Bitlis'in Düzköy Erikli Köyü İlköğretim Okulunda görev yapan sınıf öğretmeni Yasemin Tekin, sosyal bilgiler öğretmeni olan eşi Bayram Tekin ve 3 yaşındaki kızları Betül Tekin, 25 Ekim 1993'te PKK'lı teröristler tarafından şehit edildi.
Köy okulunun lojmanında akşam yemeğini yerken sofra başında şehit edildiler!
Betül şehit edildiğinde ellerinin arasında ekmek kırıntıları vardı!
Anne Yasemin, şehit edildiğinde 8 aylık hamileydi!
Kurşunlar karnını delik deşik etmiş, doğmamış bebeği bile parçalanarak şehit olmuştu!
Baba ise tüm bunları gördükten sonra şehit edildi.
Malkoçoğlu oldu, Kara Murat oldu.
Kıbrıs'ta Teğmen Yavuz oldu.
Yobazlarla savaşta cumhuriyetin neferi Öğretmen Kemal oldu.
Olmadıkları da vardı.
Mesela "âkil adam" pespayeliğinin bir parçası olmadı.
Çocukluk anılarımızı, terör destekçisi isimlerle yarenlik edip paramparça da etmedi.
Aslan gibi geldi, aslan gibi geçti bu dünyadan Cüneyt Arkın.
Dört sene olmuş ölümsüzlüğe uçalı.
Rahmetle, sevgiyle anıyorum.
Mekânı cennet, yoldaşı melekler olsun.💐🇹🇷
Şöyle bir yaşam formuyla karşılaştım, bir kez daha içimizdeki hainler cümlesinin ne denli yaşayan bir söz olduğunu anladım. Atalarımız, seni ve senin gibileri atlarının toynaklarına nal diye çakmazlardı emin ol.
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Farkında mısınız?
Ülke olarak cinnet geçiriyoruz. Marmaray’da son 10 günde 4 kişi rayların üzerine atlayarak intihar etti. Sürekli polis ve jandarmadan intihar haberleri alıyoruz. İnsanlarımızın antidepresan kullanma miktarı son 10 yılda iki katına çıktı. Hapishanelerimiz %140 doluluk oranına ulaştı. Son olarak daha önce hiç görmediğimiz okullardaki silahlı saldırılar…
Bu ülke bu hale nasıl geldi? Eğitimde yapılan hatalar, gençlerin içine düşürüldükleri ümitsizlik, adalete olan inancın tamamen kaybolması, ekonomik güçlüklerle boğuşan insanımızın kolay çıkış yolları araması, TV dizilerinde yer altı dünyasına yapılan güzellemeler, şiddet sahnelerinin sıradanlaştırılması gibi bir seri hata ve bunları çözecek bir siyasi iradenin olmaması toplumsal bir buhran yaşamamıza neden oluyor. Maalesef iktidar hiçbir sorunu çözemiyor, olaylar karşısında tepkisel küçük adımlar atmanın ötesine geçemeyen, meseleleri temelden çözecek yaklaşımları geliştirmekten aciz liyakatsiz kadroların yukarıdan talimat almadan karar alamadığı bu rejimde problemlerimiz sadece katlanıyor. Ekonomimiz kötü, trafiğimiz kötü, eğitimimiz kötü, beslenmemiz kötü, güvenliğimiz kötü, adaletimiz yok.. ama dış politikada, savunma sanayinde süper işler yapılıyor cakası satılıyor. Bir fizik öğretmeni olarak söylüyorum: bir sistemin parçaları iyi çalışmıyorsa bütünü de çalışmaz ve sonunda dağılır. Gözümüzle gördüğümüz ve ölçebildiğimiz sorunlarda beceriksiz olan bir iktidarın ölçülemeyen ve görülemeyen alanlarda başarılı olması imkansızdır.
Eğitimde kalite; iletişimde saygı, sevgi ve empati... Mevzu çocuklarsa, ne velinin ne de eğitimcinin ego yarıştıracağı bir alan değil bu. Psikolojik yeterlilik gerekli; fakat dişliler arasında ezilen aile, çocuk ve öğretmenler sistemden hasar almadan geçebilir mi?