BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Kemal Kılıçdaroğlu’na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu’na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum. Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda işbirlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır. Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir.
Halinize şükredin...
Düşünsenize Kemal Kılıçdaroğlu'nun çocuğu veya torunusunuz...
Ömür boyu bu utançla yaşamak, bunu herkesten saklamaya çalışmak zorunda kalacaktınız!
Fotoğraftaki dikkat çeken bir detay da şu:
CHP Lideri Özgür Özel, TOMA’ya çıktı ve kendisiyle yürüyen on binlere yüzünü döndü.
Yürüyüşe eşlik edenlerin kimi “bozkurt” kimi “yumruk” selamıyla karşılık verdi.
Ankara’da tarihi bir kare.
— Gazeteci İsmail Arı, sağdaki c*nsel ist*smar faili Ayhan Şengüler’i haberleştirdiği için gözaltına alındı.
— C*nsel ist*smar faili Ayhan Şengüler ise serbest.
TEKRAR EDİYORUZ:
AYHAN ŞENGÜLER • Kuran’a Hizmet Vakfı Kurucusu.
— Fatma Nur Çelik, Kuran’a Hizmet Vakfı kurucusu olan Ayhan Şengüler tarafından yıllar önce çocuk yaşta c*nsel ist*smara maruz kaldı.
— C*nsel ist*smar sonrasında failiyle zorla evlendirildi.
— Evlilikten olan kızı da Ayhan Şengüler tarafından ist*smara maruz kaldı.
Aylardır yardım istiyordu; devlet anne ve kızını yalnız bıraktı. Fail korunuyor.
AYHAN ŞENGÜLER ARAMIZDA!
HABERLEŞTİREN GAZETECİLER GÖZALTINDA!
İST*SMAR FAİLLERİ ARAMIZDA!
— Kızını i*tismar ederken jandarma tarafından suçüstü yakalanmasına rağmen, kızına zorla “rızam var” ifadesi verdirten ve bunun üzerine beraat eden Erdoğan Esmer tutuklansın!
— Fatma Nur Çelik’i çocuk yaşta i*tismar eden, ardından baskı kurup zorla evlenen ve bu evlilikten olan kızını da yıllar sonra ist*smar eden Ayhan Şengüler hiçbir ceza almadı. Ayhan Şengüler tutuklansın!
#AyhanŞengülerTutuklansın
#ErdoğanEsmerTutuklansın
38,000 kişinin kullandığı havalimanına, 1.300.000 yolcu garantisi veren belgeyi imzalayan devlet memuru, bürokrat, siyasetçi her kimse ortaya çıksın!!!
Kamuyu zarara uğratmak burada aranmayacaksa nerede aranacak?
Pes be pes!!!
“65 yaşına gelen hakim zorunlu emekli ediliyor, 70 yaşında vatandaş evini satmak istese heyet raporu istiyorlar.
Ama biz 71 yaşındaki Erdoğan'ın, 76 yaşındaki Bahçeli’nin tek imzasıyla halka ait ormanları, madenleri, fabrikaları satıyoruz!”
Sera Kadıgil
Abdullah COŞKUN! Bugün 68 yaşında, sevenlerinin gözyaşlarıyla toprağa verdiğimiz emekli öğretmenimiz...
Bu ismi UNUTMAYIN!
Bu vatana binlerce öğrenci, iki doktor evlat yetiştirdi. Kanser gibi zorlu bir hastalığı yenmenin sevincini yaşadığı gün, trafikte önünü kesen gözü dönmüş bir katilin demir levyesine yenik düştü. 38 yaşındaki cani tarafından dövülerek öldürüldü. Abdullah Öğretmen kanlar içinde yere düşerken, eşi de darp edildi.
BU ÜLKE NEREYE GİDİYOR?
Yaşlı, çocuk, hasta, kadın demeden döverek insan öldürenler basit cezalarla aramıza mı salınacak? Cezalar caydırıcı olmadıkça sokaklar mezarlığa dönüşmeye devam edecek!
ARTIK ADALET İSTİYORUZ! Bu suçlar cezasız kalmasın, her gün birimizin evine ateş düşmesin. Katiller indirimsiz yargılansın, en ağır cezayı alsınlar!
@adalet_bakanlik@yilmaztunc@EmniyetGM #AbdullahÖğretmen
"Gökçek usulsüz oturduğun o ev var ya mahkeme kararıyla tespit edildi. Çık bakayım o evden. ÇIK. Evsiz kalmazsın. Oğlan villa yapıyor bir katına seni oturtur. Ankara halkının malını geri ver. Bunları yapmadığın müddetçe, hesap verilmedikçe televizyon karşısına geçip ne bir başkasını suçla, ne bir başkasına iftira at. Bunu Ankara halkı mutlaka değerlendirecektir."