Adalet Hizmetleri sınıfı varsa
Denetim Hizmetleri sınıfı da olmalı.
Hâkimlere 70 bin TL maaş artışı konuşuluyor.
Peki bir soru soralım:
Devlet adına milyarlarca liralık vergi incelemesi yapan vergi müfettişleri ne kadar maaş alıyor?
Türkiye’de yeni başlayan bir vergi müfettişi yaklaşık 70-80 bin TL maaş alıyor.
Dünyada durum nasıl?
🇺🇸 ABD’de vergi denetçileri
9-12 bin dolar (300-400 bin TL)
🇩🇪 Almanya’da vergi denetçileri
5-7 bin euro (200-260 bin TL)
🇫🇷 Fransa’da maliye müfettişleri
4-6 bin euro (160-220 bin TL)
Türkiye’de ise devletin en büyük şirketlerini denetleyen, milyarlık incelemeler yapan vergi müfettişleri bunun çok altında ücretlerle çalışıyor.
Unutulmamalı:
Vergi müfettişleri yalnızca rapor yazmaz.
• Kayıt dışı ekonomiyle mücadele eder
• Devletin gelirlerini korur
• Vergi adaletini sağlar
• Terörün finansmanıyla mücadele eder
• Kara para aklamayı ortaya çıkarır
• Yasa dışı bahis ve benzeri suç ağlarıyla mücadele eder
Vergi müfettişleri milyarlarca liralık incelemeler yapar, büyük şirketleri denetler ve kamu gelirlerini doğrudan etkileyen raporlar düzenler.
Vergi müfettişlerinin ortaya koyduğu somut mali veriler olmadan, ekonomik suçlarda hâkimler neye göre hüküm verecek?
Başka bir ifadeyle devletin mali egemenliğinin sahadaki temsilcileri vergi müfettişleridir.
Bu kadar büyük mali sonuçlar doğurabilecek bir görevi yürüten bir meslek grubunun maaşlarının da buna uygun olması gerekir.
Aksi halde iki önemli risk ortaya çıkar:
• Nitelikli insan kaynağının özel sektöre yönelmesi
• Vergi denetim kapasitesinin zayıflaması
Oysa güçlü bir vergi denetimi yalnızca devlet için değil, vergisini dürüstçe ödeyen tüm vatandaşlar için de bir adalet meselesidir.
Burada bir soru daha sormak gerekiyor:
Merkezi denetim elemanları ve merkez uzmanları için maaş iyileştirmesi konuşulduğunda ortalığı ayağa kaldıran Sendikalar ve STK yöneticileri bugün neredeler?
Gerçekten ilginç bir sessizlik.
Mükemmel samimiyet.
Sonuç olarak mesele yalnızca vergi müfettişlerinin maaş düzenlemesi değildir.
Bu mesele kayıt dışı ekonomiyle mücadele, kamu gelirlerinin güvenliği ve mali devlet kapasitesinin güçlendirilmesi meselesidir.
Güçlü bir vergi sistemi istiyorsak,
vergi müfettişlerinin de güçlü bir ekonomik güvenceye sahip olması gerekir.
Sayın Adalet Bakan Akın Gürlek’in bu konudaki yaklaşımının Maliye teşkilatı ve Vergi Müfettişlerinin özlük hakları için de hayata geçirilmesini; aynı zamanda tüm bakanlıklara bu vizyonun emsal olmasını temenni ediyoruz.
“Teraziyi Kim Tuttu?”
Güzel bir ülkede, kimsenin çok konuşmadığı ama herkesin sırtına yük bindiren bir meslek grubu vardı.
Onlar sayıları saymaz, sayılmayanları bulurdu.
Gece ışıklar kapandığında çalışır, gündüz herkes uyanıkken hesap verirdi.
Uzun zamandır bir beklentileri vardı:
Yaptıkları işin ağırlığıyla orantılı bir karşılık.
Ne fazlası, ne eksiği.
Sadece hak edilen.
Bu beklenti konuşulmaya başlandığında, iki farklı ses yükseldi.
Birincisi sakindi.
“Elbette herkes değerlidir,” diyordu,
“ama emeğin değeri, yapılan işin sorumluluğuyla ölçülür.
Eşitlik, herkese aynı vermek değil;
hak edene hakkını vermektir.”
Bu ses teraziyi tutuyordu.
Bir kefede liyakat,
diğer kefede adalet vardı.
İkinci ses ise daha gürdü.
Kalabalıkların arasından konuşuyor,
mikrofonu elinden bırakmıyordu.
“Durun!” diyordu,
“Birine fazla verirsek düzen bozulur.
Herkes aynı olmalı.
Fark oluşursa adalet zedelenir.”
Bu sözler,
normalde hakkı savunması beklenen bir yerden gelince
herkes bir an durup düşündü.
Çünkü garip bir mantık vardı ortada:
Çok çalışanla az çalışan arasındaki farkı yok etmek,
adalet sayılıyordu.
Kalabalıktan biri fısıldadı:
“Demek ki bu ülkede adalet,
kimsenin rahatsız olmamasıymış.
Rahatsız olanlar zaten yıllardır sayılmıyormuş.”
Hikâye burada biraz komikleşti.
Çünkü hak almak için kurulan yapı,
hak verilmemesi için( @_aliyalcin_ )gerekçe üretmeye başlamıştı.
Teraziyi tutan ses yeniden konuştu:
“Biz kimsenin önüne geçmek istemiyoruz.
Sadece görünmez olmaktan çıkmak istiyoruz.
Liyakat adaleti bozmaz;
liyakat yok sayılırsa adalet çoktan bozulmuştur.”
Mikrofonu tutan ses bir an sustu.
Ama kalabalık artık susmuyordu.
O günden sonra herkes şunu fark etti:
Bir ülkede adalet,
teraziyi kimin tuttuğundan çok,
kimin tartıldığıyla ilgilidir.
Ve bazen,
en çok yük taşıyanlar,
en hafif sayılanlardır.
Ve artık mesele terazinin bozulması değildi.
Mesele, bozuk olduğunu bilenlerin susmasıydı.
Adalet, herkes rahat etsin diye eğilmez.
Eğiliyorsa, orada artık adalet yoktur.
Teraziyi tutamayanlar,
onu devirmekten söz etmeye başladığında
en ağır yük yine
en çok taşıyanların omzuna biner...
@avabdullahguler@mehmedmus@MKalayci42@ifarukaksu
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda oy birliğiyle kabul edilen düzenleme, bir talep değil; kamu yönetiminde uzun süredir hissedilen yapısal bir ihtiyacın tespiti ve bu ihtiyaca verilen zorunlu bir cevaptır.
#SayınCumhurbaskanım
#SayınCumhurbaşkanım merkez kariyer uzmanları ile denetim elemanlarına yönelik tüm partilerce oybirliği ile verilen önergenin meclis genel kurulunda da aynen geçmesini talep ediyoruz.
Kariyer mesleklerin kurumsal rolünü dikkate alan bu düzenleme, idari yapının güçlendirilmesini amaçlamaktadır. Geri çekilmesi, kamu yönetiminde etkinliği olumsuz etkileyecektir.#SayınCumhurbaskanım
. #SayınCumhurbaşkanım
Zat-ı Alilerinizin adalet ve ehliyet konusundaki hassasiyetinizin farkında olarak iade-i itibar çağrımızı yanıtsız bırakmayacağınıza inanıyor ve meslek camiamızın beklentilerini yüksek takdirlerinize saygı ile arz ediyoruz.
#kararlıduruşbekliyoruz
#SayınCumhurbaskanım
📌 Devletimizin belkemiği kadrolarının zam hususu sadece bugünün değil yılların meselesidir.
📌 Hak edilen değeri görmek isteyen kadronun talebinin karşılanması noktasında iradenizin yarın Yüce Meclisimize yansıması en büyük temennimizdir.