Benimle derdi olan benimle konuşmuyor. Gidip benim haricimde herkesle konuşuyor. Ama mesele ben değilim zaten. Mesele, yaptığı gıybetin karşısında baş sallayanların ilgisi. "Doğru diyorsun," diyenler, şakşaklayanlar, keyifle dinleyenler... Bazı insanlar gerçeği değil, kendini haklı hissettiren kalabalığı sever. O yüzden bana değil, onu alkışlayanlara giderler...
“Bir güzel rüzgardı ensemize değip geçen.
Yaşadık, anladık kavganın sıcaklığını ve tazeliğini öfkenin.
Omuzlarımız değdi birbirine, daha çok sıktık yumruklarımızı,
sesimiz daha gür çıktı her keresinde.
En güzelimizin gülüşü, gözlerimizde hala.”
6 Mayıs 1972’de darağacına yürüyen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan; bu ülkenin hafızasına yalnızca üç isim olarak değil, bir kuşağın cesareti, inancı ve yarım bırakılmış düşü olarak kazındı.
Onlar, gençliğin boyun eğmeyen sesi; eşit, özgür ve bağımsız bir ülke hayalinin en yalın, en temiz haliydi.
Aradan geçen yıllar, 3 Fidan’ın kavgasını da gülüşünü de eksiltmedi. Çünkü bazı insanlar ölmez; inandıklarıyla, bıraktıkları izlerle, milyonların yüreğinde yaşamaya devam eder.
Deniz’e, Yusuf’a, Hüseyin’e saygıyla…
3 Fidan’ı unutmadık, unutmayacağız.
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kulübümüzü ziyaret edişinin 108. yılı, Kulübümüzün kuruluşunun 119. yıl dönümü kutlu olsun! 💛💙
#Efsane119Yaşında
Valla ben şahsım adına her şey için çok teşekkür ederim. Hiç bilmediğin ülke de hiç bilmediğin kavganın içinde dimdik ayakta kalmaya çalıştın. Çok kuyunu kazan oldu bir kere mızmızlanmadın. Yolumuz bahar açtığımızda yeniden kesişsin hocam, iyi ki vardın.