Vatanı sevmek, sadece sınırlarını korumak değil; onun toprağına, doğasına ve sokaklarına sahip çıkmaktır.
Canımızdan aziz bildiğimiz bu topraklara çöp atarak kirletmek, bu ülkenin geleceğine ve emeğine saygısızlıktır.
Milli şuur ve vatanseverlik, çevre bilinciyle başlar.
Hocam, mesele zaten zeytini veya kızılçamı tek başına putlaştırmak ya da düşman ilan etmek değil; asıl tepki gösterilmesi gereken nokta monokültür ormancılık zihniyetidir.
Kızılçam bu coğrafyanın asli unsurlarından biridir; ancak binlerce hektarı tek tip, arasına kuş uçmaz kervan geçmez bir şekilde uçsuz bucaksız çam denizine (monokültüre) çevirdiğinizde, ekosistemin doğal fren sistemlerini yok etmiş oluyorsunuz.
Oysa Akdeniz ekosisteminin doğası çeşitliliktir; sadece kızılçam değil; keçiboynuzu (harnup), defne, menengiç, pırnal meşesi ve zeytin gibi yangına dirençli, yapraklarındaki nem oranı yüksek ve reçine tuzağı kurmayan odunsu türlerle zenginleştirilmiş bir mozaik yapı gerekir.
Çam ormanına karşı bir alerjimiz yok; asıl tehlike, doğanın bu karmaşık ve dirençli dokusunu bozup her yeri tek tip yanıcı madde deposuna çeviren o dikey ve yatay monokültür ezberidir. Ormanı da tarımı da yaşatacak olan çeşitliliktir.
@barlasia Hitler'in hiç ettiği aslında eski Türk kültürüne ait olan Oz Tamgası.
Ruhun "ozlaşması" yani öze dönüp Tanrı'ya ulaşmasını sembolize eden kadim bir işarettir.
@mehmettuluce51 İlk sürüm illa gerekiyor demek ki... Yine de sürmediğim küçük bir yerde tohum topları ve bol malçlama ile bir deneme parseli oluşturacağım. Sağolun🙏
@slck1923@mehmettuluce51@kpehlivanoglu Hayatımda ilk defa eski usül koyun otlatan çobandan aldığım sütü kaynatırken içine su katıyorum ki yoğurt katılıktan peynir gibi olmasın. İnsanlar da uğraşsın dursun türlü türlü yöntemle nasıl taş gibi yoğurt tutturulur diye... Tadından bahsetmiyorum bile!
Ege, Yunanca değil. Ege adının Yunanca olmadığı Batılı etimologlarca ortaya konmuş olduğundan, Atatürk 1930'da Adalar Denizi yerine Ege Denizi adını kullanmış ve 1930 sonrası resmi yazışmalarda, ders kitaplarında, Türk Tarih Tezi yayınlarında Ege adı kullanılmaya başlanmıştır.
@gamzecengiz076 ++
3.Verimli ormanlarımızın yerine dikilen bu çamlar belli bir süre sonra tekrar kesilip talaş fabrikalarına yollanıyor. Aslında OGM "ne kadar çok ağaç diktik" algısı yaparak zihinleri bulandırıyor.
4.Bu ormanlar kesilirken yapılan doğa katliamı da ayrı bir konu. ++
What we watch now is the agony of the West. It started long ago. But the fall was delayed by the cowardice of the Rest being deeply hypnotized by the decaying West like a rabbit by a snake. Iran has a historical mission to break the spells. Afterwards the humanity will be free.
The people of the West was and is the first victim of the Beelzebul's elite, the hostage of it. In the reality the West is as well colonized as the Rest by the hidden unhuman force. So it is not so much the Rest against the West but the common rebellion against Satan.
Köylerdeki mülkiyet kördüğümünü bilmeden "yasaya uyun" diye höyküren yasa severlere bir çift sözümüz var.
Sizin o kutsadığınız mevzuat, Anadolu’nun gerçeğine çarpıp un ufak oluyor.
Buyurun, o masa başı cehaletinizle yüzleşin.
Mevzuat; "5 dekar olacak, yola cephen olacak, müstakil tapu olacak" diye dayatıyor. Bu şartları sağlamak bugün imkansız. Ne dede toprağını bekleyen köylüde var bu imkan, ne de şehirden kaçıp "ben de üreteceğim" diyen hevesli insanda.
Yasa severlerin anlamadığı en büyük engel: Hisseli Tapu.
Adamın 5 dekar fiilen işlediği, emek verdiği arazisi var ama tapuda ismi olan onlarca hissedar var. Bir tek kişi inat etse, 5 dekarın sahibi o toprağa bir kulübe yapamaz. Sizin yasa dediğiniz şey burada adaletsizliğin dik alasıdır.
Şehirden kaçıp tarım yapmak isteyen insanı "betoncu" diye yaftalamak en büyük haysiyetsizliktir. Bu insanlar beton yığınlarından kaçıp toprağa sığınıyor. Mevzuat onlara yasal bir yol bırakmadığı için kaçak damgası yiyorlar. Üretmek isteyeni suçlu ilan eden sistem, bizzat sorunun kaynağıdır.
3-5 dönüm yeri eken, biçen, koruyan üretici nerede kalacak
rezidansınızdan, klimalı odanızdan tarım güzellemesi yapmaya benzemez bu işler.
Barınma haktır, üretim ise zorunluluktur.
Milyarlık dev otellere, sahil yağmacılarına imar barışı gelirken gıkınız çıkmaz; ama tarlasında başını sokacak bir dam yapan üreticiyi linç edersiniz. Sizin derdiniz hukuk değil, kırsaldaki insanın yaşam hakkına duyduğunuz o hastalıklı şehirli kibridir.
Tarımı saksı çiçeği sanan bu cahil güruh bilmeli ki; üreticinin barınamadığı toprakta üretim ölür. Bizim ihtiyacımız olan şey sizin o körü körüne savunduğunuz kağıt parçaları değil; toprağı işleyeni ve toprağa döneni suçlu ilan etmeyen, gerçekçi bir Kırsal Mimari Devrimidir.
Hobi bahçeleri kırsala dönüşüm ilk adımıdır
Yan bir geliri olan bir emeklinin veya bir çalışanın mutlu huzurlu güvenle yaşayabileceği, kendi sebzesini yetiştirebileceği 3-5 tavuk besleyebileceği küçük ama iş görecek alanlardır. Zevzeklik yapmasın kimse
#TarımGerçeği #MülkiyetÇıkmazı #YasaSeverler #ÜreticiHakkı #KöyeDönüş #TarımMevzuatı