Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
Serinin her cildi ayrı güzel ama bunu her elime alışımda tekrar hayran kalıyorum, olağanüstü bir kaynak eser. Baştan sona 700 sayfa okuyamam, çok kalın demeyin, sayısız konu başlığı içerdiği için arada açıp 3-5 sayfa okusanız bile daha mutlu bir insan olursunuz
Her kütüphanede bulunmalı❣️ @Vedaot Bey tekrar ellerinize sağlık👏
@Vedaot@Kuzubudu Nihayet buluştuk.
Bir haftalık sağlık serüveni için İstanbul’daydım. Her daim müdavimi olduğum Kovan’da sıcak bir mola verdim. Türk mutfağı gönüllüsü mimar yazar çizer gerçek gurme @Kuzubudu koku tat duyu dendiğinde aklıma gelen tek ve yegane bir üstad @Vedaot …
İnanın yazmakla bitmez. Bazıların yazayım.
Mesela 2000’li yılların ortalarında Dolapdere’de sokakta yaşayan ve risk altındaki çocuklar için merkezler, göçerler ve dezavantajlı azınlıklar için Tarlabaşı Toplum Merkezi gibi daha birçok sosyal proje yürütülüyordu. Üniversite yalnızca akademik bir kurum değil, toplumun en kırılgan kesimlerine temas etmeye çalışan bir dayanışma alanıydı.
2015 yılındaki Büyük Nepal Depremi’nde öğrencilerimle birlikte psikososyal destek için Nepal’e, Katmandu yakınlarındaki Lele Köyü’ne gitmiştim. Kast sisteminin en altında yer alan "dokunulmaz" denilen azınlık ağır kayıplar ve yıkım yaşamıştı. Amacımız yalnızca psikososyal destek değil, aynı zamanda bir köy okulu inşa etmekti. O dönemin Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Aydın Uğur hocamız okulun inşa masrafını karşılamıştı (devri daim olsun).
Mardin, Ağrı, Siirt, Diyarbakır, Adıyaman ve Van’ın kırsal bölgelerinde yürüttüğümüz cinsel şiddeti önleme çalışmalarında da üniversite hep yanımızda oldu. Malawi’den Van’a, Kars’tan Mardin’e, Erzurum’dan Ağrı’ya kadar birçok köy okullarını Bilgi’deki psikoloji öğrencilerimle birlikte inşa ettik. Nitekim Türkiye genelinde yürütülen Çocuğa Şiddete Dur de Kampanyasını ve Cinsel İstismarı Önleme Hareketini Bilgili Öğrencilerimle organize edip yönettik.
Bugün bir üniversiteyi yalnızca binalarla, tabelalarla ya da diplomalarla anlatmak mümkün değil. Bir üniversitenin gerçek hafızası dokunduğu çocuklarda, umut verdiği gençlerde, dayanışma kurduğu köylerde ve insanların hayatında bıraktığı izlerde yaşar. #BilgiÜniversitesi bunu yaptı. Sadece diploma vermiyor Bilgi, Halka iniyor, temas ediyor, dönüştürüyordu.
İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin kamuoyuna çağrısı var:
"Üniversitemizin faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin karar, gündemdeki yoğun siyasi gelişmeler arasında ne yazık ki yeterince görünür olamadı ve sesimizi duyurmakta ciddi şekilde zorlanıyoruz.
Okulun yeniden açılabilmesi ancak yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararıyla mümkün. Alinan karara karşı hukuki süreç ise oldukça uzun sürecek. Sesimizin daha fazla kişiye ulaşabilmesi adına desteğiniz bizim için çok kıymetli olurdu. Mümkünse konuyu paylaşarak kamuoyunda görünür olmasına yardımcı olabilir misiniz?"
BİLGİ ÜNİVERSITESI ÖGRENCİLERİ
Aradan on beş yıl gecti ve bugüne geldik. Kanunla kurulan bir üniversite iki cümlelik bir kararnameyle kapatıldı.
Gerisi? Gerisi Grup Vitamin’in şarkıda dediği gibi...
Dün kapatılan Bilgi Üniversitesi'nin Kültürel İncelemeler Yüksek Lisans programında bundan 15 yıl önce rahmetli Aydın Uğur'un desteği ve sevgili @MesutVarlik 'ın yönetimiyle KÜLT isimli bir dergi çıkıyordu. Derginin içeriği, hakemli makalelerden oluşuyordu.
On beş yıl önce buna imkan sağlayan, kültür ile duyusal algının beraberliğini sorgulayabilen, bunu görme ve işitmenin ötesine taşıyabilen, hatta on dört haftalık ders olarak müfredatına alan bir kurumdan bahsediyoruz.