Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan. tehdit eden anarşiiliğin ifsat ve tahribin yegane çaresi Ancak ve ancak ilahi, semavi bir dinin Ezeli ve ebedi hakikatleri dir, hakikat-ı islamiyet'tir.
Kastamonu Lahikası.
Herkes kendi âleminde bir kumandan olduğundan âlem-i asgarında cihad-ı ekber ile mükelleftir. Ve ahlâk-ı Ahmediye (Aleyhissalâtü Vesselâm) ile tahalluk ve Sünnet-i Nebeviyeyi ihya ile muvazzaftır.
Hutbe-i Şamiye.
Din hayatın hayatı, hem nuru, hem esası.
İhya-yı din ile olur şu milletin ihyası.
İslâm bunu anladı...
Başka dinin aksine, dinimize temessük derecesi nisbeten milletin terakkisi.
İhmali nisbetinde idi
Milletin tedennisi.
Sözler.
Çünkü asıl mesele bu zamanın cihad-ı mânevîsidir.
Mânevî tahribatına karşı sed çekmektir.
Bununla dahilî âsâyişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir.
Evet, mesleğimizde kuvvet var.
Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir.
Tarihçei Hayat
Ey nefis!
Az bir ömürde hadsiz bir amel-i uhrevî istersen ve herbir dakika-i ömrünü bir ömür kadar faideli görmek istersen ve âdetini ibadete ve gafletini huzura kalbetmeyi seversen, Sünnet-i Seniyeye ittiba et.
Sözler.
Hem deme: "Ben de herkes gibiyim." Çünki herkes sana kabir kapısına kadar arkadaşlık eder.
Herkesle musibette beraber olmak demek olan teselli ise, kabrin öbür tarafında pek esassızdır.
Deme: "Zaman değişmiş, asır başkalaşmış, herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder.
Derd-i maişetle sarhoştur." Çünki ölüm değişmiyor.
Firak, bekaya kalbolup başkalaşmıyor.
Acz-i beşerî, fakr-ı insanî değişmiyor, ziyadeleşiyor.
Sözler.
Evet şakk-ı kamer, nasılki bir mu'cize-i risaletidir; nübüvvetini cin ve inse gösterdi.
Öyle de: Mi'rac dahi, bir mu'cize-i ubudiyetidir; habibiyetini, ervah ve melaikeye gösterdi...
Sözler.
Madem dünyada hayat var; elbette insanlardan hayatın sırrını anlayanlar ve hayatını sû'-i istimal etmeyenler dâr-ı bekada ve Cennet-i Bâkiyede hayat-ı bâkiyeye mazhar olacaklardır, âmennâ...
Sözler.
Madem şu kâinat sahibinin böyle bir ilmi vardır; elbette insanları ve insanların amellerini görür ve insanlar neye lâyık ve müstehak olduklarını bilir, hikmet ve rahmetin muktezasına göre onlarla muamele eder ve edecek.
Miftah-ül İman.
Hayat-ı içtimaiyeye giren hangi şeye temas etse, ekseriyetle günahlara maruz kalıyor.
Her cihetle günahlar serbestçe insanı sarıyorlar.
Bu kadar günahlara karşı insanların hususî ibadatı ve takvası nasıl mukabele edebilir?
diye me'yusane düşündüm.
Sikke-i Tasdik-i Gaybi.