Yureğim yangın yeri sen demi göçüp gittin
Ahh be çocuk ahhh yaktin yiktin mahvettin
Vefaliydin gökçek yüzlü yiğidim
Son gecende de geldin rüyada sarilip gittin
Dünya havadır hava
Avcıyken dönersin ava
Vezirken rezil olursun
Güvenme devr-i devrana
Azan bulur belasını
Felek şeker cilasını
Eden ettiğiyle kalmaz
Düşman okur selasını
Hakkın şaşmaz hak hukuku
Saplanır adalet oku
Güvenme şah sultanlığa
Varlıkta görürsün yoku
Azan bulur belasını
Felek şeker cilasını
Eden ettiğiyle kalmaz
Düşman okur selasını
Dünya havadır hava
Avcıyken dönersin ava
Vezirken rezil olursun
Güvenme devr-i devrana
❗ DİKKAT DİKKAT ❗
Eşim yanlışlıkla içinde 8 adet enerji tasarruflu ampul bulunan kutuyu yere düşürdü. Ampuller tuzla buz oldu, cam parçaları her yere saçıldı.
Ben ise büyük bir düşüncesizlikle, aceleyle büyük parçaları çıplak elle toplayıp çöpe attım ve ardından elektrik süpürgesiyle küçük kırıkları temizledim. Sorunun çözüldüğünü sandım…
Ancak birkaç saat sonra nefes almakta zorlanmaya başladım. Anafilaktik şok belirtileri yaşıyordum. Geç de olsa anladım ki ampullerde bulunan gaz hâlindeki cıvayı solumuş, solunum sistemimi ciddi şekilde tehlikeye atmıştım.
Hızla en yakın hastanenin acil servisine gittik. Giriş işlemlerinin ardından acil doktoru geldi. Beni baştan aşağı süzdükten sonra, neler olduğunu anlatmama fırsat vermeden “Eşinizle kavga mı ettiniz?” diye sordu.
Yükselen tansiyonum, solunum güçlüğüm ve eşimin yaşadığı panik, maalesef yanlış bir değerlendirmeye yol açtı:
“Anksiyete atağı geçiriyor, sakinleştirici verin.”
Tam bilincimi kaybetmek üzereyken eşimin bağırdığını duydum:
“Zehirlendi! Nefes alamıyor, dudakları ve tırnakları morardı. Ölüyor, ne anksiyetesi?”
Gerisini hatırlamıyorum…
Gözümü açtığımda etrafımda hekimler ve hemşireler vardı, yüzümde oksijen maskesi bulunuyordu. Nihayet doğru teşhis konulmuştu: Kırılan ampullerden yayılan zehirli gazı soluyarak zehirlenmiştim.
En yaşlı hekim elimi tutarak şunları söyledi:
Enerji tasarruflu ampuller ciddi sağlık riskleri oluşturabilir:
1️⃣ Kırıldığında çıplak elle dokunmayın.
2️⃣ Hemen pencereleri açarak ortamı havalandırın.
3️⃣ Havalandırmadan önce ve sonrasında elektrik süpürgesi kullanmayın. Cam kırıklarını fırça ve faraşla toplayın.
Hayat kurtarabilecek bu bilgiyi sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Yüksek Alüminyum İçerikli Aşıları İfşaa Eden
Brandy Vaughn Son Konuşması
Merck in Ürettiği
*Çocukluk Aşıları
*K Vitamini
*Hepatit B gibi Aşıların
Gerçeklerini Söyledikten Sonra ANİDEN ÖLDÜ
Sivas’ta Devrim Yapan Hoca Hedefte: Çekmeden Kurtardığı Dişler Rahatsız Etti
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Hubbezoğlu, diş hekimliğinde ezber bozan bir yöntemle implantı son çare olmaktan çıkarıyor.
Sağlam diş köklerini Cam Fiber Post ve Direkt Kompozit Lamina yöntemiyle kurtaran Hubbezoğlu, dişleri çekmeden, kesmeden ve anestezi uygulamadan yalnızca birkaç seansta hastaları sağlığına kavuşturuyor.
İmplantın bazı hastalarda enfeksiyon, uyumsuzluk ve kırılmalara yol açtığını vurgulayan Prof. Dr. Hubbezoğlu, “Yeter ki kök olsun, Allah’ın yarattığı yapıyı koruyalım” diyerek doğal diş dokusunu esas alan bir yaklaşım sergiliyor.
Deprem sonrası fiberle güçlendirilen binalardan ilham alarak geliştirdiği bu yöntemle bugüne kadar 280 cam fiber post vakasında tek bir kırık bile yaşanmadı, binlerce hasta ise dişlerini kaybetmeden tedavi edildi.
Ancak diş çekip implant yapan alışılmış sistemin dışına çıkan bu yaklaşım, ne yazık ki bazı çevrelerin tepkisini çekiyor.
Çekilmesi planlanan dişleri kurtardığı için hedef haline getirilen Prof. Dr. Hubbezoğlu, Sivas’ta değeri yeterince bilinmeyen isimler arasına bir kez daha ekleniyor.
Oysa Almanya’dan dahi çare bulamayıp Sivas’a gelen hastalar, birkaç gün içinde sağlıklı ve estetik bir gülüşe kavuşuyor.
Bilimin, emeğin ve vicdanın yanında duran bu çalışmanın desteklenmesi gerekirken kösteklenmesi düşündürücü.
Sivas bir değerini daha kaybetmeden, bu başarıya sahip çıkmalıdır.
Sensiz 1454. gün Sevgilim....
Sevgili eşim
@DursunKbraDemi1
Tutukluluğunun 1454.
günü ve Hasta,
İkisi prenses 10 ve 13 yaşlarında 4 çocuklu bir anne ve bir ev hanımı.
Serbest bırakın!
Kemik suyunun üzerindeki yağı dökenler…
Size kötü bir haberim var.
Sorun o yağ değil.
Sorun size 50+ yıldır anlatılan masal.
Kemik suyunun üzerindeki yağ hayvansal yağdır.
Biyokimyadaki adı belli: doymuş yağ.
Ve evet, açık söylüyorum:
“Doymuş yağ kalp damarını tıkar” iddiasının arkasında sağlam bir bilim yoktur.
Bu hikâye 1950’lerde parlatıldı.
Neden mi?
Çünkü aynı yıllarda rafine bitkisel yağ endüstrisi patladı.
O güne kadar (zeytinyağı hariç):
• Ayçiçek yağı yoktu
• Mısır yağı yoktu
• Soya yağı yoktu
• Kanola zaten yoktu
Bunlar tohum yağları olarak bilinir.
Mutfakta değillerdi.
Sanayideydiler.
Makine yağıydılar, sabun hammaddesiydiler.
Ne zaman rafine edildiler?
Ne zaman pazarlanacak hale geldiler?
İşte ondan sonra “kalp dostu” oldular.
1970’ler: Büyük Yalanın Resmileşmesi
• Ancel Keys sahneye çıktı
• “Diyet–kalp” hipotezi politikaya girdi
• Doymuş yağ düşman ilan edildi
• Bitkisel yağlar kutsandı
Kanola mı?
Adı bile değiştirildi.
Rapeseed satılmadı, “canola” satıldı.
1980–2000:
“Kolesterol içermez”, “kalp dostu” etiketleriyle bu yağlar sadece mutfağa girmedi.
Kardiyoloji Derneklerine, kongrelere, sponsorluğa da girdi.
Bir dönem bazı kardiyoloji çevrelerinde margarin sponsorluğu almak “normal” sayıldı.
Mesela Türk Kardiyoloji derneği. Bildiğin margarin firmasından sponsorluk aldı. Google’a sorun isterseniz.
“Kalp sağlığınız için şu marka bitkisel yağ” denildi.
Şuursuzluk seviyesi bu.
Sonuç?
Fast-food’un, paketli gıdanın, endüstriyel mutfağın ana yağı oldular.
Ve sonra ne oldu?
👉 1970’lerden sonra insanlık kronik hastalıklar çağına girdi.
Bugün:
• Her evde tansiyon hastası var
• Diyabet normalleşti
• Kanser sıradanlaştı
• Kalp hastalığı “kader” gibi anlatılıyor
Buzdolapları dolu.
Ama ila��larla dolu.
Ama SGK’nın kasası boş.
Neden?
İlaca&hastalığa para yetmiyor da ondan.
Ve siz hâlâ:
“Kemik suyunun üzerindeki yağı dökeyim mi?” diye soruyorsunuz.
Yanlış soru.
👉 Asıl soru şu: Bu hale nasıl geldik?
Sensiz 1450. gün Sevgilim....
Sevgili eşim
@DursunKbraDemi1
Tutukluluğunun 1450.
günü ve Hasta,
İkisi prenses 10 ve 13 yaşlarında 4 çocuklu bir anne ve bir ev hanımı.
Serbest bırakın!
Sensiz 1447. gün Sevgilim....
Sevgili eşim
@DursunKbraDemi1
Tutukluluğunun 1447.
günü ve Hasta,
İkisi prenses 10 ve 13 yaşlarında 4 çocuklu bir anne ve bir ev hanımı.
Serbest bırakın!