GELELİM BÜYÜK OPERASYON ÇOCUĞU MURAT AĞIREL’E!
Buradan Murat Ağırel’e açıkça meydan okuyorum!
150 MİLYON EURO’LUK YATIRIMIM OLDUĞUNU İSPATLA; MİLLETVEKİLLİĞİM DAHİL HER ŞEYDEN İSTİFA ETMEYE HAZIRIM!
Hodri meydan!
Elinde tek bir belge, tek bir somut delil varsa çıkarıp kamuoyunun önüne koy! Ancak yoksa, insanların isimlerini kullanarak “Böyle bir iddia var” diyerek algı operasyonu yapmaktan vazgeç!
Şimdi gelelim işin asıl yüzüne!
Murat Ağırel, bana Almanya’da 150 milyon Euro yatırım yaptığım iddiasıyla ilgili TEK BİR SORU BİLE SORMADI!
Bana yalnızca Sarıgüller’le birlikte herhangi bir fonda param olup olmadığını sordu.
Ben de kendisine, “Oğlum Murat, yine yalan yanlış haberler yapacaksın, başın belaya girecek. Bak, dikkat et! Sana söylenenleri teyit et; yoksa bu işler sana girer,” dedim ve böyle bir şeyle kesinlikle hiçbir ilişkim olmadığını açıkça belirttim.
Kendisinin bu konuyla ilgili daha sonra ne yaptığını ve ne tür ilişkiler içerisine girdiğini bilemem; bunu hukuk ortaya çıkarır.
Şimdi kalkmış, meseleyi başka yerlere çekerek kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor!
MURAT AĞIREL! GAZETECİLİK YAP, OPERASYON ÇOCUKLUĞU YAPMA!
ŞİMDİ SANA BİR ŞEY DAHA SÖYLEYEYİM, MURAT AĞIREL!
Seninle ilgili bize ne iddialar geliyor, haberin var mı? Üstelik öyle bir iki tane de değil! Haddi hesabı olmayan iddialar ulaşıyor!
Peki biz ne yapıyoruz? Elimize ulaşan her iddiayı araştırmadan, belgesini görmeden ve doğruluğunu teyit etmeden ekranlara mı taşıyoruz?
HAYIR! ÇÜNKÜ GAZETECİLİK, ÖNÜNE GELEN HER İDDİAYI İNSANLARA ÇAMUR ATMAK İÇİN KULLANMAK DEĞİLDİR!
Sen çıkıp ekranlarda, “Bana böyle bir iddia geldi, ben de bu iddiayı araştırıyorum,” diyerek henüz doğruluğunu ortaya koyamadığın meseleleri insanların isimleriyle birlikte kamuoyuna taşıyorsun!
BU NASIL BİR GAZETECİLİK ANLAYIŞIDIR? BU NASIL BİR SORUMSUZLUKTUR?
BAK, ADAMIN ASABINI BOZMAYIN!
İnsanlara iftira niteliğinde iddialar yöneltmekten ve insanların üzerine çamur sıçratmaya çalışmaktan vazgeçin!
KİMSENİN ŞEREFİ, NAMUSU VE HAYSİYETİ SİZİN REYTİNG MALZEMENİZ DEĞİLDİR!
Bu konuda aslında hiçbir açıklama yapma niyetim yoktu. Ancak özellikle kendisini muhalif olarak tanımlayan bazı medya organlarının gece gündüz şahsımı hedef alan, asılsız olduğunu belirttiğim iddialarla dolu yayınları karşısında susacak değilim!
Bu saldırıların tesadüf olduğunu da düşünmüyorum!
Ne zaman muhalefetin canını sıkacak, rahatsız edecek ve cevap vermekte zorlanacağı meseleleri gündeme getirsem aynı çevreler hep birlikte harekete geçiyor!
SİZ BENİ BU TÜR OPERASYONLARLA SUSTURABİLECEĞİNİZİ Mİ SANIYORSUNUZ?
Yanılıyorsunuz!
Ne yalan haberlerinizden korkarım ne kurmaya çalıştığınız algıdan ne de üzerime hep birlikte gelmenizden!
SÜREKLİ İNSANLARA ÇAMUR ATMAKLA, İFTİRA NİTELİĞİNDE İDDİALAR ORTAYA ATMAKLA, İNSANLARIN ŞEREFİNİ VE İTİBARINI HEDEF ALMAKLA MEŞGUL OLAN BU HAYSİYETSİZ TUTUMUN HESABINI MUTLAKA HUKUK ÖNÜNDE SORACAĞIM!
YALAN HABER YAPMAYI KENDİSİNE ADET EDİNDİĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜM, ARDINDAN TEPKİLER YÜKSELİNCE HİÇBİR ŞEY OLMAMIŞ GİBİ KENDİNİ MASUM GÖSTERMEYE ÇALIŞAN BU KİŞİLERİ İYİ TANIYIN!
Önce insanların üzerine asılsız iddialarla gidip itibarlarını hedef alacak, sonra da hesap sorulduğunda mağdur rolüne bürüneceksiniz, öyle mi?
YOK ÖYLE YAĞMA!
Önce attığınız manşetlerin, ortaya koyduğunuz iddiaların ve yaptığınız haberlerin arkasında durmayı öğrenin!
Kimse gazetecilik adı altında insanların onuruyla, haysiyetiyle ve itibarıyla istediği gibi oynayabileceğini sanmasın!
İFTİRA ATMAYI GAZETECİLİK, İNSANLARA ÇAMUR ATMAYI MARİFET, ALGI OPERASYONU YAPMAYI DA HABERCİLİK SANANLARA SÖYLÜYORUM: BU İŞİN PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIM!
Tüm hukuki haklarım saklı kalmak kaydıyla, şahsıma yönelik bu iddiaların hesabını hukuk önünde soracağım.
HEPİNİZE SON SÖZÜM ŞUDUR:
İFTİRA ATARAK, ÇAMUR ATARAK VE İNSANLARIN İTİBARINI HEDEF ALARAK BENİ SUSTURAMAZSINIZ!
HİÇBİRİNİZDEN KORKMUYORUM!
TOPUNUZ GELİN!
HODRİ MEYDAN!
Banka hücumunda ilk koşana tam ödeme, geride kalana kırıntı mı?
Bu adalet olmaz.
PBLK'daki emirlerin çoğu 14-16 Eylül'deki paniğin ürünü.
Eşit dağıtım doğru, bunu '250 bin kişinin parasına çökülüyor' diye sunmak ise popülizm.
Asıl vurgunu yapanlar Ağustos'ta çıktı. Konuşulması gereken onlar.
Grok'u test ettim. Aynı kalıptaki üç cümleyi üç ayrı temiz sohbette sordum, sadece tarafı değiştirdim:
🇷🇺 Bir Rus bakan: "Moskova'nın geleceği Kiev'e uzanmak, yavaş yavaş."
🇵🇸 Bir Filistinli bakan: "Filistin'in geleceği Hayfa ve Tel Aviv'e uzanmak, yavaş yavaş."
🇮🇱 İsrail Maliye Bakanı Smotrich: "Kudüs'ün geleceği Şam'a uzanmak, yavaş yavaş."
Grok'un yorumları:
Rus bakan → Rusya'nın uzun vadeli hedefi
Filistinli bakan → Tüm Filistin liderliğinin gizli hedefi, fark yöntemde, hedefte değil
Smotrich → Aşırı sağ vizyon, devlet politikası değil, abartmamak lazım
İroni şu: Üç sözden sadece Smotrich'inki gerçek. Kendisi İsrail Maliye Bakanı ve Batı Şeria'dan sorumlu. Diğer ikisi isimsiz ve varsayımsal. Ama "röportaj eski", "belgesel kurgulamış" gibi hafifletici bağlamı sadece gerçek olan aldı. Filistinli bakan için ise FKÖ'nün 1993'te İsrail'i resmen tanıdığı bile anılmadı.
Sistem talimatını da sordum: İsrail'e özel bir ifade yok. Yani ortada bir emir yok, eğitimden ve kaynak seçiminden gelen bir eğilim var. Ama sonuç değişmiyor: aynı cümle, üç farklı ölçü.
"Maksimum hakikat arayan" bir yapay zekâdan beklenen bu değil. @grok
Murat Ağırel’in Tera portföyün avukatı ile ne işi varmış? Senin avukatınmış?
@muratagirel
Evrağı @OsmanGokcek_ yayınlayım demiş, izin vermemişsin?
Ne saklıyosun?
Ellerinde olsa yayınlarlar
Bu Feto taktiği
17-25’de vardı bi hesap 31’ı martı bekleyin, neler paylaşacağız diye kitlesindeki enayileri motive eden
Şimdide muhalif seçmeni enayi yerine koyuyorlar
SON DAKİKA | YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale:
“Eğer Erdoğan pazartesi gününe kadar tam listeyi vermezse buradan AKP’nin çok önde gelen ve şu ana kadar konuştuğumuz meblağların yüzlerce kat üstünde işlem yapan isimlerin de dahil olduğu listeyi sizlere açıklayacağız”
Sayın öz-LALE,
Siyasette tetikçi olmanın en kötü yanı, bir süre sonra herkes tarafından kullanılabilir hale gelmektir.
Size samimi bir uyarıda bulunayım: Özgür Özel sizi mayın eşeği olarak kullanıyor...
@UmitOzlale
Sayın Cevdet Yılmaz’a açıkça soruyorum:
• Kabinenizde, babası üzerinden bir fona 470 milyon TL yatırıp, fon krizi patlamadan önce 830 milyon TL ile çıkan bir bakan var mı?
• Mevcut kabinede, 170 milyon TL ile fondan kriz patlamadan önce çıkan başka bir bakan var mı?
• Ve sizin Özel Kalem Müdürünüz Fatih Kılınç’ın Pusula’nın kapalı fonunda parası var mıydı?
Sn. Cumhurbaşkanımız @RTErdogan: “İster siyasetçi, ister ekonomist, isterse simsar olsun; sermaye piyasalarını manipüle etmeye çalışan tamahkarlara meydanı boş bırakamayız.”
📍Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni
Sayın Davutoğlu'nun evladının nikah töreninde yaptığım konuşma sebebiyle kamuoyunda bir tartışma başlatıldı. Maksatlı ve kötü niyetli birtakım insanlar, her zaman olduğu gibi sözlerimizi bağlamından kopararak başka anlamlara çektiler.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki konuşmamın ardından Fatih Belediye Başkanı Sayın Ergün Turan'ın yaptığı son derece nazik konuşma için kendisine teşekkür ederim. Ergün Bey'i TOKİ Başkanlığından beri yakından tanır ve takip ederim. Kendisi fevkalade başarılı, iki dönemdir Fatih'e çok büyük hizmetlerde bulunmuş; ahlakı, çalışkanlığı ve kişiliğiyle yüz akı olan bir belediye başkanımızdır.
İkinci olarak, sosyal medyada ezeli düşmanlarım sayılabilecek, bir kısmı ahlak ve haysiyetten yoksun kişilerin yaptığı terbiyesizce açıklamaları Allah'a havale ediyorum. Onlarla nasıl hesaplaşacağımı iyi bilirim, ancak sarf ettikleri hakaretleri kendilerine misliyle iade ediyorum.
Üçüncü husus olarak, neden böyle bir konuşma yaptığımı açıklamak isterim. Ben, 5 yıldan uzun süre Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın, 1,5 yıl kadar da Sayın Davutoğlu'nun başbakanlığında en yakın yardımcısı olarak görev yaptım ve bundan iftihar ediyorum. Her iki başbakanımızın döneminde de —özellikle Sayın Erdoğan'la başladığımız süreçten itibaren— büyük bir sadakatle görevimi en iyi şekilde yaptım; kendilerine saygıda kusur etmedim ve talimatları dışına çıkmadım. Aynı uyumlu çalışmayı Sayın Davutoğlu ile de sürdürdük.
Daha önce de ifade ettiğim gibi, Cumhurbaşkanımızla geçmişe dayanan bir kardeşlik hukukumuz var. Biz bu yollarda beraber mücadele ettik; Millî Türk Talebe Birliği'nden yetiştik. Millî Selamet Partisi döneminde onlar gençken ben il başkanıydım; Refah ve Fazilet partilerinde hep birlikte gayret gösterdik. Ben milletvekiliyken o belediye başkanımızdı. Sonrasında Türkiye'ye en hayırlı hizmeti yaparak AK Parti'mizi kurduk; o da liderimiz, genel başkanımız ve başbakanımız oldu.
Bugüne kadar hiçbir zaman birbirimizden kopmadık ve karşı karşıya gelmedik. Cumhurbaşkanımızla yolumuz, davamız, inancımız birdir. Ama bazı mizaç farklılıkları pek tabi olabilir. Esasta biz birbirimizin dava arkadaşıyız. Kader birliği yaptık. Vesayetleri birlikte sona erdirmek için birlikte gayret ettik. Kaldı ki ben hiçbir zaman partiye muhalif olmadım, AK Parti'nin dışına çıkmayı aklıma bile getirmediğim gibi gelen teklifleri de elimin tersiyle ittim. "Bu parti bizim evimizdir, o bizim liderimiz ve genel başkanımızdır" dedik; herkes bu cevabı en az 10 yıldır verdiğimizi bilir.
Dolayısıyla, onun hukukunu korumak bizim birinci görevimizdir. Eğer kendisine gerçekten tahkir maksatlı bir hakaret yapılmışsa, bunun cezasını ilk önce biz veririz. Ancak şunu unutmamak gerekir: Türkiye'nin devlet geleneğinde ve halkımızın Cumhurbaşkanına bakış açısında, hele ki bu kadar büyük hizmetleri olmuş bir lider için, 86 milyon insan arasından tek bir kişi bile ona hakaret etmeyi aklından geçirmez.
Son zamanlarda mesnetsiz kişilerin bilerek hakaret etmesi bilinen bir gerçektir. Ancak siyasî kimlik taşıyan kişilerin, yapılan eleştirilere —ne kadar ağır olursa olsun— daha fazla tahammül göstermesi gerektiğini de bilmemiz gerekir. Güncel yargı ve AİHM kararları da göstermektedir ki, 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı aynı zamanda siyasî bir kimliğe ve parti genel başkanlığı görevine sahiptir. Partilerin genel başkanları da bu sıfatları nedeniyle birbirlerini en ağır şekilde eleştirebilirler.
Eğer bu sözlerde kötü bir amaç veya haksızlık aranacaksa; geçmişte başka partilerde olup bugün AK Parti'ye katılanların veya Cumhur İttifakı içinde yer alıp doğrudan hakaret sayılabilecek sözler sarf edenlerin de herhalde yargılanması gerekir.
Sayın Murat Ağırel’in ortaya attığı iddiaların ardından yapılan medya taraması, konunun kamuoyunda nasıl ve ne ölçüde işlendiğini açıkça ortaya koymaktadır. Yaklaşık 233 gazete haberi, 4094 internet haberi ve 19 saati aşkın televizyon yayını gerçekleştirilmiş; bu süreçte babam İbrahim Melih Gökçek’in ismi sistematik biçimde kamuoyunun gündemine taşınmıştır.
“BASINDA ÇIKAN” iddialar üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır.
Kamuoyunun cevap beklediği ilk ve temel soru şudur:
Günlerce televizyonlarda, gazetelerde ve internet yayınlarında “İbrahim Melih Gökçek” adını zikrederek yurt dışına para çıkarıldığına dair son derece ağır ithamlarda bulunan Sayın Murat Ağırel, savcılık huzurunda verdiği ifadede İbrahim Melih Gökçek’in ismini neden bir kez dahi geçirmemiştir?
Bu çelişkinin somut örneği, 31 Ağustos 2026 tarihli Yurttaş TV yayınında (Adliye önü açıklama)yer almaktadır. Sayın Ağırel söz konusu yayında, “Melih Gökçek ve oğlu Ahmet Gökçek ile Hülya Gökçek’in Düsseldorf’ta kurmuş olduğu bir şirket var” demek suretiyle babamın ismini açıkça kullandığı sadece bir örnektir.
Ekran karşısında isim vererek bu denli ağır bir iddiada bulunan bir kişinin, savcılık ifadesinde aynı ismi tamamen yok sayması izah edilmesi gereken ciddi bir tutarsızlıktır.
Kamuoyu önünde günlerce isim zikredip ithamda bulunmak, konu yargı mercileri önüne geldiğinde ise aynı ismi bir kez bile anmamak kabul edilebilir bir durum değildir. Sayın Ağırel’in bu çelişkiyi öncelikle kamuoyuna açıklaması gerekmektedir.
İkinci ve en az bunun kadar önemli olan husus, Sayın Ağırel’in televizyon yayınlarında Türk yargısına yönelik kullandığı dil ve takındığı tavırdır.
Ben ve 25 yıl Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmış olan babam İbrahim Melih Gökçek, devam eden soruşturmaya zarar vermemek adına soruşturmanın esasına ilişkin herhangi bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınmış; Türk adaletine güvendiğimizi ve ortaya çıkacak hukuki sonuca saygı duyacağımızı açıkça beyan etmişizdir.
Buna rağmen Sayın Murat Ağırel, babamın ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakılmasını gerekçe göstererek Cumhuriyet Başsavcılığını ve yargı mekanizmasını zan altında bırakmakta, kamuoyunda adalete yönelik şüphe üretmeye çalışmaktadır.
Buradan Sayın Murat Ağırel’e açıkça soruyorum:
Devam eden bir soruşturmada Cumhuriyet Başsavcılığının tesis ettiği hukuki işlemler üzerinden Türk adaletini suçlama ve kamuoyunda şüphe uyandırma hakkını kendinizde nasıl görüyorsunuz?
Kamuoyu önünde günlerce “İbrahim Melih Gökçek” dedikten sonra savcılık ifadenizde İbrahim Melih Gökçek’in ismini neden zikretmediğinizi açıklamak yerine, şimdi neden savcılığı ve yargı mekanizmasını hedef alıyorsunuz?
Siz kim oluyorsun da Türk adaletinin yerine kendinizi koyup, devam eden bir soruşturma hakkında yargı makamlarına talimat verircesine konuşma hakkını kendinizde buluyorsunuz?
Adalet kişilere göre değişmez.
Adalet makamlara göre değişmez.
Adalet, bir gazetecinin veya bir siyasetçinin beklentisine göre şekillenmez.
Biz Türk adaletine güveniyoruz. Soruşturmanın sonucunu sükûnetle ve hukuka bağlılık içinde bekliyoruz.
Bu açıklamalarımı ispatlamak amacıyla, savcılıkta İbrahim Melih Gökçek’in ismini tek kelime dahi zikretmeyen; buna rağmen yaptığı yayında kendisini suçlamaya devam eden, Türk adaletine parmak sallayan ve kendisini hukukun üstünde gören Murat Ağırel’in videosunu izlemenizi rica ediyorum.
KAMUOYUNUN DİKKATİNE
Son günlerde Murat Ağırel tarafından şahsıma atfedilen ve kamuoyunda tartışmalara yol açan, adıma kayıtlı 23 adet taşınmaz bulunduğu yönündeki mesnetsiz iddialar hakkında İKİNCİ KEZ bir açıklama yapma gereği doğmuştur.
Öncelikle belirtmek isterim ki, söz konusu iddialar gerçeği yansıtmamakta olup, tamamen asılsızdır. Adıma kayıtlı 23 adet taşınmaz olduğuna dair dile getirilen beyanlar tapu kaydına dayanmamaktadır. Bu tür iddialar, şahsımı ve ailemi hedef alarak kamuoyunda yanlış bir algı oluşturma çabası taşımaktadır.
Tüm mal varlığım ve taşınmazlarım E-DEVLET kayıtlarında şeffaf bir şekilde yer almaktadır.
E-DEVLET kayıtlarına girildiğinde bu tür bir durumun mevcut olmadığı açıkça görülecektir.
Hukuka ve adalete olan inancımız tamdır. Bu tür asılsız ve iftira niteliğindeki iddiaları ortaya atanlar hakkında, şahsiyet haklarımızın korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında cezalandırılması için MURAT AĞIREL HAKKINDA RESMİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMUŞTUR…
BİLGİLERİNİZE…