#Hatimoğulları: 11 Temmuz’daki silah yakma töreni sıradan bir adım değildi. Yıllardır barışı ve onurlu çözümü engellemek için öne sürülen mazeretler o gün yakıldı.
Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez, demokratik siyaset kriminalize edilemez.
Silahların yakılmasının üzerinden tam bir yıl geçti.
Oysa bu tarih, tek başına başlamadı. 27 Şubat 2025’te Sayın Abdullah Öcalan’ın yaptığı tarihi çağrının ardından PKK kongresini topladı; kendisini feshetti, silahlı mücadeleyi sonlandırdığını ilan etti, güçlerini Türkiye sınırlarının dışına çekti ve yıllardır çatışmaların sembolü olan birçok kampı boşalttı.
Kolay değildi.
Yarım asırlık bir çatışmanın, on binlerce can kaybının, milyonlarca insanın acısının ardından, Kürt siyasi hareketi kendi açısından tarihsel önemde tabuları yıkan adımlar attı. Çünkü barış, ancak tabular yıkıldığında mümkündür.
Fakat aynı cesareti devlet tarafında görebildik mi?
Aradan geçen bir yılda barışın hukukunu inşa edecek tek bir kapsamlı yasal düzenleme hayata geçirilmedi. Mahkemeler hâlâ ağır cezalar vermeye devam ediyor. Kayyum uygulaması gibi demokrasiyle bağdaşmayan bir anlayış olduğu yerde duruyor. Siyasi tutsaklar hâlâ cezaevlerinde. Toplumun barış umudunu güçlendirecek adımlar beklenirken, belirsizlik ve ağırdan alma hâli giderek büyüyor.
Oysa dünya deneyimleri bize başka bir yol gösteriyor.
İngiltere’de Hayırlı Cuma Anlaşması sonrasında taraflar karşılıklı güveni büyüten somut adımlar attılar; barış, yalnızca iyi niyet beyanlarıyla değil, hukukla ve takvimlendirilmiş uygulamalarla kalıcı hâle getirildi.
Türkiye’nin arabuluculuk yaptığı Filipinler’deki Moro barış sürecinde de her aşama belirli bir takvime bağlandı; taraflar hangi adımı ne zaman atacağını biliyordu. Bugün Moro Özerk Bölgesi’nin varlığı, o kararlı siyasi iradenin ürünüdür.
Ne acıdır ki Türkiye, başka ülkelerde barışın mimarlarından biri olurken, kendi ülkesinde iki yıldır toplumun önüne en temel demokratik düzenlemeleri dahi koyabilmiş değildir.
Barış bu kadar kutsal bir mesele iken; oyalama, erteleme ve samimiyetsizlik hiçbir vicdanda karşılık bulamaz.
Çünkü mesele yalnızca siyaset değildir.
Mesele, artık hiçbir annenin evladını toprağa vermemesidir.
Mesele, çocuklarımızın korkusuz, eşit, özgür ve barış içinde yaşayacağı bir ülkeyi inşa etmektir.
Böylesine büyük bir hedef, günlük siyasi hesaplara kurban edilemez.
Bizler de özeleştiri yapmak zorundayız.
DEM Parti olarak barışın toplumsallaşması, hukuki zeminin oluşturulması ve Meclis’in tarihsel sorumluluğunu yerine getirmesi konusunda daha güçlü, daha kararlı ve daha ısrarlı bir mücadele yürütmek zorundayız. Bu halka verdiğimiz barış sözünün gereğini yerine getirmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Tarih bize çok ağır bedeller ödetti.
Şimdi artık tarihe yeni acılar değil, yeni umutlar yazma zamanıdır.
Bir daha hiçbir gencin yaşamını yitirmediği, hiçbir annenin gözyaşı dökmediği, hiçbir halkın acı çekmediği bir Türkiye mümkündür.
Bunun yolu da cesaretten, samimiyetten ve gerçekçi politik bir programdan geçmektedir.
Barış beklemez.
Barış ertelenemez.
Barış, şimdi hak ettiği iradeyi ve hukuku bekliyor.
Covid dediniz, infaz yasasıyla adaleti böldünüz,
Birini salıp diğerini içeride ölüme terk ettiniz,
Kul hakkını, çekilen acıları ve sönen umutları heybemize koyduk,
Hani ölüm de var derler ya, unutmayın ki önümüzde seçim de var,
Her seferinde eşitliği sağlamak amacıyla yapıyoruz
Halkın bu yönde haklı talebi var dediniz,
Ama her seferinde maalesef yeni bir adaletsizliğe imza attınız,
Unutmamak gerekir ki halkın da atacağı bir imza vardır,
Ha herkes imza atamayabilir ama,
İmza yoksa PARMAK var,
Şu an Türkiye cezaevleri gibi bir yer daha yoktur,
Mahkum yakınlarının çilesi gibi bir çile de yoktur,
Yarım saatlik görüş (ziyaret) için git gel, 45 saatlik yollarda çoluk çocuk perişan olanlarda var,
Sn siyasiler biz unuttuk desekte siz asla inanmayın
İnfazda eşitlik,
Geçmişteki adaletsizliklerin giderilmesi için de
Eşit bir af kanunu gelmediği müddetçe
Makarna ile savrulanlar, kömür ile kavrulanlar bu sefer size çare olmayabilir,
Nasıl ki mahkum için yaptığınız yasalar çare olmadığı gibi,
Tabi biz üç beş milyon kişi olarak kendi adımıza diyoruz ki 👇
#AslaUnutmayacağız
@RTErdogan@dbdevletbahceli
Af kelimesini telaffuzdan dahi ürker ve kaçar hale geldik.
Çok yazık!
Birbirimizden içtenlikle af dileyen ve birbirimizi affeden insanlar olmalıyız asıl.
Birbirimize bir daha aynı yanlışı yapmamak ve gayrı birbirimizden emin olmak için.
Barışmak için affetmek şart.
Affederek hem bizi bitirecek intikam duygularından ve zararlı hırstan kurtarmış oluruz hem de birbirimizle büyümenin mümkün yollarını açmış oluruz.
Şimdi barış vaktidir.
Hepimize kazandıracak bir büyük barış için ne af dilemekten ne de affetmekten çekinmeyiniz.
Affetmek bilesiniz ki alçaltmaz yüceltir.
Özgürlük ve Demokratik Toplum için alanlara çıkıyoruz!
27 Haziran'da Mersin ve Van'da, 28 Haziran'da Amed ve İstanbul'da özgürlüğü haykırıyoruz.
Haklarımız ve demokratik bir gelecek için sesimizi yükselteceğimiz Özgürlük Mitinglerine bütün halklarımızı bekliyoruz.
#ÖzgürlükİçinMitinge
IBAN yasası pakette bir var, bir yok dendi,
İki üç kere pakete girdi çıktı,
Hep söylediğim gibi taslağın komisyona sevkini görmeden kesin bir şey söylemek doğru değildir,
Örneğin AKP grup başkanı sayın Güler yargı paketi 24 maddeden ibaret, belki 25 madde olabilir demişti,
Ama bugün gördük ki 12. Yargı paketi 29 maddeden ibaret,
IBAN mağdurları bence hiç üzülmesinler,
Çünkü son şekli ile çıksaydı yasadan yararlananlardan bile cezaevine girenler olacaktı,
Ama şimdi diğer tahliye getirecek yasalarla birlikte çıkacak ve IBAN mağdurları daha fazla yararlanacaklardır,
Örneğin erteleme yasası en fazla IBAN mağdurlarının işine yarar,
Yetkililer gündemde olan tüm yasalar üzerinden hesap yaprak bu kararları veriyorlar,
IBAN düzenlemesinin son anda peketten çıkarılması
Beklenen büyük yasaların habercisidir,
Dolandırıcılar, suçtan elde ettikleri paraları kendi hesapları yerine başka kişilere ait banka hesapları üzerinden göndermeye ve kullanmaya çalışabilir. Bu amaçla, hesap veya banka kartlarının kullanımı karşılığında para teklif edebilirler.
Banka hesabının para karşılığında kullandırılması veya banka kartının başkasına verilmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurur.
Bu nedenle;
🔒 Banka hesabınızı ve kartınızı kimseye kullandırmayın.
🔑 Şifrelerinizi ve kişisel bilgilerinizi kimseyle paylaşmayın.
🚫 Kolay kazanç vaatlerine aldanmayın.
📢 Şüpheli durumları derhal güvenlik güçlerine bildirin.
Alınan her tedbir, dolandırıcılığa karşı güçlü bir kalkandır.
Yargı alanında ve infaz rejiminde sorunlar dağ gibi büyümüşken, toplumun beklentisi adaleti tesis edecek adımın atılmasıydı. Ancak Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında getirilen 12. Yargı Paketi ne yazık ki diğer paketlerde olduğu gibi bir kez daha büyük hayal kırıklığı yarattı.
Gerçek reform; hak ve özgürlükleri genişleten, yargıya güveni yeniden tesis eden, adaletsizlikleri ortadan kaldıran bir anlayışla mümkündür. Bu paket ise toplumun adalet talebini karşılamaktan çok uzaktır…
Yapılması gereken, Meclis'in mesaisini toplumun beklentileri doğrultusunda güçlü bir hukuk reformuna ayırması ve gecikmeksizin adaleti sağlayacak kapsamlı bir kanun teklifini gündeme getirmesidir.
@adalet_bakanlik
12. Yargı paketi nde mahkumla ilgili bir düzenleme yer almıyor,
Adli siyasi ve IBAN mağdurları ile ilgili düzenleme nin aynı anda eş zamanlı olarak çıkmasını bekliyoruz,
Meclis tatili öncesinde herkesi kapsayacak iyi bir yasa çıkması ihtimali kuvvetle muhtemeldir,
IBAN düzenlemesinin pakette yer almaması ndan
Mahkuma tahliye getirecek tüm yasaların aynı anda meclisten geçeceğini anlıyoruz,
Adli siyasi ve IBAN düzenlemesi gibi yasalar tek seferde çıkar ve böylece
Herşeye bu bir örtülü aftır diyen medya ve kamuoyu tepkisi de bir ayda iki kere af mı çıkar şeklinde olmaz,
Tek maddeye mahsus çıkacak bir yasanın bir işe yaramayacağını,
Yani o madde mağdurlarının da yüzünü güldürmeyecegini sürekli söylüyorum,
Ama şimdi IBAN düzenlemesi daha farklı çıkacaktır.
Türkiye'de şu anda her dört evden üçünde 1 mahkum var !
İçerde veya yatmış çıkmış
25 -65 yaş arası erkek nüfusun % 72 si son 20 yılda cezaevine düşmüş veya girmiş çıkmış ...
Ülkeye bak ülke olmaktan çıkmış üstü açık cezaevine dönmüş .
IBAN mağduriyeti; binlerce gencin, öğrencinin, işsizin ve ailenin hayatını karartan ciddi bir adalet sorunu haline geldi. Ekonomik çaresizlik içinde, iş vaadiyle, komisyon sözüyle ya da kandırılarak hesabı kullanılan gençlerimizin ve yurttaşlarımızın hayatı bir anda ağır ceza dosyalarının içine hapsedilmeye başlandı.
Elbette dolandırıcılık şebekeleriyle mücadele edilmeli, suç gelirinin izi sonuna kadar sürülmelidir. Ancak gerçek failleri, bu ağı kuranları ve insanları tuzağa düşürenleri ortaya çıkarmak yerine; kandırılmış, çaresiz bırakılmış, çoğu zaman neye alet edildiğini bile bilmeyen insanları suç örgütü üyesi gibi yargılamak adalet değildir.
IBAN mağdurlarının sesi duyulmalı, her dosya kendi koşulları içinde incelenmeli, kastı olmayan insanların hayatı bir kalemde karartılmamalıdır. Adalet, en çok da güçlülerin kurduğu tuzakta ezilenleri koruduğunda anlam kazanır.
#TCK158İbanMağdurları #TCK158ZararıÖdenenDosyalarKapatılsın
#TCK158TekSeferlikUzlaşmaŞart
#TCK158 #İbanMağdurları
@adalet_bakanlik
Ağırlaştırılmış hapis cezaları toplumun affedilmesini kabul etmeyeceği bazı istisna suçlar ve suçlular hariç Türkiye'de GENEL AF af vermek zorunlu bir hal almıştır ...
Başka türlü bu ülkede hiç bir şey düzelmez ....
Düzeltemessiniz !