İstanbul'da ve çevresinde depremi hisseden herkese çok geçmiş olsun. Umarım herkes iyidir.
Yalnız yine bir depremde kriz anında sevdiklerimize ulaşamadık telefonlarla. Operatörlerin bu acizliği gerçekten artık olacak şey değil. Whatsapp'tan arama ya da yazışma var neyse ki.
Silivri Cezaevi’nden beni çok mutlu eden bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Cumhuriyet Halk Partimizin Cumhurbaşkanlığı önseçiminde rekor düzeyde bir katılım gerçekleşti.
15 milyon vatandaşımız oy kullandı. İktidarın zulmünden, tarumar edilen ekonomiden, liyakatsizlikten, hukuksuzluktan canı yanan bu ülkenin on milyonları sandıklara koştu.
Erdoğan’a “artık yeter” dedi.
Bu gece Saraçhane’de ve ülkemin dört bir yanındaki meydanlarda haykıran milyonlara selamlarımı gönderiyorum.
O sandık gelecek, millet bu iktidara unutamayacağı bir tokat atacak.
Çok üzülüyorum, olan yine milletimize oluyor.
Bizim üzerimizden milletin iradesine vurdukları bu darbe, yıllardır harap hale getirdikleri ekonomimizi ve Türkiye’nin geleceğini daha büyük bir tehlikeye sokuyor. Bu siyasi darbe yüzünden üç gündür ülkemizin ekonomisi daha da eriyor.
Kendi bozdukları ekonomiyi millete çile çektirerek düzeltmeye çalışanlar, yine milletimizin sırtına kaldırması güç bir yük yüklüyorlar.
Allah şahittir, biz milletimize çektirdikleri çile azalsın diye çalıştık. Milletimiz biraz da olsa nefes alsın diye çalıştık. İnsanımız bu ekonomik krizde kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin diye canla başla çalıştık.
Milletimiz bunu gördüğü için bizden desteğini hiç esirgemedi. Bu samimi destek yüzünden bizi hapse, insanımızı da yokluğa mahkum etmek istiyorlar.
Milletimize sesleniyorum:
Sizin desteğinizle önce bu darbeyi yeneceğiz, sonra da bize bunu yaşatanlar göndereceğiz.
Bu fedakar ve çalışkan millete yaşattıkları ekonomik krizi de çileyi de biz bitireceğiz!
Faşizmin temel özellikleri:
· Diktatörlük: Gücün tamamını elinde bulunduran “yüce bir lider” devletin çıkarlarını koruyacaktır. Bu lider milletiyle o denli sıkı bir bağa sahiptir ki, her şeyi görmek ve her şeyi bilmek gibi mitolojik özellikleri vardır. Dolayısıyla, lidere yapılan her saldırı millete yapılmış demektir. Lider=millet’tir.
· Bireyin rolü: Faşistler bireyin görevinin devlete hizmet etmek olduğuna inanır; bireysel özgürlük diye bir şey yoktur. Faşizmin amacı devletin güdümünde toplumu birleştirip seferber etmektir. Bir vatandaş için en yüce görev, yüce liderin tarif ettiği şekliyle “millet”in şerefi için çalışmaktır.
· Hükümetin rolü: Amaçlarına ulaşmak için yüce liderin başında bulunduğu faşist hükümet sadece siyaset kurumunun değil, bütün kurumların üzerinde hakimiyet kurar: Eğitsel, kültürel, ekonomik, dini ve diğerleri. Başka bir deyişle, vatandaşların hayatlarının faşist lider tarafından düzenlenmeyen hiçbir bölümü yoktur. Faşizm totaliterdir.
· Hesap vermezlik: “Yüce lider” her şeyi “milleti” için yapmaktadır. Millet için yapmaktadır fakat bir yandan da o kadar “yüce”dir ki, onun yapıp ettiklerini, devlet kasasından harcadıklarını kontrol etmek, denetlemek gibi bir şey olsa olsa bir hakaret anlamına gelmektedir. Güçler birliğini sağlamış lider, hiçbir konuda hesap vermez, hesap vermesi teklif dahi edilemez. O ne yaparsa, “millet”in hayrı için yapmaktadır.
· Hukukun düşüşü: Yasalar, ancak “milletin” “çıkarlarını” koruduğu sürece yasa olma kimliğindedir. “Milletin” çıkarına karşı hiçbir yasaya uyulmaz. Çok gerekirse yasa ya da anayasa değiştirilir. Lider=millet olduğu için liderin beğenmediği hiçbir yasaya uyulmaz.
· Kutuplaştırma: Faşizm, dost-düşman ikilemi üzerine kuruludur. Faşizm için “makbul vatandaşlar” ve yok edilmesi gereken düşman, vatandaş olduğuna ilişkin nüfus kağıdına sahip olmalarına rağmen hain olanlar vardır. Bu hainlere hiçbir şekilde müsamaha gösterilmez. Hakları, malları, özgürlükleri, canları; kısacası her şeyleri ellerinden alınır. “Gerçek halk”, bu “hainlerin” hakkından gelecektir; arkalarında “yüce lider” ve onun tümüyle ele geçirmiş olduğu devlet aygıtı, yargı, kolluk kuvvetleri ve ordu vardır.
· Saldırganlığın rolü: Faşizm, devletin sınırları içinde ve dışındaki muhaliflerine karşı şiddet kullanımını savunur. Faşizm, bu şiddeti halkın büyüklüğünün bir ifadesi ve milletin kaderi olarak meşrulaştırır. Faşizmde sivillerden silahlı paramiliter örgütler kurulması ve bu örgütlerin, liderin yolundan gitmeyenlere fiziksel şiddet uygulaması yaygındır. Bu şiddet eylemleri kolluk güçleri tarafından görmezden gelinir, yargı şiddet gösterenleri değil, şiddet görenleri suçlu bulma eğilimi gösterir.
· Mitlere inanma arzusu: Faşizm, millete ve devletin geçmişine atfedilen efsanevi geçmişi idealleştirir ve o “değerlere” dönüşü vadeder. Mitlerin doğru olup olmamaları önemli değildi; önemli olan insanların, mitlerin doğru olduğuna inanmalarıdır.
· Faşizmde Milliyetçilik: Vatandaşların ülkelerine hissettikleri koşulsuz olumlu duygular ve sadakat, faşizmde, o ülkeyi ve “milleti” tek bir bedende temsil eden “yüce lidere” koşulsuz sevgi ve sadakat anlamına gelmektedir.
· Duygusalcılık: Faşizm insanları harekete geçirme konusunda duygunun akıldan daha büyük bir rol oynadığı fikrine dayanır. Faşist lider yeterince ikna edici semboller ve mitler öne sürerek muhakeme ve vicdanı işlevsiz bırakan ilkel duygulardan sıkça faydalanır.
Batak müteahhitin sıfır Mercedes çekip kentsel dönüşümden gariban tokatladığı bereketli Anadolu toprakları burası. Zenginin çok, servet sahibi insanın az olduğu. Varlıklı insanların evine sağ salim döndüğünde dua ettiği devletsiz ve siyaseten sıfır temsil edilen hiçleriz biz.
Herkese sonsuz teşekkürler
Hem arkadaşlarım hem de aynı zamanda meslektaşlarım olan Simon Johnson ve James Robinson ile beraber, 2024 Nobel Ekonomi Ödülü’ne layık görülmüş olmaktan son derece mutlu ve gururluyum.
Aynı zamanda bu ödülün, ekonomik büyümenin anlaşılmasında kurumların rolünün önemini ve demokrasi ile siyasi değişim meselelerini vurgulamasıyla, sadece Simon, Jim ve benim çalışmalarımı değil, aynı zamanda bu konuda emek sarf eden bir çok harika genç ekonomist ve sosyal bilim insanının da çalışmalarını takdir etmiş olmasından dolayı da çok mutluyum.
Demokrasi olgusunun saldırı altında olduğu zamanlardan geçiyoruz. Yapay zeka ile ilgili bir çok konu, ekonomik eşitsizlikler, çalışma hayatının geleceği, yaşlanan dünya ve iklim değişimi gibi hepsi birbirinden önemli konularla baş edebilmek için gerekli olan toplumsal mutabakatı sağlamanın yolu her zamankinden daha güçlü kurumlara sahip olmaktan geçiyor. Temennim, bu ödülün vurgusunun dünyada kurumları ve demokrasiyi güçlendirmenin ne kadar zorlu bir mücadele gerektirdiğine ışık tutacak olması.
Beni gerek kişisel olarak gerekse mesajlarla ve sosyal medya üzerinden tebrik eden ve iyi dileklerini gönderen herkese minnettarım.