"PUTİN DÜNYAYA DEDİKİ.
"Ukrayna savaşı şok edici, bunu anlıyorum."
Ama size soruyorum.!
Ama Gazze'de çocukların anestezi olmadan ameliyat olması şok edici değil mi?
Dün Kasımpaşa-Trabzonspor maçı öncesinde, röportajdan dönerken yolda bu çocukla karşılaştık.
Babası, kardeşi ve kendisi maçı izlemek için maraton tribününden bilet almıştı. Ancak üzerlerinde Trabzonspor forması olduğu için daha stada giremeden geri çevrilmişlerdi.
Çocuk hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Babası ise “Belki üzerimize bir tişört alıp formaları kapatır, öyle girebiliriz” diye çözüm arıyordu.
Dün Ankara’da Fenerbahçe forması giyen küçük bir çocuğun yaşadıkları haklı olarak büyük tepki çekti. Elbette hiçbir çocuk tuttuğu takımın formasını giydiği için böyle bir muameleye maruz kalmamalı.
Ama aynı hassasiyet herkese gösterilmeli.
Trabzonsporlu çocuklar da yıllardır deplasmanlarda benzer görüntüler yaşıyor. Dün bu çocuk daha tribüne giremeden yaşadı.
Mesele hangi takımın forması olduğu değil.
Bir çocuğun tuttuğu takımın formasını gururla giyebilmesi bu kadar zor olmamalı.
İdamı bekleyen Filistinlilerin çığlıklarını Dünya’ya duyurmak boynumuzun borcu…
Algoritmayı kırmak için bir nokta bırakıp paylaşın lütfen!
Bu zulme engel olamıyorsak duyuralım…
🇹🇷🇵🇸
📍Dağa kaçırılan, zorla savaştırılan, ailesinden uzaklaştırılan çocuklardan terör örgütünün paçavralarının çiğnendiği, tekmelendiği çocuklara… Her şey zaman meselesidir! Bu topraklar daha güzel günler görecek.
Fatih hocam,
Esra Erol'un programıyla ilgili düşüncene sonuna kadar katılıyorum, hemen kapatılmalıdır.
Fakat Müge Anlı'nın programı biraz farklı konseptte. Bu programları incelemeden önce senden de daha katıydım ama olaya toplum faydacı açıdan bakınca fikrim biraz değişti.
Denebilir ki Esra Erol'un programında da az da olsa topluma fayda var, onun neden kapatılmasını istiyorsun?!
Onun topluma faydası %10 ise zararı %90'dır. Belki daha fazla. Şahsen böyle bakanlardanım.
Müge Anlı'nın konsepti ise tam tersidir, zarar %10 belki daha az ise fayda %90+'dır.
Müge Anlı'nın programının çıkış noktası baştan farklıyken sonradan kayıp-kaçakları bulma ve 20 yıldır bulunamayan katillerin peşine düşmeye evrilmiş! Ve gerçekten birçok ailenin gönlüne de su serpmiştir. Polis neden bulmuyor da Müge buluyor diyenler yanlış düşünüyor çünkü polisin somut delillerle ortaya çıkaramadığı kayıp-katilleri canlı yayında günlerce süren anlık tanıklıklarla çelişkiler ortaya çıkarılarak somut hiçbir delil olmadan katile canlı yayında itiraf bile ettirilebiliyor. Bu da toplum lehine büyük bir faydadır. Yani mahkemede yapılan çapraz sorgudan bile daha etkili sonuçlar verebiliyor.
Zaten program, baştan "Tatlı Sert" adından da anlaşılacağı üzere toplumsal olaylara magazinel bir yaklaşımla yapılması düşünülüyorken, faydası düşünülerek zamanla şu anki fortmata evrilmiş.
Problemlilik bakımından Star'daki Uğur Arslan'ın yaptığı SANA DEĞER adlı program öğlenki programlar içindeki en beteridir bence. Tamamen evlendirme ve dedikodu üzerinedir. Direkt ahlaka vuruyor.
İkincisi Esra Erol'unki gelir.
Sonra Didem Arslan'ın programı. Ve en son Müge Anlı'nın programı.
Didem'in programı da ufak bir faydacılık yönüyle belki sınırdan kurtarabilir, ki o da reyting uğruna çok fazla goygoy yapıyor ve bunu yaparken olay sorun çözmekten çıkıp meseleleri gündemde tutmaya evriliyor ki bu da sorunu toplum hafızasında bir kötülük olmaktan çıkartıp, örneklik durumuna eviriyor ki tehlike de tam burada başlıyor.
Ama Müge Anlı'da o durum yoktur.
Bu dördünün haricinde; kayıp arama, bulma, gündemi yorumlamalı karışık konseptli öğle programlar da var.
Onların da kategorize edilmesi gerekir.
Yani bu tip öğle kuşaklarına toptancı yaklaşım hataya düşürebilir diye düşünüyorum.
Benim görüşüm bu yönde. Tabi yine de en iyisini Allah bilir. @fatihtezcan