Sınava 10.01'de gelip geç kaldığını görüp bina önünden ayrılan kişi geri gittiyse girebilecek mi?
10.30'dakiler neye göre alındı haber verildi mi? Çok soru işareti var komple iptale doğru gider. 🙋♂️
En önemli husus yaşadığımız dünyadan ebedi istirahatgâhımıza geçerken, sonsuzlukta yankılanacak tek şeyin hayatta iken onurumuz için verdiğimiz mücadele olduğunu bilmektir.
"Misafirliğe gelen 3 yaşında çocuk elindeki telefonu fırlattı ve televizyonumuz kırıldı.
Babası özür dilemek şöyle dursun bu kırdığı dördüncü telefon ikinci de televizyon diye pişkin pişkin güldü.
6 yaşındaki çocuk pazar tezgâhındaki dolmalık biberleri parmağıyla tek tek popit gibi deldi, pazarcı ardından ürünleri tek tek ayıklayıp kaldırmak zorunda kaldı ve annesi bir kere bile yapma demedi.
Evimize gelip tuvalete çocuğunun peşinden "özgüveni kırılır" diye gitmeyen anne sayesinde, çocuğun batırdığı banyoyu ben temizledim.
Elinde kıyır kıyır elmalı kurabiyeyle evin içinde dolaşan çocuk için "örtü sereyim de öyle yesin" dedim. Annesi "Oturup yemez ki" diyerek omuz silkti.
Komşu çocukları bahçe aydınlatmalarını kırıyor. Söyleyince, "Çocuğumdan daha kıymetli değil" karşılığını alıyorsun.
Sorun çocuklarda değil. Sorun, kitap okumayan, pedagojiden bihaber ama Instagram'da izlediği iki videoyla kendini "çocuk ruhundan anlayan ebeveyn" ilan eden yetişkinlerde.
Neymiş efendim, çocuk özgürmüş, keşfederken engellenmezmiş, hayır denmezmiş, yoksa özgüveni kırılırmış.
Peki hangi psikoloji, hangi din, hangi kültür, hangi örf bu vurdumduymazlığı meşrulaştırıyor?
Yeni bir akım ortaya çıkardılar: "sorunlu davranışları özgürlük sanan bir ebeveynlik"
Disipline "travma", sınır koymaya "baskı" adını verdiler bir de...
Çocuk merkezli olmak; her şeyi çocuğa bırakmak değil, onun iyiliği için sağlıklı sınırlar çizebilmektir.
Özgürlük; başkasının hakkını çiğnemek değil, saygı duyarak var olabilmektir.
Ebeveynlik; sadece sevmek değil, yön gösterebilmek ve sorumluluk vermektir.
Çocuklarımızı özgürleştiriyoruz sanırken, aslında onları ölçüsüzlüğe teslim ediyoruz.
Topluma, hayata, başkasının varlığına karşı duyarsız bireyler yetiştiriyoruz.
Ama unutmayın, çocuklar her zaman öğrenir. Ya sorumluluğu ya sorumsuzluğu...
Ve çoğu zaman derslerini öğretmenlerinden değil, ebeveynlerinden alırlar.
O yüzden mesele çocuk değil. Mesele aynaya bakmayı reddeden yetişkinlik."
Şeyma Çekici
İnternet hiçbir şeyi unutmaz diyorlar. Yanılıyorlar. Ona unutturmayı bilmeniz gerek.
Geçen gün birinin Google Takeout verilerini inceledik. 2001 yılından beri, tam 185 GB veri birikmiş. Konum geçmişinden yıllar önce sildiğini sandığı ses kayıtlarına kadar her şey orada.
İnternetteki varlığınız saatli bir bomba gibi beklemesin. "Dijital Ayak İzinizi" sıfırlamak sandığınızdan daha kolay. Bu bir amme hizmetidir. Kaydedin, uygulayın.
1. Büyük Veriyle Yüzleşin (Google Takeout)
Önce Google Takeout'a girin ve hakkınızda ne bildiklerini indirin. Gördüklerinize şaşıracaksınız. İyi haber şu: Google'a düzenli aralıklarla (3-6 ayda bir) mail atıp "Hakkımdaki verileri silin" deme hakkınız kanunen var. Buna "Hayır" diyemezler.
2. Dijital Mezarlığı Temizleyin
Yıllar önce açıp unuttuğunuz o forum üyelikleri, utanç verici eski tweetler... Hepsini bulmak için "JustDeleteMe" veya "AccountKiller" araçlarını kullanın.
Mailiniz bir yerlerden sızdı mı? "HaveIBeenPwned" üzerinden kontrol edin. Sızıntı varsa şifrenizi değil, dijital kimliğinizi değiştirme vakti gelmiştir.
3. Görsel Hafızayı Silin
Adınızı arattığınızda çıkanlar buzdağının görünen kısmı. "TinEye" veya Google Görseller ile yüzünüzü ters arama yapın. İstemediğiniz fotoğrafların olduğu sitelere içerik kaldırma formu gönderin. Üşenmeyin.
4. Veri Tüccarlarına (Data Broker) Dur Deyin
Spokeo veya Whitepages gibi siteler verilerinizi toplayıp satar. Bunlardan manuel olarak "opt-out" (sistemden çıkma) talebi oluşturun. Sizin veriniz üzerinden para kazanmalarına izin vermeyin.
5. Telefon Numarası Tuzağı
Numaranız sizi dijital dünyada "siz" yapan en güçlü koddur. Mümkün olan her yerden numaranızı kaldırın. SMS doğrulaması yerine uygulama tabanlı 2FA (Google Authenticator vb.) kullanın. Numaranızı vermeyin, ProtonMail gibi servislerle ikincil (alias) kimlikler oluşturun.
6. Araç Çantası (Setup)
Sıradan tarayıcıları bırakın.
• Tarayıcı: Brave veya Firefox.
• Arama: Startpage.
• Kalkan: uBlock Origin ve Privacy Badger eklentileri.
• Hafıza: Her yer için farklı şifre üreten Bitwarden.
Fotoğraflarınızın deepfake malzemesi, verilerinizin reklam ürünü olmasını istemiyorsanız "Dijital Hijyen" artık tercih değil, zorunluluktur.
Buna çapa deniyor, bu tekniğe klasik koşullanma (Pavlov etkisi) ve nörolinguistik programlama (NLP) alanlarında rastlıyoruz .
İnsan beyni, tekrar eden deneyimler arasında doğal olarak bağ kurar. Eğer bir duygu yoğun biçimde yaşanırken aynı anda bir uyaran devreye girerse, beyin bu iki unsuru eşleştirir. Bu eşleşme tekrarlandıkça kalıcı hâle gelir. Ancak çapa yaparken alışkanlığın tersine bilinçli bir zihin jimnastiği yaparız .
Burdaki uyaran bir müzik, bir kelime veya cümle , bir hareket (yumruk sıkma gibi) , bir nesne ya da bir kitap da olabilir. Sporda çok fazla kullanılır( servis öncesi topu aynı ritimde sektirmek gibi)
Yeni bir işe atılıyorum ve bu iş için telefonum ekran görüntüleri ile dolu. İnanılmaz bir fikir çöplüğüne dönmüş galerim🫨
Bunu da motivasyon için almışım😅
Her yıl bir kitap konuşulur. 📚
2016 - Orhan Pamuk, Kafamda Bir Tuhaflık
2017 - Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna
2018 - Zülfü Livaneli, Huzursuzluk
2019 - İlber Ortaylı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk
2020 - İlber Ortaylı, Bir Ömür Nasıl Yaşanır?
2021 - José Saramago, Körlük
2022 - Doğan Cüceloğlu, Var mısın?
2023 - Matt Haig, Gece Yarısı Kütüphanesi
2024 - James Clear, Atomik Alışkanlıklar
2025’in en çok konuşulan kitabı sizce hangisiydi?
Bayıldım bu söze;
Kültürlü olmak; çok kitap okumak, üniversiteler bitirmek, her yeri gezip görmek, kaliteli mekanlarda oturmak, farklı insanlar tanımak, entelektüel takılmak ya da aşırı sosyal yaşamak değildir. Kültür; edeptir, saygıdır, hâya'dır, haddini bilmektir, nerede nasıl davranacağını seçebilmektir, kalbi berrak tutabilmektir. İnsana değer vermek, özen göstermek, ona kıymetli olduğunu hissettirmektir.
E-Devlet’te milyoner yapacak bir ekran var.
(Hala bilmeyen var)
Bu ekranı doğru okuyan herkes gelecekte imara açılacak yerleri net bir şekilde görür
Kısa ve net yazıyorum 👇
HARFLER
K → Kentsel Sit
A → Arkeolojik Sit
Y → Köy Yerleşik Alan Sınırı
RENKLER
🟫 Kahverengi → Konut (imar var)
🟨 Sarı → Genişleme Alanı (imar buradan yürür)
⚪️ Beyaz noktalı → Tarım Arazisi
🟥 Kırmızı → Ticari / Merkez İş Alanı
⬛️ Siyah noktalı → Demiryolu
🟥 Kırmızı noktalı → Hızlı Tren
🟪 Mor → OSB
Peki bu ekranı nasıl okumalıyız?
Hangi renklerden tarla, arsa almalıyız...
Sonraki yazımda anlatacağım
#konut #arsa
Elmalılı Hamdi Yazır, (1878-1942) Atatürk'ün yazdırdığı Kur'ân Tefsirinin özsözünde kendini anlatıyor;
"Ben halis Anadolulu Öz Oğuz, Yazır Türkü'yüm. On beş yaşında İstanbul'a geldim. Ne Arabistan'a gittim ne Türkistan'a. Ne İran'ı gördüm ne Frengistan'ı. Öğrendiğimi bu vatanda öğrendim.
Yazır'ın Kayı, Kınık, Bayındır, Eymir, Avşar gibi büyük Oğuz kabilelerinden biri olduğunu da Divan-ı Lügati't-Türk’ten öğrendim. İran'da çıkan yünden, Avrupa'da bükülen ipten, Türk tezgâhında dokunan halıyı Türk malı tanıdım.
Bir binanın mimarisi Türk olmak için bütün kerestesi yerli olması lâzım değildir diye işittim. Afrika madenlerinden çıkmış altının üzerinde bir Türk sikkesi gördüğüm zaman ona Afrika'nın değil, bizim altınımız dedim. Ruhî-i Bağdadî'nin:
"Sanma ey hâce ki senden zer ü sîm isterler / Yevme lâ yenfeu’da kalb-i selîm isterler..."
(Ey hoca sanma ki senden altın ve gümüş isterler. Hiçbir şeyin fayda vermeyeceği günde tertemiz ve sapasağlam bir kalp isterler).
Sözünü duyduğum vakit bunu Türkçe'den başka bir lisanın edebiyatına kaydedemediğim gibi Türkçe'nin en güzel sözlerinden tanımakta tereddüt etmedim.."
Atatürk’e atılan iftiralardan biri de “ Atatürk döneminde Kur'ân yasaklandı “ yalanıdır.
Aksine Atatürk döneminde Kur'ân Türkçe'ye çevirilerek anlaşılması sağlanmıştır.
Ayrıca da Kur'ân’ın Türkçesi 9 cilt halinde halka ücretsiz dağıtıldı.
Kur’ân’da olmayanlar:
-Başörtüsü, türban, çarşaf, peçe.
-Kadına dayak.
-Kadın haklarının kısıtlanması.
-Kadınların çalıştırılmaması, yöneticilik yapamaması.
-Bir erkek şahit eşittir iki kadın şahitin günümüzde geçerli olması.
-Haremlik, selamlık.
-Hadisler, dinin hadislere dayandırılması.
-Mezhepler, tarikatlar.
-Halifelik, şeyhülislamlık, dini liderlik.
-Allah’la kul arasında aracı, ruhban sınıfı, hoca, hocaefendi, evliya, molla, şeyh, şıh gibilerinin olması.
-Dinî kıyafet.
-Türbe.
-Kâbe dışında kutsal mekan.
-Erkeklerin sünnet olması.
-Arapça ibadet zorunluluğu.
-Hafta tatili.
-Namazla ilgili 5 diye bir rakam.
-Bayram namazlarının farz oluşu.
-16 rekat Cuma namazı.
-Teravih.
-Namaz kılmayanın cezalandırılması.
-Namaz kılmayanın cehennemde azap çekeceği.
-Cuma namazı kılmayanın dinden çıkarılacağı.
-Kadınların cuma namazı kılmaması.
-Kâbe’ye dönülmeden kılınan namazın geçersiz olması.
-Kadın ve erkeğin birlikte namaz kılması.
-Namazın Allâh ile Peygamber arasında pazarlıklarla belirlendiği.
-İmâm, müezzin, vaizlerin kadrolu ve maaşlı olması.
-Yahudilerin lanetli olduğu.
-Ölülerin 7-40-52. geceleri.
-Mevlüt.
-Vekaletle ölüler yerine hacca gitmek.
-Dinî nikah ya da imam nikâhı denilen resmi olmayan kayıtsız nikâh.
-Çok eşliliğin bütün toplumlar ve zamanlar için geçerli olması.
-Cariyelik.
-Takı, heykel, resim, müzik yasakları.
-Mehdi, deccal.
-Alkolün içki dışında da haram olması.
-Adet halindeyken namaz kılanamayacağı.
-Adet halindeyken oruç tutulamayacağı.
-Abdestsiz Kur’ân okunamayacağı.
-Deniz mahsullerinin haram olması.
-Zemzemin şifalı olduğu.
-Kutlu doğum haftası.
-Ramazan ve Kurban Bayramları dışında dini günler ve kutlamalar.
İlâhiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk
“İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah’ım…” (Â’raf sûresi)
İstiklâl şairimiz, sûrenin 155. âyetine atıf yapıyor:
Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşer’de mi bîçârelerin yoksa felâhı!
Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun!
“Yandık!” diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!
#Hakkınsesleri #MehmedÂkifErsoy
Rahmet ve minnetle…