Liceali (1979) adlı film
İtalya'nın 1970'li yıllardaki gençlik kültürünü, okul yaşamını ve dönemin toplumsal dinamiklerini mizahi bir dille ele alan, İtalyan seks komedisi (commedia sexy all'italiana) türünün klasikleşmiş örneklerinden biridir. Film, Roma'daki bir devlet lisesinde okuyan ve derslerden ziyade aşk hayatları, arkadaşlık ilişkileri, ergenlik sancıları ve karşı cinsle olan maceralarıyla ilgilenen bir grup gencin günlük yaşamlarına odaklanır. Hikayede, otoriter okul yönetiminin ve muhafazakar öğretmenlerin baskıcı kurallarına karşı gelen öğrencilerin eğlenceli isyanları, sınıf içi komik diyaloglar ve sınav dönemlerinde dönen akılalmaz kopyacılık entrikaları ön plana çıkar. Bu süreçte gençlerin büyüme hikayelerine, cinselliği keşfetme çabalarına ve geleceğe dair kaygılarına yer verilirken, arka planda dönemin İtalyan gençliğini derinden etkileyen özgürlükçü akımlar ve toplumsal değişimler de hafif bir hicivle ele alınır; sonuç olarak yapım, nostaljik atmosferi, renkli karakter kadrosu ve dönemin popüler mizah anlayışıyla İtalyan popüler sinemasında kendi tarzını yansıtan dinamik bir gençlik panoraması sunar.
Yönetmenliğini Claude Mulot’nun üstlendiği 1976 yapımı Swapping Partners adlı film
Evlilik bağları, sadakat ve cinsel özgürlük kavramlarını kışkırtıcı bir atmosferde ele almaktadır. Hikaye, yeni evlenen çiçeği burnunda bir çiftin (Martine ve Bob), balayı gecelerini geçirmek üzere evlilikleri ciddi bir çatırdama ve sadakatsizlik krizinin eşiğinde olan bir dost çiftin (Joëlle ve Eric) konforlu villasına konuk olmasıyla başlar. Ancak gün batımından hemen önce, elinde motosikletiyle kapıda beliren ve kendisini Angel (Melek) olarak tanıtan gizemli ve cüretkar bir genç kadının (Olivia Flores) gelişi, evdeki tüm dengeleri altüst eder. Angel’ın manipülatif hamleleri, flörtöz tavırları ve kuralları yıkan özgüveni, hem ev sahibi çiftin bastırılmış gerilimlerini su yüzüne çıkarır hem de konuk çiftin sadakat anlayışını derin bir teste tabi tutar. Kadın karakterlerin arzunun merkez üssü haline geldiği bu süreçte, karakterler arasındaki kıskançlıklar, merak duygusuna ve yeni cinsel kombinasyonlar arayışına dönüşür; böylece film, izole bir mekanda tek eşlilik ile özgür aşk arasındaki sınırları bulanıklaştıran erotik ve deneysel bir partner değişimi öyküsüne evrilir.
Fatal Attraction (La iena) adlı film
Eski bir model olan Emy'nin (Cinzia Roccaforte), iş insanı eşi Max'in (Jason Saucier) Los Angeles'tan ayrılıp sevgilisi Angela ile hafta sonu kaçamağı yaptığı sırada evinde tek başına kalmasıyla başlar. Emy'nin yalnızlığından faydalanan Roy (David D'Ingeo) adında silahlı bir suçlu villaya zorla girer ve Emy'nin kız kardeşi Francesca'yı kaçırdığını iddia ederek serbest bırakılması karşılığında bankaların açılacağı pazartesi gününe kadar ödenmek üzere 500.000 dolar fidye talep eder. Hafta sonu boyunca villada rehin tutulan Emy, bu süreçte Roy ile tehlikeli bir şehvet, şantaj ve ihanet sarmalına sürüklenirken; Roy, Emy ve onun arkadaşı Dana ile cinsel yakınlaşmalar yaşar. Ancak arka planda dönen asıl büyük oyun, filme adını veren gerçek "sırtlanın" (La iena) aslında Roy'un kız arkadaşı ve aynı zamanda Max'in gizli sevgilisi olan Angela olduğunun ortaya çıkmasıyla netleşir. Angela, Roy'un fidyeyi toplayıp parayı tek başına kendisine getirmesini planlamaktadır. Emy'den parayı alan Roy, New Mexico çölünde nihayete eren trajik olaylar silsilesinde iki kız kardeşi de acımasızca öldürse de nihayetinde kendi sevgilisi Angela tarafından ihanete uğrayarak öldürülür ve Angela içi dolar dolu çanta ile arabasına binerek tek başına kaçmayı başarır.