İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan, Kızıldeniz ve son olarak İran’ı kapsayan çok cepheli bir savaş süreci yaşamaktadır. Bu süreç; iş gücü kaybı, artan savunma harcamaları, büyüyen bütçe açığı ve yükselen kamu borcu nedeniyle ekonomiyi ciddi biçimde zorlamış, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da 2024 boyunca İsrail’in kredi notunu art arda düşürmüştür.
Buna rağmen İsrail ekonomisi çökmemiştir. Ekonomi 2024’te yalnızca %1 büyümüş, 2025’te ise %2,9’luk büyüme kaydetmiştir. 2026’da İran ile yaşanan çatışmaların etkisiyle daralma görülse de, çatışmaların tırmanmaması hâlinde yeniden toparlanma beklentisi sürmektedir.
Bu durumun nedenini analiz ettiğimiz raporu okumak için: https://t.co/DZzv3J1HI8
📌 2021 yılından bu yana Afrika Birliği tarafından art arda alınan kararlar, İsrail’e yönelik sıradan bir dış politika değişikliğinden ziyade daha derin bir dönüşümün ifadesi olarak değerlendirilmektedir. Bu kararlar, geçici tutumlar dizisinden çok, Afrika Birliği’nin kendi kurucu kimliğini ilgilendiren temel bir soruya cevap vermek zorunda kaldığı aşamaları temsil etmektedir: Sömürgecilik ve apartheid rejimine karşı mücadele ilkesi üzerine kurulmuş bir kurum, en büyük uluslararası insan hakları örgütlerinin apartheid uygulamakla suçladığı bir devlete kendi kurumsal yapısı içinde nasıl temsil hakkı tanıyabilir? Bu bakımdan Afrika Birliği, Tel Aviv ile yalnızca belirli bir konuda yaşanan bir anlaşmazlığı yönetmemiş; aksine, İsrail’e yönelik tutumu üzerinden kendi kimliğini yeniden tanımlamıştır.
▫️Ancak İsrail, Afrika Birliği'nde gözlemci statüsü elde ederek yalnızca sembolik bir diplomatik kazanım değil, aynı zamanda stratejik avantajlar sağlamayı hedeflemektedir. Bu kapsamda BM'de Afrika ülkelerinin Filistin lehine oluşturduğu oy blokunu etkilemeyi, Afrika Birliği'nde gözlemci statüsüne sahip Filistin'in kurumsal etkisini dengelemeyi, Gazze'deki soykırım savaşı sonrasında zayıflayan uluslararası meşruiyetini Afrika Birliği bünyesinde kurumsal varlık oluşturarak yeniden güçlendirmeyi ve Afrika'da başta Türkiye, Mısır ve İran olmak üzere diğer bölgesel aktörlerin artan nüfuzunu dengeleyerek kıtadaki diplomatik etkinliğini artırmayı amaçlamaktadır.
📖 Raporun tamamını okumak için: https://t.co/yrpIYnsw6L
📌Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde yalnızlaştırma girişimlerinin önemli sınırlarını ortaya koymaktadır. Türkiye, NATO'nun yeniden şekillenen güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri olmaya devam ederken, bu durum iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmemekte; aksine mücadeleyi uluslararası söylemden sahaya, özellikle Suriye'ye taşımaktadır. Sonuç olarak zirve, hem Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumunun kalıcılığını hem de İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde sınırlandırma kapasitesinin sınırlı olduğunu teyit etmektedir.
Raporun tamamını okumak için: https://t.co/dqBSj2lSOJ
“İçerdeki Filistinliler”, “48 Arapları”, “İsrail vatandaşı Filistinliler”…
Peki, bu isimlerle anılan Filistinliler kimdir? Neden farklı şekillerde tanımlanıyorlar? 1948’den bugüne uzanan hikâyeleri, kimlik mücadeleleri ve Filistin meselesindeki yerleri nedir?
Tarihsel arka planı ve bu topluluğun mücadelesini kapsamlı analizimizde ele alıyoruz.
📖 Daha fazlası için:
https://t.co/V0IrDPHBzs
İsrail, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze, Lübnan, Kızıldeniz ve son olarak İran’ı kapsayan çok cepheli bir savaş süreci yaşamaktadır. Bu süreç; iş gücü kaybı, artan savunma harcamaları, büyüyen bütçe açığı ve yükselen kamu borcu nedeniyle ekonomiyi ciddi biçimde zorlamış, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da 2024 boyunca İsrail’in kredi notunu art arda düşürmüştür.
Buna rağmen İsrail ekonomisi çökmemiştir. Ekonomi 2024’te yalnızca %1 büyümüş, 2025’te ise %2,9’luk büyüme kaydetmiştir. 2026’da İran ile yaşanan çatışmaların etkisiyle daralma görülse de, çatışmaların tırmanmaması hâlinde yeniden toparlanma beklentisi sürmektedir.
Bu durumun nedenini analiz ettiğimiz raporu okumak için: https://t.co/DZzv3J1HI8
📌Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde yalnızlaştırma girişimlerinin önemli sınırlarını ortaya koymaktadır. Türkiye, NATO'nun yeniden şekillenen güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri olmaya devam ederken, bu durum iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmemekte; aksine mücadeleyi uluslararası söylemden sahaya, özellikle Suriye'ye taşımaktadır. Sonuç olarak zirve, hem Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumunun kalıcılığını hem de İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde sınırlandırma kapasitesinin sınırlı olduğunu teyit etmektedir.
Raporun tamamını okumak için: https://t.co/dqBSj2lkZb
“İçerdeki Filistinliler”, “48 Arapları”, “İsrail vatandaşı Filistinliler”…
Peki, bu isimlerle anılan Filistinliler kimdir? Neden farklı şekillerde tanımlanıyorlar? 1948’den bugüne uzanan hikâyeleri, kimlik mücadeleleri ve Filistin meselesindeki yerleri nedir?
Tarihsel arka planı ve bu topluluğun mücadelesini kapsamlı analizimizde ele alıyoruz.
📖 Daha fazlası için:
https://t.co/V0IrDPHBzs
📌Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde yalnızlaştırma girişimlerinin önemli sınırlarını ortaya koymaktadır. Türkiye, NATO'nun yeniden şekillenen güvenlik mimarisinin vazgeçilmez aktörlerinden biri olmaya devam ederken, bu durum iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmemekte; aksine mücadeleyi uluslararası söylemden sahaya, özellikle Suriye'ye taşımaktadır. Sonuç olarak zirve, hem Türkiye'nin NATO içindeki stratejik konumunun kalıcılığını hem de İsrail'in Türkiye'yi uluslararası düzeyde sınırlandırma kapasitesinin sınırlı olduğunu teyit etmektedir.
Raporun tamamını okumak için: https://t.co/dqBSj2lSOJ
📌 2021 yılından bu yana Afrika Birliği tarafından art arda alınan kararlar, İsrail’e yönelik sıradan bir dış politika değişikliğinden ziyade daha derin bir dönüşümün ifadesi olarak değerlendirilmektedir. Bu kararlar, geçici tutumlar dizisinden çok, Afrika Birliği’nin kendi kurucu kimliğini ilgilendiren temel bir soruya cevap vermek zorunda kaldığı aşamaları temsil etmektedir: Sömürgecilik ve apartheid rejimine karşı mücadele ilkesi üzerine kurulmuş bir kurum, en büyük uluslararası insan hakları örgütlerinin apartheid uygulamakla suçladığı bir devlete kendi kurumsal yapısı içinde nasıl temsil hakkı tanıyabilir? Bu bakımdan Afrika Birliği, Tel Aviv ile yalnızca belirli bir konuda yaşanan bir anlaşmazlığı yönetmemiş; aksine, İsrail’e yönelik tutumu üzerinden kendi kimliğini yeniden tanımlamıştır.
▫️Ancak İsrail, Afrika Birliği'nde gözlemci statüsü elde ederek yalnızca sembolik bir diplomatik kazanım değil, aynı zamanda stratejik avantajlar sağlamayı hedeflemektedir. Bu kapsamda BM'de Afrika ülkelerinin Filistin lehine oluşturduğu oy blokunu etkilemeyi, Afrika Birliği'nde gözlemci statüsüne sahip Filistin'in kurumsal etkisini dengelemeyi, Gazze'deki soykırım savaşı sonrasında zayıflayan uluslararası meşruiyetini Afrika Birliği bünyesinde kurumsal varlık oluşturarak yeniden güçlendirmeyi ve Afrika'da başta Türkiye, Mısır ve İran olmak üzere diğer bölgesel aktörlerin artan nüfuzunu dengeleyerek kıtadaki diplomatik etkinliğini artırmayı amaçlamaktadır.
📖 Raporun tamamını okumak için: https://t.co/yrpIYnsw6L
Sahadaki veriler, halkın fiilen yaşayabildiği alanın Gazze Şeridi’nin yalnızca %9’una denk geldiğini göstermektedir. Yani, 2.129.724’den fazla insan, Gazze Şeridi’nin toplam 365 km²’lik yüzölçümünden geriye kalan yaklaşık 33 km²’lik dar bir kıyı şeridine sıkıştırılmıştır. Böylelikle Gazze bir toplama kampına dönüştürülmüş oldu.
Sahadaki veriler ışığında hazırlanan raporu okumak için: https://t.co/ieFftP6xw5
1948’de işgal edilen topraklarda yaşayan Araplar, Arap-Filistin kimlikleri ile İsrail vatandaşlıkları arasında derin bir çelişki içinde doğdular. İsrail onları aynı anda hem “vatandaşları” hem de “potansiyel düşmanları” olarak gördü.
Bugün Gazze’deki yıkım karşısında İsrail vatandaşı Filistinliler arasında gözlemlenen o derin sessizlik, 1948’den beri her ayaklanmanın ardından yasal güvenli alana geri çekilmek zorunda kaldıkları döngünün sonucudur.
Gelin, bu sessizliğin arkasındaki görünmez kırılma noktalarına daha yakından bakalım.
Raporun tamamını okumak için: https://t.co/V0IrDPHBzs
İsrail işgal ordusu, “sarı hat” olarak bilinen hayali çizgi kapsamında Gazze Şeridi’nin yarısından fazlası üzerindeki kontrolünü sürdürmektedir. Mart 2026’da ise uluslararası yardım kuruluşları aracılığıyla “turuncu hat” adını verdiği yeni bir hayali çizgiyi ilan etmiş; böylece Gazze Şeridi’nin toplam alanının %11’ini daha fiilen kontrol altına alarak Filistinlileri yalnızca %36’lık dar bir alana sıkıştırmıştır.
Ancak bu oran da kendi başına gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır. Sahadaki veriler ışığında hazırlanan raporu okumak için: https://t.co/ieFftP6xw5
1948 Filistinlilerinin mücadelesi, İsrail vatandaşlığı ile Filistinli kimlik arasındaki gerilim içinde şekilleniyor. Haneen Zoabi’ye göre, içerdeki Filistinlilerin siyaseti büyük ölçüde “vatandaşlık” sınırları içinde kalıyor; bu nedenle kitlesel hareketler çoğu zaman geri çekiliyor.
Buna karşın içerdeki Filistinliler, İsrail’in ayrımcı ve Yahudi karakterine karşı eşit yurttaşlık temelinde mücadele etmeyi sürdürüyor. Bu mücadele, açık bir düşmanlıktan çok, İsrail’in demokrasi iddiası ile etnik-ulusal yapısı arasındaki çelişkiyi görünür kılmaya dayanıyor.
48 Filistinlilerinin siyasal deneyimi ve vatandaşlık tartışmaları hakkındaki yazının tamamı için 👇https://t.co/vt3LpPplLG