KKTC Girne limanından ayrıldıktan sonra baran yolcu gemisinde kayıplarımızın artmaması umuduyla yaşamını yitiren soydaş ve yurttaşlarımıza rahmet, ailelerine sabır, yaralılarınıza şifa diliyorum.
Başımız sağ olsun.
#AtatürkteBirleşmeZamanı#YenidenAtatürkCumhuriyeti@add_genelmerkez
Atatürkçü Düşünce Derneği Zafer Bayramımızın 104. yıl dönümünde Anıtkabir’de
Büyük Atatürk’e, Kuvayı Milliye kahramanlarımıza ve aziz şehit ve gazilerimize minnet, şükran ve saygılarını sundu.
Zafer Bayramınız kutlu olsun!
#ZaferBayramı
#LaikÜniterUlusDevletimizDilBirliğimizBölünmezBütünlüğümüzTartışılamaz
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
https://t.co/E8MdmrLHN6
Herkes, ama özellikle siyasetçiler bilmek zorundadır!
1924 Anayasası 88. Madde:
“Türkiye ahalisine din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle Türk ıtlak olunur (Türk adı verilir).
1982 Anayasası 66. Madde:
“Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.”
(Bu maddenin
Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türktür.” diyen 2. cümlesi 3 Ekim 2001’de yürürlükten kaldırılmıştır)
1982 Anayasası 10. Madde:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.”(Böyleyken “Eşit Yırttaşlık” talebi nedir? Başka ne yazılırsa bazıları eşit yurtta�� olacaktır?)
Atatürk/Vatandaş için Medeni Bilgiler Kitabı/1931:
“ Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
“Milli hudutlar içindeki Türk Milleti’ni etnik kökenlerine göre ayrıştırmak, birkaç düşman aleti beyinsiz mürteciden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir bırakmamıştır.
“Türk milletini etnik unsurlara ayırma çabaları, milletin toplumsal düzenini bozmaya çalışan vatansız ve milliyetsizlerin gizli ve kirli emellerdir.”
Atatürk/10. Yıl Nutku/29 Ekim 1933
“Türk Milleti” hitabıyla başlar, “Ne mutlu Türküm diyene” diye biter (Ne mutlu Türk olana, Ne mutlu Türk ana babadan doğana değil)
Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasalarının da, kurucusu Atatürk’ün de “Türk” ve “Türk Milleti” tanımları ırk, kan, soy temelli değil, tarih, coğrafya ve kültür temelli tanımlardır. “Türk” bir etnik kimlik değil, bütün etnisiteleri içeren üst kimliktir, narın kabuğu, üzümün salkımı gibidir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne hiçbir anayasa maddesinde ya da yasasında vatandaşları etnisiteleri veya inançları üzerinden ayrıştıran tek bir madde yahut cümle yoktur, olmamıştır.
Mikromilliyetçilik (etnikçilik) ve mezhepçilik emperyalizmin ulus devletleri (özellikle bölgemizdeki tek Antiemperyalist laik üniter ulus devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ni) yıkma amaçlı kullandığı enstrümanlardır.
Türkiye Cumhuriyeti; üniter bir ulus devlettir, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir, ülkesi ve milleti ile bölünmez bir bütündür, dili Türkçe’dir!
NOKTA!
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Halen yürürlükte olan 30 Kasım 1925 tarihli 677 sayılı devrim yasasına göre aşağıdaki paylaşımda sıralanmış bu yapıların tamamı YASAKTIR ve her türlü siyasi, sosyal, kültürel ve ticari iş ve işlemleri YASA DIŞIDIR!
Tabii bunların faaliyetlerini yasaların arkasından dolanarak genellikle vakıf ve dermek adı altında yürüttükleri, vakıflarının da derneklerinin de denetlendiğine pek tanık olunmadığı, devlet kadrolarına sızmada(!) pek mahir ve bazılarının darbeye bile kalkışabilecek kadar cüretkâr oldukları da herkesin bildiği bir sırdır.
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR!
#Tarikatlarkapatılsın
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak Türkiye'nin 81 ilinden Ankara'ya gelen ve günlerdir Güvenpark'ta"eşit özlük hakları" taleplerini duyurmaya çalışan, dün sabahtan itibaren de açlık grevine başlayan ER ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLERİMİZE destek ziyaretinde bulunduk, duygularımızı paylaştık.
Şehit ve gazilerimiz onurumuzdur, sesleri duyulmalı, haklı talepleri karşılanmalıdır.
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
5 Ağustos 1921, Sakarya Meydan Muharebesi hazırlıkları sürerken Büyük Millet Meclisi uzun tartışmaların ardından Mustafa Kemal Paşa'yı Başkumandanlığa getiren yasayı kabul etti.
İvedilikle Tekalif-i Milliye Emirleri’ni yayınlayarak olabildiği kadar ordunun eksiklerini tamamlayan Başkumandan, 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi Zaferi ile Yunan ordusunu Sakarya batısına attı, 1 yıl sonra da son darbeyi indirip efendileri emperyalistlerle birlikte İzmir’den denize döktü, vatanı işgalden, milleti esaretten kurtardı.
Ebedi Başkomutanımızın göreve gelişinin 105. yıl dönümü kutlu olsun!
Büyük Atatürk ve Kuvayı Milliye kahramanlarımıza minnet, aziz şehit ve gazilerimize saygıyla…
#SakaryaMeydanMuharebesi
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
KIRMIZI ÇİZGİ, hangi ahval ve şeraitte okunursa olunsun asla vazgeçilmeyecek, esnetilmeyecek, ödün verilmeyecek ilkeler demektir.
KIRMIZI ÇİZGİ, konjonktürel değil, ilkeseldir, duruma göre belirtilmesi gerekmez.
Örneğin; hekimlikte KIRMIZI ÇİZGİ hastaya zarar vermemek, ticarette hakkı olmayana el uzatmamak, siyasette ise aldatmamak, aldanmamak, devletin kuruluş felsefesi ve temel niteliklerinden ayrılmamaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesi ve temel nitelikleri anayasasında belirtilmiştir.
Dolayısıyla ülkemizdeki her siyasi parti için KIRMIZI ÇİZGi; Atatürk ilke ve devrimleri, laik üniter ulus devlet, dil birliği, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü ve anayasaya sadakat olmak zorundadır, ki tamamı cumhurbaşkanı yemininde de, milletvekili yemininde de, siyasi partiler kanununda da yazılıdır.
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
1 Temmuz 1926!
Atatürk Cumhuriyeti’nin Osmanlı mirası bir kapitülasyon kamburunu daha sonlandırarak denizlerimiz ve limanlarımızdaki egemenlik ve haklarımızı dünyaya kabul ettirdiği Kabotaj Kanunu 100 yıl önce bugün yürürlüğe girdi.
Büyük Atatürk ve Kemalist Devrimcilere minnetle KABOTAJ BAYRAMIMIZ kutlu olsun.
#KabotajBayramı
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
1) “ŞEREFLE BITIRILMESI GEREKEN EN AĞIR GÖREV HAYATTIR!"
Yaşanmakta olan hukuk, edep ve ahlak dışı olaylara bakınca, susmaya gönül razı gelmiyor ve tesiri olmayacağını bile bile
şu ibretlik insan karakteri hakkında birkaç laf etmek kaçınılmaz oluyor...
Nasıl bir insan karakteri?
2010'dan itibaren İlçe başkanı, İlçe Belediye Başkanı ve Büyükşehir Belediye Başkanı olarak birlikte çalıştığı, öve öve bitiremediği, yardımcılığına aday gösterdiği, 15 aydır zindanda tutulan ve daha onlarca yıl tutulmak istenen, hakkındaki iddiaların hiçbiri kanıtlanamayan, 15,5 milyon yurttaşın gönüllü oylarıyla adaylaşması ve 25 milyon vatandaşın desteğini alması üzerine "Hapisteyken de aday olup kazanır" korkusuyla 31 yıllık diploması yetkisiz bir kurul kararıyla alelacele iptal edilen bir siyasetçiyi peşinen "HIRSIZ" ilan ederek Soma'da madenci yakını tekmeleyen Yusuf Yerkel misali "Şuna bir tekme de ben atayım" diyebilen gözünü kan bürümüş bir KİN KÜPÜ...
13 yılda beceremediğini 4 ayda başarıp partinin %25'e kilitlediği oy oranını %38'e çıkaran, o günden beri maruz bırakıldıkları türlü silkeleme saldırılarına milletle birlikte meydan meydan direnen, son olarak da analarının ak sütü gibi helal delege oylarıyla girdikleri baba evinden talebi üzerine kapıları yıkıp cam çerçeve indirerek partilileri gaza boğan polislerin plastik mermileri ve coplarıyla çıkartılan eski yol arkadaşlarının “HARAMIN SIĞINAĞI" ve "ARINILMASI GEREKEN KİR”
olduklarını -şimdi görevsiz bir mahkemenin hukuksuz kararı ile oturtulduğu-koltuğunu kaybedince ancak anlayabilen(!) idrak yolları dumura uğramış bir ZEKA HARİKASI...
Aylarca tek laf etmedikten sonra, etkin pişmanlık itirafçıları(!) dahi birer birer ifadelerini, baskı altında verdiklerini belirterek geri çeker helallik isterlerken konuşup yargılamaları devam eden, henüz savunmaları dahi alınmamış kimi Multiple Skleroz (MS), kimi kalp, yetmezliği, kimi kanser hastalıklarıyla boğuşan, çoğuna yatarı olmayan suçlamalarla zindanda çile çektirilen yüzlerce insanı yargısız infaz ederek SUÇLU olduklarını iddia edebilen yürek kulağı sağır bir VİCDAN ŞAHİKASI...
Her 10 yurttaştan 7'sinin SİYASİ dediği, hiçbir iddianın delillendirilemediği, iktidar sözcüleriyle yandaş ekran bülbüllerinin canhıraş çabalarına rağmen daha ilk GİZLİ TANIK itirafları ve ilk SANIK (!) ifadeleriyle lime lime olmuş davaların HUKUKİ olduğunu söyleyebilen ve hatta "Ben bu davaların gönüllü savcısıyım" demeye getiren akıllara seza bir HUKUK DEHASI..
Sıradan bir memurken kendisine mevki, makam ve kurum yönetme yetkisi veren, ardından kapı kapı dolaşıp elde edemediği milleti temsil etme olanağını ve nihayet normal koşullarda rüyasında göremeyeceği onuru bahşeden, vatan kurtarmış, devlet kurmuş asırlık partiye ve 13 yıl boyunca ardı ardına yaşattığı hayal kırıklıklarına karşın bir ümit desteklemiş milyonlara "EMANETİ KİRLETTİNİZ" diye hakaret edebilen kaybetmelere doyamamış bir HIRS KUMKUMASI ...
10 yıl önce "HAK, HUKUK, ADALET" sloganları eşliğinde güya mücadele ettiği siyasallaşmış yargının adaletine(!) utanç verici bir zamanlama ile GÜVENME ÇAĞRISI yapmasının ödülünü(!) ertesi gün hukuksuz bir mahkeme kararı ile almayı ve ömrünün son deminde özgeçmişine muktedir değirmeninin gönüllü su taşıyıcılığını da eklemeyi içine sindirebilen iflah olmaz bir KOLTUK BAĞIMLISI...
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti ++
"Bütün ümidim gençliktedir.." Mustafa Kemal Atatürk'ün 1919'da Samsun'a ayak basarak Milli Mücadeleyi başlattığı 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.! #19Mayıs1919
Cumhuriyet kadını değerli bilim insanı Prof. Dr. Türkan Saylan'ı
aramızdan ayrılışının 17. yılında saygı,sevgi,özlem ve minnetle anıyoruz. #TürkanSaylan@CagdasYasamDD