Dear journalists of the 🗺 (except russia):
Please ☑ the quotation from the Criminal Code of #RussianFederation adopted by Duma and Federation Council as a CRASH COURSE on WHY anything #Russians say is to be disregarded/ignored.
Dyakuyu!
#Ukraine#RussianWarCrimes
Bu caninin şu an hala bir yerlerde yeni kediler öldürdüğünden çok eminim, herkes lütfen bu caninin de yüzünü paylaşsın. Çocuklarımızı ve hayvanlarımızı ve canımızı kimlere emanet edemeyeceğimiz bilelim en azından. Güvenlik görevlisi bir de bu yaratık.. #ÖzgürKarabıyıkTutuklansın
#İSTANBUL 🆘
0533 091 48 26 (WHATSAPP)
@cyln_m_
ÖLÜM KARARI VERİLDİ! 💔
Bir insan müsveddesi başına vurup ölüme terk etti. Süs havuzunun kenarında, ıslak çimlerde koma halinde ve boğulmak üzere bulundu.
Ağır travmaya bağlı beyin hasarı sonucu felçli kaldı.
Yaklaşık 1 yaşında erkek. Çok sevgi dolu, uyumlu ve masum. ❤️
Yürüyemiyor ama tuvaletini kendi yapabiliyor. Arka ayaklarını kullanabiliyor ve kısa süre ayakta kalabiliyor.
Yaklaşık 2 aydır klinik kafesinde. Onu yaşatmaya çalışan gönüllüsünün artık bakım ve klinik masraflarını karşılayacak gücü yok.
Ve şimdi…
UYUTULACAK. 💔
Bir insanın şiddetinden kurtuldu, şimdi yuvasızlık yüzünden ölmek üzere.
Lütfen bu masum yavruyu ikinci kez ölüme terk etmeyelim.
Özel bakımını üstlenecek, merhametli ve kalıcı bir yuva aranıyor.
🙏 LÜTFEN PAYLAŞIN.
Belki onu yaşatacak kişi sizin paylaşımınız sayesinde görecek.
Geç olmadan… 🐾💔
The first year I was in Istanbul, I was based in a neighborhood that once was a historically Jewish area. The owner of the house I was in was a Jewish man who divided his time between Turkey and Israel, and he continued traveling back and forth between the two countries even after October 7th. Some of the Jewish families in that neighborhood had been there longer than Israel’s own establishment.
Fear mongering claims like the one below are always presented without evidence or citations. The only way they can justify their desires of aggression against Turkey, Lebanon or Syria is by casting Netanyahu’s belligerence as something preemptive, always forestalling a threat conjured in their own minds. This is not paranoia. They are instrumentalizing fear to justify permanent war.
Doğum yapan köpeğin çekiştire çekiştire götürüldüğü videodakilerin, emri verenin, emri verdiren yasayı çıkartmak için el kaldıranın, sosyal medyada bu caniliği destekleyenin, topunuzun soyu kurusun. Ölemeyin.
Düzce Veteriner İşleri Müdürlüğü, Yavruları Neden Aldınız?
Emmeye devam eden yavruları annelerinden koparıp barınağa götürüyorsunuz. Hangi kanuna, hangi akla, hangi vicdana ve hangi tıbbi gerekçeye dayanarak?
++
Adamlar savaşın ortasında bile kedileri, köpekleri besliyor, koruyor. Bizim şeytanlar ise hayvanları öldürtmenin peşinde.
Yasayı çıkaran çıkardı; peki siz? Öldürmeye bu kadar hevesli, vicdanını bu kadar yitirmiş katillere ne zaman dönüştünüz?
A verified account called RTRussia has launched on X. The account is connected via a European app store, even though the Russian propaganda outlet RT is sanctioned in the EU.
This is a clear violation of these sanctions.
Bu can 3 aydır bina sakinleri istemediği gerekçesi ile sadece burnunun çıkabileceği kadar dar bir kulübede hapsedilmiştir . Aç susuz ve tuvaletini dahi içeri yapıyormuş . Lütfen antalyada olup bu canı acil kurtarabilecek kişiler dernekler
İnstagram @alanyahayvanhaklari
Kapasite yetersiz, muamele kötü
İktidar kanadından sokak köpeklerinin yüzde 97’ye yakınının toplandığı açıklanırken sosyal medyada sokak hayvanlarına yönelik nefret söylemleri de artıyor. Toplanan köpeklerin akıbeti ise belirsizliğini hâlâ koruyor
https://t.co/4r8ddAGLPr
DÜN “KEDİLER GİDERSE FARELER GELİR” DEDİM:
İŞTE BİLİMSEL KANITI
Son günlerde kedilere karşı yürütülen karalama kampanyasında yeni bir iddia ortaya atılıyor: “Sokak kedileri besleniyor, karınları doyuyor, artık fare avlamıyorlar. Dolayısıyla şehirlerde bulunmalarının farelerle mücadele açısından hiçbir anlamı yok.”
Doğru olabilir mi? Cevap net olarak
HAYIR
Çünkü doğa da bilim de trol aklı ile çalışmıyor.
Bilim bir kedinin fareler ve sıçanlar üzerindeki etkisini yalnızca kaç kemirgen öldürdüğünü sayarak ölçemezsiniz diyor. Çünkü avcı-av ilişkisinde öldürmek kadar önemli başka bir mekanizma daha vardır:
Avcının varlığı.
2018 yılında New York’ta yapılan oldukça ilginç bir saha çalışmasında araştırmacılar, şehir ortamında yaşayan gerçek bir sıçan kolonisini ve aynı bölgedeki kedileri aylar boyunca kameralarla izlediler. Kedilerin büyük şehir sıçanlarını sanıldığı kadar sık öldürmedikleri görüldü.
Fakat araştırmanın asıl önemli sonucu başka yerdeydi. Kediler bölgede ortaya çıktığında sıçanların açık alanda görülme olasılığı belirgin biçimde azalıyordu. Kedi sayısının artmasıyla sıçanların saklanma davranışlarında da değişiklik gözleniyordu.
Yani kedinin sıçanı öldürmesine bile gerek kalmadan, varlığı sıçanın davranışını değiştiriyordu.
İşte bugün sosyal medyada anlatılmayan bilimsel gerçeklerden biri budur.
Çünkü fareler aptal değildir. Hatta sanılandan çok daha zeki hayvanlardır. Bir av hayvanı, avcısının saldırmasını bekleyip ondan sonra kaçmaz. Avcının görüntüsünü, hareketlerini, sesini ve kokusunu algılar.
Tehlike hissettiğinde daha az ortaya çıkar, daha fazla saklanır, beslenme davranışını ve yaşam alanını kullanma biçimini değiştirir. Ekolojide bunun karşılığı “predatör baskısı” veya “korku etkisi” olarak değerlendirilir. Kediler de binlerce yıldır küçük memelilerin doğal avcıları arasındadır.
Bilim burada daha da çarpıcı olan bir şey daha söylüyor: Farelerin kontrolü için kedilerin bizzat kendilerinin ortamda bulunmasına bile gerek olmayabilir.
Kontrollü deneylerde sıçanların yalnızca kedi kokusuyla karşılaştıklarında bile güçlü savunma ve kaçınma davranışları gösterdikleri ortaya konuldu. Bir deneyde kedi kokusuna maruz bırakılan sıçanlar gözlem süresinin %87’sinden fazlasını saklanma alanında geçirdi. Kontrol grubundaki sıçanlarda ise bu oran %20’nin altındaydı.
Dikkat edin. Ortada saldıran bir kedi yok. Fare yakalayan bir kedi de yok. Hatta ortada kedinin kendisi bile yok.
Sadece kedinin kokusu var. Ve sıçanın davranışı değişiyor.
Şimdi hala bize “Kediler mama yiyor, dolayısıyla fareler açısından hiçbir anlamları yok” mu diyeceksiniz?
Bir başka iddia da tok kedinin avlanmayacağı yönünde. Bu da kediyi yeterince tanımamaktan kaynaklanan başka bir yanılgı. Kediler yalnızca karınlarını doyurmak için avlanmazlar.
Avlanma davranışı kedinin doğal davranış repertuvarının bir parçasıdır. Evinde, önünde sürekli mama bulunan bir kedinin sineğe, böceğe, oyuncağa veya hareket eden küçük bir nesneye nasıl tepki verdiğini herhangi bir kedi yakını rahatlıkla gözlemleyebilir.
Avlanma dürtüsü ile açlık aynı şey değildir.
Dolayısıyla “Kediyi beslersen fare yakalamaz” cümlesini bilimsel bir gerçekmiş gibi ortaya atmak da doğru değildir.
Asıl üzerinde düşünmemiz gereken başka bir konu daha var. Avrupa ve Amerika’nın son derece gelişmiş şehirlerinde modern atık toplama sistemleri var. Profesyonel kemirgen kontrolü yapılıyor. Kanalizasyon sistemleri denetleniyor. Belediyeler bu mücadeleye ciddi kaynaklar ayırıyor; zehirler, kapanlar, sensörler ve teknolojik takip sistemleri kullanılıyor.
Buna rağmen New York’tan Paris’e kadar dünyanın pek çok büyük kentinde sıçanlarla mücadele ciddi bir şehir ve halk sağlığı problemi olmaya devam ediyor.
O halde meseleyi “Çöpleri düzgün toplarsanız fare olmaz” basitliğine indirgemek de doğru değil. Dünyanın en organize şehirlerinden birçoğu onlarca yıldır sıçanlarla mücadele ediyor ve hala bu sorunu ortadan kaldıramıyor.
Bizim şehirlerimizde ise yüzyıllardır başka bir unsur daha var:
Kediler…
Sokağın içinde yaşayan, kokusunu bırakan, dolaşan, avlanan ve yalnızca varlığıyla bile kemirgenlere bir avcının yakınlarda olduğunu hatırlatan binlerce kedi. Bunun şehir ekolojisindeki değerini yok saymak için bilimi görmezden gelmek gerekir.
Kedilerin değerini elbette kaç fare öldürdükleriyle ölçmüyoruz. Ama konu fareler olduğunda bilim bize açıkça kedi ile kemirgen arasındaki ilişkinin yalnızca avlanmadan ibaret olmadığını gösteriyor. Kedinin varlığı önemlidir. Kokusu önemlidir. Dolaştığı alan önemlidir. Kemirgen üzerinde oluşturduğu risk algısı önemlidir. Bütün bunların kemirgen davranışları üzerinde ölçülebilir etkileri vardır.
Bugün bazıları “Kediler mama yiyor, artık fare yakalamıyor” diyerek kedilerin şehirlerdeki varlığını değersizleştirmeye çalışıyor.
Ben tam tersini söylüyorum:
Kedileri beslemeye devam edin.
Onları aç bırakarak değil, yaşatarak şehirlerimizin bir parçası olarak koruyalım. Çünkü mesele kedinin bugün önümüze kaç fare bıraktığı değildir. Mesele, o sokağın bir avcıya ait olduğunu farelerin hala bilmesidir.
Kediler yüzyıllardır şehirlerimizin sessiz muhafızlarıdır.
Kediler giderse yalnız kediler gitmez. Onların şehir ekosisteminde yüzyıllardır doldurduğu alan da boşalır.
Kedileri bugün sokaklardan toplarsanız. Yarın fareler şehirleri istila eder ve sonuçları tahmin edemeyeceğiniz kadar ağır olur.
“Abartıyorsun” diyenler için yarın New York ve Paris’e bakacağız. Kedilerin sokaklarda olmadığı dünyanın en gelişmiş şehirlerinin farelerle nasıl ve hangi bedellerle mücadele ettiğini daha doğrusu edemediğini konuşacağız.
Rakamlarla. Belgelerle. Bilimle…
Dr.Tarkan Özçetin
Kaynaklar
Parsons MH, Banks PB, Deutsch MA, Munshi-South J. Temporal and Space-Use Changes by Rats in Response to Predation by Feral Cats in an Urban Ecosystem. Frontiers in Ecology and Evolution. 2018;6:146.
Dielenberg RA, McGregor IS. Defensive behavior in rats towards predatory odors: a review. Neuroscience & Biobehavioral Reviews. 2001.
Dielenberg RA, Hunt GE, McGregor IS. “When a rat smells a cat”: the distribution of Fos immunoreactivity in rat brain following exposure to a predatory odor. Neuroscience. 2001;104(4):1085–1097.
🚨 AKP'nin katlima yasasından Güsoder çetesinin hedef göstermesinden cesaret alan caniler
Kütahya Fatih Mahallesi'nde
Kedinin kafasını ve bacaklarını keserek hayvanseverlerin yaşadığı apartmanın kapısına bıraktığı idda ediliyor .
@KutahyaValiligi@kutahyaemniyet
🚨 SUÇ DUYURUSUDUR!
Bunlar kim ki bu ülkede hayvanlar üzerinden bile “zengin-fakir” ayrımı yaratmaya, toplumu sınıflara bölmeye kalkıyor?
“Başıboş Köpek Tehlikesi” adıyla sayfa açan, hayvan karşıtı faaliyet yürüten çevrelerle ilişkili olduğunu ifade ettiğimiz bu hesap şimdi de kedileri hedefe koyuyor. Nefret dili, kışkırtıcı paylaşımlar, korku üretme çabası… Peki amaç ne? ⚠️
Daha birkaç gün önce Çanakkale’de insan kaynaklı devasa çöp yığınlarını paylaştım. Sahillerde, sokaklarda, doğada… Sağ olsun duyarlı insanlar seferber oluyor, temizliyor. 👏
Ama bu hesapların derdi gerçekten çevre mi?
Geçtiğimiz günlerde “kuduz” iddiasıyla yayılan ve gerçeği tartışmalı içeriklerin nasıl trol hesaplar eliyle büyütüldüğünü de gördük.
🐈 Kedi dünyanın neredeyse her yerinde var.
Bunu defalarca bilgiyle, görüntüyle, videolarla ortaya koyduk.
Peki dünyanın birçok ülkesinde sıradan olan bir görüntü neden Türkiye’de sistematik biçimde “tehdit”, “çete”, “güvenlik”, “çevre sorunu” söylemleriyle servis ediliyor?
Çünkü burada sorgulanması gereken yalnızca hayvanlar değil, bu iletişim faaliyetinin kendisidir.
📌 Kim yönetiyor bu hesapları?
📌 Birbirleriyle bağlantıları nedir?
📌 Aynı içerikleri neden belirli hesaplar eş zamanlı büyütüyor?
📌 Kapalı DM grupları veya koordineli etkileşim ağları var mı?
📌 Kamu görevlileri üzerinde sosyal medya baskısı kuruluyor mu?
📌 Amaç gerçekten güvenlik ve çevre ise neden sürekli korku, öfke ve kutuplaşma üretiliyor?
Bir de açıkça:
“Eylemlerimiz sürecek.”
deniliyor.
❗ NE EYLEMİ?
Kedilerin toplatılması mevcut mevzuat çerçevesinde keyfî biçimde yapılabilecek bir şey değil.
Öyleyse ne kastediliyor?
Her görülen kedi grubunu çekip “çete” diye sosyal medyaya mı koyacaksınız?
Koordineli hesaplarla etkileşim verip algı mı oluşturacaksınız?
Yetkililer üzerinde baskı mı kuracaksınız?
“Zengin-fakir”, “güvenlik”, “çevre” gibi kavramları kullanarak hayvanlar üzerinden yeni bir toplumsal gerilim mi yaratacaksınız?
“Eylemlerimiz sürecek” ifadesiyle tam olarak ne anlatılmak isteniyor? Kamuoyu bunu bilmek zorunda.
🚨 NEDEN BUNLARA HÂLÂ İZİN VERİLİYOR?
Neden bu hesapların faaliyetleri ve olası koordinasyon ağları incelenmiyor?
Neden hayvanları sistematik biçimde hedef gösteren, toplumda düşmanlık ve gerilim yaratabilecek yayınlar hakkında gerekli hukuki incelemeler yapılmıyor?
Hayvanları hedefe koymak, onların yaşam hakkını ortadan kaldırmaya yönelik çağrılar yapmak, korku üretmek ve toplumu hayvanlar üzerinden karşı karşıya getirmek bu kadar kolay mı?
⚖️ BU HESAP, ARKASINDAKİ KİŞİLER VE VARSA ORGANİZE İLİŞKİ AĞI HAKKINDA YETKİLİ MAKAMLARA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM.
Paylaşımların, hesaplar arasındaki olası koordinasyonun, finansal veya örgütsel bağlantıların ve kamuoyunu yönlendirmeye yönelik faaliyetlerin yetkili makamlarca incelenmesini talep ediyorum.
Çünkü mesele artık yalnızca köpek veya kedi meselesi değildir.
🇹🇷 Bu ülkede toplumun çok geniş kesimlerinin ortak değerlerinden biri hayvan sevgisi ve merhamettir.
Bizi birbirimize bağlayan bu değerlerin yerine nefret, korku ve kutuplaşma koymaya çalışan hiçbir yapının toplumsal huzurumuzu bozmasına izin verilmemelidir.
YETER!
Devletimizin ilgili kurumlarını göreve davet ediyor, konunun tüm yönleriyle araştırılarak gereğinin yapılmasını arz ediyorum. ⚖️🇹🇷
@RTErdogan@ikalin1@akparti@tcbestepe@iletisim@dmmiletisim@burhanduran@abakingurlek@adalet_bakanlik@mustafaciftcitr@TC_icisleri@EmniyetGM@jandarma@SiberayEGM@SiberDB@TEMDairesi@ankaracbs@istanbulCBS
#SokakHayvanlarıSahipsizDeğil
#MerhametKazanacak
🔴 Köpeklerden sonra şimdi de kediler hedefte!
Sosyal medyada köpeklerin hedef alınmasının ardından, sıra şimdi de kedilere geldi... "Başıboş Köpek Tehlikesi" isimli X hesabı, kedileri hedef gösterdi, "kamusal alandan" toplatılmalarını istedi. Öte yandan X'te "Başıboş Kedi Sorunu" isimli bir hesap da açıldı. Söz konusu paylaşıma tepki yağdı.
Ayrıntılar... 👇
https://t.co/bvdFz2qMP0
Türkiye görsün ve duysun kediler giderse kimler geliyor...
Evet kediler giderse, fareler gelir.
Doğa boşluk kabul etmez.
Kedileri şehirlerden uzaklaştırmanın bedelini yalnız kediler değil, hepimiz öderiz.
Kediler bu ülkenin hiçbir zaman sorunu olmadı,
Onlar şehirlerin sessiz muhafızlarıdır...