This is a rare photo of Donald Trump from 1934, helping Albert Einstein finish the theory of relativity. According to Trump, Einstein had been stuck for weeks.
“Very smart guy. Terrible with numbers. I looked at the board and said, Albert, put a little 2 up there. He loved it."
FotoHaber - Son olarak Üsküdar'da da yönetime el koyan AKP Örgütü, ''80'lerde olsan nasıl görünürdün?'' akımına katıldı... #seksenler
https://t.co/4LR7DPIPSh
"Türkiye'de kimin alınacağına Erdoğan, kimin salınacağına da Trump karar veriyor!"
"Yeni parti konusunda kimse endişe etmesin, geç kalınmış bir şey yok!"
"Bize ayrılan kötülüklerin sonuna geldiğimizi düşünmüyorum!"
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'le özel röportaj 5'te #x#facebook #youtubelive 'da...
Timur Soykan: "Şimdi yeni ihraç dalgasının geldiği söyleniyor. Hatta bugün çok önemli isimlerin ihraç edileceği yönünde bilgiler kulağımıza geliyor. Bana gören bilgilere göre bugün alacakları ihraç kararında Özgür Özel de var.
Gerçekten çok dramatik değil mi? 13 tane seçim kaybetmiş, referandumlar kaybetmiş, mühürsüz oyları kabul edip rejimin değişmesine ön ayaklık etmiş, 2023'teki seçimleri kaybederek Türkiye'nin tarihini tamamen bir karanlığa sürüklemiş Kemal Kılıçdaroğlu, genel başkan olarak girdiği ilk seçimde AKP'yi yenerek partisini birinci parti yapan genel başkanı ihraç edecek..."
Doğrudur "Söz uçar, yazı kalır" derler ama bu söz uçmasın!
İBB Medya AŞ. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker'in dün mahkemede yaptığı savunmanın tarihe geçmesi gerekiyor çünkü.
Bu sabah yayında okudum ki kimse bu kötülüğü unutmasın, kötülüğü de kötülüğü yapanları da!
Sadece gazetecilik yaptığım için 75 gün cezaevinde tutuldum. Tek suçum bu ülkede gazetecilik yapmaktı.
Bu hukuksuz süreçte haber alma hakkına ve gazeteciliğe sahip çıkan herkese teşekkür ederim.
Hangi dağ efkarlıysa orada olmaya devam edeceğim. İyi ki varsınız
CHP Genel Merkezi’ni ziyarete gelen Erkan Baş, yıktı geçti…
“İçimizde yılgınlığa düşen varsa Akbelen’de toprağına sahip çıkan köylülere bakarak ders alsın,
Bir buçuk yıldır cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarına bakıp örnek alsın”
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Gazeteci Murat Taylan’ın, CHP’ye saldıran Nevşin Mengü’ye haddini bildirdiği anlar beğeni topladı.
♦️ Karşınızda bir köpeği karalamak için cebinde bok taşıyan bir zihniyet var.
♦️ Sözüm Nevşin Mengü’ye mesela.
♦️ İşi gücü CHP’ye iftira atmak olan tiplerin söylediklerini referans olarak nasıl alırsınız ya?
Senin şu fotoğrafın hiç aldatılmış hissettirmedi biliyor musun?
Altı okun üçünü bile algılayacak donanımı olmayan sana pek yakıştı o ampül.
En acısı da (dahi anlamındaki de ayrı yazılır) yıllarca yol yürüdüğün insanlar 12 metrekarelik hücrelerde senin de yıllarca mücadele eder gibi yaptığın bir parti tarafından esir tutulurken kalkıp gitmen bile değil.
En acısı senin gibi birinin milletvekili, belediye başkanı ve dahi grup başkan vekili olabilmesi. İşte en acısı ülkeyi esir alan bu ideolojisiz siyaset.
Ben “partimizden” gittiğimin ertesi günü sokakta eylemdeydim, AKP’nin zulmettiği insanların yanında, CHP’li dostlarımla da yan yanaydım.
Gittim diye kırılan, gönül koyan arkadaşlarım oldu ama utanıp da yüzüne bakamayacağım kimse olmadı, çok şükür!
Kavgayı satmadığımı, korkup da topuklamadığımı biliyorlardı çünkü.
Herkes sen değil, o partide de bu ülkede de onuruyla mücadele eden milyonlarca insan var ve emin ol, değil ben gibi göğsünü gere gere aralarında gezmek, faşizme karşı omuz omuza mücadele etmek, sen onların gözlerine bakmaktan bile korkacaksın bundan sonra.
Şimdi söyle bakalım,
gerçekten sadece hapse girmemek için mi yaşattığın şu haysiyetsizliği kendine?
Yoksa başından beri mi sarayın ajanıydın?
Sonunda gele gele var olanı ve dahi olması gerekeni büyük bir yenilikmiş gibi anlatmak.
Neyse biz hikayenin doğrusunu anlatalım. Önceden MEB bursu için mülakat yoktu, ALES puanı yetiyordu ve iktidar yandaşı olmayan herhangi biri bu bursu kazanıp yurtdısında okuyup dönünce +
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
@aydinsezer Kamu vicdanı, pasifçe sandığın önüne geleceği günü bekliyor.
O gün geldiğinde nasıl olsa faturayı ödeteceğiz rahatlığı ise faturanın ödenmeme riskini de beraberinde taşıyor.
"Senden bana iftira atmanı istiyorlar. İstedikleri ifadeyi ver. Çocuklarına kavuş. Hakkımı helal ediyorum."
Murat Ongun, şoförü Kadir Öztürk tutuklandığında böyle seslenmişti. Kadir Öztürk, aylarca haksız yere tutuklu kaldı. Baskıya boyun eğmedi. Bugün tahliye edildi.
Kadir Öztürk'ün hikayesi, eğilmeyen başın, satılmayan yoldaşlığın hikayesi.
Biz kazanacağız. Onurlu insanlar kazanacak!