Öğretmenlerin maaşlarından yapılan kesintileri bir izleyicimizin ağzından aktarıyorum:
"Ben 7. kademede olan bir devlet memuruyum. Bize maas iki kalemden yatıyor. Her ayın 15'i, 43 bin küsür maaş yatıyor. Küsür diyorum çünkü çoğumuz kesintilerden sebepli aldığımız net maaşı hiç ögrenemiyoruz bile. Bir de ek ders ödememiz var. O da girdiğim ders sayısı, ekstra pansiyon nöbeti ücretleriyle 14bini buluyor. Maaştan 4 bin, ek dersten 4 bin kesinti yaşandı. Toplamda 50 binin 8 bini yok. Maaş hesabıma geçmeden devlet bizden emeğimizi çalıyor. Daha çok derse giren ya da kademesi ya da unvanı daha yüksek olan öğretmenlerin 10bin ve 10bini aşan kesintileri de oldu bu ay. Ne kadar çok calisiyorsak o kadar cezalandırılıyoruz maalesef. Bu durumu sendikalara da bildirmemize rağmen bilhassa yetkili sendika "en üst seviyeden tepki verdiklerini" söyleyip kenara geçiyor. Derdimizi kadıya anlatıyoruz, kadı yine bildiğiniz gibi..."
Öğretmen maaşının mevcut şartlarda az olduğunu söyleyince bazı süper zekalar ek dersiniz de var diyor.
Öncelikle her Öğretmen ek ders almıyor. Alsa da 1 saat ek ders ücreti ile tavuk döner bile yiyemezsiniz! Ek ders sürekli kesilir. Geç yatar hemen biter. Yani ek ders ücretini de katsak Öğretmenler kiraların 25-30 bin lira olduğu ülkemizde az maaş alıyor.
Siz daha az maaş alıyorsanız lütfen siz de isyan edin. Hakkınızı arayın. Hakkını arayanlara saldıracak kadar salak olmayın! Teşekkürler 🙏
Sağlık Ocakları’ndaki hekimler 5 günlük greve başladı. Grevden habersiz Sağlık Ocağı’na giden vatandaşlar bu notla karşılaşıyor:
“2-3-4-5-6 Aralık’ta grevdeyiz. Neden mi?
- Antibiyotik, mide koruyucu, ağrı kesicileri aile hekimi yazdıkça ceza verilecek.
- 6 ayda 1 aile hekimine gitmezseniz, aile hekimine ceza verilecek.
- Ne kadar çok hastaneye giderseniz, aile hekimine o kadar ceza verilecek.
- İl dışından gelen hasta muayene edilirse, aile hekimine ceza verilecek.”
Yazacaklarım hassas içerik yerine geçebilir, etkilenecek olursanız lütfen okumayınız!
En yakın akarsulara, mesafe çok var demeden Dicle bile etrafında kameralı bir sürü işletme var, kaybolduğu günden beri özellikle gece saatleri büyük küçük demeden en yakın tüm akarsu etraflarında farklı hareketlilik durumu soruldu mu? Kameralı işletmeler vardır, bakıldı mı?
O günden beri köyde herhangi bir yerde ya da ilçede, çok geç ihbar edilen araç veya hane yangını çıktı mı diye bakıldı mı? Varsa tüm yangın vakaları incelendi mi?
Üzerine moloz dökülen alanlar varsa, yakınlarda, ki en zor yerlerdir, ama bakıldı mı?
Köydeki tüm hanelerin bahçelerinde toprağın yüksekliğinin ve stabilitesinin değiştiği yerler var mı diye bakıldı mı?
Oralarda herhangi bir yerde şekli bozulmuş bir toprak alandan bir kısmı çıkan halı parçası, çarşaf, battaniye, araç koltuk kılıfı vb gören oldu mu diye soruldu mu?
Hepi topu kaç araç vardır bir köyde, tüm araçların özellikle bagaj ve arka koltuklarında luminol kan lekesi arama yapıldı mı?
Çocuğun ana yolda yürüdüğü saat aralığı belli, en yakın tesis-benzinlik-işletmelerde o saatlerde oralarda duran araçlarda çocuğu gören oldu mu diye bakıldı mı? Çocuk görmeksizin hali tavrı telaşlı belki üzeri kan lekeli biri görülüp koli bandı, makas, çöp poşeti, testere, bıçak, bolca temizleyici (özellikle çamaşır suyu, suçluların ilk aklına gelendir), bidonla akaryakıt alan oldu mu diye kabaca bile olsa soruldu mu?
Köyün uçurum benzeri yerleri varsa, en dip yerlerine özellikle büyük çöp poşeti veya sarılmış halı-battaniye var mı diye bakıldı mı?
Çok nadir o köyden çıkıp genelde ordan ayrılmayanlardan o günden beri ayrılan olmuş mu? Çekirdek veya büyük ailede amca-dayı-enişte hangisi her zamankinden farklı davranıyor (çok öfkeli, endişeli, konuyla aşırı ilgili) diye soruldu mu? Aynı yakın çevrede bir yerine yara bandı yapıştıran, bir yerinde yeni bıçak vd alet kesisi veya yeni yanık olan varsa daha dikkatli sorgulandı mı?
Kasap varsa ve hurdacı, o günden beri fazla sayıda kesici, kesici-delici, ezici, kesici-ezici alet satın alan veya soran oldu mu diye soruldu mu?
Ailelerin ‘utanılacak’ şey olarak görüp saklamaları çok sıktır, aile içinde ‘biri öldü bari şunun başı yanmasın’ düşüncesi ve örtbas çok sıktır, bir süredir çocuğun yanında olmak istemediği çekindiği ismini duyunca bile korktuğu birileri ve çocukta istismarın saymayacağım ruhsal fiziksel belirtileri var mıydı diye ayrıntılı soruldu mu? Sorgularda beden dilleri ve psikiyatrik profil analizleri yapıldı mı?
Gittiği kurs her ayrıntısıyla, kişiler ve mekan iç-dış aramasıyla, sıklıkla yanılgıya yol açan ‘burda olmaz’ ‘bu yapmaz’ geçiştirmeleri yapılmadan dikkatlice araştırıldı mı?
…
Uzar bunlar da, güvenmek istiyoruz ummak istiyoruz ki hepsi ve daha fazlasını görevi bu olanlar yapmıştır, yapıyorlardır. Sağ salim bulunsun diye hep dua edeceğiz. Kayıp çocuklarla ilgili akıbet istatistikleri maalesef beni bu hususları yazmak zorunda bıraktı.
Ama elinden duadan fazlası gelen görevlilerin enselerinde boza pişirmemiz gerekiyor.
Hatay'da 3 gün önce çekilmiş bir video..Hatay nasıl oldu , Hatay'da durumlar nedir soran olursa diye.. Bir yandan tokiler yükselirken diğer yandan ağır ve orta hasar almış binaların yıkımları devam etmekte...
Neresinden bakarsanız bakın acı ve hüzün.. Başka da birşey yok...
Hatay Defne'de yoldan arabalar geçerken, insan canı hiçe sayılarak yıkım yapılıyor. Depremle öldük şimdi de yıkım şirketleri ve hafriyat kamyonları öldürüyor. Lanet olsun.
Ben, Döne Kaya, 15 haftadır Fuat Koku Sitesi'nde vefat eden 65 kişi ve 6 Şubat depremlerinde en az 53 bin insanımızın ölümüne sebep olanların yargılanması için adalet nöbeti tutuyorum. Fuat Koku sitesi için Kasım 2023 tarihli bilirkişi raporunda, binanın inşa edildiği dönemde geçerli olan 2007 Deprem Yönetmeliği'ne uygun olmadığı, zemin etütlerinde onay eksiklikleri olduğu ve beton malzeme kalitesinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Müteahhitten yapı denetim firmalarına kadar birçok taraf asli kusurlu bulunmuştur. Ancak geçtiğimiz Haziran'da bu insanlar serbest bırakılmıştır.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın, yapılar üzerindeki denetim sorumluluğu göz önünde bulundurduğumuzda görevini yerine getirmediği için bu süreçteki asli sorumlulardan biridir. Fuat Koku Sitesi için 18 aydır süren soruşturmanın artık tamamlanarak davanın açılmasını talep ediyorum.
AFAD raporları depremin geleceğini gözler önüne sererken önlem almayan tüm yetkililer 53 bin insanın ölümünden sorumludur!
Depremin üzerinden 549 gün geçmesine rağmen deprem ve o gün yaşananlar unutturulmaya çalışılıyor.
Unutma Türkiye! Deprem davalarına sahip çık ki yarın da ölen sen olma!
#deprem #katliam #hatay
Bir gece bir şey oldu ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı.
Depremin üzerinden 1.5 sene geçti. 547 gün. Eğer şu an Antakya'yı ziyaret ederseniz; ciğerlerinize toz çekeceksiniz, ulaşım aracınız yoksa otostop çekeceksiniz, gelmek için kestiğiniz uçak bileti birden iptal olabilir Adana'ya inmek zorunda kalırsınız, barınacak yeriniz yoksa gelmek isteseniz de gelemeyeceksiniz...
Eğer Antakya'da yaşıyorsanız; evinizde otururken birden tebligat alabilirsiniz "çıkın yıkacağız" diye, zeytinyağınızı çıkardığınız elinizde kalan iki metre arsanızdaki zeytin ağaçlarınız sizden izinsiz sökülebilir, TOKİ çekilişinde ev çıktığını öğrendikten sonra gidip baktığınızda evinizi bulamazsınız çünkü yok, en az ayda bir defa sanayiye gidip zaten üç kuruş olan kazancınızın bir kısmını yollar yüzünden arabanıza koyuyorsunuz, gençlerin en ufak sosyalleşebileceği bir alan yok olanlar ise ulaşımı olmayanlar ya da daha yoksul olanların ulaşımda sorun yaşayacağı yerlerde, kurdukları çimento fabrikaları rüzgarın da etkisiyle bütün şehre zehirli gazlar bırakıyor ve temel kaldırmalar yer yer devam ediyor çünkü şehirde değer verdikleri tek şey demir. Antakya'da hiçbir şey düzelmiş ya da düzelecekmiş gibi değil...
‘Abi instagram yasağı için yok mu cümlen?’ diyorlar. Olmaz mı be gülüm? İnstagramın dünya rekorunu bir buçuk senedir elimde tutuyorum, nasıl olmasın? Canım instagramım… Şahsi hesabımı takip etme teveccühünü gösteren 6.7 milyon insana ulaşıyordum. Ayrıca BabalaTV ve Babalayka hesaplarıyla erişebildiğimiz 2 milyonun üzerinde insan vardı instagramda. Yaptığımız projeleri tanıtıyor, sayısız yardım yapıyor ve elbette büyüyen ekibimize kaynak sağlayan iş birlikleri ile ayakta durmaya çalışıyorduk. İşimizden kazandıklarımızı bir sonraki işimize harcadığımızı, işlerimiz daha büyük, daha iyi olsun diye çabaladığımızı da herkes bilir. Youtube gelirlerimizi bağışlayıp, instagram gelirleriyle ayakta dururuz diyordum… Sistemimizin göbeğine bomba yemişiz, nasıl yazmayayım? Her şey bir yana, keşfet bölümünde gezinip tatile çıkanları kıskanıyor, birbirinin arkasından konuşan insanların sarılırken foto paylaştığını görüp gıybet yapıyordum. Elin gavurunun teknolojilerine hayret ediyor, DM özelliğiyle heyecansız özel hayatımı diri tutuyordum. Gezelim görelim denen şeyin, görelim kısmıyla yetinip dağa ormana layk atıyor, tipsiz sıfatımı cilt efektiyle boyayıp, sokakta atamayacağım havayı sosyal eşrafa atıyordum. Küçümsemeyin. Kısıtlı sosyal yaşamda bunlar hayat kurtarır. Ben biraz işkolikimdir, bana çok iyi geliyordu. Çok üzgünüm elbette ama o kadar. Ötesine geçip şikayet etmeyeceğim. Neden edeyim? Her yasağı sinesine çekebilen sinesi geniş kalabalıkla mı uğraşayım? ‘Oooo kıçını başını gösteren bir sürü influencer işsiz kaldı hahahaha’ yazana mı dert anlatayım? Sırf ilgi görmüyor diye ilgi görene saldıranlarla mı kapışayım? 10 yıldır anlatıyorum, kapışıyorum. Milyar izlenmeye ulaşmışım. Neye yaramış? Bin tane dava, bin tane iftira, milyonlarca hakaret yemişim. Canım sağ olsun, küstüğümden falan yazmıyorum bunları en azından denedim. Sadece soruyorum, neye yaramış? ‘Abi instagramı kapatamazlar!’ Öyle mi ciğerim? Dur sana bir soru daha sorayım. Sence ne isterler de yapamazlar? Mesela halk onlara hangi konuda geri adım attırabilir? Eğitim sistemini değiştirseler, adalet sistemini değiştirseler, ekonomik sistemle oynasalar, orduyu baştan dizayn etseler, milli bayramlara ayar çekseler, andımızı kaldırsalar, Türkçe bilmeyenler geleceğimize oy atsalar, tarihi yeniden yazsalar mı? Bunları geç, çok geç. Varsa bilmediğim başka bir kırmızı çizginiz yazın da bileyim. Her neyse… Bu ve bunun gibi sebeplerle artık şikayet etmeyeceğim siyasetçileri, üzgünüm deyip geçeceğim. Çünkü benim şikayetçi olduğum şey biziz. Suç onun bunun, şu partinin bu partinin değil, bizim. Halen ‘Abi ses çıkart! Abiii!’ mi diyorsun azizim? HÖÖÖYYYT! Al sana ses.
Ünlü tiyatro ve sinema oyuncusu Genco Erkal’ın 86 yaşında yaşamını yitirdiğini derin bir üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayız.
Yaşamını sanata ve mücadeleye adamış usta oyuncuyu saygıyla anıyoruz.
"Artık kapılar açık kalsın
Bundan sonra gireceklere
Şimdi dinlenmeye gidiyorum
Hoşça kal güzel dünyam."
Aziz Nesin
#GencoErkal
❗Tüm Öğretmenler 30 yıllık öğretmen maaşı almıyor!
❗Tüm Öğretmenler ek ders almıyor!
❗Tüm Öğretmenler uzman-başöğretmen tazminatı almıyor!
❗Tüm Öğretmenlerin son model arabası yok!
❗Tüm Öğretmenlerin bırak evinin olmasını kirayı ödeyecek durumu yok!
❗Tüm Öğretmenler tatile gidemiyor.
❌Kanallarda ve Sosyal medyada paylaşılan öğretmen maaşlarına ve yorumlara aldanmayın!
Elbette 1.2 milyon öğretmenin içinde durumu iyi olan, aileden-eşi zengin, ekstra işler yapan, yatırımları tutan, çok tutumlu-para biriktiren, zamanında ucuza evini-arabasını alanlar vardır...
Kirasını zor ödeyen de var!
TÜM ÖĞRETMENLERİ GENELLEMEYİN!
Gerçek budur!
Yaşanılan büyük deprem felaketi sonrasında #Hatayspor tüm olanaksızlıklara, uğradığı haksızlıklara ve yalnızlığına rağmen verdiği büyük mücadele futboldan çok daha fazlası…