Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Cumhuriyet ilan edilirken mecliste yeteri kadar mebus yokmuş. Cumhuriyet, eksik sayıyla yasalara aykırı şekilde ilan edilmiş. Bu nedenle yasa dışıymış falan filan...
Şimdi size çok komik bir cehalet fıkrası anlatacağım. Dikkat buyurunuzzz...
Yanlışları nereden düzeltmeye başlasak...
1- 1923'te geçerli olan anayasanın 1876 tarihli anayasa olduğunu iddia ediyor. Yanlış. 1921 anayasası yürürlükte.
2- 1876 anasasının adını Teşkilatı Esasiye Kanunu olarak söylüyor. Yanlış. 1876 anayasasının adı, Kanun-u Esasi'dir.
Şimdi, bir kimse bu tip konulara giriyor ve 1876'ya Teşkilatı Esasi'ye diyorsa konu baştan kapanır. Çünkü fahiş hatadır. Ötesi konuşulmaz bile. Zaten bu iki ismi karıştıran, bu mevzuları bilmiyordur. Ama bir seferlik istisna yapalım. Geçelim.
3- 1876 anayasasına göre maddelerin değişmesi için 3'te 2 çoğunluk aranır diyor. Bu bilgi de eksik. Çünkü o anayasaya göre çift meclis var. Mebusan meclisi, ayan meclisi... Evvela mebusandan 3'te 2'yle geçecek. Sonra ayandan aynı şekilde geçecek. Ama bununla kalmıyor. Son olarak padişahın da onayı gerekiyor. Yani bir meclisten geçirmekle anayasa değişmiyor. Tabi, 1876 Anayasasını açıp okumayınca bilemiyor insan.
Şimdi, bu maddeye göre elimizde ayan meclisi ve padişah olması gerekir. Var mı? Yok. Zaten, 1921 Anayasası ve saltanatın kald��rılması, artık bu anayasanın uygulanabilirliği olmadığını gösteriyor. Ankara'da yeni bir millet meclisi kurulmuş ve kendi düzenini kurmuş.
4- Mecliste o dönem 333 mebus olduğundan söz ediyor. Yanlış. 1. Meclis, nisan ayında ortak kararla feshedildi ve seçim yapıldı. Yeni meclis Ağustos 1923'te toplandı. 10 Ekim tarihli meclis tutanaklarını okuduğumuzda üye sayısının 287 olduğu ve eski deyimle nisab-ı ekseriyetin 145 olduğu tespit edilmiştir. Yani yarısının bir fazlası... Tabi bu da nisabı müzakere kanununa göre belirleniyor. 1920'de çıkan bir kanun. Bu meselelerin konuşan birinin bunları bilmemesi, bu konulardan hiç anlamıyor olduğunu gösterir. Neyse... Devam edelim.
1923'teki nüfusa göre o dönemin seçim kanunu uyarınca yapılan hesaplamaya neticesinde ülke genelinde 287 kişinin mebus seçilmesi gerekiyordu.
Peki bu şahıs 333'ü nereden uydurdu? Orası komik işte. Bunu ben de düşündüm. Sonra aklıma ara seçimler geldi... Efendim, bir sonraki seçime kadar çeşitli nedenlerden ötürü görevi sona eren mebuslar için ara seçimler yapılıyordu.
Bu süreçte 47 mebusun meclisle ilişiği kesilmiş. Bu kimselerin yerine 47 kişi seçilmiş. 287 ile 47'yi toplarsanız, 334 yapar. Eh, yine 333 olmuyor. O halde bu şahıs 333 nereden bulmuş olabilir? Çok basit.
Çünkü Atatürk hem İzmir hem Ankara'dan seçilmişti. Bu nedenle 287 mebus olması gerekirken 286 mebus meclise girmişti. Buna 47'yi ekledik mi 333 yapar.
Şimdi, bu arkadaş palavrayı sıkmadan önce muhtemelen bir kaynak araştırması yapmış. Ama ara seçim nedir, seçim kanunu nedir, meclise gireni çıkanı kaçtır, bilmediği için karşısına çıkan yekün rakamı üye sayısı sanmış. Meselenin özeti budur.
Cahillik böyle şey. İnsanı komik duruma düşürür.
5- Mecliste karar almak için 222 mebus olması gerektiğini söylüyor. Burada iyice çorba yapmış. 333 rakamı doğru değil. 3'te 2 çoğunluk aranması doğru değil. Yani hem sayı yanlış hem başvurulan yasal kaynak 1876 değil... O yüzden bu çorbadan 222 sayısını bulmuş.
Ama hakkını verelim, bir doğrusu var. O da meclisin 158 kişiyle cumhuriyeti ilan ettiği... O kısım doğru. Ama başka bir gerçek daha var. Kanun çıkarmak için gereken sayı 145 olduğu için mecliste yeterli mebus da var...
Son olarak, işin tekniğine girecek olursak şahsa daha çok yanlış bulmak gerekiyor. Mesela 1923'te cumhuriyet ilan edilmedi o yüzden bugün bile cumhuriyet yok demeye getiriyor. İyi de 1924 anayasası ile edildi, sonra iki anayasa daha ilan edildi. Hepsinde cumhuriyet yapısı tekraren kabul edildi. Bu nedenle de facto cumhuriyet demek tam olarak komedidir.
Fıkra bu kadar...
Fatih Altaylı’nın gözaltına alınmasına sebep olan, “Cumhurbaşkanını tehdit ettiği” iddia edilen videonun tamamı bu videodur.
Kamuoyuna servis edilen video ise bağlamından koparılmış, kesilip biçilmiş bir şekilde dolaşıma sokulmuş.
Altaylı’nın konuşmasında Osmanlı dönemine ait tarihsel örnekler üzerinden genel bir değerlendirme yapıldığı açıkça görülüyor.
Soldaki 1 kişinin ölümüne 3 kişinin yaralanmasına sebep olmaktan yargılandı. 1 gün bile tutuklu kalmadı.
Sağdaki gazeteci Fatih Altaylı. Türkiyenin en çok izlenen gazetecisi. Bir açıklamasından dolayı tutuklandı.
Yazık.
Çok yazık.
@_1abd@omertas63@magazinciyim Necati şaşmaz oyuncu değil zaten. Oktay mafya dizisi tutmaz deyip kabul etmiyor sonra necati şaşmaza gidiyor teklif. Hayatının hatası :)
Yaren ve diğer leylekler için kötü günler kapıda!
Her detayı ile bu yazıyı okuyarak ve paylaşarak bizlere destek olmanız çok önemli!
Hepimizin yakından tanıdığı Yaren Leylek hikayesine ev sahipliği yapan ve Türkiye'yi Avrupa Leylek Köyleri Birliği'nde temsil eden ilk ve tek köy olan Eskikaraağaç'ta göçmen kuşlar için oluşturulan önemli bir beslenme alanı bugün itibariyle risk altında!
5 yıl önce azalan beslenme alanları nedeniyle yurtdışından sağlanan fonla 'ıslak Meraların Doğal Yollarla Islahı Projesi' yapıldı ve atıl durumdaki bir mera alanının doğal yollarla bir kuş cennetine dönüşümü sağlanmıştı.
Bir kaç ay önce ise Bursa İl Tarım Müdürlüğüne bu proje şikayet konusu olmuş. Ve buna istinaden alınan karar ile bugün projenin bitirilip kurulan düzenin kaldırılması isteniyor. Bu proje ile mera amacına uygun bir şekilde hem hayvancılığa hem doğaya fayda sağlayan bir organizasyonla kullanılırken nasıl böyle bir karar nasıl alınabilir ?!
Hem Türkiye'ye hem yabancı ülkelere rol model olabilecek bir doğa projesi neden bitirilmek istenir ?
Gelin süreci ve projeye yakından bakalım.
Anlayalım ve anlatalım... +
PYD/PKK Halep havaalanını ele geçirdi. HTŞ, PYD’ye saldırıyor. Türkiye’nin güneyinde iki teröristan kurulması çalışması devam ediyor.Türkiye ise teğmenlerini tasfiye etmekle meşgul. @zaferpartisi
Bugün son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in İşgal Orduları Başkomutanı General Harington'a "yüce İngiltere devletine iltica ve bir an evvel İstanbul'dan başka bir yere naklimi talep ederim efendim" diye biten şu mektubu yazmasının 102. yıldönümü.