayan ifadeleri günlerce “mizah, sanat özgürlüğü ve ifade hürriyeti” adına savunuldu. Bugün ise aynı çevrelerin, bir ayetin yer aldığı pankarta dahi tahammül edememesi, meselelerinin “özgürlük” değil; “kimin konuştuğu” olduğunun en açık göstergesidir.
Bu tablo ne yazık ki yeni değil. Geçtiğimiz yıl kampüsteki mescit tartışmaları da aynı yaklaşımın farklı bir tezahürüydü. İnanç özgürlüğü taleplerinin sürekli ötelenmesi, dini kimliğin kamusal alanda görünürlüğünün bir “sorun” olarak görülmesi ve bugün bir ayetin perdeletilmeye çalışılması aynı kültürel hiyerarşinin parçalarıdır.
Yeditepe Üniversitesi’nin son yıllarda farklı vesilelerle ortaya koyduğu kurumsal refleks de bu tartışmalardan bağımsız değildir. Bir dönem başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını tartışma konusu haline getiren anlayışın gölgesi, aradan geçen yıllara rağmen farklı biçimlerde varlığını sürdürüyorsa, burada bireysel hatalardan değil, kurumsallaşmış bir zihniyetten söz etmek gerekir.
Türkiye, başörtüsü yasaklarını, ikna odalarını ve inanç üzerinden kurulan vesayet düzenini büyük mücadelelerle geride bıraktı. Fakat görüyoruz ki bazı çevreler, vesayeti terk etmek yerine yalnızca aktörlerini değiştirmiş durumda. Dün başörtüsünü kamusal alandan dışlamak isteyen anlayış, bugün bir ayeti kamusal alandan perdelemeye çalışıyor.
Mesele bir pankart değildir. Mesele, bu ülkenin asli kültürel kodlarına duyulan tahammülsüzlüktür.
Gerçek çoğulculuk, siyasi sloganlara alkış tutarken kutsal değerlere sansür uygulamak değildir. Bir ayetin görünürlüğünden rahatsızlık duyan bir özgürlük anlayışı, özgürlük değil, yeni bir tahakküm üretir. Eğer bir ayet, bir hukuk fakültesi mezuniyetinde perdelemeye çalışılacak kadar “tehdit” olarak görülüyorsa, üzerinde konuşmamız gereken mesele özgürlük anlayışımızdır.
Bu topraklar, tarihte bıraktığı seküler kültürel tahakkümün yeni versiyonlarına müsaade etmez.
Fikstür Şikesi var diyen Aziz Yıldırım,Hakan Safi ve Tayfasına ;
Emre Bol: “Galatasaray fikstür çekmedi en son kalan topu aldı. Bir fikstür şikesi var diyen adam gerizekalıdır ...
Necmettin Erbakan bu konuşmayı yaptığında ülkenin Başbakanı…
Ve partisi kapatılmış! Parti tabanını sükunete davet ediyor ve hukukun üstünlüğüne işaret ediyor…
“Mahkeme kararını tanımıyoruz” diye başlayıp “Ayaklanma” çağrısına kadar işi götürenler bu konuşmayı iyi izlesin.
Türk futbolunun kara kutusu: 2011.
“Aklandık, temiziz” diyenlere tek soru:
Eğer ortada bir suç yoksa, o suçu cezalandıran yasalar neden bir gecede değiştirildi?
• Orta Asya yerine “Türkistan”,
• Bizans yerine “Doğu Roma’’,
• Coğrafi keşifler yerine “Sömürgecilik politikaları”,
• Tehcir kanunu yerine “Sevk ve İskân Kanunu”,
• Haçlı seferleri yerine “Haçlı saldırıları/Haçlı savaşları”,
• Ege Denizi yerine “Adalar (Ege) Denizi”,
• Ermeni Meselesi yerine “Asılsız Ermeni iddiaları”,
• Pontus Meselesi kavramı yerine “Asılsız Pontus iddiaları’’,
• Su kaynaklarımız yerine “Mavi Vatan”,
• Türkiye'nin hava sahası yerine “Gök Vatan”,
• Ormanlarımız yerine “Yeşil Vatan”
Milli Eğitim Bakanlığı okullarda tarihimize dair kavramları milli hafızamıza uygun şekilde güncelledi @Yusuf__Tekin@tcmeb
❌Orta Asya - ✅Türkistan
❌Ege Denizi - ✅Adalar Denizi
❌Haçlı Seferleri - ✅Haçlı Saldırıları
Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimde "milli şuur" dönemini başlattı. Eğitimde kullanılan kavramlar milli hafızamıza uygun şekilde güncellendi.
https://t.co/jcSxpkDiT8
MEB'in müfredatta değiştirdiği kavramlar:
❌ Orta Asya ✅ Türkistan
❌ Coğrafi Keşifler ✅ Sömürgecilik Politikaları
❌ Tehcir Kanunu ✅ Sevk ve İskân Kanunu
❌ Haçlı Seferleri ✅ Haçlı Saldırıları
❌ Ege Denizi ✅ Adalar (Ege) Denizi
❌ Bizans ✅ Doğu Roma
❌ Ermeni meselesi ✅ Asılsız Ermeni iddiaları
❌ Pontus meselesi ✅ Asılsız Pontus iddiaları
https://t.co/xPH2Hnps67
Örneğin geçtiğimiz hafta tarafımıza gönderilen bu örnekte olduğu gibi Şok mağazalarında satışa sunulan bu gofretler TETT geçmesine rağmen, tüketim tarihi geçtiğine dair hiçbir uyarı veya beyan olmaksızın indirimli olarak tüketiciye sunuluyor.
Bu durum mevzuat gereği idari para cezası sebebidir.
Fakat sosyal medyada tam aksi yönde açıklamalar ve bu ve benzeri satışların normalleştirilmeye çalışıldığına dair dezenformasyonlar görmekteyiz. Ellerinde çok sayıda TETT geçmiş ürün kalan firmaların ve işbirlikçilerinin yaptırdığı haberlere inanmayınız.
Bakanlığı bu yönde doğru açıklamalarla kamuoyunu aydınlatmaya ve ortaya çıkan dezenformasyon ve spekülatif haberlerin önüne geçmeye davet ediyorum.
@TCTarim
Bu kurguyu DW'nin ikili yayınlarından tanıyoruz
Bosch İngiltere, ABD, Hırvatistan ve Almanya'daki Anneler Günü reklamlarında aile kavramını işlerken, Türkiye'deki reklamında köpeğin annesi olarak kurguladı.
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Bosch’un Anneler Günü için hazırladığı reklam filmi hakkında inceleme başlattı.
Bosch Türkiye, anneler günü için hazırladığı “köpek annesi” reklamını yayından kaldırdı.
Bim mağazalarında tüm tepkilere rağmen boykot ürünleri indirimlerle satılmaya devam ediyor.
Diğer yandan Unilever'in boykottan kaçmak için maskelediği Magnum firmasına ait Oando markalı yerli görünümlü ürün dolaplarında satışlara başladılar.
🔴 ABD’li bir yorumcunun paylaşımı:
23 yıl içinde bu 3 adam, 9 ülke işgal etti, 11 milyon insan öldürdü ve tüm bunlara rağmen onlara 'terörist' denmedi.