CHP’li belediyelere uygulanan hukuk hangisi ise aynı hukuku Akp’li belediyelere uygulanmasını talep ediyoruz.
Veya AKPli belediyelere uygulanan hukuk hangi hukuksa aynısının CHP’li belediyelere uygulanmasını istiyoruz.
Suçta ve cezada eşitlik ilkesini istiyoruz.
Çankaya belediyesinin önünde demokrasi nöbetindeyiz.
Trabzon’dan Gümüşhane’ye, Tokat’tan Amasya’ya…
Köy köy, belde belde yaktığımız çoban ateşinin Anadolu’nun dört bir yanında gür bir aleve dönüştüğünü görüyoruz.
Mücadelemizin parolası yürüyüştür.
Pusulası millettir.
Hedefi 86 milyona doğrudur.
Bu yürüyüşü millet başlattı, millet tamamlayacak.
Kendimizi millete emanet ediyoruz.
Basın özgürlüğü demokrasinin temelidir.
Bir gazetecinin görevi haber yapmak, halkı bilgilendirmek ve kamu adına denetim yapmaktır.
Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle gazetecilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılması, sadece bir kişiyi değil, toplumun haber alma hakkını da hedef almaktadır.
Basın hürriyeti yoksa ifade özgürlüğü de yoktur, demokrasi de yoktur.
Gazeteci İsmail Arı derhal tahliye edilmelidir.@BirGun_Gazetesi
CHP’nin AKP’yi yenemeyeceğini söyleyenler, önce milletin sesini duysun.
Bugün Türkiye’nin birinci partisi CHP’dir.
Halk değişim, adalet ve demokrasi istiyor.
Muhalefetin görevi umutsuzluk yaymak değil, mücadeleyi büyütmektir.
CHP’yi küçümseyen her söylem, iktidarın işine yarar.
Partimizin yönüne, rotasına, kaderine ve yönetimine karar verecek olan yegâne güç; üyelerimizin arasından seçimlerle süzülerek gelen delegelerimizdir. Partimiz bugün aynı zamanda, 25 Temmuz 2026 tarihine kadar bir kurultay yapmaması halinde seçimlere girememe riskiyle de karşı karşıyadır. Bu kapsamda; Cumhuriyet Halk Partisi’nin iradesinin yeniden ve tartışmasız biçimde tecelli etmesi amacıyla Olağanüstü Kurultay’ın 12 Temmuz 2026 Pazar günü toplanması çağrısında bulunuyoruz.
Bugün Ankara 17. Noterliği’ne giderek, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 38. Olağan Kurultay Delegesi sıfatıyla olağanüstü kurultayın toplanabilmesi için imzamı verdim.
Bu imza herhangi bir kişi için değil, parti içi demokrasi için atılmış bir imzadır.
CHP’nin sahibi ne mahkemeler ne de bir avuç insandır. CHP’nin sahibi örgütüdür, üyeleridir, delegeleridir ve milyonlarca seçmenidir.
Bizim inancımız şudur:
Partinin geleceğine de, yönüne de CHP’liler karar verir.
Bugün Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu şey adalet, demokrasi ve hukuktur. Bunun yolu da önce kendi içimizde demokratik iradeye sahip çıkmaktan geçer.
Bu nedenle bütün delegelerimizi, partimizin geleceğine sahip çıkmaya ve demokratik haklarını kullanmaya davet ediyorum.
Koltuklar geçicidir.
Makamlar geçicidir.
Ama demokrasiye sahip çıkmak, örgüt iradesine sahip çıkmak kalıcı bir sorumluluktur.
Ben görevimi yaptım, imzamı attım.
Söz artık örgütün, delegelerin ve Cumhuriyet Halk Partililerindir.
Senin ilk günden beri Karanlık güç merkezleriyle ve Erdoğan’la iş tuttuğunu, arkadaşlarına darbe yapıp, onlara iftira atacak kadar kirli bir ruha sahip olduğunu göremediğimiz için halkımızdan özür diliyoruz @kilicdarogluk !
@tbmmozgurozel
@ozgurozeliletsm@ankahabera
Metin Lokumcu’yu Saygı ve Özlemle Anıyorum
31 Mayıs 2011’de Hopa’da yaşanan olaylarda hayatını kaybeden öğretmen Metin Lokumcu’yu saygı, rahmet ve özlemle anıyorum.
Metin Lokumcu; doğasına, emeğe, yaşadığı kente ve demokrasiye sahip çıkma iradesiyle hafızalarda yer edinmiştir. Aradan geçen yıllara rağmen adalet arayışı, toplumsal vicdandaki yerini korumaktadır.
Metin Lokumcu’nun anısı; daha özgür, daha adil, daha demokratik bir Türkiye özlemiyle yaşamaya devam edecektir.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve sevenlerine bir kez daha sabır diliyorum.
Unutmadık, unutturmayacağız.
Bugün CHP Genel Merkezi önünde yapılan bu görüntüler,
AKP’nin yıllardır muhalefete karşı kullandığı itibarsızlaştırma siyasetinin aynısı değil midir?
İsim yazarak hedef göstermek,
“haram para” pankartlarıyla insanları peşinen suçlu ilan etmek,
mahkeme kararı olmadan propaganda yapmak…
Bu yöntem;
hukukun değil,
algı operasyonunun yöntemidir.
AKP yıllardır muhalefeti böyle kriminalize etmeye çalışmadı mı?
Şimdi aynı dili,
aynı üslubu,
aynı siyasi yöntemi CHP’nin içinde görmek,
parti tabanında derin bir kırgınlık yaratmıştır.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneğinde;
insanları afişlerle teşhir etmek değil,
hukuku savunmak vardır.
Hukuk devletinde suçluluğa mahkemeler karar verir,
sosyal medya kampanyaları değil.
Bu anlayış;
CHP’yi büyütmez,
iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Muhalefetin görevi,
AKP’ye benzemek değil,
AKP’nin yarattığı hukuksuz düzene karşı demokratik bir alternatif olmaktır.
CHP kurultayının iptali meselesinde ortaya çıkan tablo artık çok daha net görülüyor.
Bir taraftan
“kurultay iptal edildi, yönetim değişti”
algısı oluşturulmaya çalışılıyor.
Ama ortadaki resmi belgeler başka bir şey söylüyor.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın siyasi parti sicil kayıtlarında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
YSK kayıtlarında da
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak hâlâ Özgür Özel görünüyor.
Mevcut yönetimin mazbatası duruyor.
Yani seçim hukukunda en önemli belge olan mazbata geri alınmış değil.
İptal edilmiş değil.
Yerine başka bir isim adına yeni mazbata düzenlenmiş değil.
Üstelik YSK’nın resmi yazısında çok açık bir ifade var:
“Kurulumuzun Anayasa ve yasalar gereği mahkeme kararlarını uygulamak gibi bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır.”
Yani halkın anlayacağı şekilde konuşalım:
Ortada tartışılan bir mahkeme kararı olabilir.
Ama seçim hukukunda bir yönetimin değişmesi için resmi kayıtların değişmesi gerekir.
Mazbatanın iptal edilmesi gerekir.
Yeni mazbata düzenlenmesi gerekir.
Bunların hiçbiri yapılmadan,
“CHP yönetimi değişti” demek hukuken de siyaseten de havada kalır.
Çünkü seçim hukukunda esas olan yorum değil,
resmi kayıttır.
Yetkiyi belirleyen şey dedikodu değil,
mazbatadır.
Bugün görünen gerçek şudur:
YSK kayıtlarında değişiklik yok.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kayıtlarında değişiklik yok.
Mazbata iptali yok.
Yeni mazbata yok.
O halde ortaya çıkan bu tartışmanın temelinde hukuki belirsizlik olduğu açıktır.
Bu mesele sadece CHP’nin iç meselesi değildir.
Bu mesele;
demokratik siyasetin nasıl işleyeceğiyle ilgilidir.
Çünkü bir siyasi partinin kurultay iradesi,
delegelerin oyuyla oluşur.
Eğer seçim kurullarının verdiği mazbatalar yok sayılarak,
mahkeme koridorlarında siyasi sonuç üretilmeye çalışılırsa,
yarın hiçbir partinin kongresi,
hiçbir seçimin sonucu,
hiçbir demokratik irade güvende olmaz.
Mesele tam da budur.
Sandıkla gelen iradenin,
hukuki tartışmalar üzerinden etkisiz hale getirilmek istenmesidir.
Ama unutulmamalıdır:
Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleceğine;
kapalı kapılar ardında yapılan hesaplar değil,
delegeler,
partililer
ve millet karar verir.
CHP sahipsiz değildir.
Millet iradesi de sahipsiz değildir.