İlahiyatçı Mustafa Öztürk:
“Cehalet içinde yüzen İslamcılar, içki alemleri yapan padişahları evliya mertebesine yükseltirken; bu ülkede rahat içinde yaşamanızı sağlayan Atatürk'e sövmeniz, nankörlük etmeniz kanıma dokunuyor.”
Bir kadın uzaklaşmıyorsa bile… çoktan içeriden kopmuştur.
Kararını haftalar önce verir; sadece sessizce infaz eder.
Affeder gibi görünür, gülümser, döner…
Ama o eski sevgi?
Çoktan ölmüştür — sadece cenazesine sen geç kalmışsındır.
Susması barıştırmaz, bitirir.
Çünkü susan kadın öfkeli değil…
Umursamazdır. En tehlikelisi odur.
İlgisizliği tolere eder, sabreder, biriktirir…
Ve bir sabah hiçbir şey açıklamadan çekip gider.
“Sebep?” diye sorarsın.
Artık cevap borcu yoktur.
Kadın söze değil, ritme bakar:
Tutarsızsan düşersin.
Bir kere soğursa, dönüş kapısı kapanır.
Ve geri dönemediğinde anlarsın:
En büyük sessizlik, en keskin vedadır.
Çünkü en tehlikeli kadın…
Artık açıklama yapmaya bile tenezzül etmeyendir.
Eşi ölmüş bir dul kadın olabilirim, hiç evlenmemiş veya evlenip boşanmış da olabilirim.
Flört de edebilirim.
Bir anne olabilirim ya da olmamayı tercih edebilirim.
Mini etek giyebilirim ya da türban takabilirim.
Gece dışarı, sabah koşuya, tek başıma tatile çıkabilirim, günlerce evimden adım atmayabilirim.
Çalışabilirim ya da ev kadını olabilirim.
Denize bikini ya da tesettürlü mayo ile girebilirim.
Herhangi bir dine mensup olabilir ya da hiç bir dine inanmamayı seçebilirim.
Sırf keyfim istiyor diye muhteşem yemek yapabilirim ya da canım istemiyor diye hiç yemek pişirmeyebilirim...
Ben eteğimi değiştirmeyeceğim, etek giydim diye aranıyorum sanan kişi sen kafanı değiştireceksin.
Evli değilim “başımda bir erkek yok” diye gece eve geç geldiğimde perdenin arkasından cık cık yaparak beni gözetleyen komşu, sen perdeni kapatacaksın.
Denizde beni süzen kişi , ben denize girmekten vazgeçmeyeceğim sen önüne döneceksin.
Artık seninle olmak istemiyorum dediğimde üzerimde hak iddia etmeye çalışan kişi ,
sen yoluna gideceksin;
çocuk doğurmuyorum dediğimde
“aaa ne demek çocuk yapmam” diyen politikacı,
sen işine bakacaksın.
İnsanlara kadın işi- erkek işi diye rol biçenler,
paylaşmayı öğreneceksiniz!
BİZ ÖNCE İNSANIZ!
Tüm kadınlar adına sesimi yükseltiyor ve ben de sizi davet ediyorum...
~
Alıntıdır
Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasının ve bütün tarikatların yasaklanmasının 100. yıl dönümü kutlu olsun. 30 Kasım 1925 - 30 Kasın 2025!
Nur yüzlü Atatürk'e bin saygı olsun!
Wikipedia 3 ay inceleyip sonunda (Furkan Şenay ile birlikte yaptığımız araştırmanızı) makalemizi onayladı.
Wikipedia'yı 1.5 milyar kişi kullanıyor. Dünya İskitlerin Türk olduğunu öğreniyor artık. Bundan sonraki çalışmalarımız İskitlerin tarihini 4500-5000 yıl geriye götürüp Türk Tarih Tezinin önemini içimizdeki mankurtlara da anlatmaktır.
Beni en çok rahatsız eden şey şu:
İnsan düzeni bozuyor, adaleti çiğniyor, bir çocuğu aç bırakıyor, savaş çıkarıyor, kaynakları sömürüyor…
Sonra dönüp bütün bunların sorumlusunu Allah ilan ediyor.
Her kötülüğü yapan insan,
her haksızlığı kuran insan,
her kapıyı kapatan insan,
her zulmü işleyen insan…
Sanki Allah gelip Afrika’da çocuğun tabağını boşaltmış gibi,
sanki Allah mülteciyi açlığa sürmüş gibi,
sanki Allah fakirin hakkını gasp etmiş gibi davranıyorlar.
Asıl acı olan şu:
Allah’ı suçlayanlar, insan sorumluluğunu sıfırlamak için bahane arayanlardır.
Bu dünyada milyonları aç bırakan Tanrı değil,
insanın kurduğu barbar ekonomik düzen.
Sınırı kapatan, ekmeği paylaşmayan, mültecinin üstüne yürüyen,
birilerini açlığa mahkûm eden…
bunların hiçbiri Allah değil.
İnsan kendi kusurunu görmemek için Allah’ı günah keçisi yapıyor.
Beni en çok rahatsız eden de işte bu ucuzluk.
@Bitcoin68753720 Bu olayı görünce eşimde dedim ki;Allah korusun böyle bir şey olsa ne yapmamı isterdin ?
-direkt parayı al dedi.adamı içeride yatırmak beni geri getirmez. Parayı al kimseye muhtaç olma https://t.co/pqnlqAdNnuğolsun🙏
@RmznYaman10 Yine muhteşem bir paylaşım olmuş Allah razı olsun
Her yazınız dönüp dönüp okunacak kadar kıymetli ve bunları bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim 😊
("Şeriat" diye ortalıkta bağıranlar yine çoğaldı. Madem öyle "şeriatı" anlatalım.)
"ŞERİAT DEVLETİ NEDİR?" DİYE SORARLARSA...
"Karanlık insanların, Allah'ın dininin/şeriatının/yasalarının adını kullanarak kurdukları karanlık saltanattır" deyin.
"Allah'ın kullarını, Allah adına kendi kulları yapmaktır. Allah'ın dinine/şeriatine paralel olarak kurdukları ve kendilerini temize çektikleri dindir" deyin.
"İnsan iradesinin katlidir. Allah'ın muhteşem dinini gönüllü olarak kabul etmek isteyenleri engellemektir. Allah'ın muradına açılmış bir savaştır" deyin. “Zorbalığın, şirkin, firavunluğun, yamyamlığın, karanlığın öteki adıdır." deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
"İslam peygamberinin (a.s) hiç duymadığı, Kur'an'ın hiç söylemediği, vicdanın kabul etmediği, kadınların ve erkeklerin iradesinin yok sayıldığı, dinci sınıfın abâd olduğu, sıradan insanların "cehenneme" doldurulduğu bir lanettir!" deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
"Münafık üretme sistemidir. Mazlum, yetim, garip ve fakirlerin emeğiyle, alın teriyle, kanıyla, canıyla bir grup şeytanın dünyaya yalancı cennetler kurma hayalidir." deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
"Kur'an'dan bir tek ama bir tek hüküm bulunamayan bir sistem kurup, namaz kılmayanları dövmek, içki içenleri hapsetmek, zina yapanları recm etmek ama; sistemin başındakilerin bunların hepsini yapmasına dini kılıf bulmaktır!" deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
"Talibanın katlettiği Ferhunde'dir!" deyin. "İran'a kurulan ve her türlü rezalete, uyuşturucu ve kadın ticaretine, despotluğa, dalavereye, etten kemikten insanların ilahlığına "dini meşruiyyet" kazandıran şeytanî sistemin adıd��r." deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
"Allah'ın gölgesi!" denilen bir kula itaat edilen; kimilerinin müşrik, çoğunun münafık, çoğunun mazlum, yüzde 99'unun koyun olarak yaşadığı ve aklın, bilimin, kâinat ayetlerinin, Kur'an'ın, rasülün yok sayıldığı sistemdir." deyin.
Sorarlarsa “Şeriat devleti nedir?” diye:
“Allah’ın bireye teklif ettiği ve kabul edip etmemekte bireyi özgür bıraktığı bir dine, kafasına ve çıkarlarına göre hükümler koyup, iyilikten güzellikten ne varsa talan edip; insanlıktan, ahlaktan, erdemden, faziletten ne varsa katledip insanları sürüler halinde bir “cehennem kalesine” doldurup, bunu kabul etmeyenleri lanetlemek, katletmek, yakmaktır” deyin.
Fakat, "ALLAH'IN ŞERİAT DEVLETİ" ni sorarlarsa: "Talep eden bireylerin yüreğine kurulmuş; iyilikten, güzellikten, ahlaktan, erdemden, ilkeden, mertlikten, yiğitlikten, delikanlılıktan, çalışmaktan, emekten, üretmekten, merhametten, affetmekten, tertemiz yaşayıp tertemiz ölmekten başka hiçbir şey değildir” deyin.
Ve ekleyin; “Allah’tan başkasına kul olmaktan bireyi koruyan, el etek öpmekten azad eden, insanı içine doğru derinleştiririp voroluş amacıyla buluşmasını, dışına doğru genişletip tüm insanlığı ve varlığı kucaklamasını sağlayan; yaratılanın çok, yaradanın tek olduğu bilincine erip yiğitçe bir hayatın, tevhidin adıdır” deyin.
“İnsanlığı ve evreni kavramış, imanı içselleştirmiş, Allah’ın muradına ram olmuş, iradeye hürmet şuuruna erişmiş; insanın, doğanın, tüm canlıların derdini dert edinmiş, bir işten yorulunca başka bir işte dinlenme alışkanlığı edinmiş, merhameti, hoşgörüyü, sabrı, şirke karşı şedid olmayı, ahlaksızlığın her türünden ve her dinin ahlaksızından Allah’a sığınmayı hayatına ve kalbine kazımış bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu topluluklara; işgale değil, yürek fethine çıkan topluluklara, ‘Allah’ın şeraitini/kanunlarını yaşayan topluluklar’ denir” deyin.
“Ve Allah’ın istediği devlet: Bireyin aklını kullanarak, Kur’an’ı, tabiat ayetlerini kılavuz edinerek, kalbinin orta yerine kurduğu ve tüm insanları, canlıları, tabiatı içine alacak kadar geniş “Yürek Devleti”nden başka bir şey değildir” deyin.
"İslam'da "İslam Devleti" değil, İnsan Devleti vardır, ve bu devleti en aktif kılan, en verimli kılan, en güzel kılan şey, Allah'ın dini İslam'dır" deyin.
Ramazan Yaman.