@ramazangulten_ İkişer set aldım kitaplarınızdan, akşam okudum, çok sevdim. (48 yaşındayım ve tabi ki küçük çocuklara hediye edeceğim.☺️) Umudumuz daim olsun.
📍Eşinin sesini duyurmak için adeta tüm cihana haykıran vefalı eş Dilek İmamoğlu’nun kısılan sesini duyuralım:
“— Ekrem İmaloğlu’nun belirli bir süre içinde savunmasını bitirmesi istendi. İmamoğlu da bu sürede savunmamı yetiştiremem dedi.
— Ekrem İmamoğlu'nun savunması kısıtlanmak istendi! Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!
— Altını çizerek söylüyorum, Ekrem İmamoğlu susma hakkını kullanmadı!..”
Lütfen görüp geçmeyelim, ulaşabildiğimiz her yere bu sesi ulaştıralım.
İliç maden ocağında ölen 9 işçiden biri uğur yıldız’dı. herkes kan parasını aldı. ailesi 16 milyonu reddetti.
“bizi yalnız bırakmayın onlar çok güçlü” demişlerdi. bugünkü duruşmada yapayalnızdılar. ve tutuklular serbest kaldı. duygu yıldız isyan etti;
Bugün açık görüş günü…
1 yılda sadece 12 kez.
Kızlarım Berra ve Serra, babalarına sadece 12 saat sarılabilmiş olacaklar.
12 aydır süren bir bekleyiş…
Ama ortada hâlâ bir iddianame yok.
Bir yargılama yok.
Bir hüküm yok.
Belirsizlik var.
Hasret var.
Uykusuz geceler var.
Her geçen gün büyüyen bir özlem var.
Evren Buçan, sadece 3 ay çalıştığı görevi nedeniyle 12 aydır kapalı cezaevinde tutuluyor.
Soruyorum: Hangi somut suçun, hangi hukuki gerekçenin bedelini ödüyor?
Adalet, geciktiğinde sadece tutukluyu değil; eşini, çocuklarını, anne-babasını da cezalandırır.
Bir gün bu ailelerin sessiz çığlığını ve ettiği ahı herkes vicdanında duyacak.
Yazıklar olsun bu belirsizliğe, bu bekleyişe ve aileleri de cezalandıran bu düzene.
#şilebelediyesi
#İddianameNerede
#EvrenBuçanİçinAdalet
Savunma hakkı olmazsa maddi hakikat ortaya çıkamaz. Yargı süreci adil bir şekilde lehe ve aleyhe delilleri değerlendirin karar veremez. Yani savunma hakkı olmazsa yargılama süreci olmaz.
Eğer yargılama süreci yoksa sadece infaz vardır. İnfazın olduğu bir ülkede hukuk da olmaz, özgürlük de olmaz, adalet de olmaz.
Milattan önce 399 yılında Sokrates'e verilen bir hak 2026 yılında güzel ülkemizde tartışılacak mı? Lüks mü sayılacak?
Çok üzücü ve çok acı verici bir tabloyla karşı karşıyayız.
TRT’de canlı yayınlansın noktasından geldiğimiz yer Ekrem Başkan’ın savunma hakkının elinden alınması oldu.
Bugün Aykut’a diyorum ki arada; o lanet ettiğimiz Yassıada’da Menderes’i konuşturdular, 80’de askeri mahkemelerde konuşturdular, yahu Antik Yunan’da Socrates bile savunma yaptı! Gel gör ki Ekrem İmamoğlu’nu konuşturmadılar..
Hani dalga geçiyorduk ya ellerinden gelse doğum belgesini de iptal edecekler diye, işte bugün böyle bir şey oldu, “sen yoksun savunma hakkın da yok” dediler.
Ölümüne korkanların yaptıkları şeyler bunlar, ölümüne..
Ben artık mahkeme başkanının yüzünü okuyabiliyorum mesela. Tahammül edemediği bir konuşma yapılırken konuşanın yüzüne bakmıyor, kıpır kıpır kıpırdanıyor koltuğunda. Bacaklarını sallıyor sürekli. Kaşları bir aşağı bir yukarı iniyor. Gözlerini devirip duruyor. En son dilini yanağına “lan ben senin” der gibi dayayıp yuvarladığında, “tamam” diyorum, şimdi mikrofonu açıp kesecek. Ve öyle oluyor.
Hani biliriz ya, hakimler kürsüde mimiksiz öylece put gibi oturur. En ufak mimiklerinin bile ihsas-ı rey olarak algılanmasından çekinirler. Normalde. Yani eski Türkiye’de. Öylesine dikkat gerektirir tarafsızlık ve bağımsızlık çünkü. İşte bizim mahkeme heyetini görmeniz lazım, hepimizden ama özellikle Ekrem Başkan’dan nefret ettiklerini o kadar belli ediyorlar ve bundan çekinmiyorlar ki ben duruşmanın her saniyesinde ne yaşadığımızı sorguluyorum. Örneğin, dizlerini sallayıp bir kaşını havaya kaldırıp gözlerini devirip ağzını yayarak, kısmi Orta Anadolu şivesiyle “Savunma yap dedig yapmadı” diyebiliyor.
Silivri’de bu ülkede hiç yaşanmamış şeyler yaşanıyor. Ankara’da NATO zirvesi, İstanbul’da “Adaletsizlik Zirvesi” gerçekleşiyor. 100 yıl sonra Kurtuluş Savaşı’nın merkezi İstanbul’a kaydı. Sultan makamı da Ankara’da.
Yargılama yapılmıyor; 100 yıllık intikam alınıyor.
Bu arada Aykut Erdoğdu’yu yine bırakmadılar. Artık sebebi iyice netleştiği için açıklama bile yapmıyorum. Zaten artık kimse de sormuyor.
İyiyiz ama. İnadına.
Gazetecilerin gözaltına alınmasını, tutuklanmasını sıradanlaştırmak istiyorlar. Buna alışmayın!
Anayasa ile güvence altına alınan haber alma hakkınıza sahip çıkın. İyi gazetecilerin ve gazeteciliğin yanında olun. Bilme, gerçekleri öğrenme hakkınızdan vazgeçmeyin.
OLMAZ DİYE TUTTURANLAR ERDOĞAN ARADIKTAN SONRA NASIL OLUR DİYE ANLATTILAR
Ekrem İmamoğlu:
Bu beyefendi, Hüseyin Gün, devlet adına çalıştı, senin verdiğin imzalı kağıtla 1 seneye yakın çalıştı. Bu insandan casus çıkar mu, çıkmaz mı? Ya mert adam çıkar, konuşur kardeşim. Burada yargılama yapıyormuş, hadi oradan, ne yargılaması...
Niye konuşmuyorlar biliyor musunuz? Ben bunları tanıyorum. Bir kişi Ankara'dan "böyle et" demediği zaman ağzını bile açamazlar. Ben yaşadım, bakanlarla oturdum, yaşadım. Adalar'ın fayton sorununu çözüyoruz, Adalar'ın. Ankara'ya gittik. İçişleri Bakanı karşımızda. Hani ahmak davası var ya, bana ahmak dedi, ben de onu iade ettim. Ben yargılanıyorum, ona bir şey yok. Yargıtay'da. Ahmak... "Ahmak"tan siyaset yasağı alacak Ekrem İmamoğlu. Yapma ya. Bana söyleyene sözünü iade ettim. Bu kişiyle faytonu kaldırdık, elektrikli araba getireceğiz. Elektrikli arabada üretim sorunu var, çözmeye çalışıyoruz. Adalar tertemiz oldu, pırıl pırıl oldu. Çok da güzel bir iş oldu, hiç kimseyi de mağdur etmedik. Yüz milyonlarca da lira harcadık. Hiçbir faytonun altını temizleyen adama bile iş bulduk. Her faytoncuya para ödedik, her şeyi çözdük. Vali biliyor, herkes biliyor. Ona gidiyoruz, ona söylüyor, ona gidiyoruz... Vali ise "Aman bakanla konuş.", bakanla konuş "Aman şimdi bak." Gittik Ankara'ye, oturduk. Ben, bir genel sekreter yardımcımız profesör, bir daire başkanımız var, bakan var, iki tane üç tane genel müdür var, oturduk.
Toplantı yapıyoruz. 4,5-5 saat "niçin olmaz"... Elektrikli bir araç almışız, bu sisteme uygun değil, halbuki orada trafik yok, uygun olduğunu iddia ediyoruz araç trafiği olmadığı için. İlla "şu tip araç olmalı", "niçin olmaz"ı bana anlattı bütün yetkililer. Öyle dinledik, dinledik, dinledik. Telefonla Cumhurbaşkanı toplantıya katıldı. Dedi ki: "E biz seçimde biz de vaat etmiştik" dedi, "olmalı" dedi. İş neye döndü biliyor musunuz? 10 dakikada nasıl "olmalı"yı anlatmaya döndü. Bunu ben yaşadım ha. Böyle bir mülk çoğalabilir mi yani? 4 saat niçin olmaz, 5 dakika nasıl olur'u anlatmak... Hemen o genel müdür, bakan, nasıl olur'u anlatmaya başladılar. Bunu ben yaşadım.
Gazeteci arkadaşımız Buse Söğütlü’nün gözaltındaki üçüncü günü. Buse, Ceren Erdoğdu, Kayhan Ayhan, Hazar Dost, Berfin Ay, son üç günde gözaltına alınan gazeteciler. Gazetecileri serbest bırakın.
@acikcenk@emrahgulsunar Levent Bey sıkı takipçinizim, eleştireye açık olduğunuzu da biliyorum. Bence yanlış anlamışsınız. Gasp edilen diplomasına gönderme yaptı. Hadi baştan başla der gibi bahsetti sınavdan da.
Türkiye yakında yeniden kurulacak, İnce Memed dizi olacak, Özgür Özel’le Deniz Göktaş gülerek haberlere çıkacak, gidenler hep dönecek, Selahattin Demirtaş Meclis kürsüsünde şaka yapacak, Osman Kavala Diyarbakır’da kahve içecek ve daha neler neler. İnanmak gerek. “Hepimiz çukurdayız, ama bazılarımız yıldızlara bakıyor” der Oscar Wide. Yıldızlara bakmalıyız. Çok kedeliyim, kederliyiz. Türlü sebebi var. İnanmak için tek bir sebep: Yoksa ölürüz!
63. Gün Silivri’deyiz… hepimizin sürekli oturduğu bir yeri var.. Hiçbirimiz birbirimizin yerine oturmayız. Burası Kayhan Ayhan’ın yeri.
Gelmesini bekliyoruz…
@kayhanayhann
BirGün Gazetesi muhabiri,Silivri davalarını her gün takip eden Kayhan Ayhan, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla evine gelen polis ekiplerince gözaltına alındı.
Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı açıkladı:
104 senedir büyük ve haklı bir gurur ile kutladığımız İstiklal Harbi’nin adı (Kurtuluş Savaşı) ders kitaplarından çıkarılacakmış.
1919-1922 arasında yaşananlara Milli Mücadele denilecekmiş. Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı “Neyden kurtulduk. Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” buyurmuş.
Bu Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanına sormak lazım: Savaş sonunda verilen madalyanın adı Milli Mücadele Madalyası mı İstiklal Madalyası mı?
Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı ve bütün savaşı anlatan kitabın adı Türk İstiklal Harbi değil mi?
Elbette İstiklal Harbi Milli Mücadele’ye dayanır. Ancak kapsayıcı kavram İstiklal Harbi (Kurtuluş Savaşı) kavramıdır.
Eğitimsizlik bakanı, kurtuluş kavramı ile Osmanlı’dan kurtulduğumuzu sanıyor. Oysa İstiklal Harbi başladığı zaman Osmanlı zaten tarih olmuştu.
İstiklal/Kurtuluş, Batı emperyalizmiyle savaşın sonunda Batı emperyalizmine karşı elde edilmiştir.
Eğitimsizlik Bakanı bunları bilmez mi? Elbette bilir. Peki, ne yapmak ve neden yapmak istiyor? Öncelikle Gayri Milli ve Eğitimsizlik Bakanı Türklük bilincinden nefret ediyor.
Türklük bilincini sürekli besleyen kaynakların başında ise İstiklal Harbi geliyor. O zaman İstiklal Harbi kavramını ortadan kaldırarak başlayacaksın.
Zihinler savaşında, muharebeler kavramlar üzerinden yapılır. Önce varolan kavramlar yıkılır, silinir, anlamsızlaştırılır. Sonra ya varolan kavramlara yeni anlamlar yüklenir veya yeni kavramlar üretilir.
Burada sinsice İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramları yok edilirken İstiklal Harbi’nin bir boyutunu oluşturan Milli Mücadele onun yerine konulmak istenmektedir. Aslında Milli Mücadele, İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı o kadar içe geçmiş kavramlardır ki, bugüne dek birbirlerinin yerine de rahatlıkla kullanılmışlardır.
Şimdi bu zihniyetin İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını yasaklayarak gelmek istediği yer sonunda aslında İstiklal Harbi olmadığı noktasıdır.
AK Parti 24. ve 25. Dönem Ordu milletvekili İhsan Şener 2011 senesinde davet edildiğim bir TBMM alt komisyonunda İstiklal Harbi diye bir harbin olmadığını şehitliklerin sembolik olduğunu söylemişti. Ben de gereken cevabı vermiştim. Olay yargıya yansımıştı. Tabii vekillik sonrasında cumhurbaşkanlığına danışman olarak atandı bu zat.
Özetle, bugün Şeyh Sait’in hatırasına hakaretten cezalar verildiği, Şeyh Sait’in isminin bulvarlara verilmek istendiği, narko-teröristlerin kurucu önder ve baş müzakereci ilan edildiği bir dönemde, devletimizin ve milletimizin İstiklalini sağlayan İstiklal Harbimizin ismi ders kitaplarından çıkarılıyor olmasına maalesef şaşıramıyoruz!
Elbette helal süt emmiş Türk tarih öğretmenleri İstiklal Harbimizi öğrencilerimize anlatmaya devam edeceklerdir.@zaferpartisi
Hollanda, Fransa, Belçika, Danimarka, İsveç, İsviçre ve ABD konsolosluğu temsilcileri Silivri'de
İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı #Ekremİmamoğlu, gazeteci #MerdanYanardağ, Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı #NecatiÖzkan ve Hüseyin Gün'ün yargılandığı "Casusluk Davası"nın 2. duruşması Silivri’de görülecek.
Ekrem İmamoğlu'nun Silivri'de 3 Davası var...
#İBBDavası'nda 62. Gün
#CasuslukDavası'nda 2.gün
#DiplomaDavası 5. Duruşma
"Onun işi bitti" dedikleri Murat Ongun çıktı, aslanlar gibi savunmasını yaptı. Yetmedi, savunmasının tamamını bir de YouTube'a yükledi.
Duruşmayı TRT'de canlı yayınlamaya yüreği olmayanlar, bu videoları da izleyemeyecek; savunma hakkında tek kelime edemeyecek.
Siz yine de içerideki tutsakların sesi olmaya, bu savunmaları izlemeye ve herkese anlatmaya devam edin. Çünkü gerçekleri daha fazla insana ulaştırmalıyız.
🔗 https://t.co/5Spv7x4ChG