"You have stolen my dreams and my childhood with your empty words," climate activist Greta Thunberg tells the UN. "We are in the beginning of a mass extinction and all you can talk about is money and fairy tales of eternal economic growth. How dare you." https://t.co/F5Umw55Y5Y
Ama bundan daha hazini, bütün o ezberlere benim de inanmamı ve hatta etkilenmemi falan bekliyorsunuz ya... Aşk olsun valla!
Rakıyı içen benim, ama şu hoş kafayı yaşayan sizsiniz; valla haksızlık bu!
Bir ülkenin uygarlıkta ne kadar ilerlediğini öğrenmek istiyorsanız şu iki şeye dikkatle bakın: birincisi insanlar trafik kurallarına uyuyor mu uymuyor mu, ikincisi çöpleri yere atıyorlar mı atmıyorlar mı? Diğerlerine bakmaya hiç gerek yoktur.
Kim daha kuvvetli yazmışsa onu okurum. Benim için Rusmuş, İngilizmiş, Almanmış, Hollandalı imiş, Hindu imiş fark etmez. Siz bir saat alırken en iyisini alıyorsanız da ben niye en iyi yazılmış kitapları okumayayım. Yeter ki kitap araştırmaya, emeğe, çabaya, bilgiye dayansın.
Nasıl ki bir arabanın yürümesi için yakıta ihtiyacı varsa, ayni şekilde aklın ve ruhun da bilgiye ihtiyacı vardır. Bilgi olmazsa aklımız ve ruhumuz kurur. Bilgi nerededir. Bunun iki kaynağı vardır. Birisi içinde bulunduğumuz canlı-cansız tabiat, diğeri insanlar ve kitaplardır.
Ne kadar bağırırsan bağır, insanlar kulaklarını tıkayınca sesin kimseye gitmez. Ne kadar çabalarsan çabala ölmüş kalpleri diriltemezsin. Ne kadar açık konuşursan konuş kararmış vicdanları aydınlatamazsın. Sesin karşı vadilere çarpıp tekrar sana dönüyor.
Kelimeler ve kavramlar adamına göre anlam kazanır. Bir insan bankayı boşaltırsa adı patron olur. Bir insan bir kişi öldürürse katildir hapsi boylar, bin kişi öldürürse milli kahramandır tarihe geçer. Yoksulun zinası orospuluk, zenginin zinası aşk olarak adlandırılır.
Topluluk halindeki insanların akıl başından gider. İlkel içgüdüleri ve vahşi duyguları ile hareket ederler. Freud haklı olarak "topluluk halindeki insan hayvanlaşır" demiş. Eğer topluluğun başında akıllı, sağduyulu ve iradeli biri yoksa felaket kaçınılmazdır.
Şiddeti teşvik etmedikçe her tür düşünce ve inanç serbestçe ifade edilebilmelidir. Herkesi bizim gibi düşünmeye ve davranmaya zorlamak yanlıştır. Toplumun tek sesli, tek renkli olmasını istemek kendimize yapabileceğimiz en büyük kötülüktür.
Hala halkın ekserisi devletin kutsallığına inanıyor. Siyasiler bizi düşmanlarla korkutuyor. Hala düşman yaratarak topluma egemen olabiliyor ve ayakta kalabiliyorlar. Politikasını güvenlik üzerine kuran devlet küçük devlettir. Büyük devlet vatandaşına güvenir.
Her halükarda dürüst ve adil olmak zorundasınız. Ben adil olmayı iyilik yapmaya tercih ederim. İyilik, ihsan, bağış, lutuf, yardımlaşma elbette çok güzeldir. Fakat eğer adaleti tesis edemezsek yaptığımız iyilikler riyakarlığa ve kendini beğenmeye dönüşür.
Eğer bildiklerinize en ters ve en aykırı şeyleri bile okuyup anlamaya çalışmaz, sadece size belletilenlerle ve kulaklarınıza hoş gelen şeylerle yetinirseniz; emin olun bütün ömrünüzce bir şey öğrenememiş ve onu boşa harcamış bir insan olarak kalırsınız.
2)Bir şarkıcı Kürdler "Şarkımı dinlemsin" diyorsa tepkimiz, hiç bir Türkçe klibi paylaşmamak olmalıdır. Onurlu olmak bunu gerektiriyor. Tarihin derinliklerinden gelen denbej sanatımız ve sonderece modern kilamlarımız varken neden dilimizi yasaklayanların dilinden dinleyelim?
"Vatan sözkonusuysa gerisi teferruattır" Kürdler buna tepki duyacağına 600 yıllık devlet tercübesi olanlardan kendisine bir ders çıkarmalı. Vatansızlık bir halk için ölümdür,hergün çiğnenmektir. 50 milyonuz WELAT sahibi olmayı düşüneceğiz, yoksa her tarafımıza kayyum atanır.