Bir düşünün, insanlar hastalandığında dinlenmesini söylüyoruz ama psikolojik olarak yorulduğunda aynı anlayışı göstermiyoruz. Ayağı kırılan birinden koşmasını beklemiyoruz ama ruhsal olarak zorlanan birinden hâlâ eskisi gibi çalışmasını, gülmesini, herkese yetişmesini istiyoruz.
Sonra da “Sen eskiden böyle değildin” diyoruz.
Belki de toplum olarak en büyük eksiklerimizden biri, göremediğimiz acıları yeterince ciddiye almamamızdır.
Kimi iyi giyinmeyi bırakır, kimi bir zamanlar kalıcı olduğuna inandığı arzularını kaybeder. Kimi okulu bırakır. Kimi kendini müziklere boğar. Bazıları fotoğraf çekmeyi bırakır, bazıları erken kalkmayı. Hayal kurmaz artık, kurduğu hayalleri unutur. Kimisi ağlar, kimisi ağlayamaz.
Dünyada her şey ölçü ile yani çok az haz, çok az mutluluk, çok az para ve düşünebileceğiniz her şey. Ama acı neden ölçü ile değil? Yani kotasını aşıyor bir çok insanın
@liliausten Aynen kafanı susturmak için bu dünyaya para harcamak inanılmaz saçma. Çocukken hiç ihtiyacımız yoktu kafamızı susturmaya, hayat bizi yaşatıyordu zorla. Şimdi biz acı çekmeyelim diye uğraşıyoruz sikerim bu sisteme
@liliausten Genclik hatası ne demek ya. Toplumun bir şeye hata demesi, onu gerçekten hata yapmaz. Kafaya takılmaması taraftarıyım. Ölünce zaten hiç bir şeyin önemi olmayacak. Kötü niyetle demiyorum, kafa rahatlığı için her şeyi boş vermek gerek