Gazeteci İsmail Arı, 22 Mart'tan beri tutuklu.
Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşması, 5 Haziran'da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 14:00’te.
Biz hiç #HalkaYalanSöylemedik, şimdi siz de #GazetecilerinYanındaOlun
Video: @BirGun_Gazetesi
Gazeteci İsmail Arı, 22 Mart’tan bu yana cezaevinde.
Arı'nın yargılandığı davanın ilk duruşması, 5 Haziran'da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 14:00’te.
İsmail’i serbest bırakın!
#TalebimizTahliye
Bugün sözde bir gazete, gerçekle hiçbir ilgisi olmayan iddialarla gazeteci arkadaşlarımın yanı sıra benim ismimi de hedef göstermiştir.
CHP’nin Adana’da düzenlediği Yerel Medya Buluşması’na, memleketimin etkinliği olması nedeniyle katıldım. Yüzlerce meslektaşımla gazetecilik üzerine konuştuk.
Herhangi bir otelde ya da organizasyon kapsamında konaklamadım. Adana benim kökümdür, toprağımdır. Yedi ceddim bu şehirdedir. Doğal olarak baba evimde kaldım.
Bu katılım karşılığında tarafıma teklif edilmiş herhangi bir telif ödemesi, maddi menfaat ya da başka bir karşılık söz konusu değildir.
Çok uzun yıllardır tek bir bankada hesabım bulunmaktadır. Defalarca soruşturma ve denetimden geçmiş biriyim.
Gazetecilik; dedikodu üretmek değil, belgeyle konuşmaktır. Elinde tek bir belge olmadan insanlara iftira atanlar gazetecilik değil, tetikçilik yapmaktadır.
Ben geçmişte AK-İT isimli paçavranın yaptıklarını belgeleriyle yazdım. İBB’den o günün 3 milyon lirası, bugünün yaklaşık 40 milyon lirasına karşılık gelen para aktarımını ortaya koydum. O gün sesiniz çıkmadı, çıkamadı.
Kaçak hafriyat döktüğü ve naylon fatura kestiği iddia edilen itirafçı -iftiracı Murat Gülibrahimoğlu’nun , seçimler öncesinde size yaptığı ödemeler ortaya çıktı; yine tek kelime edemediniz.
Şimdi ise hiçbir belge ortaya koyamadan iftira siyaseti yürütmeye kalkıyorsunuz.
Madem gazetecilik yapıyorsunuz, hodri meydan: Elinizde belge varsa yayınlayın.
Yoksa insanlara çamur atarak itibar suikastı yapmayı bırakın.
Murat Gülşnrahimoğlu’nun size sponsor olduğu faturalardan birini de paylaşayım. Hatta dilerseniz, diğer kurumlardan size reklam adı altında ödenen paraların faturalarını da paylaşabilirim.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
*TBMM BAŞKANI NUMAN KURTULMUŞ'A AÇIK ÇAĞRI*
Sn Numan Kurtulmuş, geçtiğimiz günlerde “Can Atalay Olayı üzerine artık konuşmak istemediğini” açıkladı.
Gerçekten de artık üzerine yapılacak bir konuşma kalmamıştır.
Yapılması gereken TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’un bir imzası ile Meclis listesine yazılmamdır.
TBMM Başkanlığına, Mart ve Nisan aylarında iki ayrı dilekçe ile başvurdum. İkisine de bir yanıt alamadım.
Soruyorum: Sn. Numan Kurtulmuş'un bağlılık yemini ettiği Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın halen yürürlükte olduğunu hatırlaması için daha kaç mahkeme kararı yazılması gerekiyor?
AYM kararlarının uygulanmaması konusunda Danıştay, yakın tarihli bir kararında;
*'AYM kararlarının gereğini yerine getirmeyen kamu görevlilerinin, devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş olacağını'* vurgulamıştır.
Bir milletvekilinin Anayasa’nın hükümlerine ve AYM’nin kararlarına karşın hapiste tutulması TBMM için varoluş nedeniyle apaçık bir çelişkidir. TBMM, 106. Yılında yurttaşın oyuyla seçilmiş bir vekilin “fiilen” rehin tutulmasına göz yumamaz.
*Mart ve Nisan 2026’daki dilekçelerimde belirttiğim üzere TBMM Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’u bir kez daha görevini yapmaya davet ediyorum.*
Bir kez daha sesleniyorum:
Sn. Kurtulmuş; Anayasa ve AYM Kararları gereği, Seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay’ı bir imza ile Meclis Kütüğüne kayıt işlemini gerçekleştirmeniz, bağlılık yemini ettiğiniz Anayasa uyarınca göreviniz ve sorumluluğunuzdur.
Gündemi "Patron kızar mı?" demeden konuşmaya hazır mısınız?
9'da #Twitter#Facebook ve #YouTubeLive 'da.
"Maraş'tan bir haber geldi, dediler ki toplum öldü!"
Hatay İskenderun'da yağış sonrası sokakları ve caddeleri su basmasına tepki gösteren yurttaş:
"3 yıldır bağıra bağıra söylüyoruz. Hatay'a her yağmur yağdığında sular basıyor. Sesimizi herkes duydu yetkililer duymadı."
İsrail ile ticaretin devam ettiğini belgeleriyle açıklayan Metin Cihan'ın hesabına erişemezsiniz artık çünkü birileri öyle istiyor! Metin Cihan'ın mesajını elden ele ulaştıralım👇
Erdoğan’ın ziyareti için yapılan göstermelik yolların çökmesinin ardından, günlerdir elektriğin olmadığı Hatay’da bugün de Asi Nehri üzerindeki yaya köprüsü çöktü.
Olayda yaralanan olmadı.
“Seni sana emanet ettim”
Ağzına kadar dolu iki siyah çöp torbası bir de her yeri yırtık, kir içindeki yatakla çıktım koğuştan. Tahliye ya da sevk olan mahkumun yatağı temiz veya yeniyse koğuştaki pis yatakla değiştirilir. Aylarca pis yırtık yatakta yatan mahkuma daha iyisi çok görülür çünkü adli koğuşlarda. Çoğu, yolda yürürken karşılaştığınızda kaldırım değiştirdiğiniz, korktuğunuz, iğrenip bakamadığınızlardandır. Dışarda bu muameleyi görenlere içeride neler yapılıyordur, neler reva görülüyordur? Hiç düşünmedik, hiç yerlerine koyamadık kendimizi. Unuttuk ama insanın insan olduğu için değerli olduğunu, yaşama, değer görme, var olma hakkını, gözünü dünyaya açtığında kazandığını.
Ters düşmüş mahkum böceğe basmadan selam vererek eşyaları taşımaya başladım. Koridorun sonuna geldiğimde dönüp koğuşuma baktım, “Malta yasak, herkes bölmelerine” narasını duydum. Temizliğe başlanacaktı koğuşta, bir eksik bir fazla hapishanede hayat makinenin dişleri gibi dönmeye devam eder. “Gidiyorsun he gazeteci” diye seslendi gardiyan, “Gidiyorum, merak etme yine gelirim” dedim gülerek. “Hapishanenin suyunu içen, yemeğini yiyen buraya yine gelir” diyen Toso Dayı’yı hatırladım. “Dördüncü tevkifte bakalım ne yaşayacağız” dedim kendi kendime istemsizce. Burası hapishane, burada bir sonraki ne zaman diye düşünürsünüz.
Yatağı teslim edip ellerimde torbalarla hapishane kapısına yöneldim, namıdiğer “han kapısı” karşımdaydı, tahliye olup da çıkmak vardı buradan. Jandarmalar karşıladı “han kapısında”, duymaktan sıkıldığım “suç ne” sorusu yöneltildi hemen. Sorunun devamının gelmeyeceğini tecrübe ettiğim “terör” yanıtını verdim. Torbaları jandarmanın ring aracına fırlattım. Han kapısına son kez bakıp ring aracındaki tabuta oturdum. 3-4 sigara paketi boyutundaki telli pencereden dışarıya baktım, bomboş sararmış otlardan oluşan araziden başka bir şey yoktu. Ring aracı hareket edince elimi cebime attım. Toso Dayı’nın mektubunu çıkardım dişlerimi sıkarak, bir yandan da 5 no’ludaki pis suyun eseri yaraları kaşıyarak koparıyordum. Hapishane kampüsünün bozuk yollarında sallanan ring aracında katlanan mektubu açtım. “40 yıllık gayri meşru yaşantımda senelerimi verdiğim bu demir ve beton yığınları arasında çok insan tanıdım sandım, seni tanıyana kadar. Davanda, yürüdüğün yolda yolun hep açık olsun. Seni sana emanet ettim kardeşim.”
“Eyvallah dayı” deyip dudaklarımı ısırarak ayağa kalktım. Tellerin arkasındaki bina tanıdıktı, 9 nolu betonuna gelmiştik. Elimdeki mektuba çevirdim gözlerimi, Toso Dayı’nın kendisini çizdiği karikatüre baktım, “Allah kurtarsın dayı.”
Benim kızımın beyaz gömleğini kana buladın o acıtan kolların dibinden kopsun o kandıran dilin Lal olsun kızıma bakan gözlerin kör olsun senin annen de seni siyah ceset torbasında görsün lütfen yetkililere sesleniyorum bir an önce tutuklansın suçu sabit #YeşiminFailiTutuklansın
"Açık konuşmayı severim" diyor, ben de öyle!
"En doğal hakkımızı kullanacağız" diyor, bence de öyle!
"Almayın, okumayın. Biz de kendi kampanyamızı başlatıyoruz" diyor, mantıklı!
Haydi kampanyaya.
Haber kanalı görünümlü ödlekleri, amiral gemisi kılıklı parti bültenlerini izleme, izletme, okuma, okutma!
Akbelen'in failleri: İbrahim Çeçen ve Nihat Özdemir.
İhaleler, özelleştirmeler, hazine garantili projeler ve memleketin ağacının, toprağının talanıyla biriktirdikleri servetler...
"Her servetin altında bir suç yatar" der Balzac. Bugün halka karşı en büyük suçlarını işliyorlar.