Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, Kurmay Binbaşı Mehmet Gürler’in infaz erteleme başvurusu 2 yıldır bekletiliyor.
Ağır MS hastası bir insanın zamanı bürokrasiye kurban edilemez.
#KHKlınınBayramı
Adli Tıp Kurumu’nun “cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen, Kurmay Binbaşı Mehmet Gürler’in infaz erteleme başvurusu 2 yıldır bekletiliyor.
Ağır MS hastası bir insanın zamanı bürokrasiye kurban edilemez.
Bayram, ailelerin kavuşma günü olmalı; ayrılığın değil.
#KHKlınınBayramı
55 bin mahkumun tahliyesine yol açan 11. Yargı Paketi Meclis'ten geçti. Ceza evinde besleyemediği, piçini, katilini, tecavüzcüsünü, sapığını ve hırsızını yani yaşından çok suç kaydı olan 55 bin hükümlüyü Akp Mhp aramıza salıyor.
Mal ve can güvenliğiniz artık Allah’a emanet!
Edirne L Tipi Cezaevi'nde şu anda iki hamile tutuklu var. Nazife Karakoç 8, Leyla Arslan 7 aylık hamiledir. insanlık dışı muamelelere maruz kalan bu kadınlar AİHM kararlarına göre SUÇSUZDUR!
Acilen serbest bırakılmalıdırlar!
AİHMKararıVar
AdilYargıYok
Maalesef karşımızda hak, hukuk ve adalet tanımayan bir zihniyet var!
Bu zalimlerin tek derdi: insanlara işkence edip seslerini bastırmak, zulmü gizlemek😡
Bu yüzden gece gündüz haykırmazsak, bu zulmün hesabını ne vicdanımıza ne de Allah’a veremeyiz😔
AİHMKararıVar AdilYargıYok
Senin kardeşin,eşimin vefatından sonra “Masum Dedikleri Adama Bakar mısınız”diyerek eşim Gökhan Açıkkollu’yu,beni,çocuklarımı hiçbir yargı kararı olmadan suçlu,hain ilan etti.O zaman bunları söyleyemedin,adalet çağrısında bulunmadın.Şimdi sıranın sana geleceğinden mi korkuyorsun?
5 AYLIK HAMİLE KADIN TUTUKLANDI
KHK ile kapatılan Selahattin Eyyubi Üniversitesi’nin öğrenci yurdunda müdür yrd. olarak çalıştığı için 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan Leyla Arslan’ın, 4 Ağustos 2025’te Edirne’de tutuklandığı ortaya çıktı.
CezaevindeÖlüme DurDe
KHK'LI POLİS DUALAR VE GÖZYAŞLARIYLA UĞURLANDI
Sakarya Cezaevinde kalp krizi geçirerek önceki gün vefat eden KHK’lı polis İzzet Odabaşoğlu (47), Bursa Yıldırım Samanlı Somuncu Baba Camii’nde bugün öğle vaktinde kılınan namazdan sonra aile mezarlığına defnedildi.
Bu4İnsan Nerede
"MEKTUBUMU OLDUĞU GİBİ YAYINLAMANIZI İSTİRHAM EDİYORUM"
Dokuz yıldır Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi tutuklu olan askeri öğrenci Şüheda Sena Söğütalan'ın yazar Elif Çakır'a gönderdiği 22 Eylül 2025 tarihli mektup:
“Elif Hanım,
Mektubuma öncelikle kendimi takdim ederek başlamak isterim. Ben Şüheda Sena Öğütalan. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminden itibaren tam 9 yıldır cezaevinde bulunan askeri öğrencilerden biriyim.
Her ne kadar hukukun realitesi bize masum bir kimsenin masumiyetini anlatmak ve ispatlamak mecburiyetinde olmadığını söylese de en nihayetinde bugün yeniden buna girişmek mecburiyetinde hissetmekteyim. Zira bir askeri öğrenci olarak hiçbir yetkim olmamasına ve dosyamda suç delili dahi bulunmamasına rağmen, yerel mahkemelerce müebbet hapis cezasına hükmedildi. Dahası, masumiyetim aşikarken, İstinaf ve Temyiz gibi olağan iç hukuk yollarını tükettim, dosyam halihazırda AİHM’dedir. Tüm bu süreçlerde hukukun bir şekilde işleyeceğine olan inancımla bu anlamsız durumun sona ereceğini umdum. Tek teminatım masumiyetimdi, kabusum oldu.
Takdir edersiniz ki hukukun masumiyeti korumadığı bir toplumda yalnız 9 yıldır bu trajediyi yaşayan bizler değil, herkes ve hatta gelecekteki evlatlarımız da risk altındadır. Esasında toplumun her kesiminin biz askeri öğrencilerin durumundan haberdar olduğunu sanıyordum, ancak yakın zamanda bir milletvekili ile görüştüğümde içinde bulunduğumuz durumun anlamsızlığının farkında olunmadığını idrak ettim. Tam da bu sebeple sizden, adaletin tesisi için hakkın savunucusu olma gayretinde olduğunuzu esas alarak, değineceğim başlıklarla bizlerin masumiyetini çeşitli platformlarda dile getirmenizi ve hatta mektubumu olduğu şekilde yayınlamanızı istirham ediyorum.
Çok kısa bir özetle ifade etmek isterim ki; 15 Temmuz 2016 tarihinde Hava Harp Okulu 3. Sınıfı bitirmiştim. Malum gece Tuzla Orhanlı Gişelerde yaşanan olayların ortasında kaldım ve sabaha kadar suç teşkil edecek hiçbir eylemde bulunmadım. Sığınma talebi ile olay yerine çağırmış olduğumuz polis memurlarınca gözaltına alındım ve akabinde tutuklandım.
Askeri öğrenci statüsü, yetki bakımından emir komuta zincirinde erlerle birlikte en alt basamakta bulunmaktadır. Ancak dönemin kuvvet komutanlarına sorulacak sorular, planlamayı bırakın bilgi dahi verilmeyecek biz askeri öğrencilere soruldu. Dosyamızda suç işlediğimizi gösteren bir delil dahi bulunmazken en ağır cezalara çarptırıldık. Bireysel bir yargılama yapılmadığı gibi benzer şartlarda ve statüde olduğumuz diğer askeri öğrenci dosyalarıyla pozitif manada aynı muameleyi göremedik.
Yargıtay, kamuoyunda Sultanbeyli ve FSM davaları olarak bilinen dosyalardaki cezaları ‘askeri öğrenci’ vurgusu ile bozarken, bazı dosyalardaki cezaları (Orhanlı ve Boğaziçi) onamıştır. Bahsettiğim davalarda askeri öğrenciler darbe suçlamasından beraat ederken bizlerin müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet cezası alması abesle iştigaldir. Yargıtay hakkaniyetli olmayan bir ayrım yapmış, hukukun eşitliği ihlal edilmiştir. Ayrım olay yeri ile ilgiliyse durum daha da trajiktir, zira dosyamızda olay yeri ile ilgili suçlamalarda (kasten adam öldürme vb) beraat ettiğimiz yerel mahkemece dahi sabittir.
Bir başka darba davası olan Türk Telekom Acıbadem dosyasında Yargıtay 33 erin müebbet hapis cezasını onamışken, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı ile dosya yeniden incelemeye açılmış ve yargı kararlarının statüsü gereği tartışmaya açık olduğu ve yerinde olmadığı ifade edilerek bu erler salıverilmiştir. Demek ki, Yargıtayın özellikle alt rütbedeki kişiler anlamında, yanlıştan dönülmesini bekleyen kararları var ve bu kararların başında er ve askeri öğrencilerin dosyalarının olduğu aşikardır.
9 yılın sonunda geldiğim noktada, bir insan olarak yorgun olduğumu ifade etmek isterim… Aklın almadığı ve hukukun açıklayamadığı bu durumu hala yaşamaya devam ediyor oluşumuzu gerçekten idrak edememekteyim…
Bir insan olarak özgürlüğümden ayrı bırakılmak, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşı olarak kendi ülkemde bu haksızlığa maruz kalmak,
‘Vatan sana canım feda’ diyerek üniforma giyen bir askeri öğrenci olarak, ülkeme katabileceklerimden mahrum bırakılmak,
Bir evlat olarak, annemim ve babamın gözü yaşlı bırakıldığına tanık olmak,
Bir kadın olarak, gücümü ortaya koymaktan aciz bırakılmak,
Ve Şüheda Sena Öğütalan olarak, hayallerimi ve hayatımı yaşayamamak artık çok ağrıma gidiyor…
Masumiyetim aşikâr olmasına rağmen, 20’li yaşlarımın tamamını cezaevinde geçirdim… Bu mektubu kaleme alırken ifade etmek isterim ki hiç kimseden merhamet beklentim yoktur, istediğim ve talep ettiğim tek şey ‘Adalet’tir!
Artık bu yaşadığımız trajediye ‘Dur’ demek ve bir ‘Dur’ denilmesini istiyorum…"
Bu4İnsan Nerede
YAP-BOZ GİBİ İNSANLARIN HAYATLARIYLA OYNUYORLAR
Ankara 4. ACM, Yargıtay'ın bozma kararından sonra yeniden yargılan AKP eski mv. İlhan İşbilen, gazeteci Alaeddin Kaya, TBMM'den emekli yüzde 78 engelli Kazım Avcı ve Hidayet Karaca'ya 'örgüt kurma, yönetme, +
#KHKBarışKomisyonu
Mustafa Kirazlı sadece askeri öğrenciydi. Müebbet hapis cezası verildi, yetmedi ağırlaştırılmış müebbetlik gibi tek başına hücrede tuttuluyor.
Mustafa’ya yaşatılan hukuksuzluğu duyurmak için bu akşam
TR 🕘21:00
Av 🕗20:00 da etiket başlatacağım,
Desteklerinizi bekliyorum.
18-19 yaşında bir çocuk...
Tatbikat diye kandırıldı.
Boğaziçi Köprüsü'ne sürüldü.
Ne olduğunu bile anlamadan "darbeye karıştı" denildi.
Şimdi ömrü çürütülüyor.
Bu adalet değil, bu zulümdür!
MustafaKirazlıİçinSesVer
#SONDAKİKA
KHK’lı babanın en acı babalar günü: 'Ben tutuklandım, kızım uyuşturucu bağımlısı oldu, annesini yüksekten attı, kendisi de peşinden intihar etti'
Kızının mektubunu gözyaşlarıyla okudu
https://t.co/IGv5Y23xop