@TCAytunCiray@mrttrnc@herkesicinCHP Camide mevlit okuma fikri pek iyi bir fikir değil. Kendisini müslüman olarak tanımlayanlar, dinin siyasete alet edildiği böyle siyasi şovlardan hoşlanmazlar. Kopyaları da sevmezler. Üstelik doğaçlama olmadığını, oturup planlanmış olduğunu öğrendiğimiz şu an daha beter soğuduk.
@gurseltekin34 Laflara bak:"hiçbir makam bu kuralların üzerinde değildir" peh peh! "CHP hiçkimsenin kişisel hesabını aracı değildir" vaaayy!! K.K.'nın veya G.T.'in hüçbir kişisel hesabı yok yani.Onlar gökten zembille indirildiler,bu vatana ve millete hizmet edecekler ve sonra göğe yükselecekler
Küba'dan bir çığlık yükseliyor !
DÜNYAYA AÇIK BİR MEKTUP: Küba'dan bir kadın, kimsenin görmek istemediği suçu ifşa ediyor.
--- Tüm insanlığa, dünya annelerine, Sınır Tanımayan Doktorlar'a, dürüst gazetecilere ve hâlâ adalete inanan hükümetlere sesleniyorum:
İsmim, milyonlarca diğer insanınkiyle aynı. Ünlü bir soyadım ya da yüksek bir makamım yok. Ben sıradan bir Kübalı kadınım. Bir evlat, bir kız kardeş, bir vatanseverim. Ve bunları paramparça olmuş bir ruhla, titreyen ellerle yazıyorum; çünkü halkımın bugün yaşadığı şey bir kriz değil. Bu, Washington tarafından soğukkanlılıkla gerçekleştirilen, yavaş ve hesaplanmış bir cinayet.
Ve dünya başka yöne bakıyor.
👵 BÜYÜKANNEM VE BÜYÜKBABAM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yaşlı insanların vaktinden önce ölmesini ifşa ediyorum; çünkü abluka, kalp rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve diyabet ilaçlarının ülkeye girişini engelliyor. Mesele kaynak yetersizliği değil. Bu, kasıtlı bir yasak. Küba'ya satış yapmak isteyen şirketler para cezasına çarptırılıyor, baskı görüyor ve tehdit ediliyor. Kendi hükümetleri ise sessiz kalıyor. Ve bu sırada, Kübalı bir büyükbaba göğsünü tutarak bekliyor. Ölüm uyarı yapmaz; ama abluka yapar.
---
👶 ÇOCUKLARIM İÇİN SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Küba'da yakıt yetersizliği nedeniyle kuvözlerin kapatılmak zorunda kalmasını ifşa ediyorum. Amerika Birleşik Devletleri hükümeti hangi ülkelerin bize petrol satıp hangilerinin satamayacağına karar verirken, yenidoğan bebeklerin hayatta kalma mücadelesi vermesini... Washington'daki bir ofiste imzalanan bir emrin, kıyılarından sadece 90 mil ötedeki bir çocuğun feryadından daha önemli görülmesi yüzünden çocuklarının hayatının tehlikeye girdiğini gören Kübalı annelerin varlığını...
Uluslararası toplum nerede? Çocuk haklarını bu denli hararetle savunan örgütler nerede? Yoksa Kübalı çocuklar yaşamayı hak etmiyor mu?
🍽️ KASITLI AÇLIĞA KARŞI SESİMİ YÜKSELTİYORUM:
Ablukanın, kurgulanmış bir açlık yaratma girişimi olduğunu ifşa ediyorum. Gıda, sebepsiz yere ortadan kaybolmuş değil. Gerçek şu ki, onu satın almamız engelleniyor. Gıda taşıyan gemiler taciz ediliyor. Banka işlemleri engelleniyor. Bize tahıl, tavuk ve süt satan şirketlere yaptırım uygulanıyor.
Küba'daki açlık bir tesadüf değil. Bu, ABD hükümetinin bir devlet politikasıdır; 60 yıl boyunca geliştirilmiş, her yönetim tarafından güncellenmiş, Donald Trump tarafından şiddetlendirilmiş ve Marco Rubio tarafından acımasızca uygulanmıştır.
Buna "ekonomik baskı" diyorlar. Bense buna açlığa mahkûm etme terörü diyorum.
ÜLKEMİN DOKTORLARI İÇİN BİR ÇAĞRI:
Tüm dünya çökerken pandemi sırasında hayat kurtaran doktorlarımızın bugün şırınga, anestezi ve röntgen ekipmanından yoksun bırakılmasını kınıyorum. Bunları nasıl üreteceğimizi bilmediğimiz için değil; yetenekten yoksun olduğumuz için de değil. Aksine, abluka yüzünden malzeme, yedek parça ve teknolojiye erişimimiz engellendiği için.
Bilim insanlarımız beş COVID-19 aşısı geliştirdi. Beş tane. Kimsenin yardımı olmadan. Tüm zorluklara rağmen. Ablukaya ve yalanlara rağmen. Yine de imparatorluk, bunu başardığımız için bizi cezalandırıyor.
🌍 DÜNYAYA SESLENİYORUM:
Küba sadaka dilenmiyor.
Küba asker istemiyor.
Küba sevginizi istemiyor.
Küba adalet istiyor. Ne fazlasını, ne de azını.
Halkımın çektiği acıları normalleştirmeyi bırakmanızı istiyorum.
Ablukayı gerçek adıyla, yani İNSANLIĞA KARŞI BİR SUÇ olarak adlandırmanızı istiyorum.
Biz boğulurken "diyalog" ve "demokrasi" masallarıyla kandırılmamanızı istiyorum.
Hayırseverlik istemiyoruz. Sadece yaşamamıza izin verilmesini istiyoruz.
Sessiz kalarak buna ortak olan hükümetlere:
Tarih sizden hesap soracak.
Yalan söyleyen medyaya:
Gerçek her zaman bir yolunu bulup ortaya çıkar.
Yaptırımlara imza atan cellatlara:
Küba halkı unutmaz ve affetmez.
Kalbinde hâlâ insanlık taşıyanlara:
Küba'ya bakın. Ona neler yapıldığına bakın. Ve kendinize sorun: Tarihin hangi tarafında yer almak istiyorum?
---
Bu küçük adadan, devasa bir halkın içinden; pes etmeyi reddeden sıradan bir Kübalı kadından...
Ikay Romay
Eğer bu yazı içinizde derin bir his uyandırdıysa, paylaşın.
İster 10 arkadaşınız olsun ister 10.000 takipçiniz; fark etmez.
Profilinizin herkese açık ya da gizli olması; fark etmez.
Normalde hiç paylaşım yapmıyor olmanız; fark etmez.
Ama bu farklı.
Bu, bir gün batımı fotoğrafı değil.
Bu, bir dedikodu değil.
Bu, sadece bir fikir beyanı değil.
Bu bir HAYKIRIŞ. Ve haykırışlar kendine saklanmaz. Onlar DUYULUR. Onlar TEKRARLANIR. Onlar KOCAMAN BİR KALABALIĞA DÖNÜŞÜR.
Bugün sizden bir "beğeni" istemiyorum.
Sizden, başparmaklarınızı sadece ekranda gezinmekten çok daha büyük bir amaç için kullanmanızı istiyorum.
PAYLAŞIN.
Ki dünya, Küba'da yaşananların sadece bir kriz olmadığını bilsin.
Bu bir SUÇ.
Ki başka ülkelerdeki anneler bilsin; burada çocuklar, abluka yüzünden elektriği kesilen kuvözlerde hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Ki başka diyarlardaki büyükanneler ve büyükbabalar bilsin; burada yaşlılar, Washington'ın ülkeye girişine izin vermediği ilaçları beklerken can veriyor.
Ki bu duruma ortak olan hükümetler utanç duysun.
Ki yalan haber yayan medya organlarının saklanacak yeri kalmasın.
Ki sorumlular, SESSİZ KALMAYACAĞIMIZI bilsin.
Bu mesajı paylaşan tek bir kişi dünyayı değiştirmez.
Ama binlercesi, milyonlarcası—işte onlar değiştirir.
Yıldırım Bayezid hiç yenilmemişti. Niğbolu'da bütün Avrupa'nın Haçlı ordusunu bir günde dağıtmış, İstanbul'un surları altına ordu dikmiş, şehri düşmesine bir nefes kadar yaklaştırmıştı. Sonra bir öğleden sonra Çubuk Ovası'na girdi ve devletini neredeyse kaybederek çıktı. Onu yenen bir kılıç değildi. Bir kuru dereydi.
Timur savaşı silahla değil akılla kazandı. Ankara'nın önünde Bayezid'in kendi kazdığı kuyulara yerleşti, Çubuk deresini çevirdi, ovayı kuruttu. Bayezid'in ordusu kavurucu sıcakta susuz savaşa girdi, karşısında ise gölgede dinlenmiş, suyunu içmiş bir ordu vardı. Sonra asıl darbe geldi: yutulan beyliklerin sancakları düşman saflarında açılınca, Bayezid'in Anadolu sipahileri kendi eski beylerinin rengini gördü ve savaşın tam ortasında atlarını çevirdi. Ordu içeriden çözüldü.
Ve o dağılmanın içinde Yıldırım'ın yanından ayrılmayan tek büyük birlik, bir Sırp'ındı. Babasını Kosova'da Osmanlı'ya kaptırmış olan Stefan Lazariç, kendi kanından olanlar dönerken kalan tek kişiydi. Bu uzun yayında Sivas'ın kıvılcımından esaret efsanesine, o meşhur demir kafesin gerçeğinden Fetret Devri'ne, İstanbul'un fethinin nasıl elli bir yıl ertelendiğine kadar bütün hikâyeyi tek omurgada anlatıyoruz. Kapanışta üç soruyla bitiriyoruz: Yıldırım Ankara'yı neden kaybetti.
Bir devlet dışarıdan yıkılamadı; en zayıf anında kendi içinden toparlandı. İki dev de aynı bedeli ödedi: kazanan da, kaybeden de sonunda kendi evlatlarının elinde dağıldı.
📻 Radyo tiyatrosu formatında tarihsel anlatım. Börü TV, Tarih Parodi Radyosu.
@ercanfaras Kusura bakmayın ama ben daha önce hiç bu kadar saçma bi örnek okumamıştım. Sonunda bir yere varır diye okudum ama bitince ne okudum ya ben dedim. Hayatımdan beş dakika boşa gitti.
@SunayAkin Her işte bir hayır var. Suçluysa hapse girsin cezasını çeksin. Allah vergisi bir sesi ve unutulmaz şarkıları var. Belki bakarsınız yüzyıllarca söylenecek eserler ortaya çıkarır, Elfida'nın hatrına arınır affedilir, nasip.. İyiler ölebilir, iyiliğin ölmemesini dileriz.
@haber4621 1. taşınmamda 6 kişi geldiler öğlen 3'ü ortadan kayboldu, işin yarısını abimle beraber yaptık. 2. taşınmamda eşyamı çaldılar, fark ettik geri getirttik, üçüncü taşınmamda anlaştığım fiyatın üzerinde ödedim. Dördüncü kez yer değiştirirsem eşyamı evde bırakıp kaçmak istiyorum.
@ajansmuhbir1923 Evlendin ve ertesi gün öldün diyelim. Adam ne yapecek? Zulüm değil mi bu? Bi de böyle şeyleri aklınıza getirip dillendirmeyin, gerçek olur, kalırsınız öyle. Öte yandan Türk milleti böyle şeylere çare bulmayı bilir, bi dümen çevirir kitabına uydurur, yapacağını yapar,takma kafana
@durbunhaber Pandemide bi endüstri mühendisi tivit atmıştı: "ya arkadaşlar, sizin işiniz belli, biriniz makine biriniz inşaat mühendisi, biriniz felan filancı. Ben de işsiz kaldım ama hangi sektörde işsiz kaldığımı bilmiyorum, biz ne yapalım?" Bu arkadaşınki de öyle bi mesaj olmuş. inş bulur
@mtgundogan Beni de elin uzakdoğulusu takibe alıyor periyodik olarak. Pek anlam veremiyorum ama ya izlemek için ya da küsüp gitmeyeyim, görünürlüğüm artsın diye olabilir.
@TCAytunCiray İnsan yaşlandıkça muhafazakârlaşıyor demek ki. Hep bi eskiyi özleme, muhafaza etme arzusu ve dürtüsü. Değişim Allah'ın kanunudur. Her şey değişir ve her şey ölüme mahkumdur. Atatürk de öldü, partisi de son bulabilir. Hiçbir şeyi putlaştırmayın. Fikirler ölmez,devr olur, gelişir
@ersoydede Sene 2500, hatıralarda Türkiye: Akdeniz akşamları bir başka oluyordu.Hele bir de aylardan temmuz ise bambaşka.İzmir'in dağlarında karşılıksız çekler açıyordu.İyilik yapanlar; "beni farketme sakın,omuzumda iz bırakma,borcum dünyaya yakın" diyordu.Parayı yollarda buluyorlardı..