Akademisyen Ömer Demirbağ, sabretmenin inceliğinden bahsetti:
"Halının üzerinde ilerleyen küçücük karınca, halıdaki bütün nakışı göremez.
Göremediği için de fark ettiği çizgileri, renkleri anlamsız zannedebilir.
O karıncanın tutup havaya kaldırıp bakmasını sağlayacaksınız ki nakışı görsün.
Aynı şekilde bu dünya hayatında kısacık ömrümüzde istediğimiz şeylerin neticelerini, sebeplerini, sonuçlarını bilmeden istiyoruz.
Her şeyi bilen O'dur ve verecek olan da O'dur.
Verdiği zaman da Allah-u Teâlâ seni oyuna getirmez. Hâşâ, O noksan sıfatlardan münezzehtir.
Verdiği zaman sana zararlı olmayacak, seni pişman etmeyecek şekilde verir.
Bu nedenle istediğin şey hemen olmuyor diye hemen mızmızlanma. Sabret.
Ne diyor? 'Sabır ve namazla benden isteyin.'
Sabretmenin şeyi bu. Çünkü Allah-u Teâlâ'nın hesabını biz bilemeyiz."
Yaşım ilerledikçe Yakup aleyhisselam'ın neden "Ben acımı ve kederimi sadece Allah'a arz ederim" dediğini daha iyi anlıyorum.
Haykırsanız da insanlar sizin acınızı anlamıyor, ama sadece Allah'a yöneldiğinizde yakarışlarınızı asla karşılıksız bırakmıyor.
Arkadaşlar,yarının belirsizliği sizi umutsuzluğa sürüklüyorsa,Secde Suresi 17.ayeti hatırlayın:“İnsan kendisi için saklanan nimetleri,gözlerini kamaştıracak güzellikleri bilemez.”Belki de endişeyle baktığınız gelecekte,hayal bile edemeyeceğin kadar güzel şeyler saklıdır. Sabredin