@HayatiSir Bu konuda hemfikiriz.insanların tepkilerini,mantığını,sorgulama yeteneğini,...bertaraf etmek için uzun yıllardır türlü yollarla uğraş verdiler.ortaya çıkan manzara da bu.ama "henüz" azınlık olsa da,aklını teslim etmemiş insanlar da var.umut sebebi
@HayatiSir AI hayranı ya da savunucusu değilim,tehlikenin de farkındayım.yıllardır araştırıp okuyorum.demek istediğim şu:paylaşımınız,failleri aklayıp,tek başına AI suçlu der gibi olmuş.
@HayatiSir 1-Tüm bunları AI servis ediyor diye düşünürsek, ona teşekkür etmeliyiz. 2-servis edilmediği sürece bu olayların varlığı problem değil miydi? 3-gündemin failleri ve ortakçıları asıl şeytanlardır.bu durumda olayları servis eden AI için şeytana hizmet ediyor diyemeyiz
@royalhighnesshz 6 şubattan 2023'ten beri bunu söylüyorum,anlam veremiyorlar: biz o sabah neşemizi kaybettik, hiçbir şey de geri gelmesini sağlamıyor 😔
@akasatwinflame Yıllar var ki yoldayım,belki de yolun kendisi https://t.co/KJqpmGQDB6 acı verici taraflarına rağmen bundan keyif alıyorum.ama henüz bilinçaltımın en derinine inemedim.belki de odağım yanlıştır,gönlümün en derinine inmem gerekiyordur.
@akasatwinflame İbadet ve diğerlerine benzemeyle ilgili iki madde dışında kendimi gördüm. Kendimde hissettiğim şey eksiklik değil, yanlışlık değil. Henüz keşfedemediğim bilinçaltı kayıtlarımı farkedip dönüştürmem gerekiyor,derinden hissediyorum bunu.
Vaka: "Kişilik Bozukluğu mu, Mülksüzleştirilme Dehşeti mi?"
Danışan: 33 yaşında, özel bir hastanede sözleşmeli hemşire veya taşeron sağlık emekçisi.
Klinik Teşhis: Borderline (Sınır) Kişilik Bozukluğu ve Bipolar Manik Atak.
Semptomlar: Aniden yükselen öfke patlamaları, terk edilme korkusu, çabuk değişen duygudurum, dürtüsel harcamalar ve derin bir içsel boşluk hissi.
Klinik Yanılgı: Terapist, erken çocukluk dönemi bağlanma yaralarına ve terk edilme şemalarına" odaklanır. Danışana Diyalektik Davranış Terapisi (DBT) teknikleriyle duygusal regülasyon ödevleri verir öfke anında buz tutmasını, nefesine odaklanmasını ve dürtüsel eylemlerini ertelemesini tembihler.
Oysa sınıfsal gerçeklik şudur:
Terk Edilme Korkusu mu, Güvencesizlik Dehşeti mi? Tıbbın "terk edilme aşırı duyarlılığı" dediği şey tek bir idari kararla patronun iki dudağı arasından çıkacak bir sözle işsiz kalabileceğini, kirasını ödeyemeyip sokağa atılabileceğini bilen bir mülksüzün tarihsel hafızasıdır. Danışan hayali bir anne-baba terk edişinden değil arkasında duran hiçbir devlet korumasının, sosyal güvencenin ve birikmiş sermayenin olmadığı o kurumsal ve sınıfsal sahipsizlikten korkmaktadır. Sistem, onu her an sistemin dışına atmakla tehdit etmektedir.
Öfke Patlaması mı, Sınıfsal Hiddetin Bastırılamaması mı? 12 saatlik ağır nöbetlerin, mobbing uygulayan hekimlerin ve asgari ücrete mahkum edilen emeğin yarattığı gerilim bir noktada taşmak zorundadır. Terapistin kontrolsüz öfke dediği şey, insanın haysiyetine yapılan systematically tecavüze karşı ruhun verdiği en sağlıklı en meşru savunma refleksidir. Bu öfkeyi buz tutarak ya da nefes alarak soğutmak köleyi kırbaçlanırken ses çıkarmayacak kadar uysallaştırmaktır.
Dürtüsel Harcama ve İçsel Boşluk mu, Tüketim Tuzağında Nefes Alma Çabası mı? Haftada 60 saat çalışan bir insanın cebinde kalan üç kuruşla kontrolsüzce bir şeyler satın alması ya da anlık hazların peşine düşmesi bir dürtü denetim bozukluğu değil çalınan hayatın yerine ikame edilen sahte bir özgürlük simülasyonudur. Yaşam alanı tecrit edilmiş geleceği elinden alınmış insan, tıkıldığı o varoluşsal boşluğu tüketim nesneleriyle doldurmaya çalışır. Bu bir kişilik arızası değilde yabancılaşmanın doruk noktasıdır.
Psikiyatri, güvencesizliğin ve sınıfsal köleliğin yarattığı haklı isyanı "kişilik bozukluğu" sanıyor. Oysa kadının ihtiyacı öfkesini bastıracak yalnızca terapi seansları değil insanca çalışma saatleri, iş güvencesi, kreş hakkı ve örgütlü bir mücadeledir.
Estetik günah değildir, delil getirdikleri "biz insanı en güzel kıvamda yarattık" ayeti bedeni de kapsar ama yalnızca fiziğimizle ilgili değildir...
Öyle olsa engelli insanlar ya da yamuk burunlular doğmaz, insanlar yaşlanıp yamulmazdı.
E Allah eksik iş yapmaz!
Bu kıvam insanın manevi donanımına işarettir.
Sonraki ayette de "onu aşağıların en aşağısına çevirdik" diyerek insanın manevi donanımına işaret etmiştir...
İbadetlerin şekli vardır, iyidir; ama şekilcilikten ibaret değildir.
Ruhunu öldürüp bedeni kutsuyoruz. İbadeti şekle hapsediyoruz.
Abdestte şuraya su kaçtı mı,
Namazda otururken parmak kalktı mı,
Şu duayı şu sıraya göre okudu mu,
Şunu yapmayı unuttu mu?!.
Bu arada kaşından bir kıl alan kadına Allah lanet eder diye hadis uydurmuşlar.
Kaş alana
Saç ekene
Solla yiyene günah da
Din uydurana,
Din satana,
Dinden soğutanlara mübah mı?!
@sedefology Ülke ekonomisi, mekanı boş olan o esnafın beyaz yakalıları söğüşlemesine bağlıysa demek 😏😏😏... Ya da şöyle desek: beyaz yakalılar (genelde tüm halk) o esnafın kendisine ne yaptığını geç farketti.
@surrealistnot Alice'i birçok kişi anlattı ama ilk defa bu kadar net ve kuantumla birebir örtüşen bir anlatım okudum. İlk defa okurken heyecanlandım ve aslında "sistemden beri" olduğumu hissettim. Teşekkürler 👏🏻👏🏻👏🏻
@egekrhty@mesutozbilir En iyi olduğumuzun unutturulduğu dönemlerdi.şimdi hatırlamaya başladık.yolun sonunda elbette "biz" olunmalı.ama bireysellik öğrenilmeden ortaya çıkan "biz", niteliksiz bir yığından https://t.co/QIG9EvQKG8 yazık ki süregelen düzen içinde "ben"den "biz"e geçiş sancılı
@mesutozbilir Çelişki sebebiyle mutsuz olması, "kadınlar eskiden mutluydu" argğmanını desteklemez.aksine,varlığını ortaya koyup birey olmayı öğrenirken,yoksun kaldığı sosyal desteği gösterir
@mesutozbilir Şimdi hem bu ortamlar kalmadı hem de artık kadınlar "ben varım" demeyi öğrendi. Dolayısıyla geleneksel kadınlık dayatmasından çıkarken, kendisini destekleyecek ortamı da bulamıyor artık +
Bu 33 cümle, bilince saplanan iğne batmaları gibidir.
Kısa.
Acımasız.
Kaçınılmaz.
Her biri isabet eder.
Bazıları acıtır.
Hepsi daha bilinçli yapar.
Yavaşça oku.
Ve bir kez daha oku.
Çünkü bunu gerçekten anlayan, farklı yaşar.
Bunları çok geç olmadan anlaman lazım!!!!
1. Sürekli “Evet” diyen, ruhunu kaybeder.
2. Sınırlar egoistlik değil, hayatta kalma stratejisidir.
3. Konfor, potansiyelinin sessiz katilidir.
4. İnsanlar sana erken gerçek yüzlerini gösterir, ilk seferinde inan.
5. Başarı her zaman disiplinden sonra gelir, asla önce değil.
6. Sana acı veren, tam olarak neyi bırakman gerektiğini gösterir.
7. Değerin başkaları tarafından pazarlık konusu edilmez.
8. Zaman, burada asla geri satın alamayacağın tek şeydir.
9. Sahte arkadaşlar, açık düşmanlardan daha pahalıya mal olur.
10. Yükseliş yolu neredeyse her zaman yalnızdır.
11. Acı, karakterinin heykeltıraşıdır.
12. Her şeyi açıklayan, genellikle söyleyecek değerli bir şeyi yoktur.
13. Enerjin gerçek sermayendir, onu profesyonel gibi yatır.
14. Net bir ret, sana yıllarca sessiz kanamayı kurtarır.
15. Özsaygı, kimsenin delmediği görünmez zırhtır.
16. Hayat seni en zayıf olduğun anda test eder.
17. Sessizlik, aptallığa karşı en güçlü silahtır.
18. En büyük hataların, en pahalı ama en iyi öğretmenlerindir.
19. Bekleyen, her zaman sadece artıkları alır.
20. Karakterin kaderindir, burcun değil.
21. Kıskançlık, başkaları zenginleşirken seni fakirleştiren hırsızdır.
22. En iyi insanlar seni zorlar, en kötüler seni küçük tutar.
23. İyileşme, yalanı korumayı bıraktığında başlar.
24. Değişim eski bağları bedel olarak alır ve tam olarak bu kazançtır.
25. Cesaret, korku artı yine de harekete geçme kararıdır.
26. Potansiyelin sınırsız, bahanelerin değil.
27. Saygı her gün yeniden kazanılır, hediye edilmez.
28. Evren, net niyetleri ve acımasız kararlılığı ödüllendirir.
29. Çok fazla konuşan, çok fazla ifşa eder ve çok fazla kaybeder.
30. Alışkanlıkların, geleceğinin görünmez mimarlarıdır.
31. Yalnızlık, gerçekten sana ait olanı gösteren filtredir.
32. Gerçek başarı, bir gün kendine varmaktır.
33. Bunu şimdi anla, yoksa sonra faiziyle bedelini öde.
@M_Altun1453@dmmiletisim Bunca tepkinin hız sınırı ve kırmızı ışık için olduğunu mu sanıyorsunuz?tabelada net olarak belliyse ve makul sınır varsa limiti aşana ceza yazılsın,kırmızı ışıkta geçene elbette yazılsın.bunlara itiraz eden bir yorum okudunuz mu?algınızı açın biraz artık ya