Atatürk demek, cumhuriyet, demokrasi, laiklik, çağdaşlık, medeniyet demek. Onlar sadece Atatürk'e değil, onun nezdinde bütün bu değerlere de düşmanlar!
Y kuşağı olmak baya güzel aslında ya, red planet filmini izliycem mesela şimdi, zamanında sinemada izlemiştim ilk yayınlandığında üniversitede, güzel günlerdi. Hatta ilk Yüzüklerin Efendisi filmini de sinemada izlemiştim, tabi üçlemeden bi haber "ee yüzüğü atamadılar" demiştik :)
Benim canım kızım Beren’im, doğum günün kutlu olsun!
Kız babası değilsen eksik kalır derler. Evimizin neşesi, vicdanı, enerjisi oldun ve aile bağımıza güç kattın.
Babanın kızını ne kadar çok sevdiğini anlatan cümleler kurabilmek, tariflemek çok zor. Ne yazsam eksik kalır…
Geleceğimizin en güçlü kahramanları kızlarımız olacak.
Çok iyi yetişen kızlarımızın ülkemize büyük katkılar sunacağını bilen bir baba olarak; sana sağlıklı, başarılı, huzurlu bir yaşam, eşit ve adil bir dünya diliyorum.
Selim’in, Semih’in bir tanecik kız kardeşi, Dilek ve Ekrem’in biricik kızı Beren’im, seni çok seviyorum.
Acaba İsrail istihbaratı tehdit olarak gördüğü bir ülkeyi uzun yıllar boyunca kendi ajanlarına yönettirebilir mi? Ne denli tehlikeli ve sinsi olduklarını düşününce hiç de olmayacak bir şey gibi durmuyor.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Adalete duyulan güven kaybolduğunda devlet ile millet arasındaki en temel bağlardan biri zarar görür.
Adalet ekmektir, havadır, sudur.
İş kadar, gelecek kadar önemlidir.
Çünkü adalet çökerse devlet çöker.
İBB Başkan Vekilimiz, yol arkadaşım, dostum, kardeşim Nuri Aslan’ın kıymetli babası Muharrem Amcamızın vefatını derin üzüntüyle öğrendim.
Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun. Bu acı gününde yanında olamamanın üzüntüsüyle, ailesine ve yakınlarına sabır dileklerimi iletiyorum.
Tarihler tutmadı, rakamlar tutmadı, iftiracıların beyanları birbirini yalanladı.
Aylarca delil diye anlattıkları her ne varsa duruşma salonunda ortadan kaldırıldı.
Geriye delillerle kurulmuş bir iddianame değil, çelişkilerle ayakta tutulmaya çalışılan bir senaryo kaldı.
Evet, canlı yayını istiyorum.
Hem de misliyle istiyorum. Başladığı ilk günden bugüne geçmiş duruşmalar da yayınlansın.
Her milimi yayınlansın, millet izlesin.
1 Eylül Dünya Barış Günü kutlu olsun.
Ülkemizde, bölgemizde ve bütün dünyadaki milletler; dünyanın içinde bulunduğu çatışma ortamında giderek daha fazla barış ve huzura ihtiyaç duyuyor.
Dünyada ortak değerlerin, adaletin ve vicdanın sesi büyük yaralar alıyor.
Türkiye olarak hem ülkemizin hem de bölgemizin barış ve huzuru için güçlü, demokratik ve adil bir ülke olmak zorundayız.
Ancak o zaman barış ve istikrarı hem yaşayacak hem de yayacağız.
Atatürk’ten bize emanet “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” anlayışı rehberimizdir.
Türkiye’nin barışı; hem milletimize hem de elimizin, bileğimizin ve yüreğimizin ulaştığı bütün milletlere ışık olsun diye…
Rotamız net.
Cumhuriyet.
Demokrasi.
Adalet.
“Söylemek istediklerimi tam olarak anlatamadım. Sözüm defalarca kesildi, ertelendi, unutulmaya bırakıldı. Günü geldiğinde de susma hakkımı kullandığım iddia edildi, tutanağa geçirildi.
Ama bir insanın sözü, dört duvar arasında durdurulabilir mi?”
Bu sözlerle duyuracaktım ve 30 Ağustos’ta raflarda olacaktı “Millet Şahidimdir”
Millet olduğu sürece sesim kısılamaz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden kalkan yolcu gemisinin battığını üzülerek öğrendim.
Girne açıklarında batan gemide hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Kayıpların bulunması için çalışan tüm ekiplere kolaylıklar diliyorum. İnşallah daha fazla can kaybı olmadan bu süreci atlatırız.
Bu topraklar; azimle, inançla, mücadeleyle kazanıldı.
Bugün o mirası yaşatmak, geleceğe daha güçlü, daha aydınlık bir Türkiye taşımak hepimizin sorumluluğu.
30 Ağustos Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.
Mete Atatüre muazzam bir insan ya, dünyada sayılı bilim insanlarından biri ama sanki hiç o kadar başarı ve üne sahip değilmiş gibi inanılmaz mütevazi ve bir maske değil gerçek kişiliği ile böyle biri olduğunu hemen anlıyorsun, ne mutlu bize böyle bir bilim insanımız var.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.