@lyphroxetamine@antifaaltay@GalaxyA7232299@proletkult3169 Çinin ne şartlarda kurulduğunu biliyon mu artesenuri cumaskimi... Halk paramparca afyon bağımlısı, kıyılar japon ingiliz portekiz emperyalizmiyle talan edilmiş, millet birbirini kemiriyor. Mao bu dönemde cıkıp bağımsızlık savaşı veriyor. Sonrasında ciddi atılım sağlıyor çin
Buradan bir çıkış yolu yok… Laiklik ve demokratik bir Cumhuriyet için mücadele, mutlaka bu rejime ve onun eteklerindeki her tür gerici odağa karşı bir mücadele olmak zorundadır.
Yeni sayımız çıktı #YOL
İktidar, Terörsüz Türkiye süreciyle muhalefeti parçalayarak tükenen ömrünü uzatmaya çalışıyor.
Tüm ezilenler geleceğimiz için birlik ve
dayanışma içinde mücadeleyi büyütmek zorundayız.
Yoksa, kurtuluş yok tek başına...
🔗 https://t.co/oaXSizdGXW
Silivri'den herkese selamlar.
Bildiğiniz üzere, 5 Temmuz’da Türkiye genelinde gerçekleşen bir polis operasyonunda yüzden fazla arkadaşımızla gözaltına alınıp 8 Temmuz’da tutuklandık. Bizden öncekileri de ekleyince, şu an Türkiye'nin dört bir yanındaki hapishanelerde Devrimci Gençlik Dernekleri'ne yönelik operasyonlar sebebiyle tutuklu bulunan 50 kişiyiz.
NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmamız tesadüf değildi. Bizden önce de NATO sebebiyle yüzlerce insan tutuklanmış; AKP iktidarı emperyalizme karşı güçlü bir tepki ortaya çıkmasın diye elinden geleni yapmıştı. Fakat derneğimize yönelik özel bir durumun da altını çizmek gerekiyor. 19 Mart 2025 tarihinden itibaren yoğun baskılara maruz kalmaya başladık. Devrimci Gençlik Dernekleri özellikle son bir yıl içinde gençlik arasında kitleselleştikçe ve örgütlendiği oranda gençliği AKP karşısında bir muhalefet gücü haline getirdikçe iktidarın gözünde "rahatsız edici" bir konuma geldi. NATO Zirvesi ise iktidar açısından bizlere bir “mesaj” verme vesilesi yapıldı ve bu operasyonlar gerçekleşti. Bunlar işin siyasi boyutu, yani gerçek nedeni.
İşin “hukuki” boyutuna, yani yalanların başladığı kısma gelirsek; bize yöneltilen suçlama alışıldık "örgüt üyeliği" iddiası. Biliyorsunuz, Türkiye’de yürütülen siyasi operasyonlar genellikle "terör örgütü" suçlamasına dayanıyor. Bu iddiayı desteklemek için ortaya konan sözde deliller de suçlamalar kadar absürt oluyor. Bizim dosyamızda da basın açıklamaları, eylemler ve Devrimci Gençlik Dernekleri'nin etkinlikleri alt alta "terör faaliyeti" olarak sıralanmış. Örneğin, geçtiğimiz aylarda hakları için direnen Migros işçilerine destek eylemlerine katılmak ya da 1 Mayıs'ta yürümek emniyet tarafından "terör faaliyeti" sayılmış. Ülkemizde hak arama mücadelesi hiç eksik olmadığı, bizler de yerinde duran insanlar olmadığımız için bu kısımlar oldukça uzun tutulmuş…
Deliller "terör finansmanı" kısmında daha da tuhaf bir hal alıyor. Mesela bir gencin aylar boyunca her ayın aynı günü yaptığı aynı miktardaki kira ödemesi, bir güzellik merkezine yapılan epilasyon ödemesi, bir insanın eşine gönderdiği para, iş yerinden yatan maaş ya da iki arkadaş arasında yol parası için yapılan 20 liralık bir transfer… Bunların hepsi emniyete göre "terörü" finanse etmekmiş.
Bu noktada herkesin sorması gereken bir şey var: İki üniversite öğrencisi arasındaki 20 liralık bir para transferi gerçekte neyi gösterir? Gizli bir komployu mu, yoksa üniversitede okuyan bir gencin otobüse binebilmek için bile arkadaşının desteğine ihtiyaç duyduğunu mu? Binlerce genç her gün yemek, ulaşım, kira ve ay sonunu getirebilmek; arkadaşlarıyla ya da sevgilisiyle buluşabilmek için desteğe ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyor. Buraya kadar kimse o gençlere “Aç mısın, tok musun, nerede yaşıyorsun, mezun olunca nerede çalışacaksın?” diye sormuyor. Fakat o gençlerden biri gün gelip, ona yaşatılan yoksulluğun gerçek nedenlerini ve bunun arkasında kimlerin olduğunu fark edip, tercihini Devrimci Gençlik Dernekleri’nden yana yapmışsa emniyetinden yargısına kadar herkes o gencin hesabına gelen 20 liranın peşine düşüyor. Yoksulluğumuz sadece başımızı kaldırmaya başlayınca dikkat çekiyor.
Bu saçmalıklar silsilesinin kendi içinde bir mantığı var tabii. İktidarın niyeti göstermelik de olsa "makul" bir suçlama yöneltmek, "ikna edici" deliller sunmak ya da hukuk çerçevesinde yargılama yapmak değil. Mesele toplumsal muhalefeti ve gençlik mücadelesini baskı altına almak. Buradaki tek "suç" itiraz etmek, mücadele etmek, haksızlığa sessiz kalmamak. Bu yüzden bir yığın yalan, iftira ve saçmalık üst üste diziliyor; hukuk zannedilen şey siyasi operasyonlarda dolgu malzemesi olarak kullanılıyor.
Şimdi burada, ülkesini ve halkını sevdiği için tutuklanan genç arkadaşlarımızla yan yanayız. Farklı illerde tutuklu bulunan arkadaşlarımızdan kimileri kuyu tipinin ağır koşullarına maruz kalıyor, kimileri tek kişilik hücrelerde tutuluyor, kimileri günün 24 saatini beyaz bir ışığın altında havalandırmaya çıkarılmadan geçiriyor, kimileri tek bir yatağı paylaşıyor, kimilerine ise tutuklandığı günden beri banyo imkânı verilmiyor. Haberleri sizler de takip ediyorsunuzdur.
Fakat ruh halimiz iyi, moralimiz yüksek. Dışarıda ne yapıyorsak içeride de onu yapıyoruz. Okuyoruz, düşünüyoruz, tartışıyoruz, takip ediyoruz, üretiyoruz ve mücadele ediyoruz. Bizler sonuç olarak doğru ve güzel işler yaptığımız için tutuklandık; bağımsız ve demokratik bir Türkiye istediğimiz için buradayız. Bunun huzuru da bize ihtiyacımız olan direnme enerjisini fazlasıyla veriyor.
Son olarak şunları söylemek istiyorum: Evet, özgür olmak istiyoruz ama mesele Silivri’den çıkmakla bitmiyor. Milyonlarca insanın sürekli biçimde yargı sopasıyla tehdit edildiği bir ülkede hapishane duvarlarının dışında olmak özgürlük değildir. Bu durum değişmeden dışarıda da özgür olamayız.
Özgürlük için sorumluluk almak, mücadele etmek gerekir. Herkes geleceği, sevdikleri, ülkesi ve halkı için bu sorumluluğu üstlenmedikçe hak ettiğimiz dünyaya kavuşamayız. Özgürlük ya hepimiz için ya da hiçbirimiz için.
Tekrar selamlar ve sevgiler. Aklımız da kalbimiz de sizlerle.
Berkay Ustabaş
Silivri 2 No’lu Hapishanesi
Başlarken
Her fırsatta milyonların yarattığı umut dalgalarıyla kendini gösteren halkın birleşik gücünün yenilmezliğine olan sarsılmaz inancımızla merhaba!
🔗 https://t.co/xIoP1OWaFx
İstanbul Üniversitesi öğrencisi
Taceddin Erol Şahin, Silivri 6 Nolu Hapishanesi'nin kuyu tipi ve benzeri tecrit politikalarına karşı başlattığı süresiz açlık grevi direnişinin 114. gününde.
Kamuoyuna ve tüm sendikalara açık çağrımızdır!
Aylardır Ankara'da Yıldızlar SSS Holding'e karşı enerji ve maden işçileri direniyor. Binlerce işçinin ücret, tazminat gibi en temel haklarına çöken bu holdingi devlet tüm birimleri ve güçleriyle koruyor. Bizler tüm saldırılara rağmen hakkımız için direnmekten bir an dahi vazgeçmeyeceğiz. Bu direniş sadece Yıldızlar SSS Holding'in mağdur ettiği işçilerin direnişi değildir. İşçinin hakkına çökenler; köylünün toprağına, toprağında ki mahsulüne, evine, yaşamına, doğadaki kurdun kuşun yaşam hakkına halkın doğmuş doğmamış çocuğunun yaşam hakkına da çöküyor.
Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direniş zorunluluktur.
Herkesi bizim yanımızda olmaya, maden işçilerinin direnişini direniş mevziisine çevirmeye, yurdun dört bir yanında direnmeye, alanlara, meydanlara ve fabrikalardan ses yükseltmeye çağırıyoruz.
#HırsızDışardaMadenciİçerde #MadenciMutlakaKazanacak
Adana’da mühendislik yüksekokulunda yükselen iradesi daha sonrasında Zillidede, Denizli, Barkal, Yeşilevler mahallelerinde faşist işgallerin kırılmasındaki öncü rolü. Tam anlamıyla Türkiye sosyalist hareketinin öncü kadrolarından “komutanlarından” birisidir Özenç.
ODTÜ'deki provokasyonun ardından tutuklanan aralarında bir arkadaşımızın da bulunduğu öğrenciler hakkında iddianame hazırlandı.
İktidara karşı yükselen gençlik isyanını bastırmak için örgütlenmiş; ırkçı, gerici fikirlerini bayrağın arkasına saklayan şaibeli yapıların dili iddianame tutanaklarına da yansıdı.
İktidarın yargısı ve iktidarın aparatları el ele vererek, bir manipülasyon üzerine kurulu faşist provakasyonun bahanesiyle arkadaşlarımızı aylardır haksız şekilde cezaevinde tutmakta ve 4 yıla varan cezalarla sindirmeye çalışmaktadır.
Gençliğin biriken öfkesinin, dinmeyen isyanının bu tür ayak oyunlarıyla durdurulamayacağı açıktır.
Her yerde örgütlenerek, omuz omuza vererek bu çürümüş iktidara son vereceğiz.
Arkadaşımızı alacağız!
Öğrencilere özgürlük!
ODTÜ’de faşist provokasyon sonrasında aylardır pek çok öğrenci tutuklu.
Hazırlanan iddianame de faşist provokasyonu bayrak üzerinden perdelemeye yönelik manipülasyon üzerine kurulu.
Bu vesileyle bir kez daha hatırlamak gerekirse, ODTÜ’de yaşananlar bayrağa yönelik bir saldırı değil, bir avuç provakötürün bayrağı da kullanarak gerçekleştirdiği bir operasyondur.
Haksızlık sona ermeli, tutuklu bulunan tüm öğrenciler serbest bırakılmalıdır.