🔺Bebek katili teröristbaşı için özgürlük mitingleri yapacaklarmış.‼️‼️
🔺Biz de bu ihanete karşı Bayrak açıyoruz.
(27 Haziran Cumartesi saat 17:00 Tandoğan meydanı)
Türkiye’de senelerdir diş hekimleri sessiz bir şekilde atanamadan yok olurken,
Sağlık Bakanı’nın yardımcısı Yasemin Özkan’ın:
• Kocasının Marmara Üniversitesi’nde Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı olduğu,
• Oğlunun da yine Marmara Üniversitesi’nde doktora yaptığı belirtildi.
• Yasemin Özkan’ın aynı zamanda Marmara Üniversitesi’nin eski dekanı olduğu biliniyor.
Yasemin Özkan ise bu iddialara yanıt vermek yerine İslam’ın 5 şartını paylaşmış.
BU ÜLKEDE BİR YERE GELMEK İÇİN İLLA BİRİNİ Mİ TANIMAK LAZIM? BU ÜLKEDEKİ AHLAKİ ÇÖKÜŞ İŞTE BU NEDENLE ÖNLENEMİYOR. DİNİ DE BUNA ALET ETMEYE ÇALIŞIYORLAR.
Senelerce en başarılı öğrenciler devlete atanamıyor. Özel sektörde, diş fakültesiyle alakası olmayan kişilerin kliniklerinde en iyi ihtimalle 40-50 bin TL maaş alıyorlar. Bu ülkenin gençleri kendi ülkesine küsüyor.
Uzman olmak için on binlerce diş hekimi sınava giriyor. Devlete atanmak için yine on binlercesi atama bekliyor.
Siz devlette dişiniz için randevu bulamazken, on binlerce atanmayı bekleyen diş hekimi var.
Şimdi ise doktoranın kaldırıldığı ve doktora programına girmiş öğrencilerin otomatik olarak uzman sayılacağı belirtiliyor. Diş hekimleri bunun, üst düzey yetkili ailelerin çocukları için yapıldığını düşünüyor.
Bu insanlar her gün mail atıyor. Yazdıklarını okuduğumda benim bile psikolojim bozuluyor.
Ülkede o kadar israf yapılırken başarılı gençler istihdam edilemiyor.
Bu sene uzman olmak için sınava gireceklerin sayısının 14.000 olması bekleniyor. Sorun her geçen yıl daha da artıyor ve çözüm yok.
Şablon birçok ülkede yıllardır aynı: Önce kurumların siyasi partilerin, yargının, meclisin içini boşaltırlar sonra parçalara bölüp yokederler. Bununla mücadele için geçmişden ders alma zamanı
Askeri yargı ve askeri hiyerarşi bozulursa (!) siyasallaşırsa, çürüme kaçınılmaz olur… torpilin ve adam kayırmanın işlemediği tek kurum olan TSK’yı düşürdükleri durum⁉️
Adana'da bir barda çalışan kadının kendisiyle gitmeyi reddetmesi üzerine kadını ve bir çalışanı silahla yaralayan uzman çavuş, kaçarken yakalandı.
Şahıs ifadesinde: "Çok içmiştim. Ne olduğunu hatırlamıyorum."
Bazı Yunan tarihçileri diyor ki "Osmanlı'yı Rumlar, yahudiler ve Ermeniler yönetirdi. Dışişleri Bakanlarının, sadrazamların, Bakanların, paşaların, zenginlerin çoğu Rum, Yahudi ve Ermenilerdi. Para ve ekonomi onlardaydı... İstanbul Boğazı'nın iki yakasındaki yalılarda onlar otururdu, üstelik askere de gitmezlerdi. Türkler yoksuldu, İstanbul'a izinle ve 2 kefil imzası ile girerdi, hamallık ve uzun askerlik yapardı, savaşlarda ölürdü. Osmanlıya isyan edip yıkmakla en büyük aptallığı yaptık vb..."
**
Gün gelecek DEMLİLER, onlarla birlikte DEMLENENLER,
AHMET TÜRK'LER de diyecek ki "Türkiye'yi biz yönetiyorduk, her birimizin 25-30 köyü ve binlerce dönüm toprağı vardı, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, sanatçılar, generaller, büyük işadamları çıkarıyorduk. En güzel yerlerde otellerimiz, yazlıklarımız, vardı.
Güneydoğu bizimdi, Batıda da herşeye ortaktık.En büyük Barajlar, en güzel yollar bizdeydi.Dilimizi serbestçe konuşurduk. Çocuklarımız en iyi okullarda okurdu. Kendi dilimizde okul açabilirdik, radyo, TV kurabilir, gazete yayınlayabilir, Banka, fabrika sahibi olabilirdik. Vergi vermezdik, elektriği bile kaçak kullanırdık. Ama rahatlık bize battı ve yönettiğimiz bu devleti yıkmaya kalktık, herşeyimizi kaybettik. Çok büyük aptallık ve salaklık yaptık, bedelini ağır ödedik vb...
Tarihten ders alın, aklınızı başınıza toplayın, son pişmanlık fayda etmez!
@sabahatinismail Dertleri üzüm yemek olsaydı İHANET ve NANKÖRLÜK içinde olmazlardı! Ama, dışarıdaki ağa babaları öyle istiyor! Hem dışardan fonlanıyorlar hem de içeriden adı “demokrasi” denen seçim sistemi ile gazi meclisten “vekil” adı altında kene gibi milletin kanını emiyorlar ‼️
Mülakat mağduru öğretmen:
"Ablukaya alındım ama örtülü olduğum için tutuklanmadım. Neden biliyor musunuz? Çünkü örtülülere dokunmayın demişler."
"Örtülüyüm ama gömleğimi yırttılar, örtümü açtılar, buna utanmıyorlar."
"Örtülüyüm, gözaltına alınırsam tepki toplarlar diye utanıyorlar."
"Eskiden başörtü mağdurları vardı şimdi mülakat mağdurları var."
Ank-Ar’ın araştırmasına göre yurttaşlarımızın yüzde 60’ından fazlasının NATO’yla ilgili fikri yok. NATO’yu zararlı bulanların oranı yüzde 11 civarı. Gerisi NATO’cu! Anketin güvenilirliği tartışılabilir ama bir yere kadar. Sağdan sola tüm düzen partilerinin “Atatürk”, “bayrak”, “vatan” diyip sonra NATO’yu kabullenmelerinin sonucu ve utancıdır bu.
Yoksulluktan adaletsizliğe, memleketin “şikayet” edilen tüm sorun başlıklarına ilişkin de net bir fotoğraf sunuyor bu rakamlar. Yenikapı ruhunun 68 ruhunu sindirmesi olarak da görebiliriz; solun Milli Mücadele ve Cumhuriyet’e sırtını dönmesinin sonucu olarak da.
Milli Mücadele’nin mirasını bugün tutarlı bir anti-emperyalizme ve sistem eleştirisine bağlayabilecek tek güç olan solun kimlik siyaseti, liberalizm ve sınıf uzlaşmacılığını tercih etmesiyle birlikte, başka hiçbir ülkede olmadığı kadar güçlü yurtsever kaynaklara sahip olan Türkiye’de NATO’culuk, Amerikancılık, AB’cilik alabildiğine meşrulaştı.
Bu gidişat derhal ve şimdi tersine çevrilmelidir. Bazı konularda “uzlaşma” olmaz. Sermayeyle, emperyalizmle uzlaşı olmaz. Buralarda dik ve sert durmak zorundayız.
Milli şuurdan yoksun, rüşvetçi sahte milliyetçilerin verdikleri izinlerle, şehit kanı ile sulanan tarihi Yavuz Çıkarma Plajı, geçmişte, LOCCA DİSKOTEK, ICE CLUB, ESCAPE BEACH oldu. Tarihi plaja, Altınbaş Holding'e ait kumarhaneli otel izni bile verdiler...Bunun için rüşvet alındığı iddiaları halkın diline düştü. Bu rezilliklere son vermek, tarihi plajı kurtarmak ve oraya 20 Temmuz Barış Harekatı'nı ölümsüzleştiren bir açık hava müzesi yapılmasını sağlamak için verdiğim mücadele 30. yılını doldurdu.
42 yaşımda başladığım mücadeleyi 72 yaşımda da sürdürüyorum. Bu konuda bugüne kadar sayısız yazı yazdım. Usanıp bırakmamı bekleyenler boşuna beklediler, bekliyorlar. Sonuç alana kadar asla pes etmeyeceğim
Milli ruha sahip olmayan sonradan görme Altınbaş'ın, milli şuurdan yoksun sahte milliyetçi Başbakan Ünal Üstel'i avucunun içine almasının sonucu olarak Yavuz Çıkarma Plajı'ndaki işgali 2. yılında da sürüyor Altınbaş'ın, plajın sahibi Vakıflar İdaresi ile yaptığı kira sözleşmesi, Ağustos 2024'te bitti. Plaj, Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Çanakkale benzeri açık hava müzesi yapılacağı için, sözleşme yenilenmedi. Altınbaş, 2 yıldır ayda 12 bin sterlin olan kirayı ödemeyi durdurdu, ancak plajı da boşaltmadı. Vakıfların şu an faiziyle birlikte 350 bin sterlin civarında bir kira alacağı var.
Vakıflar İdaresi defalarca tahliye yazısı yazarak plajı boşaltmasını istedi. Lapta Belediyesi işletme iznini iptal etti. Büyük mücadelemiz sonucu Belediye, Altınbaş'ın diktiği "ESCAPE BEACH" tabelasını sökerek "YAVUZ ÇIKARMA PLAJI" tabelasını dikti.
Ne ki, Başbakan Ünal Üstel'i "tatlıya bağlayan" Altınbaş, işgale son vermedi. Ünal Üstel, Vakıflar İdaresi'nin tahliye davası açmasını engellerken, Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'ya bağlı Limanlar Dairesi ise kira sözleşmesi olmayan ve 6 yıl önce kaçak iskele inşa eden işgalci Altınbaş'a, geçen yıl iskele inşa izni vererek 5 yıllık işgali meşru hale getirdi.
6 aylık iskele izin süresi 31 Aralık 2025'te bitmesine karşın iskele sökülmedi. İşgalci Altınbaş, yasal kira sözleşmesi olmamasına karşın, bu yıl da plaja giren herkesten adam başı 250 TL haraç alıyor. Makbuz vermiyor, vergisini kaçırıyor.
Oysa geçen yıl yaptığım yoğun yayınlar karşısında açıklama yapmak zorunda kalan Başbakan Ünal Üstel ve Erhan Arıklı, "PLAJIN AÇIK MÜZE OLMASI İÇİN KARAR ALINDIĞINI, BİRKAÇ AY İÇİNDE ÇALIŞMALARA BAŞLANACAĞINI VE MÜZENİN KISA SÜREDE BİTİRİLECEĞİNİ" duyurmuşlardı.
Ne ki, aradan geçen 1 yıla karşın çivi bile çakılmadı, Altınbaş işgaline son verilmedi, tahliye davası açılmadı, plajı askerî bölge ilan eden karar alınmadı, plaj KTBK Komutanlığı'na devredilmedi.
Tam aksi, yıllardır her 20 Temmuz akşamı yapılan "ŞAFAK NÖBETİ" etkinliği de geçen yıl iptal edildi.
Böylece sözlerini tutmayan, millî şuurdan yoksun sahte milliyetçiler ve siyasi sahtekârlar olduklarını yeniden kanıtladılar.
Tarihi plaja resmen çöken Altınbaş'a ve sahte milliyetçi Ünal Üstel'e sesleniyorum:
Türk askeri ve mücahit, şehit kanı ile sulanan tarihi plaja çökesiniz diye savaşmadı, halkı haraca kesesiniz diye can vermedi. İşgale ve halktan haraç almaya son verin!
Hükümet derhal plajı tahliye etmeli, plajı askerî bölge ilan etmeli, açık hava müzesi yapılması için KTBK Komutanlığı'na devretmeli ve Barış Harekâtı'nın 52. yıldönümünde "ŞAFAK NÖBETİ" etkinliğini yapmalıdır.
Sesini duyurmak isteyen başörtülü öğretmen canlı yayında söyledi şimdi: Polis başörtülülere dokunmayın, onları almayın dedi :)
Sebep? Diğerleri insan değil mi?
Merkez Bankası faizi değiştirmedi ama ekonominin çöktüğünü resmen kabul etti.
Açık açık;
"Vatandaş harcayamıyor.
Esnaf satış yapamıyor.
Şirketler batıyor." dedi...
Bu arada enflasyonda düşmüyor.
Demek ki sorun talep değilmiş…
BOŞUNA UYARMADIK ZAMANINDA...
@_sumeyra1_@I__Legend_ Öyleydi hanım efendi! 13 milyon fakir ve yoksul bir milletten 15 yıl içerisinde nasıl bir ülke yarattığını sanayi ve tarım devrimini hepimiz biliyoruz… Bu hale düşürenler UTANSIN ‼️