Borcu olana kredi kapısı açılmış gibi duruyor, fakat aslında borcun bir kısmını kredi çekerek kapatmasına izin veriliyor.
Yani devlet “borcunu sildim” demiyor.
“Git kredi çek, kredinin bir kısmıyla borcunu kapat, kalan parayla işini döndür” diyor.
2026 AGS #TKNKA#UCLdraw
Esnaf kredilerinde yeni dönem başladı.
Vergi veya SGK borcu olan esnaf artık “borcun var, kredi kullanamazsın” denilerek tamamen sistemin dışında kalmayacak.
27 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemeyle önemli bir değişiklik geldi.
Mantığı aslında oldukça basit:
Kredi kullanmak isteyen esnafın vergi veya SGK borcu varsa, belirli şartlar dahilinde kredinin bir kısmı doğrudan borca aktarılacak, kalan para ise esnafın kullanımına bırakılacak.
Örneğin;
1 milyon TL kredi kullanıyorsunuz ve 200 bin TL vergi/SGK borcunuz var.
Banka 200 bin TL’yi doğrudan ilgili kuruma ödüyor, kalan 800 bin TL ise size kalıyor.
Burada önemli bir detay var: Bu 200 bin TL hibe değil. Kullandığınız kredinin içinden mahsup ediliyor.
Üstelik kamuya aktarılabilecek tutar kredi tutarının en fazla %25’i ve yıllık 300 bin TL ile sınırlı.
Bir diğer değişiklik de Hazine faiz desteğinde.
Bazı kredi gruplarında destek oranları;
%50’den %40’a,
%100’den %80’e,
%60’tan %48’e düşürüldü.
Yani Hazine desteği azalınca, diğer şartlar aynı kalırsa esnafın üstleneceği net faiz yükü artabilir.
Geleneksel ve kaybolmaya yüz tutan bazı mesleklerde ise güzel bir istisna var. El dokumacılığı, bakır işlemeciliği, çini-çömlek, ahşap oyma, yorgancılık, keçecilik gibi mesleklerde borçsuzluk şartının aranmaması 31 Aralık 2027’ye kadar uzatıldı.
Kısacası borcu olan esnaf için kredi kapısı tamamen kapanmıyor ama “borcum var, ne kadar kredi kullanabilirim ve elime ne kadar geçer?” kısmını baştan hesaplamak gerekiyor.
Başvurmadan önce güncel vergi/SGK borç belgesini almak ve şubede net olarak “borca ne kadar gider, hesabıma ne kadar geçer?” diye sormakta fayda var.
Sizce bu düzenleme esnaf için gerçekten kolaylık sağlayacak mı?
leş siyasetinizle birlikte sizi tarihe gömeceğiz BEŞİKTAŞ siyasetten güçlü olmadığı sürece her gün elit topçu alsa da boş rakip takımlar bır hakem bağlıyor iş tamam #FerhatGündoğduİSTİFA
Bir takvim yaprağının, insanın emeklilik hayatını yıllarca değiştirebildiğini biliyor muydunuz?
8 Eylül 1999 ve 9 Eylül 1999…
Arada sadece 1 gün var.
Ama emeklilikte ortaya çıkan fark bazı kişiler için 17-20 yıla kadar çıkabiliyor.
Biraz konuşalım. 👇
Şimdi iki kişiyi düşünün.
Biri 8 Eylül'de sigortalı olmuş, diğeri 9 Eylül'de.
İkisi de yıllarca çalışmış, prim ödemiş.
İlk kişi EYT kapsamında yaş şartı olmadan emekli olabiliyor.
Diğeri ise yaş ve daha yüksek prim şartlarıyla karşılaşıyor.
İşte insanların takıldığı nokta tam olarak burası.
“Ben de hemen emekli olayım” demekten ziyade,
“Aramızdaki sadece 1 günlük fark neden emeklilikte yıllarca süren bir farka dönüşüyor?” diye soruyorlar.
Bence tartışmanın özü bu.
Kademeli emeklilik talebi de buradan doğuyor.
Sigorta başlangıç tarihleri arasındaki farkın, emeklilik yaşına daha kademeli şekilde yansıtılması isteniyor.
Çünkü bir anda büyük bir makas açılınca, insanlar doğal olarak bunun adil olup olmadığını sorguluyor.
Tabii önemli bir ayrıntı var:
Şu an için kesinleşmiş bir kademeli emeklilik yasası yok.
Yani “kesin geliyor” demek doğru değil.
Ama milyonlarca kişinin yakından takip ettiği ciddi bir beklenti olduğu ortada.
Şimdi size sorayım:
Sadece 1 günlük farkın emeklilikte 17-20 yıllık farka dönüşmesi sizce adil mi? 🤔
Yorumlarda konuşalım.
Kulübümüzden Açıklama
Corendon Alanyaspor’la oynadığımız maçta hakemlerin sergilemiş olduğu yönetim, Türk hakemliği için bir utanç vesikası olarak tarihteki yerini almıştır.
Geçtiğimiz yıl Ziraat Türkiye Kupası yarı finalindeki skandal kararları hafızalardaki tazeliğini koruyan Merkez Hakem Kurulu başkanının prensi Adnan Deniz Kayatepe, adeta “Nerede kalmıştık” diyerek rezil yönetimlerine bir yenisini eklemiştir.
Rakip oyuncu, dünyanın gözü önünde Trossard’a tokat attı. Hakem Adnan Deniz Kayatepe pozisyonu göremedi. VAR’daki Bülent Birincioğlu ise sessiz kaldı.
Oh, karşılıklı mücadele içinde olduğu rakibinden sıyrılıp gol attı. Rakip oyuncu kendini süslü şekilde yere bıraktı diye Adnan Deniz Kayatepe golümüzü iptal etti.
Vlahovic ceza sahasına girmek isterken yaka paça düşürüldü. Hakem Kayatepe yine yaşananları görmezden geldi.
Adnan Deniz Kayatepe ve Bülent Birincioğlu gibi art niyetli hakemleri bir daha maçlarımızda görmek istemiyoruz.
Ne avantaj ne imtiyaz istiyoruz. Sadece adil ve eşit yönetim istiyoruz. Bu adaletsiz düzen değişene dek haklı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Beşiktaş JK