TFF’NİN BU AÇIKLAMASI NEDEN HUKUKEN CİDDİ SORUNLAR TAŞIYOR?
Aşağıdaki iki belgeyi yan yana koyduğunuzda mesele çok açık.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Spor Suçları Soruşturma Bürosu, 10.12.2025 tarihli ve 2025/83127 sayılı yazısıyla TFF’yi açık biçimde uyarmış:
Adli soruşturmanın gizliliği korunmalı, delillerin bütünlüğü tehlikeye atılmamalı ve “isim bildirimi yapılacak şekilde açıklamalardan kaçınılmalı.” Böyle bir açıklamanın zorunlu olması halinde ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile koordinasyon kurulduktan sonra hareket edilmeli.
Başsavcılık bunun gerekçesini de açıkça ortaya koyuyor: soruşturmanın gizliliği ve masumiyet karinesi.
Buna rağmen TFF, 30.09.2026 tarihinde bahis soruşturması kapsamında kişilerin isimlerini kamuoyuna açıkladı ve bu kişiler hakkında “görev aldığı dönemde bahis oynadığı tespit edilen” ifadesini kullandı. TFF’nin resmi sitesinde bu sevklerin yayımlandığı da görülüyor.
Burada cevaplandırılması gereken çok ciddi sorular var:
Başsavcılığın açık uyarısına rağmen isimler neden kamuoyuna ilan edildi?
Bu açıklamadan önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile gerekli koordinasyon kuruldu mu?
Henüz disiplin yargılaması dahi sonuçlanmamış kişiler hakkında “bahis oynadığı tespit edilen” şeklinde kesinlik ifade eden bir dil kullanılması masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkıyla nasıl bağdaştırılıyor?
Üstelik kişiler yönünden görev tarihleri, isnat edilen bahislerin tarihleri ve zamanaşımı koşulları tek tek araştırılmadan topluca kamuoyu önüne çıkarıldıysa bunun hukuki gerekçesi nedir?
PFDK’ya sevk edilmek, suçluluğun veya disiplin ihlalinin kesinleşmesi değildir. Buna rağmen kullanılan dil, kamuoyunda kişiler hakkında hüküm verilmiş izlenimi yaratabilecek niteliktedir.
Hukuk devleti bakımından mesele “bahis oynayanlar korunsun” meselesi değildir. Gerçekten ihlal gerçekleştirenler hakkında elbette mevzuat uygulanmalıdır.
Mesele; soruşturmanın kişilerin temel hakları gözetilerek, somut delillerle, kişiselleştirilmiş incelemeyle ve hukuka uygun usulle yürütülmesidir.
Bir kişinin itibarını kamuoyu önünde zedeledikten sonra “PFDK karar versin” demek, lekelenmeme hakkının sağladığı korumayı anlamsızlaştırabilir.
TFF, Başsavcılığın bu yazısına rağmen isim açıklamasını hangi hukuki gerekçeyle yaptığını ve Başsavcılıkla koordinasyon kurulup kurulmadığını kamuoyuna açıklamalıdır.
Çünkü hukuk, sonuçtan önce usuldür. Masumiyet karinesi ise yalnızca mahkeme salonlarında değil, kamu kurumlarının kullandığı dilde de korunmalıdır.
TFF yönetimi gider ayak neden kasıtlı bir şekilde bu hatayı yapmıştır herkes umarım sebebinin farkındadır?!